Bir Göç Masalı — İsmet Erdal

Bir Göç Masalı
İsmet ErdalÇıra Yayınları
Bir Göç Masalı
İsmet ErdalKara Ali teklemiş üveyik gibi kanat çırpıyordu gönül dünyasında Gavuruçtu yarından kendini boşluğa bırakmak geçiyordu içinden Çaresizdi yığıldı kaldı taşın üstüne Bu kördüğümden çözgü çıkar da gönül tezgâhında nakış nakış sevda dokunur mu bilemiyordu şimdi Bildiği daha doğrusu bütün varlığıyla hissettiği bir şey vardı o da Selver Dünya umurunda değildi Nicedir Selver gayrısında her şey onun için yok hükmündeydi yahut birer çıkmaz sokaktı Bildiği yollar Selver e çıkıyor kurduğu cümleler Selver le bitiyordu Kalktı yerinden yerden birkaç taş aldı avucuna yumurta büyüklüğünde Cebinden sapanı çıkardı birini koydu içine Kolunun olanca gücüyle kayalıklardan vadiye doğru savurdu Sapandan çıkan taş öyle bir cavladı ki sanki domdom kurşunu gibiydi vadi inledi Bir daha bir daha Üç beş taş attı ardı ardına Ne zaman öfkesi çoğalsa çaresizliği dibe vursa yahut efkarlansa bunu hep yapardı O öfkesini çaresizliğini efkarını taşla boşluğa atarak rahatlardı Taş gibi oturdu yüreğime derlerdi eskiler Belki de Kara Ali yüreğine taş gibi oturan yükü sapanına koyup boşluğa sallıyordu Bir nevi terapiydi onun için bu Yüreğe taş gibi oturan ne varsa söküp atmak gerekiyordu Tanıtım Bülteninden

Çıra Yayınları
Kara Ali teklemiş üveyik gibi kanat çırpıyordu gönül dünyasında Gavuruçtu yarından kendini boşluğa bırakmak geçiyordu içinden Çaresizdi yığıldı kaldı taşın üstüne Bu kördüğümden çözgü çıkar da gönül tezgâhında nakış nakış sevda dokunur mu bilemiyordu şimdi Bildiği daha doğrusu bütün varlığıyla hissettiği bir şey vardı o da Selver Dünya umurunda değildi Nicedir Selver gayrısında her şey onun için yok hükmündeydi yahut birer çıkmaz sokaktı Bildiği yollar Selver e çıkıyor kurduğu cümleler Selver le bitiyordu Kalktı yerinden yerden birkaç taş aldı avucuna yumurta büyüklüğünde Cebinden sapanı çıkardı birini koydu içine Kolunun olanca gücüyle kayalıklardan vadiye doğru savurdu Sapandan çıkan taş öyle bir cavladı ki sanki domdom kurşunu gibiydi vadi inledi Bir daha bir daha Üç beş taş attı ardı ardına Ne zaman öfkesi çoğalsa çaresizliği dibe vursa yahut efkarlansa bunu hep yapardı O öfkesini çaresizliğini efkarını taşla boşluğa atarak rahatlardı Taş gibi oturdu yüreğime derlerdi eskiler Belki de Kara Ali yüreğine taş gibi oturan yükü sapanına koyup boşluğa sallıyordu Bir nevi terapiydi onun için bu Yüreğe taş gibi oturan ne varsa söküp atmak gerekiyordu

ÇIRA KÜLTÜR
Kara Ali teklemiş üveyik gibi kanat çırpıyordu gönül dünyasında Gavuruçtu yarından kendini boşluğa bırakmak geçiyordu içinden Çaresizdi yığıldı kaldı taşın üstüne Bu kördüğümden çözgü çıkar da gönül tezgâhında nakış nakış sevda dokunur mu bilemiyordu şimdi Bildiği daha doğrusu bütün varlığıyla hissettiği bir şey vardı o da Selver Dünya umurunda değildi Nicedir Selver gayrısında her şey onun için yok hükmündeydi yahut birer çıkmaz sokaktı Bildiği yollar Selver e çıkıyor kurduğu cümleler Selver le bitiyordu Kalktı yerinden yerden birkaç taş aldı avucuna yumurta büyük lüğünde Cebinden sapanı çıkardı birini koydu içine Kolunun olanca gücüyle kayalıklardan vadiye doğru savurdu Sapandan çıkan taş öyle bir cavladı ki sanki domdom kurşunu gibiydi vadi inledi Bir daha bir daha Üç beş taş attı ardı ardına Ne zaman öfkesi çoğalsa çaresizliği dibe vursa yahut efkarlansa bunu hep yapardı O öfkesini çaresizliğini efkarını taşla boşluğa atarak rahatlardı Taş gibi oturdu yüreğime derlerdi eskiler Belki de Kara Ali yüreğine taş gibi oturan yükü sapanına koyup boşluğa sallıyordu Bir nevi terapiydi onun için bu Yüreğe taş gibi oturan ne varsa söküp atmak gerekiyordu

Çıra Yayınları
Kara Ali teklemiş üveyik gibi kanat çırpıyordu gönül dünyasında Gavuruçtu yarından kendini boşluğa bırakmak geçiyordu içinden Çaresizdi yığıldı kaldı taşın üstüne Bu kördüğümden çözgü çıkar da gönül tezgâhında nakış nakış sevda dokunur mu bilemiyordu şimdi Bildiği daha doğrusu bütün varlığıyla hissettiği bir şey vardı o da Selver Dünya umurunda değildi Nicedir Selver gayrısında her şey onun için yok hükmündeydi yahut birer çıkmaz sokaktı Bildiği yollar Selvere çıkıyor kurduğu cümleler Selverle bitiyordu Kalktı yerinden yerden birkaç taş aldı avucuna yumurta büyüklüğünde Cebinden sapanı çıkardı birini koydu içine Kolunun olanca gücüyle kayalıklardan vadiye doğru savurdu Sapandan çıkan taş öyle bir cavladı ki sanki domdom kurşunu gibiydi vadi inledi Bir daha bir daha Üç beş taş attı ardı ardına Ne zaman öfkesi çoğalsa çaresizliği dibe vursa yahut efkarlansa bunu hep yapardı O öfkesini çaresizliğini efkarını taşla boşluğa atarak rahatlardı Taş gibi oturdu yüreğime derlerdi eskiler Belki de Kara Ali yüreğine taş gibi oturan yükü sapanına koyup boşluğa sallıyordu Bir nevi terapiydi onun için bu Yüreğe taş gibi oturan ne varsa söküp atmak gerekiyordu

Çıra Yayınları
Kara Ali teklemiş üveyik gibi kanat çırpıyordu gönül dünyasında Gavuruçtu yarından kendini boşluğa bırakmak geçiyordu içinden Çaresizdi yığıldı kaldı taşın üstüne Bu kördüğümden çözgü çıkar da gönül tezgâhında nakış nakış sevda dokunur mu bilemiyordu şimdi Bildiği daha doğrusu bütün varlığıyla hissettiği bir şey vardı o da Selver Dünya umurunda değildi Nicedir Selver gayrısında her şey onun için yok hükmündeydi yahut birer çıkmaz sokaktı Bildiği yollar Selver e çıkıyor kurduğu cümleler Selver le bitiyordu Kalktı yerinden yerden birkaç taş aldı avucuna yumurta büyüklüğünde Cebinden sapanı çıkardı birini koydu içine Kolunun olanca gücüyle kayalıklardan vadiye doğru savurdu Sapandan çıkan taş öyle bir cavladı ki sanki domdom kurşunu gibiydi vadi inledi Bir daha bir daha Üç beş taş attı ardı ardına Ne zaman öfkesi çoğalsa çaresizliği dibe vursa yahut efkarlansa bunu hep yapardı O öfkesini çaresizliğini efkarını taşla boşluğa atarak rahatlardı Taş gibi oturdu yüreğime derlerdi eskiler Belki de Kara Ali yüreğine taş gibi oturan yükü sapanına koyup boşluğa sallıyordu Bir nevi terapiydi onun için bu Yüreğe taş gibi oturan ne varsa söküp atmak gerekiyordu

Çıra
Kara Ali teklemiş üveyik gibi kanat çırpıyordu gönül dünyasında Gavuruçtu yarından kendini boşluğa bırakmak geçiyordu içinden Çaresizdi yığıldı kaldı taşın üstüne Bu kördüğümden çözgü çıkar da gönül tezgâhında nakış nakış sevda dokunur mu bilemiyordu şimdi Bildiği daha doğrusu bütün varlığıyla hissettiği bir şey vardı o da Selver Dünya umurunda değildi Nicedir Selver gayrısında her şey onun için yok hükmündeydi yahut birer çıkmaz sokaktı Bildiği yollar Selver e çıkıyor kurduğu cümleler Selver le bitiyordu Kalktı yerinden yerden birkaç taş aldı avucuna yumurta büyüklüğünde Cebinden sapanı çıkardı birini koydu içine Kolunun olanca gücüyle kayalıklardan vadiye doğru savurdu Sapandan çıkan taş öyle bir cavladı ki sanki domdom kurşunu gibiydi vadi inledi Bir daha bir daha Üç beş taş attı ardı ardına Ne zaman öfkesi çoğalsa çaresizliği dibe vursa yahut efkarlansa bunu hep yapardı O öfkesini çaresizliğini efkarını taşla boşluğa atarak rahatlardı Taş gibi oturdu yüreğime derlerdi eskiler Belki de Kara Ali yüreğine taş gibi oturan yükü sapanına koyup boşluğa sallıyordu Bir nevi terapiydi onun için bu Yüreğe taş gibi oturan ne varsa söküp atmak gerekiyordu

Çıra Yayınları
Kara Ali teklemiş üveyik gibi kanat çırpıyordu gönül dünyasında Gavuruçtu yarından kendini boşluğa bırakmak geçiyordu içinden Çaresizdi yığıldı kaldı taşın üstüne Bu kördüğümden çözgü çıkar da gönül tezgâhında nakış nakış sevda dokunur mu bilemiyordu şimdi Bildiği daha doğrusu bütün varlığıyla hissettiği bir şey vardı o da Selver Dünya umurunda değildi Nicedir Selver gayrısında her şey onun için yok hükmündeydi yahut birer çıkmaz sokaktı Bildiği yollar Selver e çıkıyor kurduğu cümleler Selver le bitiyordu Kalktı yerinden yerden birkaç taş aldı avucuna yumurta büyüklüğünde Cebinden sapanı çıkardı birini koydu içine Kolunun olanca gücüyle kayalıklardan vadiye doğru savurdu Sapandan çıkan taş öyle bir cavladı ki sanki domdom kurşunu gibiydi vadi inledi Bir daha bir daha Üç beş taş attı ardı ardına Ne zaman öfkesi çoğalsa çaresizliği dibe vursa yahut efkarlansa bunu hep yapardı O öfkesini çaresizliğini efkarını taşla boşluğa atarak rahatlardı Taş gibi oturdu yüreğime derlerdi eskiler Belki de Kara Ali yüreğine taş gibi oturan yükü sapanına koyup boşluğa sallıyordu Bir nevi terapiydi onun için bu Yüreğe taş gibi oturan ne varsa söküp atmak gerekiyordu