Bir Kaçış Hikayesi — Emine Ertekin

Bir Kaçış Hikayesi
Emine ErtekinKlaros Yayınları
Bir Kaçış Hikayesi
Emine ErtekinAfşin in en güzel mevsimine yetiştik kızlar dedi babaları Temiz havayı içlerine çeke çeke valizlerini alıp bundan sonra yaşayacakları babadan kalma tamamı taştan yapılma eve doğru yürümeye başladılar Devlet Üretme Çiftliği nin biraz arka tarafında Afşin Bey İlkokulu nun yanındaydı baba evi Okuduğu zamanlardaki gibi duruyordu okulu Hiç değişmemişti Boyası bile aynıydı tek katlı sarı boyalı yer yer boyası silinmiş duvarların bazı yerlerinde çamurlu ayak izleri aynı ayrıldığı dönemdeki gibi sanki zamanı durdurmuşlardı Ön bahçede artık yaşlanmış olan iki akasya ağacı ile işbirliği yapmış zamanı geriye almışlardı İçinden akasyaya bakıp ağlamak geldi İkimiz de taze bir fidandık bir zamanlar hatırlıyor musun Uzaktan ne de yalnızlık doluydu okulun pencereleri Belki de kendine öyle geliyordu Yüzünü kızlara çevirdi tekrar elini kaldırarak işaret etti Bak benim okuduğum okul dedi Elindeki valizle bekledi çocukken oynadığı oyunları arkadaşları gözünde canlandı Avluda top peşinde koşan birbirlerinin üzerinden atlayarak birdirbir oynayan erkek çocuklarını sonra ip atlayan kızları

Şyk Kitap
Son kez baktı otobüsten Gülbeyaz Aşağıda sadece Cennet Anne ile çocukları el sallıyordu Gülbeyaz otobüs terminalde dönerken eğildi ıslak ıslak oğlunun yanağından öptü Otobüs fidanlık kapısında yolcu almak için durdu Gözlerini nice umut ve hayallerle geldiği gün oturduğu servilerin altına dikip iç çekti Otobüs hareket etti tekrar Basri Bey Sena Hanım Nevin fidanlık boyu hararetle konuşarak yürüyüş yapıyordu Neredeyse camı kırıp başını çıkaracaktı onlara doğru Baba baba dedi Otobüs hızla geçti onları Afşin in üstünden gül bulutu geçiyordu yüreğini aydınlatan ay ışığıyla Umudu tüketen rüzgâra karşı Kırık bir türkü gibiydi içinde çalan Kanatsız bir kelebek nasıl uçarsa öyle uçacaktı yeni hayatına

Şyk Kitap
Son kez baktı otobüsten Gülbeyaz Aşağıda sadece Cennet Anne ile çocukları el sallıyordu Gülbeyaz otobüs terminalde dönerken eğildi ıslak ıslak oğlunun yanağından öptü Otobüs fidanlık kapısında yolcu almak için durdu Gözlerini nice umut ve hayallerle geldiği gün oturduğu servilerin altına dikip iç çekti Otobüs hareket etti tekrar Basri Bey Sena Hanım Nevin fidanlık boyu hararetle konuşarak yürüyüş yapıyordu Neredeyse camı kırıp başını çıkaracaktı onlara doğru Baba baba dedi Otobüs hızla geçti onları Afşin in üstünden gül bulutu geçiyordu yüreğini aydınlatan ay ışığıyla Umudu tüketen rüzgâra karşı Kırık bir türkü gibiydi içinde çalan Kanatsız bir kelebek nasıl uçarsa öyle uçacaktı yeni hayatına

Klaros Yayınları
Afşin in en güzel mevsimine yetiştik kızlar dedi babaları Temiz havayı içlerine çeke çeke valizlerini alıp bundan sonra yaşayacakları babadan kalma tamamı taştan yapılma eve doğru yürümeye başladılar Devlet Üretme Çiftliği nin biraz arka tarafında Afşin Bey İlkokulu nun yanındaydı baba evi Okuduğu zamanlardaki gibi duruyordu okulu Hiç değişmemişti Boyası bile aynıydı tek katlı sarı boyalı yer yer boyası silinmiş duvarların bazı yerlerinde çamurlu ayak izleri aynı ayrıldığı dönemdeki gibi sanki zamanı durdurmuşlardı Ön bahçede artık yaşlanmış olan iki akasya ağacı ile işbirliği yapmış zamanı geriye almışlardı İçinden akasyaya bakıp ağlamak geldi İkimiz de taze bir fidandık bir zamanlar hatırlıyor musun Uzaktan ne de yalnızlık doluydu okulun pencereleri Belki de kendine öyle geliyordu Yüzünü kızlara çevirdi tekrar elini kaldırarak işaret etti Bak benim okuduğum okul dedi Elindeki valizle bekledi çocukken oynadığı oyunları arkadaşları gözünde canlandı Avluda top peşinde koşan birbirlerinin üzerinden atlayarak birdirbir oynayan erkek çocuklarını sonra ip atlayan kızları