Bilge Kedi — Ümran Kırcı Şınığ

Bilge Kedi
Ümran Kırcı ŞınığCinius Yayınları
Bilge Kedi
Ümran Kırcı ŞınığNe kadar zaman geçti bilmiyorum Yeşil önce kırmızıya sonra turuncu ve ardından sarıya döndü En sonunda gri çıplak dallar kaldı geride Saatlerce değil mevsimlerce yürüyorum sanki Ne sıcağı ne soğuğu hissediyorum Yorgun değilim Aç değilim Uykum yok Nereye gittiğime dair en ufak bir fikrim yok Hayatın boş bir resim defteri olduğunu söyleyenlere hak verdiğim için kızıyorum kendime ama onaylamadan duramıyorum Kalemleri elinden alınmış çocuk gibi değil kalem nedir hiç bilmeyen bir çocuk gibiyim ne heyecanlı ne üzgün Telaşsız adımlarımın beni götürdüğü yerin benim son durağım olduğunu da bilmiyorum Çünkü son durak ne demek sadece siz insanlar biliyorsunuz Ben sadece yaşıyorum Gitmeyi biliyorum ama durduğumu ancak durunca anlayacağım Sahibi çoktan kalkıp geride sadece iki damla terini bırakmış yataklar gibi mahzun dere yataklarının üstündeki tahta köprüden saman balyalarının küp şekerler gibi üst üste dizildiği tarlalardan kanatlı demir kuşların kulakları sağır eden gürültüsüyle havalandığı düzlüklerin kenarından yalın ayak çocukların beni görmezden gelen Karabaş ın ağzından kocaman bir somunu kapma yarışı yaptığı mahallelerden topukları ile kaldırımları döven kadınların ayakkabıları aynayı kıskandıran parlaklıktaki erkeklerin girip çıktıkça kapıdaki zili titreştirdikleri kahve kokulu dükkanların olduğu sokaklardan ne önüme ne ardıma bakarak ritmik tekdüze adımlarla geçiyorum Başak sarısı tüylerini ve koca göbeğini okşamama izin vererek ruhumu tamir eden zeytin gözlü dört ayaklı oğlumun nezdinde tüm bilge kedilere ve ismini ezberlemek zorunda olduğu en büyük bilgenin kendi içinde yaşadığını fark edenlere

Cinius
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum Yeşil önce kırmızıya sonra turuncu ve ardından sarıya döndü En sonunda gri çıplak dallar kaldı geride Saatlerce değil mevsimlerce yürüyorum sanki Ne sıcağı ne soğuğu hissediyorum Yorgun değilim Aç değilim Uykum yok Nereye gittiğime dair en ufak bir fikrim yok Hayatın boş bir resim defteri olduğunu söyleyenlere hak verdiğim için kızıyorum kendime ama onaylamadan duramıyorum Kalemleri elinden alınmış çocuk gibi değil kalem nedir hiç bilmeyen bir çocuk gibiyim ne heyecanlı ne üzgün Telaşsız adımlarımın beni götürdüğü yerin benim son durağım olduğunu da bilmiyorum Çünkü son durak ne demek sadece siz insanlar biliyorsunuz Ben sadece yaşıyorum Gitmeyi biliyorum ama durduğumu ancak durunca anlayacağım Sahibi çoktan kalkıp geride sadece iki damla terini bırakmış yataklar gibi mahzun dere yataklarının üstündeki tahta köprüden saman balyalarının küp şekerler gibi üst üste dizildiği tarlalardan kanatlı demir kuşların kulakları sağır eden gürültüsüyle havalandığı düzlüklerin kenarından yalın ayak çocukların beni görmezden gelen Karabaş ın ağzından kocaman bir somunu kapma yarışı yaptığı mahallelerden topukları ile kaldırımları döven kadınların ayakkabıları aynayı kıskandıran parlaklıktaki erkeklerin girip çıktıkça kapıdaki zili titreştirdikleri kahve kokulu dükkanların olduğu sokaklardan ne önüme ne ardıma bakarak ritmik tekdüze adımlarla geçiyorum Başak sarısı tüylerini ve koca göbeğini okşamama izin vererek ruhumu tamir eden zeytin gözlü dört ayaklı oğlumun nezdinde tüm bilge kedilere ve ismini ezberlemek zorunda olduğu en büyük bilgenin kendi içinde yaşadığını fark edenlere Tanıtım Bülteninden

Cinius Yayınları
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum Yeşil önce kırmızıya sonra turuncu ve ardından sarıya döndü En sonunda gri çıplak dallar kaldı geride Saatlerce değil mevsimlerce yürüyorum sanki Ne sıcağı ne soğuğu hissediyorum Yorgun değilim Aç değilim Uykum yok Nereye gittiğime dair en ufak bir fikrim yok Hayatın boş bir resim defteri olduğunu söyleyenlere hak verdiğim için kızıyorum kendime ama onaylamadan duramıyorum Kalemleri elinden alınmış çocuk gibi değil kalem nedir hiç bilmeyen bir çocuk gibiyim ne heyecanlı ne üzgün Telaşsız adımlarımın beni götürdüğü yerin benim son durağım olduğunu da bilmiyorum Çünkü son durak ne demek sadece siz insanlar biliyorsunuz Ben sadece yaşıyorum Gitmeyi biliyorum ama durduğumu ancak durunca anlayacağım Sahibi çoktan kalkıp geride sadece iki damla terini bırakmış yataklar gibi mahzun dere yataklarının üstündeki tahta köprüden saman balyalarının küp şekerler gibi üst üste dizildiği tarlalardan kanatlı demir kuşların kulakları sağır eden gürültüsüyle havalandığı düzlüklerin kenarından yalın ayak çocukların beni görmezden gelen Karabaş ın ağzından kocaman bir somunu kapma yarışı yaptığı mahallelerden topukları ile kaldırımları döven kadınların ayakkabıları aynayı kıskandıran parlaklıktaki erkeklerin girip çıktıkça kapıdaki zili titreştirdikleri kahve kokulu dükkanların olduğu sokaklardan ne önüme ne ardıma bakarak ritmik tekdüze adımlarla geçiyorum Başak sarısı tüylerini ve koca göbeğini okşamama izin vererek ruhumu tamir eden zeytin gözlü dört ayaklı oğlumun nezdinde tüm bilge kedilere ve ismini ezberlemek zorunda olduğu en büyük bilgenin kendi içinde yaşadığını fark edenlere

Cinius Yayınları
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum Yeşil önce kırmızıya sonra turuncu ve ardından sarıya döndü En sonunda gri çıplak dallar kaldı geride Saatlerce değil mevsimlerce yürüyorum sanki Ne sıcağı ne soğuğu hissediyorum Yorgun değilim Aç değilim Uykum yok Nereye gittiğime dair en ufak bir fikrim yok Hayatın boş bir resim defteri olduğunu söyleyenlere hak verdiğim için kızıyorum kendime ama onaylamadan duramıyorum Kalemleri elinden alınmış çocuk gibi değil kalem nedir hiç bilmeyen bir çocuk gibiyim ne heyecanlı ne üzgün Telaşsız adımlarımın beni götürdüğü yerin benim son durağım olduğunu da bilmiyorum Çünkü son durak ne demek sadece siz insanlar biliyorsunuz Ben sadece yaşıyorum Gitmeyi biliyorum ama durduğumu ancak durunca anlayacağım Sahibi çoktan kalkıp geride sadece iki damla terini bırakmış yataklar gibi mahzun dere yataklarının üstündeki tahta köprüden saman balyalarının küp şekerler gibi üst üste dizildiği tarlalardan kanatlı demir kuşların kulakları sağır eden gürültüsüyle havalandığı düzlüklerin kenarından yalın ayak çocukların beni görmezden gelen Karabaş ın ağzından kocaman bir somunu kapma yarışı yaptığı mahallelerden topukları ile kaldırımları döven kadınların ayakkabıları aynayı kıskandıran parlaklıktaki erkeklerin girip çıktıkça kapıdaki zili titreştirdikleri kahve kokulu dükkanların olduğu sokaklardan ne önüme ne ardıma bakarak ritmik tekdüze adımlarla geçiyorum Başak sarısı tüylerini ve koca göbeğini okşamama izin vererek ruhumu tamir eden zeytin gözlü dört ayaklı oğlumun nezdinde tüm bilge kedilere ve ismini ezberlemek zorunda olduğu en büyük bilgenin kendi içinde yaşadığını fark edenlere

Cinius
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum Yeşil önce kırmızıya sonra turuncu ve ardından sarıya döndü En sonunda gri çıplak dallar kaldı geride Saatlerce değil mevsimlerce yürüyorum sanki Ne sıcağı ne soğuğu hissediyorum Yorgun değilim Aç değilim Uykum yok Nereye gittiğime dair en ufak bir fikrim yok Hayatın boş bir resim defteri olduğunu söyleyenlere hak verdiğim için kızıyorum kendime ama onaylamadan duramıyorum Kalemleri elinden alınmış çocuk gibi değil kalem nedir hiç bilmeyen bir çocuk gibiyim ne heyecanlı ne üzgün Telaşsız adımlarımın beni götürdüğü yerin benim son durağım olduğunu da bilmiyorum Çünkü son durak ne demek sadece siz insanlar biliyorsunuz Ben sadece yaşıyorum Gitmeyi biliyorum ama durduğumu ancak durunca anlayacağım Sahibi çoktan kalkıp geride sadece iki damla terini bırakmış yataklar gibi mahzun dere yataklarının üstündeki tahta köprüden saman balyalarının küp şekerler gibi üst üste dizildiği tarlalardan kanatlı demir kuşların kulakları sağır eden gürültüsüyle havalandığı düzlüklerin kenarından yalın ayak çocukların beni görmezden gelen Karabaş ın ağzından kocaman bir somunu kapma yarışı yaptığı mahallelerden topukları ile kaldırımları döven kadınların ayakkabıları aynayı kıskandıran parlaklıktaki erkeklerin girip çıktıkça kapıdaki zili titreştirdikleri kahve kokulu dükkanların olduğu sokaklardan ne önüme ne ardıma bakarak ritmik tekdüze adımlarla geçiyorum Başak sarısı tüylerini ve koca göbeğini okşamama izin vererek ruhumu tamir eden zeytin gözlü dört ayaklı oğlumun nezdinde tüm bilge kedilere ve ismini ezberlemek zorunda olduğu en büyük bilgenin kendi içinde yaşadığını fark edenlere