Bir Hayalin Ardında — Muhammed Tarık Koç

Bir Hayalin Ardında
Muhammed Tarık KoçHAYY KİTAP
Bir Hayalin Ardında
Muhammed Tarık KoçO ben değildim Elektriğin gittiği bir akşam mum ışığında Sümeyra için yazıyordum Yuvarlak tahta masanın üzerinde yanan sönük mum alevi üzerindeki lambayla göz göze gelmişti Onları gördüm O ikisinin birbirlerine nasıl baktıklarını Mum pabucu dama atılmış eski ilgiyi göremeyen evin büyük çocukları gibi nefretle bakıyordu tepesinde birden yanıveren beyaz florasana Masum bir çocuk gibi ağlamak üzereydi sanki Ağlasa alevleri sönecek bir daha ihtiyaç olsa bile kullanılmak istenmeyecekti İçine akıttı göz yaşlarını Tam da işe yarayacakken rutubetli kasvet çökmüş kilerden zar zor bulunmuştu oysaki Biraz hava alma şansı yakalamışken bu kadar çabuk eski yerine gidecek olması çok üzücü olmalıydı Bir an eriyip tükenmeyi arzuladı Tekrar atılmak istemiyordu o karanlık kimsesiz komidinin en alt gözüne Bulunamamayı yerinin ezbere hatırlanamamasını kaldıramazdı kalbi Üzerinde durduğu çay tabağına macun gibi akmayı istedi Buna da gücü yetmiyordu Kendi ısısı onu eritemezdi çünkü Diri diri üzerine toprak atılarak öldürülen kor ateşler gibi üfleyerek söndürdüm hayalimi ve mumun alevini

Hayy Kitap
Elektriğin gittiği bir akşam mum ışığında Sümeyra için yazıyordum Yuvarlak tahta masanın üzerinde yanan sönük mum alevi üzerindeki lambayla göz göze gelmişti Onları gördüm O ikisinin birbirlerine nasıl baktıklarını Mum pabucu dama atılmış eski ilgiyi göremeyen evin büyük çocukları gibi nefretle bakıyordu tepesinde birden yanıveren beyaz florasana Masum bir çocuk gibi ağlamak üzereydi sanki Ağlasa alevleri sönecek bir daha ihtiyaç olsa bile kullanılmak istenmeyecekti İçine akıttı göz yaşlarını Tam da işe yarayacakken rutubetli kasvet çökmüş kilerden zar zor bulunmuştu oysaki Biraz hava alma şansı yakalamışken bu kadar çabuk eski yerine gidecek olması çok üzücü olmalıydı Bir an eriyip tükenmeyi arzuladı Tekrar atılmak istemiyordu o karanlık kimsesiz komidinin en alt gözüne Bulunamamayı yerinin ezbere hatırlanamamasını kaldıramazdı kalbi Üzerinde durduğu çay tabağına macun gibi akmayı istedi Buna da gücü yetmiyordu Kendi ısısı onu eritemezdi çünkü Diri diri üzerine toprak atılarak öldürülen kor ateşler gibi üfleyerek söndürdüm hayalimi ve mumun alevini

Hayykitap
O ben değildim Elektriğin gittiği bir akşam mum ışığında Sümeyra için yazıyordum Yuvarlak tahta masanın üzerinde yanan sönük mum alevi üzerindeki lambayla göz göze gelmişti Onları gördüm O ikisinin birbirlerine nasıl baktıklarını Mum pabucu dama atılmış eski ilgiyi göremeyen evin büyük çocukları gibi nefretle bakıyordu tepesinde birden yanıveren beyaz florasana Masum bir çocuk gibi ağlamak üzereydi sanki Ağlasa alevleri sönecek bir daha ihtiyaç olsa bile kullanılmak istenmeyecekti İçine akıttı göz yaşlarını Tam da işe yarayacakken rutubetli kasvet çökmüş kilerden zar zor bulunmuştu oysaki Biraz hava alma şansı yakalamışken bu kadar çabuk eski yerine gidecek olması çok üzücü olmalıydı Bir an eriyip tükenmeyi arzuladı Tekrar atılmak istemiyordu o karanlık kimsesiz komidinin en alt gözüne Bulunamamayı yerinin ezbere hatırlanamamasını kaldıramazdı kalbi Üzerinde durduğu çay tabağına macun gibi akmayı istedi Buna da gücü yetmiyordu Kendi ısısı onu eritemezdi çünkü Diri diri üzerine toprak atılarak öldürülen kor ateşler gibi üfleyerek söndürdüm hayalimi ve mumun alevini Tanıtım Bülteninden

Hayykitap
O ben değildim Elektriğin gittiği bir akşam mum ışığında Sümeyra için yazıyordum Yuvarlak tahta masanın üzerinde yanan sönük mum alevi üzerindeki lambayla göz göze gelmişti Onları gördüm O ikisinin birbirlerine nasıl baktıklarını Mum pabucu dama atılmış eski ilgiyi göremeyen evin büyük çocukları gibi nefretle bakıyordu tepesinde birden yanıveren beyaz florasana Masum bir çocuk gibi ağlamak üzereydi sanki Ağlasa alevleri sönecek bir daha ihtiyaç olsa bile kullanılmak istenmeyecekti İçine akıttı göz yaşlarını Tam da işe yarayacakken rutubetli kasvet çökmüş kilerden zar zor bulunmuştu oysaki Biraz hava alma şansı yakalamışken bu kadar çabuk eski yerine gidecek olması çok üzücü olmalıydı Bir an eriyip tükenmeyi arzuladı Tekrar atılmak istemiyordu o karanlık kimsesiz komidinin en alt gözüne Bulunamamayı yerinin ezbere hatırlanamamasını kaldıramazdı kalbi Üzerinde durduğu çay tabağına macun gibi akmayı istedi Buna da gücü yetmiyordu Kendi ısısı onu eritemezdi çünkü Diri diri üzerine toprak atılarak öldürülen kor ateşler gibi üfleyerek söndürdüm hayalimi ve mumun alevini

O ben değildim Elektriğin gittiği bir akşam mum ışığında Sümeyra için yazıyordum Yuvarlak tahta masanın üzerinde yanan sönük mum alevi üzerindeki lambayla göz göze gelmişti Onları gördüm O ikisinin birbirlerine nasıl baktıklarını Mum pabucu dama atılmış eski ilgiyi göremeyen evin büyük çocukları gibi nefretle bakıyordu tepesinde birden yanıveren beyaz florasana Masum bir çocuk gibi ağlamak üzereydi sanki Ağlasa alevleri sönecek bir daha ihtiyaç olsa bile kullanılmak istenmeyecekti İçine akıttı göz yaşlarını Tam da işe yarayacakken rutubetli kasvet çökmüş kilerden zar zor bulunmuştu oysaki Biraz hava alma şansı yakalamışken bu kadar çabuk eski yerine gidecek olması çok üzücü olmalıydı Bir an eriyip tükenmeyi arzuladı Tekrar atılmak istemiyordu o karanlık kimsesiz komidinin en alt gözüne Bulunamamayı yerinin ezbere hatırlanamamasını kaldıramazdı kalbi Üzerinde durduğu çay tabağına macun gibi akmayı istedi Buna da gücü yetmiyordu Kendi ısısı onu eritemezdi çünkü Diri diri üzerine toprak atılarak öldürülen kor ateşler gibi üfleyerek söndürdüm hayalimi ve mumun alevini Yazar Muhammed Tarık Koç Sayfa Sayısı 128 Çeviri Ebat 13X21 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Ocak 2023 Kağıt Cinsi 2 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 110 50

Hayy Kitap
O ben değildim Elektriğin gittiği bir akşam mum ışığında Sümeyra için yazıyordum Yuvarlak tahta masanın üzerinde yanan sönük mum alevi üzerindeki lambayla göz göze gelmişti Onları gördüm O ikisinin birbirlerine nasıl baktıklarını Mum pabucu dama atılmış eski ilgiyi göremeyen evin büyük çocukları gibi nefretle bakıyordu tepesinde birden yanıveren beyaz florasana Masum bir çocuk gibi ağlamak üzereydi sanki Ağlasa alevleri sönecek bir daha ihtiyaç olsa bile kullanılmak istenmeyecekti İçine akıttı göz yaşlarını Tam da işe yarayacakken rutubetli kasvet çökmüş kilerden zar zor bulunmuştu oysaki Biraz hava alma şansı yakalamışken bu kadar çabuk eski yerine gidecek olması çok üzücü olmalıydı Bir an eriyip tükenmeyi arzuladı Tekrar atılmak istemiyordu o karanlık kimsesiz komidinin en alt gözüne Bulunamamayı yerinin ezbere hatırlanamamasını kaldıramazdı kalbi Üzerinde durduğu çay tabağına macun gibi akmayı istedi Buna da gücü yetmiyordu Kendi ısısı onu eritemezdi çünkü Diri diri üzerine toprak atılarak öldürülen kor ateşler gibi üfleyerek söndürdüm hayalimi ve mumun alevini

Hayykitap
O ben değildim Elektriğin gittiği bir akşam mum ışığında Sümeyra için yazıyordum Yuvarlak tahta masanın üzerinde yanan sönük mum alevi üzerindeki lambayla göz göze gelmişti Onları gördüm O ikisinin birbirlerine nasıl baktıklarını Mum pabucu dama atılmış eski ilgiyi göremeyen evin büyük çocukları gibi nefretle bakıyordu tepesinde birden yanıveren beyaz florasana Masum bir çocuk gibi ağlamak üzereydi sanki Ağlasa alevleri sönecek bir daha ihtiyaç olsa bile kullanılmak istenmeyecekti İçine akıttı göz yaşlarını Tam da işe yarayacakken rutubetli kasvet çökmüş kilerden zar zor bulunmuştu oysaki Biraz hava alma şansı yakalamışken bu kadar çabuk eski yerine gidecek olması çok üzücü olmalıydı Bir an eriyip tükenmeyi arzuladı Tekrar atılmak istemiyordu o karanlık kimsesiz komidinin en alt gözüne Bulunamamayı yerinin ezbere hatırlanamamasını kaldıramazdı kalbi Üzerinde durduğu çay tabağına macun gibi akmayı istedi Buna da gücü yetmiyordu Kendi ısısı onu eritemezdi çünkü Diri diri üzerine toprak atılarak öldürülen kor ateşler gibi üfleyerek söndürdüm hayalimi ve mumun alevini

Hayy Kitap
Elektriğin gittiği bir akşam mum ışığında Sümeyra için yazıyordum Yuvarlak tahta masanın üzerinde yanan sönük mum alevi üzerindeki lambayla göz göze gelmişti Onları gördüm O ikisinin birbirlerine nasıl baktıklarını Mum pabucu dama atılmış eski ilgiyi göremeyen evin büyük çocukları gibi nefretle bakıyordu tepesinde birden yanıveren beyaz florasana Masum bir çocuk gibi ağlamak üzereydi sanki Ağlasa alevleri sönecek bir daha ihtiyaç olsa bile kullanılmak istenmeyecekti İçine akıttı göz yaşlarını Tam da işe yarayacakken rutubetli kasvet çökmüş kilerden zar zor bulunmuştu oysaki Biraz hava alma şansı yakalamışken bu kadar çabuk eski yerine gidecek olması çok üzücü olmalıydı Bir an eriyip tükenmeyi arzuladı Tekrar atılmak istemiyordu o karanlık kimsesiz komidinin en alt gözüne Bulunamamayı yerinin ezbere hatırlanamamasını kaldıramazdı kalbi Üzerinde durduğu çay tabağına macun gibi akmayı istedi Buna da gücü yetmiyordu Kendi ısısı onu eritemezdi çünkü Diri diri üzerine toprak atılarak öldürülen kor ateşler gibi üfleyerek söndürdüm hayalimi ve mumun alevini

Hayykitap
O ben değildim Elektriğin gittiği bir akşam mum ışığında Sümeyra için yazıyordum Yuvarlak tahta masanın üzerinde yanan sönük mum alevi üzerindeki lambayla göz göze gelmişti Onları gördüm O ikisinin birbirlerine nasıl baktıklarını Mum pabucu dama atılmış eski ilgiyi göremeyen evin büyük çocukları gibi nefretle bakıyordu tepesinde birden yanıveren beyaz florasana Masum bir çocuk gibi ağlamak üzereydi sanki Ağlasa alevleri sönecek bir daha ihtiyaç olsa bile kullanılmak istenmeyecekti İçine akıttı göz yaşlarını Tam da işe yarayacakken rutubetli kasvet çökmüş kilerden zar zor bulunmuştu oysaki Biraz hava alma şansı yakalamışken bu kadar çabuk eski yerine gidecek olması çok üzücü olmalıydı Bir an eriyip tükenmeyi arzuladı Tekrar atılmak istemiyordu o karanlık kimsesiz komidinin en alt gözüne Bulunamamayı yerinin ezbere hatırlanamamasını kaldıramazdı kalbi Üzerinde durduğu çay tabağına macun gibi akmayı istedi Buna da gücü yetmiyordu Kendi ısısı onu eritemezdi çünkü Diri diri üzerine toprak atılarak öldürülen kor ateşler gibi üfleyerek söndürdüm hayalimi ve mumun alevini

Hayykitap
O ben değildim Elektriğin gittiği bir akşam mum ışığında Sümeyra için yazıyordum Yuvarlak tahta masanın üzerinde yanan sönük mum alevi üzerindeki lambayla göz göze gelmişti Onları gördüm O ikisinin birbirlerine nasıl baktıklarını Mum pabucu dama atılmış eski ilgiyi göremeyen evin büyük çocukları gibi nefretle bakıyordu tepesinde birden yanıveren beyaz florasana Masum bir çocuk gibi ağlamak üzereydi sanki Ağlasa alevleri sönecek bir daha ihtiyaç olsa bile kullanılmak istenmeyecekti İçine akıttı göz yaşlarını Tam da işe yarayacakken rutubetli kasvet çökmüş kilerden zar zor bulunmuştu oysaki Biraz hava alma şansı yakalamışken bu kadar çabuk eski yerine gidecek olması çok üzücü olmalıydı Bir an eriyip tükenmeyi arzuladı Tekrar atılmak istemiyordu o karanlık kimsesiz komidinin en alt gözüne Bulunamamayı yerinin ezbere hatırlanamamasını kaldıramazdı kalbi Üzerinde durduğu çay tabağına macun gibi akmayı istedi Buna da gücü yetmiyordu Kendi ısısı onu eritemezdi çünkü Diri diri üzerine toprak atılarak öldürülen kor ateşler gibi üfleyerek söndürdüm hayalimi ve mumun alevini Tanıtım Bülteninden