Bios — Roberto Esposito

Bios
Roberto EspositoNota Bene Yayınları
Bios
Roberto EspositoÇağımızın önemli düşünürlerinden Esposito nun çağın klasikleri arasında anılan eseri Bios bugünün en önemli başlıklarını ele alan bir eser Birilerin yaşaması için başkalarının ölmesi mi gerekir Yaşamımızın ancak başkasının yok olmasıyla güzelleşebileceği inancı kaynağını nerede bulur İnsanlığın selameti için hangi yaşamlar kurtarılmalı hangi yaşamlar yok edilmelidir Yaşanmaya değer yaşamlar ile değerden yoksun yaşamlar arasındaki çizgi kim tarafından nasıl çizilir Bu çizgi nasıl haklı çıkarılır Bütün bu sorular epeydir biyopolitikanın gündemini meşgul ediyor Bunları yanıtlamaksa politikanın hukukun ve yaşamın hiç olmadığı kadar iç içe geçtiği hatta üst üste bindiği günümüzde daha da yakıcı hale geliyor Kitlesel göçler sağlık stratejileri salgınlar doğum kürtaj ve öjeni politikaları güvenlik fetişizmi faşizm ırkçılık yabancı düşmanlığı sınırsız süresiz olağanüstü hâl politikaları savaşlar ve hatta barışlar hep bu eksende anlamını buluyor Yaşamın zıddı artık ölüm değil başka bir yaşam başkasının başkalarının yaşamı Böyle olduğunda bir yaşam politikası bir anda bir ölüm fabrikasına dönüşebiliyor Yaşam dolaysızca politikaya tercüme olurken politikanın giderek biyolojik bir mizaca büründüğü yerde İtalyan düşünür Roberto Esposito Michel Foucault ve Agamben den sonra biyopolitikanın belki de en kuvvetli felsefi hattını örüyor Felsefi diyoruz çünkü Esposito felsefe tarihinde derinlemesine bir yolculuğa çıkıyor Platon Aristoteles Hobbes Spinoza Locke ve Nietzsche bu yolculuğun en önemli uğrak yerleri Heidegger Arendt Merleau Ponty Simondon Canguilhem ve Deleuze gibi isimlerse Esposito nun çağımızın çıkmaz sokaklarını ve kaçış noktalarını tespit ederken diyaloğa girdiği düşünürler İtalyan düşünürün bu isimlerle kurduğu temaslar salt teorik bir içerikten oluşuyor sanılmasın Zira onun derdi modernliğin beşiğindeki liberal bireycilikten beslenip sırf yaşamı muhafaza etmek onu olası bütün düşmanlara karşı savunmak uğruna totalitarizme varan ve Nazizm de hem zirve noktasını hem de kıyametini bulan bir ölüm politikasına karşı yaşamı gelişip serpilmeye zenginleşmeye yaratmaya ve çoğaltmaya teşvik eden bir biyopolitika düşüncesi oluşturmak Bireyseli değil kolektifi mülkiyeti el koymayı değil armağan etmeyi kamulaştırmayı savunan başkasını düşman değil ortak gören bir düşünce bu Bu düşünceye kulak veriyoruz çünkü Esposito bir yaşam filozofu Felsefeyi yaşamın yaşamımızın tam ortasına yerleştiriyor En karanlık zamanlarında bile politikadan vazgeçmiyor Yaşamı politikanın bir işlevi bir enstrümanı olmaktan çıkarıp politikayı yaşamın ta kendisi kılmak istiyor Belki de bu yüzden politikanın artık bir ölüm kalım meselesi olduğu bu coğrafyada Esposito nun karamsarlıktan değil umuttan ve dirençten beslenen yaşam felsefesi ahvalimizi kalbinden yakalıyor Tanıtım Bülteninden

Nota Bene Yayınları
Çağımızın önemli düşünürlerinden Esposito nun çağın klasikleri arasında anılan eseri Bios bugünün en önemli başlıklarını ele alan bir eser Birilerin yaşaması için başkalarının ölmesi mi gerekir Yaşamımızın ancak başkasının yok olmasıyla güzelleşebileceği inancı kaynağını nerede bulur İnsanlığın selameti için hangi yaşamlar kurtarılmalı hangi yaşamlar yok edilmelidir Yaşanmaya değer yaşamlar ile değerden yoksun yaşamlar arasındaki çizgi kim tarafından nasıl çizilir Bu çizgi nasıl haklı çıkarılır Bütün bu sorular epeydir biyopolitikanın gündemini meşgul ediyor Bunları yanıtlamaksa politikanın hukukun ve yaşamın hiç olmadığı kadar iç içe geçtiği hatta üst üste bindiği günümüzde daha da yakıcı hale geliyor Kitlesel göçler sağlık stratejileri salgınlar doğum kürtaj ve öjeni politikaları güvenlik fetişizmi faşizm ırkçılık yabancı düşmanlığı sınırsız süresiz olağanüstü hâl politikaları savaşlar ve hatta barışlar hep bu eksende anlamını buluyor Yaşamın zıddı artık ölüm değil başka bir yaşam başkasının başkalarının yaşamı Böyle olduğunda bir yaşam politikası bir anda bir ölüm fabrikasına dönüşebiliyor Yaşam dolaysızca politikaya tercüme olurken politikanın giderek biyolojik bir mizaca büründüğü yerde İtalyan düşünür Roberto Esposito Michel Foucault ve Agamben den sonra biyopolitikanın belki de en kuvvetli felsefi hattını örüyor Felsefi diyoruz çünkü Esposito felsefe tarihinde derinlemesine bir yolculuğa çıkıyor Platon Aristoteles Hobbes Spinoza Locke ve Nietzsche bu yolculuğun en önemli uğrak yerleri Heidegger Arendt Merleau Ponty Simondon Canguilhem ve Deleuze gibi isimlerse Esposito nun çağımızın çıkmaz sokaklarını ve kaçış noktalarını tespit ederken diyaloğa girdiği düşünürler İtalyan düşünürün bu isimlerle kurduğu temaslar salt teorik bir içerikten oluşuyor sanılmasın Zira onun derdi modernliğin beşiğindeki liberal bireycilikten beslenip sırf yaşamı muhafaza etmek onu olası bütün düşmanlara karşı savunmak uğruna totalitarizme varan ve Nazizm de hem zirve noktasını hem de kıyametini bulan bir ölüm politikasına karşı yaşamı gelişip serpilmeye zenginleşmeye yaratmaya ve çoğaltmaya teşvik eden bir biyopolitika düşüncesi oluşturmak Bireyseli değil kolektifi mülkiyeti el koymayı değil armağan etmeyi kamulaştırmayı savunan başkasını düşman değil ortak gören bir düşünce bu Bu düşünceye kulak veriyoruz çünkü Esposito bir yaşam filozofu Felsefeyi yaşamın yaşamımızın tam ortasına yerleştiriyor En karanlık zamanlarında bile politikadan vazgeçmiyor Yaşamı politikanın bir işlevi bir enstrümanı olmaktan çıkarıp politikayı yaşamın ta kendisi kılmak istiyor Belki de bu yüzden politikanın artık bir ölüm kalım meselesi olduğu bu coğrafyada Esposito nun karamsarlıktan değil umuttan ve dirençten beslenen yaşam felsefesi ahvalimizi kalbinden yakalıyor

Nota Bene Yayınları
Çağımızın önemli düşünürlerinden Espositonun çağın klasikleri arasında anılan eseri Bios bugünün en önemli başlıklarını ele alan bir eser Birilerin yaşaması için başkalarının ölmesi mi gerekir Yaşamımızın ancak başkasının yok olmasıyla güzelleşebileceği inancı kaynağını nerede bulur İnsanlığın selameti için hangi yaşamlar kurtarılmalı hangi yaşamlar yok edilmelidir Yaşanmaya değer yaşamlar ile değerden yoksun yaşamlar arasındaki çizgi kim tarafından nasıl çizilir Bu çizgi nasıl haklı çıkarılır Bütün bu sorular epeydir biyopolitikanın gündemini meşgul ediyor Bunları yanıtlamaksa politikanın hukukun ve yaşamın hiç olmadığı kadar iç içe geçtiği hatta üst üste bindiği günümüzde daha da yakıcı hale geliyor Kitlesel göçler sağlık stratejileri salgınlar doğum kürtaj ve öjeni politikaları güvenlik fetişizmi faşizm ırkçılık yabancı düşmanlığı sınırsız süresiz olağanüstü hâl politikaları savaşlar ve hatta barışlar hep bu eksende anlamını buluyor Yaşamın zıddı artık ölüm değil başka bir yaşam başkasının başkalarının yaşamı Böyle olduğunda bir yaşam politikası bir anda bir ölüm fabrikasına dönüşebiliyor Yaşam dolaysızca politikaya tercüme olurken politikanın giderek biyolojik bir mizaca büründüğü yerde İtalyan düşünür Roberto Esposito Michel Foucault ve Agamben den sonra biyopolitikanın belki de en kuvvetli felsefi hattını örüyor Felsefi diyoruz çünkü Esposito felsefe tarihinde derinlemesine bir yolculuğa çıkıyor Platon Aristoteles Hobbes Spinoza Locke ve Nietzsche bu yolculuğun en önemli uğrak yerleri Heidegger Arendt Merleau Ponty Simondon Canguilhem ve Deleuze gibi isimlerse Esposito nun çağımızın çıkmaz sokaklarını ve kaçış noktalarını tespit ederken diyaloğa girdiği düşünürler İtalyan düşünürün bu isimlerle kurduğu temaslar salt teorik bir içerikten oluşuyor sanılmasın Zira onun derdi modernliğin beşiğindeki liberal bireycilikten beslenip sırf yaşamı muhafaza etmek onu olası bütün düşmanlara karşı savunmak uğruna totalitarizme varan ve Nazizm de hem zirve noktasını hem de kıyametini bulan bir ölüm politikasına karşı yaşamı gelişip serpilmeye zenginleşmeye yaratmaya ve çoğaltmaya teşvik eden bir biyopolitika düşüncesi oluşturmak Bireyseli değil kolektifi mülkiyeti el koymayı değil armağan etmeyi kamulaştırmayı savunan başkasını düşman değil ortak gören bir düşünce bu Bu düşünceye kulak veriyoruz çünkü Esposito bir yaşam filozofu Felsefeyi yaşamın yaşamımızın tam ortasına yerleştiriyor En karanlık zamanlarında bile politikadan vazgeçmiyor Yaşamı politikanın bir işlevi bir enstrümanı olmaktan çıkarıp politikayı yaşamın ta kendisi kılmak istiyor Belki de bu yüzden politikanın artık bir ölüm kalım meselesi olduğu bu coğrafyada Esposito nun karamsarlıktan değil umuttan ve dirençten beslenen yaşam felsefesi ahvalimizi kalbinden yakalıyor

NotaBene Yayınları
çev. Onur Kartal
Çağımızın önemli düşünürlerinden Esposito nun çağın klasikleri arasında anılan eseri Bios bugünün en önemli başlıklarını ele alan bir eser Birilerin yaşaması için başkalarının ölmesi mi gerekir Yaşamımızın ancak başkasının yok olmasıyla güzelleşebileceği inancı kaynağını nerede bulur İnsanlığın selameti için hangi yaşamlar kurtarılmalı hangi yaşamlar yok edilmelidir Yaşanmaya değer yaşamlar ile değerden yoksun yaşamlar arasındaki çizgi kim tarafından nasıl çizilir Bu çizgi nasıl haklı çıkarılır Bütün bu sorular epeydir biyopolitikanın gündemini meşgul ediyor Bunları yanıtlamaksa politikanın hukukun ve yaşamın hiç olmadığı kadar iç içe geçtiği hatta üst üste bindiği günümüzde daha da yakıcı hale geliyor Kitlesel göçler sağlık stratejileri salgınlar doğum kürtaj ve öjeni politikaları güvenlik fetişizmi faşizm ırkçılık yabancı düşmanlığı sınırsız süresiz olağanüstü hâl politikaları savaşlar ve hatta barışlar hep bu eksende anlamını buluyor Yaşamın zıddı artık ölüm değil başka bir yaşam başkasının başkalarının yaşamı Böyle olduğunda bir yaşam politikası bir anda bir ölüm fabrikasına dönüşebiliyor Yaşam dolaysızca politikaya tercüme olurken politikanın giderek biyolojik bir mizaca büründüğü yerde İtalyan düşünür Roberto Esposito Michel Foucault ve Agamben den sonra biyopolitikanın belki de en kuvvetli felsefi hattını örüyor Felsefi diyoruz çünkü Esposito felsefe tarihinde derinlemesine bir yolculuğa çıkıyor Platon Aristoteles Hobbes Spinoza Locke ve Nietzsche bu yolculuğun en önemli uğrak yerleri Heidegger Arendt Merleau Ponty Simondon Canguilhem ve Deleuze gibi isimlerse Esposito nun çağımızın çıkmaz sokaklarını ve kaçış noktalarını tespit ederken diyaloğa girdiği düşünürler İtalyan düşünürün bu isimlerle kurduğu temaslar salt teorik bir içerikten oluşuyor sanılmasın Zira onun derdi modernliğin beşiğindeki liberal bireycilikten beslenip sırf yaşamı muhafaza etmek onu olası bütün düşmanlara karşı savunmak uğruna totalitarizme varan ve Nazizm de hem zirve noktasını hem de kıyametini bulan bir ölüm politikasına karşı yaşamı gelişip serpilmeye zenginleşmeye yaratmaya ve çoğaltmaya teşvik eden bir biyopolitika düşüncesi oluşturmak Bireyseli değil kolektifi mülkiyeti el koymayı değil armağan etmeyi kamulaştırmayı savunan başkasını düşman değil ortak gören bir düşünce bu Bu düşünceye kulak veriyoruz çünkü Esposito bir yaşam filozofu Felsefeyi yaşamın yaşamımızın tam ortasına yerleştiriyor En karanlık zamanlarında bile politikadan vazgeçmiyor Yaşamı politikanın bir işlevi bir enstrümanı olmaktan çıkarıp politikayı yaşamın ta kendisi kılmak istiyor Belki de bu yüzden politikanın artık bir ölüm kalım meselesi olduğu bu coğrafyada Esposito nun karamsarlıktan değil umuttan ve dirençten beslenen yaşam felsefesi ahvalimizi kalbinden yakalıyor

Nota Bene Yayınları
çev. Onur Kartal
Çağımızın önemli düşünürlerinden Esposito nun çağın klasikleri arasında anılan eseri Bios bugünün en önemli başlıklarını ele alan bir eser Birilerin yaşaması için başkalarının ölmesi mi gerekir Yaşamımızın ancak başkasının yok olmasıyla güzelleşebileceği inancı kaynağını nerede bulur İnsanlığın selameti için hangi yaşamlar kurtarılmalı hangi yaşamlar yok edilmelidir Yaşanmaya değer yaşamlar ile değerden yoksun yaşamlar arasındaki çizgi kim tarafından nasıl çizilir Bu çizgi nasıl haklı çıkarılır Bütün bu sorular epeydir biyopolitikanın gündemini meşgul ediyor Bunları yanıtlamaksa politikanın hukukun ve yaşamın hiç olmadığı kadar iç içe geçtiği hatta üst üste bindiği günümüzde daha da yakıcı hale geliyor Kitlesel göçler sağlık stratejileri salgınlar doğum kürtaj ve öjeni politikaları güvenlik fetişizmi faşizm ırkçılık yabancı düşmanlığı sınırsız süresiz olağanüstü hâl politikaları savaşlar ve hatta barışlar hep bu eksende anlamını buluyor Yaşamın zıddı artık ölüm değil başka bir yaşam başkasının başkalarının yaşamı Böyle olduğunda bir yaşam politikası bir anda bir ölüm fabrikasına dönüşebiliyor Yaşam dolaysızca politikaya tercüme olurken politikanın giderek biyolojik bir mizaca büründüğü yerde İtalyan düşünür Roberto Esposito Michel Foucault ve Agamben den sonra biyopolitikanın belki de en kuvvetli felsefi hattını örüyor Felsefi diyoruz çünkü Esposito felsefe tarihinde derinlemesine bir yolculuğa çıkıyor Platon Aristoteles Hobbes Spinoza Locke ve Nietzsche bu yolculuğun en önemli uğrak yerleri Heidegger Arendt Merleau Ponty Simondon Canguilhem ve Deleuze gibi isimlerse Esposito nun çağımızın çıkmaz sokaklarını ve kaçış noktalarını tespit ederken diyaloğa girdiği düşünürler İtalyan düşünürün bu isimlerle kurduğu temaslar salt teorik bir içerikten oluşuyor sanılmasın Zira onun derdi modernliğin beşiğindeki liberal bireycilikten beslenip sırf yaşamı muhafaza etmek onu olası bütün düşmanlara karşı savunmak uğruna totalitarizme varan ve Nazizm de hem zirve noktasını hem de kıyametini bulan bir ölüm politikasına karşı yaşamı gelişip serpilmeye zenginleşmeye yaratmaya ve çoğaltmaya teşvik eden bir biyopolitika düşüncesi oluşturmak Bireyseli değil kolektifi mülkiyeti el koymayı değil armağan etmeyi kamulaştırmayı savunan başkasını düşman değil ortak gören bir düşünce bu Bu düşünceye kulak veriyoruz çünkü Esposito bir yaşam filozofu Felsefeyi yaşamın yaşamımızın tam ortasına yerleştiriyor En karanlık zamanlarında bile politikadan vazgeçmiyor Yaşamı politikanın bir işlevi bir enstrümanı olmaktan çıkarıp politikayı yaşamın ta kendisi kılmak istiyor Belki de bu yüzden politikanın artık bir ölüm kalım meselesi olduğu bu coğrafyada Esposito nun karamsarlıktan değil umuttan ve dirençten beslenen yaşam felsefesi ahvalimizi kalbinden yakalıyor Tanıtım Bülteninden

Nota Bene Yayınları
Çağımızın önemli düşünürlerinden Esposito nun çağın klasikleri arasında anılan eseri Bios bugünün en önemli başlıklarını ele alan bir eser Birilerin yaşaması için başkalarının ölmesi mi gerekir Yaşamımızın ancak başkasının yok olmasıyla güzelleşebileceği inancı kaynağını nerede bulur İnsanlığın selameti için hangi yaşamlar kurtarılmalı hangi yaşamlar yok edilmelidir Yaşanmaya değer yaşamlar ile değerden yoksun yaşamlar arasındaki çizgi kim tarafından nasıl çizilir Bu çizgi nasıl haklı çıkarılır Bütün bu sorular epeydir biyopolitikanın gündemini meşgul ediyor Bunları yanıtlamaksa politikanın hukukun ve yaşamın hiç olmadığı kadar iç içe geçtiği hatta üst üste bindiği günümüzde daha da yakıcı hale geliyor Kitlesel göçler sağlık stratejileri salgınlar doğum kürtaj ve öjeni politikaları güvenlik fetişizmi faşizm ırkçılık yabancı düşmanlığı sınırsız süresiz olağanüstü hâl politikaları savaşlar ve hatta barışlar hep bu eksende anlamını buluyor Yaşamın zıddı artık ölüm değil başka bir yaşam başkasının başkalarının yaşamı Böyle olduğunda bir yaşam politikası bir anda bir ölüm fabrikasına dönüşebiliyor Yaşam dolaysızca politikaya tercüme olurken politikanın giderek biyolojik bir mizaca büründüğü yerde İtalyan düşünür Roberto Esposito Michel Foucault ve Agamben den sonra biyopolitikanın belki de en kuvvetli felsefi hattını örüyor Felsefi diyoruz çünkü Esposito felsefe tarihinde derinlemesine bir yolculuğa çıkıyor Platon Aristoteles Hobbes Spinoza Locke ve Nietzsche bu yolculuğun en önemli uğrak yerleri Heidegger Arendt Merleau Ponty Simondon Canguilhem ve Deleuze gibi isimlerse Esposito nun çağımızın çıkmaz sokaklarını ve kaçış noktalarını tespit ederken diyaloğa girdiği düşünürler İtalyan düşünürün bu isimlerle kurduğu temaslar salt teorik bir içerikten oluşuyor sanılmasın Zira onun derdi modernliğin beşiğindeki liberal bireycilikten beslenip sırf yaşamı muhafaza etmek onu olası bütün düşmanlara karşı savunmak uğruna totalitarizme varan ve Nazizm de hem zirve noktasını hem de kıyametini bulan bir ölüm politikasına karşı yaşamı gelişip serpilmeye zenginleşmeye yaratmaya ve çoğaltmaya teşvik eden bir biyopolitika düşüncesi oluşturmak Bireyseli değil kolektifi mülkiyeti el koymayı değil armağan etmeyi kamulaştırmayı savunan başkasını düşman değil ortak gören bir düşünce bu Bu düşünceye kulak veriyoruz çünkü Esposito bir yaşam filozofu Felsefeyi yaşamın yaşamımızın tam ortasına yerleştiriyor En karanlık zamanlarında bile politikadan vazgeçmiyor Yaşamı politikanın bir işlevi bir enstrümanı olmaktan çıkarıp politikayı yaşamın ta kendisi kılmak istiyor Belki de bu yüzden politikanın artık bir ölüm kalım meselesi olduğu bu coğrafyada Esposito nun karamsarlıktan değil umuttan ve dirençten beslenen yaşam felsefesi ahvalimizi kalbinden yakalıyor

Nota Bene Yayınları
Roberto Esposito tarafından kaleme alınan Bios Nota Bene Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Bios Roberto Esposito Kitap Özeti Çağımızın önemli düşünürlerinden Espositonun çağın klasikleri arasında anılan eseri Bios bugünün en önemli başlıklarını ele alan bir eser Birilerin yaşaması için başkalarının ölmesi mi gerekir Yaşamımızın ancak başkasının yok olmasıyla güzelleşebileceği inancı kaynağını nerede bulur İnsanlığın selameti için hangi yaşamlar kurtarılmalı hangi yaşamlar yok edilmelidir Yaşanmaya değer yaşamlar ile değerden yoksun yaşamlar arasındaki çizgi kim tarafından nasıl çizilir Bu çizgi nasıl haklı çıkarılır Bütün bu sorular epeydir biyopolitikanın gündemini meşgul ediyor Bunları yanıtlamaksa politikanın hukukun ve yaşamın hiç olmadığı kadar iç içe geçtiği hatta üst üste bindiği günümüzde daha da yakıcı hale geliyor Kitlesel göçler sağlık stratejileri salgınlar doğum kürtaj ve öjeni politikaları güvenlik fetişizmi faşizm ırkçılık yabancı düşmanlığı sınırsız süresiz olağanüstü hâl politikaları savaşlar ve hatta barışlar hep bu eksende anlamını buluyor Yaşamın zıddı artık ölüm değil başka bir yaşam başkasının başkalarının yaşamı Böyle olduğunda bir yaşam politikası bir anda bir ölüm fabrikasına dönüşebiliyor Yaşam dolaysızca politikaya tercüme olurken politikanın giderek biyolojik bir mizaca büründüğü yerde İtalyan düşünür Roberto Esposito Michel Foucault ve Agamben den sonra biyopolitikanın belki de en kuvvetli felsefi hattını örüyor Felsefi diyoruz çünkü Esposito felsefe tarihinde derinlemesine bir yolculuğa çıkıyor Platon Aristoteles Hobbes Spinoza Locke ve Nietzsche bu yolculuğun en önemli uğrak yerleri Heidegger Arendt Merleau Ponty Simondon Canguilhem ve Deleuze gibi isimlerse Esposito nun çağımızın çıkmaz sokaklarını ve kaçış noktalarını tespit ederken diyaloğa girdiği düşünürler İtalyan düşünürün bu isimlerle kurduğu temaslar salt teorik bir içerikten oluşuyor sanılmasın Zira onun derdi modernliğin beşiğindeki liberal bireycilikten beslenip sırf yaşamı muhafaza etmek onu olası bütün düşmanlara karşı savunmak uğruna totalitarizme varan ve Nazizm de hem zirve noktasını hem de kıyametini bulan bir ölüm politikasına karşı yaşamı gelişip serpilmeye zenginleşmeye yaratmaya ve çoğaltmaya teşvik eden bir biyopolitika düşüncesi oluşturmak Bireyseli değil kolektifi mülkiyeti el koymayı değil armağan etmeyi kamulaştırmayı savunan başkasını düşman değil ortak gören bir düşünce bu Bu düşünceye kulak veriyoruz çünkü Esposito bir yaşam filozofu Felsefeyi yaşamın yaşamımızın tam ortasına yerleştiriyor En karanlık zamanlarında bile politikadan vazgeçmiyor Yaşamı politikanın bir işlevi bir enstrümanı olmaktan çıkarıp politikayı yaşamın ta kendisi kılmak istiyor Belki de bu yüzden politikanın artık bir ölüm kalım meselesi olduğu bu coğrafyada Esposito nun karamsarlıktan değil umuttan ve dirençten beslenen yaşam felsefesi ahvalimizi kalbinden yakalıyor Yayınevi Nota Bene Yayınları Yazar Roberto Esposito Sayfa 286 Sayfa Kağıt 1 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Eylül 2025 Barkod 9786052604472 Kategori Araştıma İnceleme Referans

Nota Bene
çev. Kartal, Onur
Çağımızın önemli düşünürlerinden Esposito nun çağın klasikleri arasında anılan eseri Bios bugünün en önemli başlıklarını ele alan bir eser Birilerin yaşaması için başkalarının ölmesi mi gerekir Yaşamımızın ancak başkasının yok olmasıyla güzelleşebileceği inancı kaynağını nerede bulur İnsanlığın selameti için hangi yaşamlar kurtarılmalı hangi yaşamlar yok edilmelidir Yaşanmaya değer yaşamlar ile değerden yoksun yaşamlar arasındaki çizgi kim tarafından nasıl çizilir Bu çizgi nasıl haklı çıkarılır Bütün bu sorular epeydir biyopolitikanın gündemini meşgul ediyor Bunları yanıtlamaksa politikanın hukukun ve yaşamın hiç olmadığı kadar iç içe geçtiği hatta üst üste bindiği günümüzde daha da yakıcı hale geliyor Kitlesel göçler sağlık stratejileri salgınlar doğum kürtaj ve öjeni politikaları güvenlik fetişizmi faşizm ırkçılık yabancı düşmanlığı sınırsız süresiz olağanüstü hâl politikaları savaşlar ve hatta barışlar hep bu eksende anlamını buluyor Yaşamın zıddı artık ölüm değil başka bir yaşam başkasının başkalarının yaşamı Böyle olduğunda bir yaşam politikası bir anda bir ölüm fabrikasına dönüşebiliyor Yaşam dolaysızca politikaya tercüme olurken politikanın giderek biyolojik bir mizaca büründüğü yerde İtalyan düşünür Roberto Esposito Michel Foucault ve Agamben den sonra biyopolitikanın belki de en kuvvetli felsefi hattını örüyor Felsefi diyoruz çünkü Esposito felsefe tarihinde derinlemesine bir yolculuğa çıkıyor Platon Aristoteles Hobbes Spinoza Locke ve Nietzsche bu yolculuğun en önemli uğrak yerleri Heidegger Arendt Merleau Ponty Simondon Canguilhem ve Deleuze gibi isimlerse Esposito nun çağımızın çıkmaz sokaklarını ve kaçış noktalarını tespit ederken diyaloğa girdiği düşünürler İtalyan düşünürün bu isimlerle kurduğu temaslar salt teorik bir içerikten oluşuyor sanılmasın Zira onun derdi modernliğin beşiğindeki liberal bireycilikten beslenip sırf yaşamı muhafaza etmek onu olası bütün düşmanlara karşı savunmak uğruna totalitarizme varan ve Nazizm de hem zirve noktasını hem de kıyametini bulan bir ölüm politikasına karşı yaşamı gelişip serpilmeye zenginleşmeye yaratmaya ve çoğaltmaya teşvik eden bir biyopolitika düşüncesi oluşturmak Bireyseli değil kolektifi mülkiyeti el koymayı değil armağan etmeyi kamulaştırmayı savunan başkasını düşman değil ortak gören bir düşünce bu Bu düşünceye kulak veriyoruz çünkü Esposito bir yaşam filozofu Felsefeyi yaşamın yaşamımızın tam ortasına yerleştiriyor En karanlık zamanlarında bile politikadan vazgeçmiyor Yaşamı politikanın bir işlevi bir enstrümanı olmaktan çıkarıp politikayı yaşamın ta kendisi kılmak istiyor Belki de bu yüzden politikanın artık bir ölüm kalım meselesi olduğu bu coğrafyada Esposito nun karamsarlıktan değil umuttan ve dirençten beslenen yaşam felsefesi ahvalimizi kalbinden yakalıyor

NOTABENE YAYINLARI
çev. Onur Kartal
Çağımızın önemli düşünürlerinden Esposito nun çağın klasikleri arasında anılan eseri Bios bugünün en önemli başlıklarını ele alan bir eser Birilerin yaşaması için başkalarının ölmesi mi gerekir Yaşamımızın ancak başkasının yok olmasıyla güzelleşebileceği inancı kaynağını nerede bulur İnsanlığın selameti için hangi yaşamlar kurtarılmalı hangi yaşamlar yok edilmelidir Yaşanmaya değer yaşamlar ile değerden yoksun yaşamlar arasındaki çizgi kim tarafından nasıl çizilir Bu çizgi nasıl haklı çıkarılır Bütün bu sorular epeydir biyopolitikanın gündemini meşgul ediyor Bunları yanıtlamaksa politikanın hukukun ve yaşamın hiç olmadığı kadar iç içe geçtiği hatta üst üste bindiği günümüzde daha da yakıcı hale geliyor Kitlesel göçler sağlık stratejileri salgınlar doğum kürtaj ve öjeni politikaları güvenlik fetişizmi faşizm ırkçılık yabancı düşmanlığı sınırsız süresiz olağanüstü hâl politikaları savaşlar ve hatta barışlar hep bu eksende anlamını buluyor Yaşamın zıddı artık ölüm değil başka bir yaşam başkasının başkalarının yaşamı Böyle olduğunda bir yaşam politikası bir anda bir ölüm fabrikasına dönüşebiliyor Yaşam dolaysızca politikaya tercüme olurken politikanın giderek biyolojik bir mizaca büründüğü yerde İtalyan düşünür Roberto Esposito Michel Foucault ve Agamben den sonra biyopolitikanın belki de en kuvvetli felsefi hattını örüyor Felsefi diyoruz çünkü Esposito felsefe tarihinde derinlemesine bir yolculuğa çıkıyor Platon Aristoteles Hobbes Spinoza Locke ve Nietzsche bu yolculuğun en önemli uğrak yerleri Heidegger Arendt Merleau Ponty Simondon Canguilhem ve Deleuze gibi isimlerse Esposito nun çağımızın çıkmaz sokaklarını ve kaçış noktalarını tespit ederken diyaloğa girdiği düşünürler İtalyan düşünürün bu isimlerle kurduğu temaslar salt teorik bir içerikten oluşuyor sanılmasın Zira onun derdi modernliğin beşiğindeki liberal bireycilikten beslenip sırf yaşamı muhafaza etmek onu olası bütün düşmanlara karşı savunmak uğruna totalitarizme varan ve Nazizm de hem zirve noktasını hem de kıyametini bulan bir ölüm politikasına karşı yaşamı gelişip serpilmeye zenginleşmeye yaratmaya ve çoğaltmaya teşvik eden bir biyopolitika düşüncesi oluşturmak Bireyseli değil kolektifi mülkiyeti el koymayı değil armağan etmeyi kamulaştırmayı savunan başkasını düşman değil ortak gören bir düşünce bu Bu düşünceye kulak veriyoruz çünkü Esposito bir yaşam filozofu Felsefeyi yaşamın yaşamımızın tam ortasına yerleştiriyor En karanlık zamanlarında bile politikadan vazgeçmiyor Yaşamı politikanın bir işlevi bir enstrümanı olmaktan çıkarıp politikayı yaşamın ta kendisi kılmak istiyor Belki de bu yüzden politikanın artık bir ölüm kalım meselesi olduğu bu coğrafyada Esposito nun karamsarlıktan değil umuttan ve dirençten beslenen yaşam felsefesi ahvalimizi kalbinden yakalıyor

Nota Bene Yayınları
Çağımızın önemli düşünürlerinden Esposito nun çağın klasikleri arasında anılan eseri Bios bugünün en önemli başlıklarını ele alan bir eser Birilerin yaşaması için başkalarının ölmesi mi gerekir Yaşamımızın ancak başkasının yok olmasıyla güzelleşebileceği inancı kaynağını nerede bulur İnsanlığın selameti için hangi yaşamlar kurtarılmalı hangi yaşamlar yok edilmelidir Yaşanmaya değer yaşamlar ile değerden yoksun yaşamlar arasındaki çizgi kim tarafından nasıl çizilir Bu çizgi nasıl haklı çıkarılır Bütün bu sorular epeydir biyopolitikanın gündemini meşgul ediyor Bunları yanıtlamaksa politikanın hukukun ve yaşamın hiç olmadığı kadar iç içe geçtiği hatta üst üste bindiği günümüzde daha da yakıcı hale geliyor Kitlesel göçler sağlık stratejileri salgınlar doğum kürtaj ve öjeni politikaları güvenlik fetişizmi faşizm ırkçılık yabancı düşmanlığı sınırsız süresiz olağanüstü hâl politikaları savaşlar ve hatta barışlar hep bu eksende anlamını buluyor Yaşamın zıddı artık ölüm değil başka bir yaşam başkasının başkalarının yaşamı Böyle olduğunda bir yaşam politikası bir anda bir ölüm fabrikasına dönüşebiliyor Yaşam dolaysızca politikaya tercüme olurken politikanın giderek biyolojik bir mizaca büründüğü yerde İtalyan düşünür Roberto Esposito Michel Foucault ve Agamben den sonra biyopolitikanın belki de en kuvvetli felsefi hattını örüyor Felsefi diyoruz çünkü Esposito felsefe tarihinde derinlemesine bir yolculuğa çıkıyor Platon Aristoteles Hobbes Spinoza Locke ve Nietzsche bu yolculuğun en önemli uğrak yerleri Heidegger Arendt Merleau Ponty Simondon Canguilhem ve Deleuze gibi isimlerse Esposito nun çağımızın çıkmaz sokaklarını ve kaçış noktalarını tespit ederken diyaloğa girdiği düşünürler İtalyan düşünürün bu isimlerle kurduğu temaslar salt teorik bir içerikten oluşuyor sanılmasın Zira onun derdi modernliğin beşiğindeki liberal bireycilikten beslenip sırf yaşamı muhafaza etmek onu olası bütün düşmanlara karşı savunmak uğruna totalitarizme v