Bir Hazine Kâtibinin Rus Seferi Anıları — Hakan Yıldız

Bir Hazine Kâtibinin Rus Seferi Anıları
Hakan YıldızNobel Akademik Yayıncılık
Bir Hazine Kâtibinin Rus Seferi Anıları
Hakan YıldızAskerlerimiz helalleşmeye ve vedalaşmaya başladılar Bir yandan da ağlayarak birbirlerine Ey birader birbirimizin ölüsünü kâfirde bırakmayalım Sağ kalanlarımız ailelerimize selam götürsün ve oğullarımızın gözlerinden öpsün diyorlardı Yalnız kaldıklarında ise Ah Rabbim sabah ne zaman olur diye sabırsızca söyleniyorlardı Ardı ardına dolduran 400 top aynı anda ateşlendikçe kâfir ordusu sarsılıyor akabinde yine aynı anda patlayan 90 000 tüfek ateşler saçıyordu Bu gülle ve mermiler kâfirin toplarını ve tüfeklerini ateş edemez hâle getirmişti Dahası kâfirlerin yiyecek hiçbir şeyleri yoktu Komutanları sadece kuşatıldıkları küçük alanda bulunan bir miktar söğüt ağacının kabuklarını soydurarak askerlerine kumanya olarak veriyorlardı Bu sebeple kuvvetten düşerek ölmeye başlamışlardı Bir kısmı da dizanteriden kırılıyordu Ölülerinin bir kısmını toprağa gömüyor diğer kısmını ise siperlerinin önüne yığıyorlardı Bunu gören gazilerimiz Bu Rabbimin lütfundandır diyerek Yüce Allah a şükrediyorlardı Han birçok şey söyledikten sonra veziriazamı şöyle ikaz etti Ey paşa oğlum Bu hususta acele etmeyin Her kararınızı danışarak ve şeriata uygunluğunu gözeterek verin Bu işler büyük işlerdir Bütün sorumluluğu üzerinize almayın sonra zahmet çekersiniz Zira bu kâfir çok dönek ve güvenilmez bir kâfirdir Ben hilesini çok gördüm Babamın döneminde de çok hilesi görülmüştür Aman dikkatli ve uyanık olun Eşyaları gelen rehinler ise veziriazam hazretlerinin türlü türlü iyiliklerinden ve cömertliklerinden hemen yüz bulmuştu Özellikle veziriazamın kethüdası olan Osman Ağa ile Divan Efendisi Ömer Efendi gibi yeni yetişmiş nazlı çelebiler huzurda konuşan elçiyi bir anda etkileri altına almış ve ikramlarda bulunmaya başlamışlardı Osman Kethüda ve Ömer Efendi bu istekleri kabul ederek veziriazama söylediler Mehmed Paşa da uygun gördü ve bu istikamette ferman buyurdu Hâlbuki elçilerle müzakerelerde kahrolası çara hiç izin çıkmamıştı Devlet ricali dönen gizli kapaklı işlerden hayretler içinde kaldı

Nobel Akademik Yayıncılık
Askerlerimiz helalleşmeye ve vedalaşmaya başladılar Bir yandan da ağlayarak birbirlerine Ey birader birbirimizin ölüsünü kâfirde bırakmayalım Sağ kalanlarımız ailelerimize selam götürsün ve oğullarımızın gözlerinden öpsün diyorlardı Yalnız kaldıklarında ise Ah Rabbim sabah ne zaman olur diye sabırsızca söyleniyorlardı Ardı ardına dolduran 400 top aynı anda ateşlendikçe kâfir ordusu sarsılıyor akabinde yine aynı anda patlayan 90 000 tüfek ateşler saçıyordu Bu gülle ve mermiler kâfirin toplarını ve tüfeklerini ateş edemez hâle getirmişti Dahası kâfirlerin yiyecek hiçbir şeyleri yoktu Komutanları sadece kuşatıldıkları küçük alanda bulunan bir miktar söğüt ağacının kabuklarını soydurarak askerlerine kumanya olarak veriyorlardı Bu sebeple kuvvetten düşerek ölmeye başlamışlardı Bir kısmı da dizanteriden kırılıyordu Ölülerinin bir kısmını toprağa gömüyor diğer kısmını ise siperlerinin önüne yığıyorlardı Bunu gören gazilerimiz Bu Rabbimin lütfundandır diyerek Yüce Allah a şükrediyorlardı Han birçok şey söyledikten sonra veziriazamı şöyle ikaz etti Ey paşa oğlum Bu hususta acele etmeyin Her kararınızı danışarak ve şeriata uygunluğunu gözeterek verin Bu işler büyük işlerdir Bütün sorumluluğu üzerinize almayın sonra zahmet çekersiniz Zira bu kâfir çok dönek ve güvenilmez bir kâfirdir Ben hilesini çok gördüm Babamın döneminde de çok hilesi görülmüştür Aman dikkatli ve uyanık olun Eşyaları gelen rehinler ise veziriazam hazretlerinin türlü türlü iyiliklerinden ve cömertliklerinden hemen yüz bulmuştu Özellikle veziriazamın kethüdası olan Osman Ağa ile Divan Efendisi Ömer Efendi gibi yeni yetişmiş nazlı çelebiler huzurda konuşan elçiyi bir anda etkileri altına almış ve ikramlarda bulunmaya başlamışlardı Osman Kethüda ve Ömer Efendi bu istekleri kabul ederek veziriazama söylediler Mehmed Paşa da uygun gördü ve bu istikamette ferman buyurdu Hâlbuki elçilerle müzakerelerde kahrolası çara hiç izin çıkmamıştı Devlet ricali dönen gizli kapaklı işlerden hayretler içinde kaldı

Nobel Akademik Yayıncılık
Askerlerimiz helalleşmeye ve vedalaşmaya başladılar Bir yandan da ağlayarak birbirlerine Ey birader birbirimizin ölüsünü kâfirde bırakmayalım Sağ kalanlarımız ailelerimize selam götürsün ve oğullarımızın gözlerinden öpsün diyorlardı Yalnız kaldıklarında ise Ah Rabbim sabah ne zaman olur diye sabırsızca söyleniyorlardı Ardı ardına dolduran 400 top aynı anda ateşlendikçe kâfir ordusu sarsılıyor akabinde yine aynı anda patlayan 90 000 tüfek ateşler saçıyordu Bu gülle ve mermiler kâfirin toplarını ve tüfeklerini ateş edemez hâle getirmişti Dahası kâfirlerin yiyecek hiçbir şeyleri yoktu Komutanları sadece kuşatıldıkları küçük alanda bulunan bir miktar söğüt ağacının kabuklarını soydurarak askerlerine kumanya olarak veriyorlardı Bu sebeple kuvvetten düşerek ölmeye başlamışlardı Bir kısmı da dizanteriden kırılıyordu Ölülerinin bir kısmını toprağa gömüyor diğer kısmını ise siperlerinin önüne yığıyorlardı Bunu gören gazilerimiz Bu Rabbimin lütfundandır diyerek Yüce Allah a şükrediyorlardı Han birçok şey söyledikten sonra veziriazamı şöyle ikaz etti Ey paşa oğlum Bu hususta acele etmeyin Her kararınızı danışarak ve şeriata uygunluğunu gözeterek verin Bu işler büyük işlerdir Bütün sorumluluğu üzerinize almayın sonra zahmet çekersiniz Zira bu kâfir çok dönek ve güvenilmez bir kâfirdir Ben hilesini çok gördüm Babamın döneminde de çok hilesi görülmüştür Aman dikkatli ve uyanık olun Eşyaları gelen rehinler ise veziriazam hazretlerinin türlü türlü iyiliklerinden ve cömertliklerinden hemen yüz bulmuştu Özellikle veziriazamın kethüdası olan Osman Ağa ile Divan Efendisi Ömer Efendi gibi yeni yetişmiş nazlı çelebiler huzurda konuşan elçiyi bir anda etkileri altına almış ve ikramlarda bulunmaya başlamışlardı Osman Kethüda ve Ömer Efendi bu istekleri kabul ederek veziriazama söylediler Mehmed Paşa da uygun gördü ve bu istikamette ferman buyurdu Hâlbuki elçilerle müzakerelerde kahrolası çara hiç izin çıkmamıştı Devlet ricali dönen gizli kapaklı işlerden hayretler içinde kaldı

Nobel Akademik Yayıncılık
Askerlerimiz helalleşmeye ve vedalaşmaya başladılar Bir yandan da ağlayarak birbirlerine Ey birader birbirimizin ölüsünü kâfirde bırakmayalım Sağ kalanlarımız ailelerimize selam götürsün ve oğullarımızın gözlerinden öpsün diyorlardı Yalnız kaldıklarında ise Ah Rabbim sabah ne zaman olur diye sabırsızca söyleniyorlardı Ardı ardına dolduran 400 top aynı anda ateşlendikçe kâfir ordusu sarsılıyor akabinde yine aynı anda patlayan 90 000 tüfek ateşler saçıyordu Bu gülle ve mermiler kâfirin toplarını ve tüfeklerini ateş edemez hâle getirmişti Dahası kâfirlerin yiyecek hiçbir şeyleri yoktu Komutanları sadece kuşatıldıkları küçük alanda bulunan bir miktar söğüt ağacının kabuklarını soydurarak askerlerine kumanya olarak veriyorlardı Bu sebeple kuvvetten düşerek ölmeye başlamışlardı Bir kısmı da dizanteriden kırılıyordu Ölülerinin bir kısmını toprağa gömüyor diğer kısmını ise siperlerinin önüne yığıyorlardı Bunu gören gazilerimiz Bu Rabbimin lütfundandır diyerek Yüce Allah a şükrediyorlardı Han birçok şey söyledikten sonra veziriazamı şöyle ikaz etti Ey paşa oğlum Bu hususta acele etmeyin Her kararınızı danışarak ve şeriata uygunluğunu gözeterek verin Bu işler büyük işlerdir Bütün sorumluluğu üzerinize almayın sonra zahmet çekersiniz Zira bu kâfir çok dönek ve güvenilmez bir kâfirdir Ben hilesini çok gördüm Babamın döneminde de çok hilesi görülmüştür Aman dikkatli ve uyanık olun Eşyaları gelen rehinler ise veziriazam hazretlerinin türlü türlü iyiliklerinden ve cömertliklerinden hemen yüz bulmuştu Özellikle veziriazamın kethüdası olan Osman Ağa ile Divan Efendisi Ömer Efendi gibi yeni yetişmiş nazlı çelebiler huzurda konuşan elçiyi bir anda etkileri altına almış ve ikramlarda bulunmaya başlamışlardı Osman Kethüda ve Ömer Efendi bu istekleri kabul ederek veziriazama söylediler Mehmed Paşa da uygun gördü ve bu istikamette ferman buyurdu Hâlbuki elçilerle müzakerelerde kahrolası çara hiç izin çıkmamıştı Devlet ricali dönen gizli kapaklı işlerden hayretler içinde kaldı

Nobel Akademik Yayıncılık
Askerlerimiz helalleşmeye ve vedalaşmaya başladılar Bir yandan da ağlayarak birbirlerine Ey birader birbirimizin ölüsünü kâfirde bırakmayalım Sağ kalanlarımız ailelerimize selam götürsün ve oğullarımızın gözlerinden öpsün diyorlardı Yalnız kaldıklarında ise Ah Rabbim sabah ne zaman olur diye sabırsızca söyleniyorlardı Ardı ardına dolduran 400 top aynı anda ateşlendikçe kâfir ordusu sarsılıyor akabinde yine aynı anda patlayan 90 000 tüfek ateşler saçıyordu Bu gülle ve mermiler kâfirin toplarını ve tüfeklerini ateş edemez hâle getirmişti Dahası kâfirlerin yiyecek hiçbir şeyleri yoktu Komutanları sadece kuşatıldıkları küçük alanda bulunan bir miktar söğüt ağacının kabuklarını soydurarak askerlerine kumanya olarak veriyorlardı Bu sebeple kuvvetten düşerek ölmeye başlamışlardı Bir kısmı da dizanteriden kırılıyordu Ölülerinin bir kısmını toprağa gömüyor diğer kısmını ise siperlerinin önüne yığıyorlardı Bunu gören gazilerimiz Bu Rabbimin lütfundandır diyerek Yüce Allah a şükrediyorlardı Han birçok şey söyledikten sonra veziriazamı şöyle ikaz etti Ey paşa oğlum Bu hususta acele etmeyin Her kararınızı danışarak ve şeriata uygunluğunu gözeterek verin Bu işler büyük işlerdir Bütün sorumluluğu üzerinize almayın sonra zahmet çekersiniz Zira bu kâfir çok dönek ve güvenilmez bir kâfirdir Ben hilesini çok gördüm Babamın döneminde de çok hilesi görülmüştür Aman dikkatli ve uyanık olun Eşyaları gelen rehinler ise veziriazam hazretlerinin türlü türlü iyiliklerinden ve cömertliklerinden hemen yüz bulmuştu Özellikle veziriazamın kethüdası olan Osman Ağa ile Divan Efendisi Ömer Efendi gibi yeni yetişmiş nazlı çelebiler huzurda konuşan elçiyi bir anda etkileri altına almış ve ikramlarda bulunmaya başlamışlardı Osman Kethüda ve Ömer Efendi bu istekleri kabul ederek veziriazama söylediler Mehmed Paşa da uygun gördü ve bu istikamette ferman buyurdu Hâlbuki elçilerle müzakerelerde kahrolası çara hiç izin çıkmamıştı Devlet ricali dönen gizli kapaklı işlerden hayretler içinde kaldı

Nobel Akademik Yayıncılık
Askerlerimiz helalleşmeye ve vedalaşmaya başladılar Bir yandan da ağlayarak birbirlerine Ey birader birbirimizin ölüsünü kâfirde bırakmayalım Sağ kalanlarımız ailelerimize selam götürsün ve oğullarımızın gözlerinden öpsün diyorlardı Yalnız kaldıklarında ise Ah Rabbim sabah ne zaman olur diye sabırsızca söyleniyorlardı Ardı ardına dolduran 400 top aynı anda ateşlendikçe kâfir ordusu sarsılıyor akabinde yine aynı anda patlayan 90 000 tüfek ateşler saçıyordu Bu gülle ve mermiler kâfirin toplarını ve tüfeklerini ateş edemez hâle getirmişti Dahası kâfirlerin yiyecek hiçbir şeyleri yoktu Komutanları sadece kuşatıldıkları küçük alanda bulunan bir miktar söğüt ağacının kabuklarını soydurarak askerlerine kumanya olarak veriyorlardı Bu sebeple kuvvetten düşerek ölmeye başlamışlardı Bir kısmı da dizanteriden kırılıyordu Ölülerinin bir kısmını toprağa gömüyor diğer kısmını ise siperlerinin önüne yığıyorlardı Bunu gören gazilerimiz Bu Rabbimin lütfundandır diyerek Yüce Allah a şükrediyorlardı Han birçok şey söyledikten sonra veziriazamı şöyle ikaz etti Ey paşa oğlum Bu hususta acele etmeyin Her kararınızı danışarak ve şeriata uygunluğunu gözeterek verin Bu işler büyük işlerdir Bütün sorumluluğu üzerinize almayın sonra zahmet çekersiniz Zira bu kâfir çok dönek ve güvenilmez bir kâfirdir Ben hilesini çok gördüm Babamın döneminde de çok hilesi görülmüştür Aman dikkatli ve uyanık olun Eşyaları gelen rehinler ise veziriazam hazretlerinin türlü türlü iyiliklerinden ve cömertliklerinden hemen yüz bulmuştu Özellikle veziriazamın kethüdası olan Osman Ağa ile Divan Efendisi Ömer Efendi gibi yeni yetişmiş nazlı çelebiler huzurda konuşan elçiyi bir anda etkileri altına almış ve ikramlarda bulunmaya başlamışlardı Osman Kethüda ve Ömer Efendi bu istekleri kabul ederek veziriazama söylediler Mehmed Paşa da uygun gördü ve bu istikamette ferman buyurdu Hâlbuki elçilerle müzakerelerde kahrolası çara hiç izin çıkmamıştı Devlet ricali dönen gizli kapaklı işlerden hayretler içinde kaldı

Nobel Akademik Yayıncılık
Askerlerimiz helalleşmeye ve vedalaşmaya başladılar Bir yandan da ağlayarak birbirlerine Ey birader birbirimizin ölüsünü kâfirde bırakmayalım Sağ kalanlarımız ailelerimize selam götürsün ve oğullarımızın gözlerinden öpsün diyorlardı Yalnız kaldıklarında ise Ah Rabbim sabah ne zaman olur diye sabırsızca söyleniyorlardı Ardı ardına dolduran 400 top aynı anda ateşlendikçe kâfir ordusu sarsılıyor akabinde yine aynı anda patlayan 90 000 tüfek ateşler saçıyordu Bu gülle ve mermiler kâfirin toplarını ve tüfeklerini ateş edemez hâle getirmişti Dahası kâfirlerin yiyecek hiçbir şeyleri yoktu Komutanları sadece kuşatıldıkları küçük alanda bulunan bir miktar söğüt ağacının kabuklarını soydurarak askerlerine kumanya olarak veriyorlardı Bu sebeple kuvvetten düşerek ölmeye başlamışlardı Bir kısmı da dizanteriden kırılıyordu Ölülerinin bir kısmını toprağa gömüyor diğer kısmını ise siperlerinin önüne yığıyorlardı Bunu gören gazilerimiz Bu Rabbimin lütfundandır diyerek Yüce Allah a şükrediyorlardı Han birçok şey söyledikten sonra veziriazamı şöyle ikaz etti Ey paşa oğlum Bu hususta acele etmeyin Her kararınızı danışarak ve şeriata uygunluğunu gözeterek verin Bu işler büyük işlerdir Bütün sorumluluğu üzerinize almayın sonra zahmet çekersiniz Zira bu kâfir çok dönek ve güvenilmez bir kâfirdir Ben hilesini çok gördüm Babamın döneminde de çok hilesi görülmüştür Aman dikkatli ve uyanık olun Eşyaları gelen rehinler ise veziriazam hazretlerinin türlü türlü iyiliklerinden ve cömertliklerinden hemen yüz bulmuştu Özellikle veziriazamın kethüdası olan Osman Ağa ile Divan Efendisi Ömer Efendi gibi yeni yetişmiş nazlı çelebiler huzurda konuşan elçiyi bir anda etkileri altına almış ve ikramlarda bulunmaya başlamışlardı Osman Kethüda ve Ömer Efendi bu istekleri kabul ederek veziriazama söylediler Mehmed Paşa da uygun gördü ve bu istikamette ferman buyurdu Hâlbuki elçilerle müzakerelerde kahrolası çara hiç izin çıkmamıştı Devlet ricali dönen gizli kapaklı işlerden hayretler içinde kaldı

Nobel Akademik Yayıncılık
Askerlerimiz helalleşmeye ve vedalaşmaya başladılar Bir yandan da ağlayarak birbirlerine Ey birader birbirimizin ölüsünü kâfirde bırakmayalım Sağ kalanlarımız ailelerimize selam götürsün ve oğullarımızın gözlerinden öpsün diyorlardı Yalnız kaldıklarında ise Ah Rabbim sabah ne zaman olur diye sabırsızca söyleniyorlardı Ardı ardına dolduran 400 top aynı anda ateşlendikçe kâfir ordusu sarsılıyor akabinde yine aynı anda patlayan 90 000 tüfek ateşler saçıyordu Bu gülle ve mermiler kâfirin toplarını ve tüfeklerini ateş edemez hâle getirmişti Dahası kâfirlerin yiyecek hiçbir şeyleri yoktu Komutanları sadece kuşatıldıkları küçük alanda bulunan bir miktar söğüt ağacının kabuklarını soydurarak askerlerine kumanya olarak veriyorlardı Bu sebeple kuvvetten düşerek ölmeye başlamışlardı Bir kısmı da dizanteriden kırılıyordu Ölülerinin bir kısmını toprağa gömüyor diğer kısmını ise siperlerinin önüne yığıyorlardı Bunu gören gazilerimiz Bu Rabbimin lütfundandır diyerek Yüce Allah a şükrediyorlardı Han birçok şey söyledikten sonra veziriazamı şöyle ikaz etti Ey paşa oğlum Bu hususta acele etmeyin Her kararınızı danışarak ve şeriata uygunluğunu gözeterek verin Bu işler büyük işlerdir Bütün sorumluluğu üzerinize almayın sonra zahmet çekersiniz Zira bu kâfir çok dönek ve güvenilmez bir kâfirdir Ben hilesini çok gördüm Babamın döneminde de çok hilesi görülmüştür Aman dikkatli ve uyanık olun Eşyaları gelen rehinler ise veziriazam hazretlerinin türlü türlü iyiliklerinden ve cömertliklerinden hemen yüz bulmuştu Özellikle veziriazamın kethüdası olan Osman Ağa ile Divan Efendisi Ömer Efendi gibi yeni yetişmiş nazlı çelebiler huzurda konuşan elçiyi bir anda etkileri altına almış ve ikramlarda bulunmaya başlamışlardı Osman Kethüda ve Ömer Efendi bu istekleri kabul ederek veziriazama söylediler Mehmed Paşa da uygun gördü ve bu istikamette ferman buyurdu Hâlbuki elçilerle müzakerelerde kahrolası çara hiç izin çıkmamıştı Devlet ricali dönen gizli kapaklı işlerden hayretler içinde kaldı

Nobel Akademik Yayıncılık
Hakan Yıldız tarafından kaleme alınan Bir Hazine Katibinin Rus Seferi Anıları Nobel Akademik Yayıncılık eseri olarak okurlarla buluşuyor Bir Hazine Katibinin Rus Seferi Anıları Hakan Yıldız Kitap Özeti Askerlerimiz helalleşmeye ve vedalaşmaya başladılar Bir yandan da ağlayarak birbirlerine Ey birader birbirimizin ölüsünü kâfirde bırakmayalım Sağ kalanlarımız ailelerimize selam götürsün ve oğullarımızın gözlerinden öpsün diyorlardı Yalnız kaldıklarında ise Ah Rabbim sabah ne zaman olur diye sabırsızca söyleniyorlardı Ardı ardına dolduran 400 top aynı anda ateşlendikçe kâfir ordusu sarsılıyor akabinde yine aynı anda patlayan 90 000 tüfek ateşler saçıyordu Bu gülle ve mermiler kâfirin toplarını ve tüfeklerini ateş edemez hâle getirmişti Dahası kâfirlerin yiyecek hiçbir şeyleri yoktu Komutanları sadece kuşatıldıkları küçük alanda bulunan bir miktar söğüt ağacının kabuklarını soydurarak askerlerine kumanya olarak veriyorlardı Bu sebeple kuvvetten düşerek ölmeye başlamışlardı Bir kısmı da dizanteriden kırılıyordu Ölülerinin bir kısmını toprağa gömüyor diğer kısmını ise siperlerinin önüne yığıyorlardı Bunu gören gazilerimiz Bu Rabbimin lütfundandır diyerek Yüce Allaha şükrediyorlardı Han birçok şey söyledikten sonra veziriazamı şöyle ikaz etti Ey paşa oğlum Bu hususta acele etmeyin Her kararınızı danışarak ve şeriata uygunluğunu gözeterek verin Bu işler büyük işlerdir Bütün sorumluluğu üzerinize almayın sonra zahmet çekersiniz Zira bu kâfir çok dönek ve güvenilmez bir kâfirdir Ben hilesini çok gördüm Babamın döneminde de çok hilesi görülmüştür Aman dikkatli ve uyanık olun Eşyaları gelen rehinler ise veziriazam hazretlerinin türlü türlü iyiliklerinden ve cömertliklerinden hemen yüz bulmuştu Özellikle veziriazamın kethüdası olan Osman Ağa ile Divan Efendisi Ömer Efendi gibi yeni yetişmiş nazlı çelebiler huzurda konuşan elçiyi bir anda etkileri altına almış ve ikramlarda bulunmaya başlamışlardı Osman Kethüda ve Ömer Efendi bu istekleri kabul ederek veziriazama söylediler Mehmed Paşa da uygun gördü ve bu istikamette ferman buyurdu Hâlbuki elçilerle müzakerelerde kahrolası çara hiç izin çıkmamıştı Devlet ricali dönen gizli kapaklı işlerden hayretler içinde kaldı Yayınevi Nobel Akademik Yayıncılık Yazar Hakan Yıldız Sayfa 224 Sayfa Kağıt 1 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Mart 2025 Barkod 9786253971632 Kategori Anı Mektup Günlük Diğer Politikat Siyaset