Beyin Cerrahisinin Anadolu da Doğuşu ve Gelişimi — Uygur Er

Beyin Cerrahisinin Anadolu da Doğuşu ve Gelişimi
Uygur ErHipokrat Kitabevi
Beyin Cerrahisinin Anadolu da Doğuşu ve Gelişimi
Uygur ErTarih geçmiş ile gelecek arasında bitmeyen bir diyalogdur Edward Hallett Carr 1961 Tarih ile mesleki akademik anlamda ilgilenen geçmişe ilişkin olayları yer ve zaman göstererek ve yaşandığı dönemin koşullarını göz önünde bulundurarak yorumlayan ve neden sonuç ilişkisine bağlı sistemik bilgileri araştıran derleyen ve sunan kişilere tarihçi dersek meslekten tarihçi olmayan birinin tarih yazımına soyunmasının pek çok güçlükler barındırdığı açıktır Her şeyden önce tarih yazıcılığı kaynaklara eleştirel bakabilmeyi gerektirir Elinizdeki malzemeye eleştirel bakabilmenin yanında bu malzemeden özgül yanların seçilerek bir anlatım bütünlüğü içinde birleştirilebilmesi gerçek bir güçlüktür Bu güçlüklerden bir diğeri meslekten tarihçilerin de karşı karşıya olduğu gerçeği olduğu gibi yansıtabilme sorunudur İçinde yaşadığımız dönem kadar yakın geçmişin anlatısında dahi yazıcının siyasi kültürel akademik dünya görüşünün bilgi ve biriminin anlatıyı ne kadar değiştirebildiğine tanık oluyoruz Yüz yıllar hatta bin yıllar öncesinden gelen son derece kısıtlı kaynaklarla objektifliği yakalayabilmek ise olanaksıza yakın zorluktadır Ancak takdir edilmelidir ki yöntembilimsel bilgi ve deneyim eksikliği nedeni ile mesleği tarihçilik olmayan biri için bu sorun daha da büyüktür İkincisi konunuzla ilgili gelişmeleri olay ve olguları anlatırken çevresel siyasi ekonomik tarihsel koşulları da verebilmeniz gerekir Tarih geçmiş zamanlarda olup bitmiş olayları ve haberleri derleyip nakletmek değildir Olay ve olguları kuru kuruya birbiri ardınca sıralamak nedensellik ilişkisinin yakalanmasına fayda vermeyecektir Bu yazım tarzı ile okuyucu neden sorusuna yanıt bulamaz Bu hatayı özel bir konunun tarihçesini yazmaya soyunan ve tarihçi olmayan daha ziyade ilgili alanın profesyoneli olan tarih meraklısı yazarlarda sık görmekteyiz Ancak meslekten tarihçi olmayan başka meslek üyelerinin de kendi mesleklerinin tarihlerini araştırması ve yazması kanımca bir zorunluluktur Çünkü mesleklerini ilgilendiren birtakım sorunların çözümünde ne gibi aşamalardan geçildiğini bilmek öğrenmeyi kolaylaştıran ve mantıksal bir zemine oturtulmasını sağlayan önemli bir çalışma alanıdır Zorlukların ve sorunların aşılmasında kimi zaman sapılmış olan hatalı yolları ortaya çıkarmak günümüz meslektaşını bu hataların tekrarına düşmekten koruyacaktır Bazı buluşların hangi gereksinimlerden doğduğunu anlamak mesleği bir bütün olarak kavrayabilmeyi sağlamaktadır Değerli felsefecilerimizden Ahmet Arslan tarih denen çalışmayı bir anlatı olmaktan çıkarıp bir bilim haline getiren öncü bilim adamı İbn Haldun 27 Mayıs 1332 Tunus 19 Mart 1406 Kahire hakkındaki eserinde Arslan A İbni Haldun 5 Baskı İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları 2022 İstanbul İbn Haldun un tarihi Tarihin hakikatinin alemin umranı olan insani toplumsal örgütlenme ve bu umranın doğasından doğan vahşilik tavahhus ehlilik taannus çeşitli asabiyeler insanların bazılarının diğerleri üzerine çeşitli egemenlik biçimleri tagallubat bu egemenlik olayından çıkan mülk hanedanlar bunların içinde mevcut çeşitli dereceler insanın hayatını kazanmak ve sürdürmek için gerçekleştirdiği çeşitli kazanç kasb ve geçinme ma aş yolları bilimler san atlar gibi olay grupları ve umranda meydana gelen benzeri haller üzerine bir haber olduğu bilinmelidir şeklinde tanımladığını aktarmaktadır İbn Haldun bununla da tarihçinin işinin bitmeyeceğini onun ele aldığı olaylar arasındaki ilişkiyi ortaya koyması olayların neden ve nasıl meydana geldiklerini de açıklaması gerektiğini söylemektedir Aynı derecede önemli diğer bir sorun da yazmaya soyunduğunuz konu için bir tezinizin olması gerektiğidir Aksi takdirde yazdıklarınız basit bir kronolojik anlatımın ötesine geçemez ve tarih anlatımı için çok önemli olan olması gereken çağın gelişimleri ve gereksinimleri ile bağlantı kurulamaz Resim 1 Çok kestirmeden yazmak gerekirse okumakta olduğunuz kitabın tezi mesleğimizin üzerinde yaşadığımız topraklarda yaklaşık bin yıldır yaşadığımız kara parçasında Anadolu da ilk tohumlarının atıldığıdır Metin içinde bu teze dair ipuçları verilmekte ve eğer okuyucu tarafından kabul görürse kanıtlar sunulmaya çalışılmıştır Bu konu hem beyin cerrahlarının hem de tarihçilerin bir çalışma alanı haline gelmelidir ki her gün gün yüzüne çıkarılan yeni bulgular ve bunların sistematik yorumlanması sayesinde gerçeğe en yakın durum anlaşılsın ve ortaya konulabilsin Sonuçta kanımca tarih anlatısı ve hatta çalışması katı gerçekleri aktarmaktan çok yeniden yapılandırma ve yorumlama faaliyetidir Bu kitapta her dönemin özel gelişmeleri okuyucuya aktarılırken Anadolu yarımadasının bu gelişmelere sunduğu katkı ve dönemin ekonomi politiğinin de izlenebilir olmasına çalışılmıştır Kitapta mesleki uygulama gelişmeleri yanında dernekleşme sosyal durumun oluşturulması ve geliştirilmesi kurumların inşası konuları da olabildiğince kapsamlı olarak ele alınmaya çalışılmıştır Öncü kişiler kurumlar meslekten olmamasına rağmen bu mesleğin gelişimine kimi zaman bir kişiyi teşvik ederek kimi zaman bir kurumun oluşumuna yol açarak büyük katkı sunmuş diğer hekim ve siyasiler ve çabaları üzerinde de durulmaya çalışılmıştır Bir sosyal bilim disiplini olan tarihin nasıl gerçeğe uygun olarak yansıtılabileceği yazılabileceği sorunu üzerindeki düşünceler XX yüzyıla yaklaşılırken doğa bilimlerinin geçirdiği dönüşümden etkilenmiştir Öncü tarih yazıcılarının doğa bilimlerinde büyük atılımlar gerçekleştiren bilim adamlarının ortaya çıktıkları dönemde yaşamış olmaları ve doğa bilimlerindeki sıçramalara ve yeni teorilerin gelişimine tanıklık etmeleri de bu durumda önemli rol oynamıştır Gerçi bunun bir rastlantı olduğunu düşünmek hatalı bir beklenti olur Her iki büyük alanda da çevresel koşullar siyasi ve ekonomik durum aynı nedenlerle böylesi büyük atılımların gerçekleşebilmesine olanak tanımıştır On dokuzuncu yüzyıl tamamlanırken insan kültür ve buluntuların ortaya çıktıkları çevre ile ilişkisi konusunda araştırmalar yapan sosyal bilimciler doğa bilimcilerin ilke ve yöntemlerini benimseyerek kullanmaya başlamışlardır Nedensellik ilkesinin sosyal bilimler alanında özellikle tarih yazımında da kullanılmaya başladığını bu dönemde görmekteyiz Tarih yazımının bir anlatı olmaktan çıkmaya başlaması ve nedensellik ilişkilerinin dikkate alınmaya çalışılması bu döneme denk gelmektedir Ancak elbette bunu tarihin kendi aygıtları ve malzemeleri üzerinden yapabilmek olanaklıdır Konu tarih olunca en önemli malzemeler birincil kaynaklardır Tarih yazımında bu kaynaklara ulaşabilmek sorunun büyük kısmını çözmektedir Ancak çoğu kaynak bulunmaz güç bulunur bulunan ise gerçek mi sonradan üretme mi kolayca anlaşılamaz Bu zaman ve ekonomi açısından tüketici bir uğraşıdır Kitapların yeniden yazma yoluyla çoğaltıldığı matbaa öncesi dönemlerde çoğaltıcının hatalı örnekler üretmesi çok büyük olasılık içindedir Aynı zamanda bu dönemin bir özelliği olarak aslına sadık kalma gereğinin hissedilmemesi kitaba birçok açıklayıcı not eklenmesi hatta beğenilmeyen düşünceleri içeren paragrafların çıkarılması dahi çok karşılaşılan ve olağan kabul edilen durumlardandır Bir eserin çeşitli yazma nüshalarından birinde diğerlerinde olmayan fazladan bir bölüm olması bile pek de nadir olmayarak karşılaşılan bir hâldir Tarih yazıcısı tarihi kişilikleri anlatırken onları ortaya çıkaran koşulların geliştikleri ortamın ve konusuyla ilgili o dönemde esen rüzgârın bağlantılarını vermelidir Yoksa tarih yazımında sıklıkla gördüğümüz ortaya nasıl çıktığı belli olmayan ve adeta olağan üstü zekâ ve yeteneği ile birdenbire belirmiş insanlar ile dolu tabiri caizse doğa üstü kişilerden söz eden bir metin ortaya çıkar Elinizdeki kitap hazırlanırken yukarıda sayılan bu güçlüklerin hepsi aşılması gereken birer sorun olarak önümde duruyordu Bu sorunlar ve burada söz konusu edilmeyen daha başka birçok sorun ve eksikliklerin giderilebilmesi için yılların ürünü ve birikimi ile oluşturduğu arşivini kullanımıma sunarak bulunmaz bir destek sunan sayın hocam Prof Dr M Necmettin Pamir e özel bir teşekkür borçluyum Aslında Prof Pamir bu kitabın yazılması konusundaki fikir ve teşvikleriyle çok daha büyük bir teşekkürü hak ediyor Günümüzde alan ayırmadan bilim ve genel olarak sosyal bilimlerde özgün düşünceye bağlı bir hipotez oluşturma ve bunun üzerine inşa edilecek bir eserin çıkış noktasını belirlemek giderek kısırlaştığı gözlenen bir durumdur Bu çıkış noktasının bulunması ve kitabın inşası konusunda yardım öneri ve yüreklendirmeleri olmasaydı bu kitap asla gerçekleşmezdi Prof Pamir Türk beyin ve sinir cerrahisi ailesinde bu disiplinin her alanında genç meslektaşlarını yazmaya üretmeye yaptıkları günlük pratikten sıyrılarak işin araştırma kısmıyla da ilgilenme ve zaman harcamaya cesaretlendirmesi ile bilinmektedir Sadece bu kitabın vücut bulmasında değil aşılamaya çalıştığı anlayış için de ayrı ve daha büyük bir teşekkürü borç bilirim Prof Pamir tüm meslek yaşamı boyunca beyin cerrahisi için bir iklim bir ortam yaratmanın gerekliliğine inanmış ve bu doğrultuda verilebilecek hiçbir çabayı öğrencilerinden ve çalışma arkadaşlarından esirgememiştir Prof Dr M Necmettin Pamir in katkıları bunlarla da bitmiyor Kitabın taslağını büyük titizlikle defalarca okuyarak tartışarak birçok noktaya dikkat çekerek yapıcı eleştirilerini sunmuş ve kitabın elinizdeki duruma gelmesine önemli katkı sağlamıştır Beyin cerrahisi alanında çalışmayı kendime mesleki uğraş olarak seçmemde çok önemli iki hocamı anmalıyım Hekimlik mesleğini düşünenlerin göz bebeği Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi oraya adımımı attığım günden bu yana belleğimde unutulmaz eğiticilerin yer etmesine neden oldu Hangi alanda olursa olsun çalışılan alanın tarihini de öğrenme zevkini ve bir ölçüde gerekliliğini ilk öğrendiğim Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi nin o zamanki Anabilim Dalı Başkanı değerli hocam merhum Prof Dr Aykut Erbengi ve yine çok erken ve üretken bir çağında kaybettiğimiz beyin ve sinir cerrahisi sevgisini aldığım kurucusu olduğu Türk Nöroşirürji Akademisi nde yakın çalışma olanağı bulduğum Prof Dr Tunçalp Özgen i minnetle anıyorum Uzmanlık eğitimimde ilk kez yazı yazmanın da ameliyat yapmak kadar önemli olduğunu öğrendiğim ve bu konuda destek ve teşvik gördüğüm bugün de hala beraber çalışabilme ayrıcalığına ulaştığım sayın hocam Prof Dr Mehmet Nur Altınörs e ve özellikle tarih yazımı konusunda olmak üzere beyin cerrahisi alanında kendisinden çok şey öğrendiğim sayın hocam Prof Dr H Zafer Kars a teşekkür borçluyum Günlük klinik çalışmaların dışında da bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanının akademik bir yaşamı olması gerektiğini bize aşılayan bu yolda daima teşvik gördüğüm Prof Dr Zeki Şekerci ye teşekkür borçluyum Değerli fotoğraf arşivini kullanımıma sunan ve hali hazırda beraber çalışma ayrıcalığına sahip olduğum Prof Dr Selçuk Palaoğlu na sonsuz teşekkürlerimi sunarım Fotoğraf arşivinden yararlandığım mesleki ağabeylerimden üçü de Prof İlhan Elmacı Prof Dr Murad Bavbek ve Prof Dr Mustafa Berker dir Bu konuda kendilerine çok teşekkür ederim Yine beyin ve sinir cerrahisi tarihine meraklı ve bu konuda çok sayıda araştırma yapmış olan bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanı olan birlikte epey yazı kaleme aldığımız Prof Dr Sait Naderi ye arşivini bana açtığı birçok konuda beni aydınlattığı ve kişisel ilişkileri ile elde ettiği bazı bilgileri benle paylaştığı için çok teşekkür ederim Tüm bu andığım meslek büyüklerim yıllar içinde mesleki görüş ve yaklaşımımı değiştirmiş ya da en azından buna etki edebilmiş kişiler olarak anılarımda daima iyi bir yere sahiptirler Uzmanlık eğitimimi yaptığım ve bir süre de benzerinin tekrar bir araya getirilmesi çok güç bir ekibin parçası olarak çalışmış olduğum ve bu ekip içinden aynı dönemde uzmanlık eğitimi aldığımız birlikte çalışma şansına da sahip olduğum gerçek yani meslekten bir tıp tarihçisi Prof Dr Ahmet Acıduman ın da yetiştiği Sosyal Sigortalar Kurumu Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin kapanma kararını derin üzüntüyle öğrendiğim bugünlerde üzerimde emeği bulunan tüm ağabey ve hocalarıma ihtisas ve çalışma arkadaşlarıma ve asistanlarıma sonsuz teşekkür ederim Bu saydığım isimler olmasa bu kitap asla gerçekleşmezdi Burada meslekten olmayan hatta bir hekim de olmayan eski dostlarımdan birini daha anmazsam büyük haksızlık etmiş olurum Her ne kadar kendisi bunu kabul etmese de tanıdığım az sayıdaki gerçek aydından biri olan liseyi aynı yıllarda beraber okuduğumuz Hakan Şerafettinoğlu metnin son şeklini yine kendisi kabul etmese de eleştirel bir gözle okuyarak birçok düzeltici öneride bulundu Görmediğim birçok noktaya dikkatimi çekti Bu önerileri dikkate alıp düzeltmeye başladığımda aynı zamanda yöntem dil ve felsefe konularında da bir şeyler öğrenmenin zevkini tattım Günümüzde ülkemizde gelişmiş endüstrileşmiş ülkelerle aynı düzeyde uygulanan büyük bir tıp disiplininin doğduğu topraklardaki heyecan verici öyküsüne başlamak üzeresiniz Bu öyküde beyin ve sinir cerrahisinin gelişimine katkısı doğrudan ve büyük olan kişi ve kurumlar olduğu gibi dolaylı katkı sunmuş olanlar da yer almaktadır Sadece meslektaşlarımın değil tarihe meraklı tüm hekimlerin ve belki de hekim olmayanların da zevkle okuyacağını umut ettiğim kitabı eleştirilerinize sunuyorum Gerçek ve yapıcı eleştirileriniz kitabın eğer olursa gelecek baskılarında mutlaka dikkate alınacaktır İşte Tüm sancılarıyla ve sıkıntılarıyla bir doğum ve büyüme öyküsü karşınızda Çocuğun büyümüş gelişmiş serpilmiş olup olmadığına eğer büyüdüyse şişman mı cılız mı yoksa gerektiği gibi atletik yapıda olup olmadığına ve türlü olumlu veya olumsuz huylara sahip olup olmadığına siz karar vereceksiniz Tarih öğrenmek bir zevkin ötesinde gerekliliktir Ankara 2025

Hipokrat Kitabevi
Tarih geçmiş ile gelecek arasında bitmeyen bir diyalogdur Edward Hallett Carr 1961 Tarih ile mesleki akademik anlamda ilgilenen geçmişe ilişkin olayları yer ve zaman göstererek ve yaşandığı dönemin koşullarını göz önünde bulundurarak yorumlayan ve neden sonuç ilişkisine bağlı sistemik bilgileri araştıran derleyen ve sunan kişilere tarihçi dersek meslekten tarihçi olmayan birinin tarih yazımına soyunmasının pek çok güçlükler barındırdığı açıktır Her şeyden önce tarih yazıcılığı kaynaklara eleştirel bakabilmeyi gerektirir Elinizdeki malzemeye eleştirel bakabilmenin yanında bu malzemeden özgül yanların seçilerek bir anlatım bütünlüğü içinde birleştirilebilmesi gerçek bir güçlüktür Bu güçlüklerden bir diğeri meslekten tarihçilerin de karşı karşıya olduğu gerçeği olduğu gibi yansıtabilme sorunudur İçinde yaşadığımız dönem kadar yakın geçmişin anlatısında dahi yazıcının siyasi kültürel akademik dünya görüşünün bilgi ve biriminin anlatıyı ne kadar değiştirebildiğine tanık oluyoruz Yüz yıllar hatta bin yıllar öncesinden gelen son derece kısıtlı kaynaklarla objektifliği yakalayabilmek ise olanaksıza yakın zorluktadır Ancak takdir edilmelidir ki yöntembilimsel bilgi ve deneyim eksikliği nedeni ile mesleği tarihçilik olmayan biri için bu sorun daha da büyüktür İkincisi konunuzla ilgili gelişmeleri olay ve olguları anlatırken çevresel siyasi ekonomik tarihsel koşulları da verebilmeniz gerekir Tarih geçmiş zamanlarda olup bitmiş olayları ve haberleri derleyip nakletmek değildir Olay ve olguları kuru kuruya birbiri ardınca sıralamak nedensellik ilişkisinin yakalanmasına fayda vermeyecektir Bu yazım tarzı ile okuyucu neden sorusuna yanıt bulamaz Bu hatayı özel bir konunun tarihçesini yazmaya soyunan ve tarihçi olmayan daha ziyade ilgili alanın profesyoneli olan tarih meraklısı yazarlarda sık görmekteyiz Ancak meslekten tarihçi olmayan başka meslek üyelerinin de kendi mesleklerinin tarihlerini araştırması ve yazması kanımca bir zorunluluktur Çünkü mesleklerini ilgilendiren birtakım sorunların çözümünde ne gibi aşamalardan geçildiğini bilmek öğrenmeyi kolaylaştıran ve mantıksal bir zemine oturtulmasını sağlayan önemli bir çalışma alanıdır Zorlukların ve sorunların aşılmasında kimi zaman sapılmış olan hatalı yolları ortaya çıkarmak günümüz meslektaşını bu hataların tekrarına düşmekten koruyacaktır Bazı buluşların hangi gereksinimlerden doğduğunu anlamak mesleği bir bütün olarak kavrayabilmeyi sağlamaktadır Değerli felsefecilerimizden Ahmet Arslan tarih denen çalışmayı bir anlatı olmaktan çıkarıp bir bilim haline getiren öncü bilim adamı İbn Haldun 27 Mayıs 1332 Tunus 19 Mart 1406 Kahire hakkındaki eserinde Arslan A İbni Haldun 5 Baskı İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları 2022 İstanbul İbn Haldun un tarihi Tarihin hakikatinin alemin umranı olan insani toplumsal örgütlenme ve bu umranın doğasından doğan vahşilik tavahhus ehlilik taannus çeşitli asabiyeler insanların bazılarının diğerleri üzerine çeşitli egemenlik biçimleri tagallubat bu egemenlik olayından çıkan mülk hanedanlar bunların içinde mevcut çeşitli dereceler insanın hayatını kazanmak ve sürdürmek için gerçekleştirdiği çeşitli kazanç kasb ve geçinme ma aş yolları bilimler san atlar gibi olay grupları ve umranda meydana gelen benzeri haller üzerine bir haber olduğu bilinmelidir şeklinde tanımladığını aktarmaktadır İbn Haldun bununla da tarihçinin işinin bitmeyeceğini onun ele aldığı olaylar arasındaki ilişkiyi ortaya koyması olayların neden ve nasıl meydana geldiklerini de açıklaması gerektiğini söylemektedir Aynı derecede önemli diğer bir sorun da yazmaya soyunduğunuz konu için bir tezinizin olması gerektiğidir Aksi takdirde yazdıklarınız basit bir kronolojik anlatımın ötesine geçemez ve tarih anlatımı için çok önemli olan olması gereken çağın gelişimleri ve gereksinimleri ile bağlantı kurulamaz Resim 1 Çok kestirmeden yazmak gerekirse okumakta olduğunuz kitabın tezi mesleğimizin üzerinde yaşadığımız topraklarda yaklaşık bin yıldır yaşadığımız kara parçasında Anadolu da ilk tohumlarının atıldığıdır Metin içinde bu teze dair ipuçları verilmekte ve eğer okuyucu tarafından kabul görürse kanıtlar sunulmaya çalışılmıştır Bu konu hem beyin cerrahlarının hem de tarihçilerin bir çalışma alanı haline gelmelidir ki her gün gün yüzüne çıkarılan yeni bulgular ve bunların sistematik yorumlanması sayesinde gerçeğe en yakın durum anlaşılsın ve ortaya konulabilsin Sonuçta kanımca tarih anlatısı ve hatta çalışması katı gerçekleri aktarmaktan çok yeniden yapılandırma ve yorumlama faaliyetidir Bu kitapta her dönemin özel gelişmeleri okuyucuya aktarılırken Anadolu yarımadasının bu gelişmelere sunduğu katkı ve dönemin ekonomi politiğinin de izlenebilir olmasına çalışılmıştır Kitapta mesleki uygulama gelişmeleri yanında dernekleşme sosyal durumun oluşturulması ve geliştirilmesi kurumların inşası konuları da olabildiğince kapsamlı olarak ele alınmaya çalışılmıştır Öncü kişiler kurumlar meslekten olmamasına rağmen bu mesleğin gelişimine kimi zaman bir kişiyi teşvik ederek kimi zaman bir kurumun oluşumuna yol açarak büyük katkı sunmuş diğer hekim ve siyasiler ve çabaları üzerinde de durulmaya çalışılmıştır Bir sosyal bilim disiplini olan tarihin nasıl gerçeğe uygun olarak yansıtılabileceği yazılabileceği sorunu üzerindeki düşünceler XX yüzyıla yaklaşılırken doğa bilimlerinin geçirdiği dönüşümden etkilenmiştir Öncü tarih yazıcılarının doğa bilimlerinde büyük atılımlar gerçekleştiren bilim adamlarının ortaya çıktıkları dönemde yaşamış olmaları ve doğa bilimlerindeki sıçramalara ve yeni teorilerin gelişimine tanıklık etmeleri de bu durumda önemli rol oynamıştır Gerçi bunun bir rastlantı olduğunu düşünmek hatalı bir beklenti olur Her iki büyük alanda da çevresel koşullar siyasi ve ekonomik durum aynı nedenlerle böylesi büyük atılımların gerçekleşebilmesine olanak tanımıştır On dokuzuncu yüzyıl tamamlanırken insan kültür ve buluntuların ortaya çıktıkları çevre ile ilişkisi konusunda araştırmalar yapan sosyal bilimciler doğa bilimcilerin ilke ve yöntemlerini benimseyerek kullanmaya başlamışlardır Nedensellik ilkesinin sosyal bilimler alanında özellikle tarih yazımında da kullanılmaya başladığını bu dönemde görmekteyiz Tarih yazımının bir anlatı olmaktan çıkmaya başlaması ve nedensellik ilişkilerinin dikkate alınmaya çalışılması bu döneme denk gelmektedir Ancak elbette bunu tarihin kendi aygıtları ve malzemeleri üzerinden yapabilmek olanaklıdır Konu tarih olunca en önemli malzemeler birincil kaynaklardır Tarih yazımında bu kaynaklara ulaşabilmek sorunun büyük kısmını çözmektedir Ancak çoğu kaynak bulunmaz güç bulunur bulunan ise gerçek mi sonradan üretme mi kolayca anlaşılamaz Bu zaman ve ekonomi açısından tüketici bir uğraşıdır Kitapların yeniden yazma yoluyla çoğaltıldığı matbaa öncesi dönemlerde çoğaltıcının hatalı örnekler üretmesi çok büyük olasılık içindedir Aynı zamanda bu dönemin bir özelliği olarak aslına sadık kalma gereğinin hissedilmemesi kitaba birçok açıklayıcı not eklenmesi hatta beğenilmeyen düşünceleri içeren paragrafların çıkarılması dahi çok karşılaşılan ve olağan kabul edilen durumlardandır Bir eserin çeşitli yazma nüshalarından birinde diğerlerinde olmayan fazladan bir bölüm olması bile pek de nadir olmayarak karşılaşılan bir hâldir Tarih yazıcısı tarihi kişilikleri anlatırken onları ortaya çıkaran koşulların geliştikleri ortamın ve konusuyla ilgili o dönemde esen rüzgârın bağlantılarını vermelidir Yoksa tarih yazımında sıklıkla gördüğümüz ortaya nasıl çıktığı belli olmayan ve adeta olağan üstü zekâ ve yeteneği ile birdenbire belirmiş insanlar ile dolu tabiri caizse doğa üstü kişilerden söz eden bir metin ortaya çıkar Elinizdeki kitap hazırlanırken yukarıda sayılan bu güçlüklerin hepsi aşılması gereken birer sorun olarak önümde duruyordu Bu sorunlar ve burada söz konusu edilmeyen daha başka birçok sorun ve eksikliklerin giderilebilmesi için yılların ürünü ve birikimi ile oluşturduğu arşivini kullanımıma sunarak bulunmaz bir destek sunan sayın hocam Prof Dr M Necmettin Pamir e özel bir teşekkür borçluyum Aslında Prof Pamir bu kitabın yazılması konusundaki fikir ve teşvikleriyle çok daha büyük bir teşekkürü hak ediyor Günümüzde alan ayırmadan bilim ve genel olarak sosyal bilimlerde özgün düşünceye bağlı bir hipotez oluşturma ve bunun üzerine inşa edilecek bir eserin çıkış noktasını belirlemek giderek kısırlaştığı gözlenen bir durumdur Bu çıkış noktasının bulunması ve kitabın inşası konusunda yardım öneri ve yüreklendirmeleri olmasaydı bu kitap asla gerçekleşmezdi Prof Pamir Türk beyin ve sinir cerrahisi ailesinde bu disiplinin her alanında genç meslektaşlarını yazmaya üretmeye yaptıkları günlük pratikten sıyrılarak işin araştırma kısmıyla da ilgilenme ve zaman harcamaya cesaretlendirmesi ile bilinmektedir Sadece bu kitabın vücut bulmasında değil aşılamaya çalıştığı anlayış için de ayrı ve daha büyük bir teşekkürü borç bilirim Prof Pamir tüm meslek yaşamı boyunca beyin cerrahisi için bir iklim bir ortam yaratmanın gerekliliğine inanmış ve bu doğrultuda verilebilecek hiçbir çabayı öğrencilerinden ve çalışma arkadaşlarından esirgememiştir Prof Dr M Necmettin Pamir in katkıları bunlarla da bitmiyor Kitabın taslağını büyük titizlikle defalarca okuyarak tartışarak birçok noktaya dikkat çekerek yapıcı eleştirilerini sunmuş ve kitabın elinizdeki duruma gelmesine önemli katkı sağlamıştır Beyin cerrahisi alanında çalışmayı kendime mesleki uğraş olarak seçmemde çok önemli iki hocamı anmalıyım Hekimlik mesleğini düşünenlerin göz bebeği Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi oraya adımımı attığım günden bu yana belleğimde unutulmaz eğiticilerin yer etmesine neden oldu Hangi alanda olursa olsun çalışılan alanın tarihini de öğrenme zevkini ve bir ölçüde gerekliliğini ilk öğrendiğim Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi nin o zamanki Anabilim Dalı Başkanı değerli hocam merhum Prof Dr Aykut Erbengi ve yine çok erken ve üretken bir çağında kaybettiğimiz beyin ve sinir cerrahisi sevgisini aldığım kurucusu olduğu Türk Nöroşirürji Akademisi nde yakın çalışma olanağı bulduğum Prof Dr Tunçalp Özgen i minnetle anıyorum Uzmanlık eğitimimde ilk kez yazı yazmanın da ameliyat yapmak kadar önemli olduğunu öğrendiğim ve bu konuda destek ve teşvik gördüğüm bugün de hala beraber çalışabilme ayrıcalığına ulaştığım sayın hocam Prof Dr Mehmet Nur Altınörs e ve özellikle tarih yazımı konusunda olmak üzere beyin cerrahisi alanında kendisinden çok şey öğrendiğim sayın hocam Prof Dr H Zafer Kars a teşekkür borçluyum Günlük klinik çalışmaların dışında da bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanının akademik bir yaşamı olması gerektiğini bize aşılayan bu yolda daima teşvik gördüğüm Prof Dr Zeki Şekerci ye teşekkür borçluyum Değerli fotoğraf arşivini kullanımıma sunan ve hali hazırda beraber çalışma ayrıcalığına sahip olduğum Prof Dr Selçuk Palaoğlu na sonsuz teşekkürlerimi sunarım Fotoğraf arşivinden yararlandığım mesleki ağabeylerimden üçü de Prof İlhan Elmacı Prof Dr Murad Bavbek ve Prof Dr Mustafa Berker dir Bu konuda kendilerine çok teşekkür ederim Yine beyin ve sinir cerrahisi tarihine meraklı ve bu konuda çok sayıda araştırma yapmış olan bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanı olan birlikte epey yazı kaleme aldığımız Prof Dr Sait Naderi ye arşivini bana açtığı birçok konuda beni aydınlattığı ve kişisel ilişkileri ile elde ettiği bazı bilgileri benle paylaştığı için çok teşekkür ederim Tüm bu andığım meslek büyüklerim yıllar içinde mesleki görüş ve yaklaşımımı değiştirmiş ya da en azından buna etki edebilmiş kişiler olarak anılarımda daima iyi bir yere sahiptirler Uzmanlık eğitimimi yaptığım ve bir süre de benzerinin tekrar bir araya getirilmesi çok güç bir ekibin parçası olarak çalışmış olduğum ve bu ekip içinden aynı dönemde uzmanlık eğitimi aldığımız birlikte çalışma şansına da sahip olduğum gerçek yani meslekten bir tıp tarihçisi Prof Dr Ahmet Acıduman ın da yetiştiği Sosyal Sigortalar Kurumu Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin kapanma kararını derin üzüntüyle öğrendiğim bugünlerde üzerimde emeği bulunan tüm ağabey ve hocalarıma ihtisas ve çalışma arkadaşlarıma ve asistanlarıma sonsuz teşekkür ederim Bu saydığım isimler olmasa bu kitap asla gerçekleşmezdi Burada meslekten olmayan hatta bir hekim de olmayan eski dostlarımdan birini daha anmazsam büyük haksızlık etmiş olurum Her ne kadar kendisi bunu kabul etmese de tanıdığım az sayıdaki gerçek aydından biri olan liseyi aynı yıllarda beraber okuduğumuz Hakan Şerafettinoğlu metnin son şeklini yine kendisi kabul etmese de eleştirel bir gözle okuyarak birçok düzeltici öneride bulundu Görmediğim birçok noktaya dikkatimi çekti Bu önerileri dikkate alıp düzeltmeye başladığımda aynı zamanda yöntem dil ve felsefe konularında da bir şeyler öğrenmenin zevkini tattım Günümüzde ülkemizde gelişmiş endüstrileşmiş ülkelerle aynı düzeyde uygulanan büyük bir tıp disiplininin doğduğu topraklardaki heyecan verici öyküsüne başlamak üzeresiniz Bu öyküde beyin ve sinir cerrahisinin gelişimine katkısı doğrudan ve büyük olan kişi ve kurumlar olduğu gibi dolaylı katkı sunmuş olanlar da yer almaktadır Sadece meslektaşlarımın değil tarihe meraklı tüm hekimlerin ve belki de hekim olmayanların da zevkle okuyacağını umut ettiğim kitabı eleştirilerinize sunuyorum Gerçek ve yapıcı eleştirileriniz kitabın eğer olursa gelecek baskılarında mutlaka dikkate alınacaktır İşte Tüm sancılarıyla ve sıkıntılarıyla bir doğum ve büyüme öyküsü karşınızda Çocuğun büyümüş gelişmiş serpilmiş olup olmadığına eğer büyüdüyse şişman mı cılız mı yoksa gerektiği gibi atletik yapıda olup olmadığına ve türlü olumlu veya olumsuz huylara sahip olup olmadığına siz karar vereceksiniz Tarih öğrenmek bir zevkin ötesinde gerekliliktir Ankara 2025

Hipokrat Kitabevi Tıp Yayınları
Tarih geçmiş ile gelecek arasında bitmeyen bir diyalogdur Edward Hallett Carr 1961 Tarih ile mesleki akademik anlamda ilgilenen geçmişe ilişkin olayları yer ve zaman göstererek ve yaşandığı dönemin koşullarını göz önünde bulundurarak yorumlayan ve neden sonuç ilişkisine bağlı sistemik bilgileri araştıran derleyen ve sunan kişilere tarihçi dersek meslekten tarihçi olmayan birinin tarih yazımına soyunmasının pek çok güçlükler barındırdığı açıktır Her şeyden önce tarih yazıcılığı kaynaklara eleştirel bakabilmeyi gerektirir Elinizdeki malzemeye eleştirel bakabilmenin yanında bu malzemeden özgül yanların seçilerek bir anlatım bütünlüğü içinde birleştirilebilmesi gerçek bir güçlüktür Bu güçlüklerden bir diğeri meslekten tarihçilerin de karşı karşıya olduğu gerçeği olduğu gibi yansıtabilme sorunudur İçinde yaşadığımız dönem kadar yakın geçmişin anlatısında dahi yazıcının siyasi kültürel akademik dünya görüşünün bilgi ve biriminin anlatıyı ne kadar değiştirebildiğine tanık oluyoruz Yüz yıllar hatta bin yıllar öncesinden gelen son derece kısıtlı kaynaklarla objektifliği yakalayabilmek ise olanaksıza yakın zorluktadır Ancak takdir edilmelidir ki yöntembilimsel bilgi ve deneyim eksikliği nedeni ile mesleği tarihçilik olmayan biri için bu sorun daha da büyüktür İkincisi konunuzla ilgili gelişmeleri olay ve olguları anlatırken çevresel siyasi ekonomik tarihsel koşulları da verebilmeniz gerekir Tarih geçmiş zamanlarda olup bitmiş olayları ve haberleri derleyip nakletmek değildir Olay ve olguları kuru kuruya birbiri ardınca sıralamak nedensellik ilişkisinin yakalanmasına fayda vermeyecektir Bu yazım tarzı ile okuyucu neden sorusuna yanıt bulamaz Bu hatayı özel bir konunun tarihçesini yazmaya soyunan ve tarihçi olmayan daha ziyade ilgili alanın profesyoneli olan tarih meraklısı yazarlarda sık görmekteyiz Ancak meslekten tarihçi olmayan başka meslek üyelerinin de kendi mesleklerinin tarihlerini araştırması ve yazması kanımca bir zorunluluktur Çünkü mesleklerini ilgilendiren birtakım sorunların çözümünde ne gibi aşamalardan geçildiğini bilmek öğrenmeyi kolaylaştıran ve mantıksal bir zemine oturtulmasını sağlayan önemli bir çalışma alanıdır Zorlukların ve sorunların aşılmasında kimi zaman sapılmış olan hatalı yolları ortaya çıkarmak günümüz meslektaşını bu hataların tekrarına düşmekten koruyacaktır Bazı buluşların hangi gereksinimlerden doğduğunu anlamak mesleği bir bütün olarak kavrayabilmeyi sağlamaktadır Değerli felsefecilerimizden Ahmet Arslan tarih denen çalışmayı bir anlatı olmaktan çıkarıp bir bilim haline getiren öncü bilim adamı İbn Haldun 27 Mayıs 1332 Tunus 19 Mart 1406 Kahire hakkındaki eserinde Arslan A İbni Haldun 5 Baskı İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları 2022 İstanbul İbn Haldun un tarihi Tarihin hakikatinin alemin umranı olan insani toplumsal örgütlenme ve bu umranın doğasından doğan vahşilik tavahhus ehlilik taannus çeşitli asabiyeler insanların bazılarının diğerleri üzerine çeşitli egemenlik biçimleri tagallubat bu egemenlik olayından çıkan mülk hanedanlar bunların içinde mevcut çeşitli dereceler insanın hayatını kazanmak ve sürdürmek için gerçekleştirdiği çeşitli kazanç kasb ve geçinme ma aş yolları bilimler san atlar gibi olay grupları ve umranda meydana gelen benzeri haller üzerine bir haber olduğu bilinmelidir şeklinde tanımladığını aktarmaktadır İbn Haldun bununla da tarihçinin işinin bitmeyeceğini onun ele aldığı olaylar arasındaki ilişkiyi ortaya koyması olayların neden ve nasıl meydana geldiklerini de açıklaması gerektiğini söylemektedir Aynı derecede önemli diğer bir sorun da yazmaya soyunduğunuz konu için bir tezinizin olması gerektiğidir Aksi takdirde yazdıklarınız basit bir kronolojik anlatımın ötesine geçemez ve tarih anlatımı için çok önemli olan olması gereken çağın gelişimleri ve gereksinimleri ile bağlantı kurulamaz Resim 1 Çok kestirmeden yazmak gerekirse okumakta olduğunuz kitabın tezi mesleğimizin üzerinde yaşadığımız topr