Bilim ve Tarih — Remzi Demir

Bilim ve Tarih
Remzi DemirLotus Yayınları
Bilim ve Tarih
Remzi DemirDüşünce tarihimizi ve bunun bir kısmı olan bilim tarihimizi geçmişin iyi kötü belirgin bir resmini sunacak bir paradigma üzerinden okumaksızın tam olarak anlamak mümkün değildir Bugüne kadar ya belirgin bir paradigma teşkil edilmemiş bunun için hiç uğraşılmamış ya da geçmiş Türk Tarih Tezi ve Türk İslâm Sentezi olarak adlandırılan kimlik temelli ideolojiler üzerinden okunmaya çalışılmıştır Hiç şüphe yoktur ki bu türden okuma denemeleri bazı yönlerden yararlı olmuştur ama geçmişin hakikate uygun bir resminin teşkil edilmesini de engellemiştir En kayda değer paradigmalar kanaatime göre Weberci ve Marxçı sosyolojik okumalardır çünkü bu okumalar bilgiyi toplumsal bir temele dayandırarak anlamlandırmaya çalıştıkları için tarihsel edimleri yönlendiren sebep sonuç ilişkilerinin anlaşılmasına nisbî de olsa bir miktar ışık tutmayı başarmıştır ancak bunlar da bana göre temel çelişkiyi göremedikleri ve meseleyi çok yönlü incelemedikleri için Ülgener ve Berkes gibi birkaç yetenekli sosyolog tarafından dile getirilmiş olsalar da yeterince başarılı olamamışlardır Benim önereceğim paradigma Asal Çelişki adını almaktadır ve hem geçmişi hem de günümüzü daha isabetli bir biçimde anlama ve anlamlandırma imkânı sunmaktadır Tanıtım Bülteninden

Lotus Yayınları
Türk Bilim Tarihi araştırmacılığının ve yazıcılığının geçmişi aşağı yukarı XIX yüzyılın son çeyreğine kadar uzanmaktadır Ömer Subhî Bey ile Mehmed Nûrî Bey in Mü essisîn i Fünûn u Bilimlerin Kurucuları Birinci Cilt Birinci Kısım İstanbul 1885 ile Hüseyin Remzi Bey in Târîh i Tıbb ını Tıp Tarihi İstanbul 1886 bu çalışmaların ilk mahsulleri arasında anmak gerekir Ancak bilim tarihçiliğimiz Cumhuriyet Öncesi Dönem de Sâlih Zeki Bey 1864 1921 ile birlikte gerçek bir atılım yapmış ve Kâmûs ı Riyâziyyât Matematiksel Bilimler Ansiklopedisi Cilt 1 İstanbul 1897 ile Âsâr ı Bâkiye Ölmez Yapıtlar İki Cilt İstanbul 1913 gibi eserleri sayesinde bir inceleme ve eğitim alanı olarak kurulmuştur Bu çalışmanın maksadı bu alanın Türkiye deki geçmişine ilişkin makale ve denemelerimizi okuyuculara sunarak yılların birikimi konusunda bir fikir vermektir Tanıtım Bülteninden

Lotus Yayın Grubu
Düşünce tarihimizi ve bunun bir kısmı olan bilim tarihimizi geçmişin iyi kötü belirgin bir resmini sunacak bir paradigma üzerinden okumaksızın tam olarak anlamak mümkün değildir Bugüne kadar ya belirgin bir paradigma teşkil edilmemiş bunun için hiç uğraşılmamış ya da geçmiş Türk Tarih Tezi ve Türk İslam Sentezi olarak adlandırılan kimlik temelli ideolojiler üzerinden okunmaya çalışılmıştır Hiç şüphe yoktur ki bu türden okuma denemeleri bazı yönlerden yararlı olmuştur ama geçmişin hakikate uygun bir resminin teşkil edilmesini de engellemiştir En kayda değer paradigmalar kanaatime göre Weberci ve Marxçı sosyolojik okumalardır çünkü bu okumalar bilgiyi toplumsal bir temele dayandırarak anlamlandırmaya çalıştıkları için tarihsel edimleri yönlendiren sebep sonuç ilişkilerinin anlaşılmasına nisbi de olsa bir miktar ışık tutmayı başarmıştır ancak bunlar da bana göre temel çelişkiyi göremedikleri ve meseleyi çok yönlü incelemedikleri için Ülgener ve Berkes gibi birkaç yetenekli sosyolog tarafından dile getirilmiş olsalar da yeterince başarılı olamamışlardır Benim önereceğim paradigma Asal Çelişki adını almaktadır ve hem geçmişi hem de günümüzü daha isabetli bir biçimde anlama ve anlamlandırma imkanı sunmaktadır

Lotus Yayın Grubu
Türk Bilim Tarihi araştırmacılığının ve yazıcılığının geçmişi aşağı yukarı XIX yüzyılın son çeyreğine kadar uzanmaktadır Ömer Subhî Bey ile Mehmed Nûrî Bey in Mü essisîn i Fünûn u Bilimlerin Kurucuları Birinci Cilt Birinci Kısım İstanbul 1885 ile Hüseyin Remzi Bey in Târîh i Tıbb ını Tıp Tarihi İstanbul 1886 bu çalışmaların ilk mahsulleri arasında anmak gerekir Ancak bilim tarihçiliğimiz Cumhuriyet Öncesi Dönem de Sâlih Zeki Bey 1864 1921 ile birlikte gerçek bir atılım yapmış ve Kâmûs ı Riyâziyyât Matematiksel Bilimler Ansiklopedisi Cilt 1 İstanbul 1897 ile Âsâr ı Bâkiye Ölmez Yapıtlar İki Cilt İstanbul 1913 gibi eserleri sayesinde bir inceleme ve eğitim alanı olarak kurulmuştur Bu çalışmanın maksadı bu alanın Türkiye deki geçmişine ilişkin makale ve denemelerimizi okuyuculara sunarak yılların birikimi konusunda bir fikir vermektir

Lotus Yayın Grubu
Remzi Demir tarafından kaleme alınan Bilim ve İktidar Lotus Yayın Grubu eseri olarak okurlarla buluşuyor Bilim ve İktidar Remzi Demir Kitap Özeti Düşünce tarihimizi ve bunun bir kısmı olan bilim tarihimizi geçmişin iyi kötü belirgin bir resmini sunacak bir paradigma üzerinden okumaksızın tam olarak anlamak mümkün değildir Bugüne kadar ya belirgin bir paradigma teşkil edilmemiş bunun için hiç uğraşılmamış ya da geçmiş Türk Tarih Tezi ve Türk İslam Sentezi olarak adlandırılan kimlik temelli ideolojiler üzerinden okunmaya çalışılmıştır Hiç şüphe yoktur ki bu türden okuma denemeleri bazı yönlerden yararlı olmuştur ama geçmişin hakikate uygun bir resminin teşkil edilmesini de engellemiştir En kayda değer paradigmalar kanaatime göre Weberci ve Marxçı sosyolojik okumalardır çünkü bu okumalar bilgiyi toplumsal bir temele dayandırarak anlamlandırmaya çalıştıkları için tarihsel edimleri yönlendiren sebep sonuç ilişkilerinin anlaşılmasına nisbi de olsa bir miktar ışık tutmayı başarmıştır ancak bunlar da bana göre temel çelişkiyi göremedikleri ve meseleyi çok yönlü incelemedikleri için Ülgener ve Berkes gibi birkaç yetenekli sosyolog tarafından dile getirilmiş olsalar da yeterince başarılı olamamışlardır Benim önereceğim paradigma Asal Çelişki adını almaktadır ve hem geçmişi hem de günümüzü daha isabetli bir biçimde anlama ve anlamlandırma imkanı sunmaktadır Yayınevi Lotus Yayın Grubu Yazar Remzi Demir Sayfa 168 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Temmuz 2018 Barkod 9789756665435 Kategori Bilim Tarihi Siyaset Felsefesi

LOTUS YAYINEVİ
Türk Bilim Tarihi araştırmacılığının ve yazıcılığının geçmişi aşağı yukarı XIX yüzyılın son çeyreğine kadar uzanmaktadır Ömer Subhî Bey ile Mehmed Nûrî Bey in Mü essisîn i Fünûn u Bilimlerin Kurucuları Birinci Cilt Birinci Kısım İstanbul 1885 ile Hüseyin Remzi Bey in Târîh i Tıbb ını Tıp Tarihi İstanbul 1886 bu çalışmaların ilk mahsulleri arasında anmak gerekir Ancak bilim tarihçiliğimiz Cumhuriyet Öncesi Dönem de Sâlih Zeki Bey 1864 1921 ile birlikte gerçek bir atılım yapmış ve Kâmûs ı Riyâziyyât Matematiksel Bilimler Ansiklopedisi Cilt 1 İstanbul 1897 ile Âsâr ı Bâkiye Ölmez Yapıtlar İki Cilt İstanbul 1913 gibi eserleri sayesinde bir inceleme ve eğitim alanı olarak kurulmuştur Bu çalışmanın maksadı bu alanın Türkiye deki geçmişine ilişkin makale ve denemelerimizi okuyuculara sunarak yılların birikimi konusunda bir fikir vermektir

Lotus Yayın Grubu
Türk Bilim Tarihi araştırmacılığının ve yazıcılığının geçmişi aşağı yukarı XIX yüzyılın son çeyreğine kadar uzanmaktadır Ömer Subhî Bey ile Mehmed Nûrî Bey in Mü essisîn i Fünûn u Bilimlerin Kurucuları Birinci Cilt Birinci Kısım İstanbul 1885 ile Hüseyin Remzi Bey in Târîh i Tıbb ını Tıp Tarihi İstanbul 1886 bu çalışmaların ilk mahsulleri arasında anmak gerekir Ancak bilim tarihçiliğimiz Cumhuriyet Öncesi Dönem de Sâlih Zeki Bey 1864 1921 ile birlikte gerçek bir atılım yapmış ve Kâmûs ı Riyâziyyât Matematiksel Bilimler Ansiklopedisi Cilt 1 İstanbul 1897 ile Âsâr ı Bâkiye Ölmez Yapıtlar İki Cilt İstanbul 1913 gibi eserleri sayesinde bir inceleme ve eğitim alanı olarak kurulmuştur Bu çalışmanın maksadı bu alanın Türkiye deki geçmişine ilişkin makale ve denemelerimizi okuyuculara sunarak yılların birikimi konusunda bir fikir vermektir

Lotus Yayın Grubu
Düşünce tarihimizi ve bunun bir kısmı olan bilim tarihimizi geçmişin iyi kötü belirgin bir resmini sunacak bir paradigma üzerinden okumaksızın tam olarak anlamak mümkün değildir Bugüne kadar ya belirgin bir paradigma teşkil edilmemiş bunun için hiç uğraşılmamış ya da geçmiş Türk Tarih Tezi ve Türk İslam Sentezi olarak adlandırılan kimlik temelli ideolojiler üzerinden okunmaya çalışılmıştır Hiç şüphe yoktur ki bu türden okuma denemeleri bazı yönlerden yararlı olmuştur ama geçmişin hakikate uygun bir resminin teşkil edilmesini de engellemiştir En kayda değer paradigmalar kanaatime göre Weberci ve Marxçı sosyolojik okumalardır çünkü bu okumalar bilgiyi toplumsal bir temele dayandırarak anlamlandırmaya çalıştıkları için tarihsel edimleri yönlendiren sebep sonuç ilişkilerinin anlaşılmasına nisbi de olsa bir miktar ışık tutmayı başarmıştır ancak bunlar da bana göre temel çelişkiyi göremedikleri ve meseleyi çok yönlü incelemedikleri için Ülgener ve Berkes gibi birkaç yetenekli sosyolog tarafından dile getirilmiş olsalar da yeterince başarılı olamamışlardır Benim önereceğim paradigma Asal Çelişki adını almaktadır ve hem geçmişi hem de günümüzü daha isabetli bir biçimde anlama ve anlamlandırma imkanı sunmaktadır

Lotus Yayınları
Düşünce tarihimizi ve bunun bir kısmı olan bilim tarihimizi geçmişin iyi kötü belirgin bir resmini sunacak bir paradigma üzerinden okumaksızın tam olarak anlamak mümkün değildir Bugüne kadar ya belirgin bir paradigma teşkil edilmemiş bunun için hiç uğraşılmamış ya da geçmiş Türk Tarih Tezi ve Türk İslâm Sentezi olarak adlandırılan kimlik temelli ideolojiler üzerinden okunmaya çalışılmıştır Hiç şüphe yoktur ki bu türden okuma denemeleri bazı yönlerden yararlı olmuştur ama geçmişin hakikate uygun bir resminin teşkil edilmesini de engellemiştir En kayda değer paradigmalar kanaatime göre Weberci ve Marxçı sosyolojik okumalardır çünkü bu okumalar bilgiyi toplumsal bir temele dayandırarak anlamlandırmaya çalıştıkları için tarihsel edimleri yönlendiren sebep sonuç ilişkilerinin anlaşılmasına nisbî de olsa bir miktar ışık tutmayı başarmıştır ancak bunlar da bana göre temel çelişkiyi göremedikleri ve meseleyi çok yönlü incelemedikleri için Ülgener ve Berkes gibi birkaç yetenekli sosyolog tarafından dile getirilmiş olsalar da yeterince başarılı olamamışlardır Benim önereceğim paradigma Asal Çelişki adını almaktadır ve hem geçmişi hem de günümüzü daha isabetli bir biçimde anlama ve anlamlandırma imkânı sunmaktadır Tanıtım Bülteninden

Lotus
Türk Bilim Tarihi araştırmacılığının ve yazıcılığının geçmişi aşağı yukarı XIX yüzyılın son çeyreğine kadar uzanmaktadır Ömer Subhî Bey ile Mehmed Nûrî Bey in Mü essisîn i Fünûn u Bilimlerin Kurucuları Birinci Cilt Birinci Kısım İstanbul 1885 ile Hüseyin Remzi Bey in Târîh i Tıbb ını Tıp Tarihi İstanbul 1886 bu çalışmaların ilk mahsulleri arasında anmak gerekir Ancak bilim tarihçiliğimiz Cumhuriyet Öncesi Dönem de Sâlih Zeki Bey 1864 1921 ile birlikte gerçek bir atılım yapmış ve Kâmûs ı Riyâziyyât Matematiksel Bilimler Ansiklopedisi Cilt 1 İstanbul 1897 ile Âsâr ı Bâkiye Ölmez Yapıtlar İki Cilt İstanbul 1913 gibi eserleri sayesinde bir inceleme ve eğitim alanı olarak kurulmuştur Bu çalışmanın maksadı bu alanın Türkiye deki geçmişine ilişkin makale ve denemelerimizi okuyuculara sunarak yılların birikimi konusunda bir fikir vermektir

Lotus
Düşünce tarihimizi ve bunun bir kısmı olan bilim tarihimizi geçmişin iyi kötü belirgin bir resmini sunacak bir paradigma üzerinden okumaksızın tam olarak anlamak mümkün değildir Bugüne kadar ya belirgin bir paradigma teşkil edilmemiş bunun için hiç uğraşılmamış ya da geçmiş Türk Tarih Tezi ve Türk İslâm Sentezi olarak adlandırılan kimlik temelli ideolojiler üzerinden okunmaya çalışılmıştır Hiç şüphe yoktur ki bu türden okuma denemeleri bazı yönlerden yararlı olmuştur ama geçmişin hakikate uygun bir resminin teşkil edilmesini de engellemiştir En kayda değer paradigmalar kanaatime göre Weberci ve Marxçı sosyolojik okumalardır çünkü bu okumalar bilgiyi toplumsal bir temele dayandırarak anlamlandırmaya çalıştıkları için tarihsel edimleri yönlendiren sebep sonuç ilişkilerinin anlaşılmasına nisbî de olsa bir miktar ışık tutmayı başarmıştır ancak bunlar da bana göre temel çelişkiyi göremedikleri ve meseleyi çok yönlü incelemedikleri için Ülgener ve Berkes gibi birkaç yetenekli sosyolog tarafından dile getirilmiş olsalar da yeterince başarılı olamamışlardır Benim önereceğim paradigma Asal Çelişki adını almaktadır ve hem geçmişi hem de günümüzü daha isabetli bir biçimde anlama ve anlamlandırma imkânı sunmaktadır

Lotus Yayınevi
Düşünce tarihimizi ve bunun bir kısmı olan bilim tarihimizi geçmişin iyi kötü belirgin bir resmini sunacak bir paradigma üzerinden okumaksızın tam olarak anlamak mümkün değildir Bugüne kadar ya belirgin bir paradigma teşkil edilmemiş bunun için hiç uğraşılmamış ya da geçmiş Türk Tarih Tezi ve Türk İslâm Sentezi olarak adlandırılan kimlik temelli ideolojiler üzerinden okunmaya çalışılmıştır Hiç şüphe yoktur ki bu türden okuma denemeleri bazı yönlerden yararlı olmuştur ama geçmişin hakikate uygun bir resminin teşkil edilmesini de engellemiştir En kayda değer paradigmalar kanaatime göre Weberci ve Marxçı sosyolojik okumalardır çünkü bu okumalar bilgiyi toplumsal bir temele dayandırarak anlamlandırmaya çalıştıkları için tarihsel edimleri yönlendiren sebep sonuç ilişkilerinin anlaşılmasına nisbî de olsa bir miktar ışık tutmayı başarmıştır ancak bunlar da bana göre temel çelişkiyi göremedikleri ve meseleyi çok yönlü incelemedikleri için Ülgener ve Berkes gibi birkaç yetenekli sosyolog tarafından dile getirilmiş olsalar da yeterince başarılı olamamışlardır Benim önereceğim paradigma Asal Çelişki adını almaktadır ve hem geçmişi hem de günümüzü daha isabetli bir biçimde anlama ve anlamlandırma imkânı sunmaktadır

Lotus Yayın Grubu
Türk Bilim Tarihi araştırmacılığının ve yazıcılığının geçmişi aşağı yukarı XIX yüzyılın son çeyreğine kadar uzanmaktadır Ömer Subhî Bey ile Mehmed Nûrî Bey in Mü essisîn i Fünûn u Bilimlerin Kurucuları Birinci Cilt Birinci Kısım İstanbul 1885 ile Hüseyin Remzi Bey in Târîh i Tıbb ını Tıp Tarihi İstanbul 1886 bu çalışmaların ilk mahsulleri arasında anmak gerekir Ancak bilim tarihçiliğimiz Cumhuriyet Öncesi Dönem de Sâlih Zeki Bey 1864 1921 ile birlikte gerçek bir atılım yapmış ve Kâmûs ı Riyâziyyât Matematiksel Bilimler Ansiklopedisi Cilt 1 İstanbul 1897 ile Âsâr ı Bâkiye Ölmez Yapıtlar İki Cilt İstanbul 1913 gibi eserleri sayesinde bir inceleme ve eğitim alanı olarak kurulmuştur Bu çalışmanın maksadı bu alanın Türkiye deki geçmişine ilişkin makale ve denemelerimizi okuyuculara sunarak yılların birikimi konusunda bir fikir vermektir

Lotus Yayın Grubu
Düşünce tarihimizi ve bunun bir kısmı olan bilim tarihimizi geçmişin iyi kötü belirgin bir resmini sunacak bir paradigma üzerinden okumaksızın tam olarak anlamak mümkün değildir Bugüne kadar ya belirgin bir paradigma teşkil edilmemiş bunun için hiç uğraşılmamış ya da geçmiş Türk Tarih Tezi ve Türk İslam Sentezi olarak adlandırılan kimlik temelli ideolojiler üzerinden okunmaya çalışılmıştır Hiç şüphe yoktur ki bu türden okuma denemeleri bazı yönlerden yararlı olmuştur ama geçmişin hakikate uygun bir resminin teşkil edilmesini de engellemiştir En kayda değer paradigmalar kanaatime göre Weberci ve Marxçı sosyolojik okumalardır çünkü bu okumalar bilgiyi toplumsal bir temele dayandırarak anlamlandırmaya çalıştıkları için tarihsel edimleri yönlendiren sebep sonuç ilişkilerinin anlaşılmasına nisbi de olsa bir miktar ışık tutmayı başarmıştır ancak bunlar da bana göre temel çelişkiyi göremedikleri ve meseleyi çok yönlü incelemedikleri için Ülgener ve Berkes gibi birkaç yetenekli sosyolog tarafından dile getirilmiş olsalar da yeterince başarılı olamamışlardır Benim önereceğim paradigma Asal Çelişki adını almaktadır ve hem geçmişi hem de günümüzü daha isabetli bir biçimde anlama ve anlamlandırma imkanı sunmaktadır

Lotus Yayınevi
Türk Bilim Tarihi araştırmacılığının ve yazıcılığının geçmişi aşağı yukarı XIX yüzyılın son çeyreğine kadar uzanmaktadır Ömer Subhî Bey ile Mehmed Nûrî Bey in Mü essisîn i Fünûn u Bilimlerin Kurucuları Birinci Cilt Birinci Kısım İstanbul 1885 ile Hüseyin Remzi Bey in Târîh i Tıbb ını Tıp Tarihi İstanbul 1886 bu çalışmaların ilk mahsulleri arasında anmak gerekir Ancak bilim tarihçiliğimiz Cumhuriyet Öncesi Dönem de Sâlih Zeki Bey 1864 1921 ile birlikte gerçek bir atılım yapmış ve Kâmûs ı Riyâziyyât Matematiksel Bilimler Ansiklopedisi Cilt 1 İstanbul 1897 ile Âsâr ı Bâkiye Ölmez Yapıtlar İki Cilt İstanbul 1913 gibi eserleri sayesinde bir inceleme ve eğitim alanı olarak kurulmuştur Bu çalışmanın maksadı bu alanın Türkiye deki geçmişine ilişkin makale ve denemelerimizi okuyuculara sunarak yılların birikimi konusunda bir fikir vermektir