Bir Kadının 24 Saati — Stefan Zweig

Bir Kadının 24 Saati
Stefan ZweigÇınaraltı Yayınları
Bir Kadının 24 Saati
Stefan ZweigStefan Zweig tarafından kaleme alınan Bir Kadının 24 Saati Çınaraltı Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Bir Kadının 24 Saati Stefan Zweig Kitap Özeti Gömlek yakalarının üstünde vurdumduymazlık maskesini yüzlerine geçirirler dudaklarının kenarındaki kıvrımları yok edebilirler heyecanlarını dişlerinin altına hapsedip gözlerindeki endişeyi saklarlar yüzlerinde hareket eden kasları yapmacık bir kibarlıkla gizlerler ama işte ellerini kontrol edemezler Bütün dikkatlerini varlıklarının en görünür yeri olan yüzlerine odaklandığı için ellerini unuturlar Sadece bu ellere bakarak gülümseyen dudakların ve kayıtsız gibi görünen bakışların neleri gizlediğini anlayan insanlar olduğunu unuturlar Doğanın bazen ateşi ve buzu ölümü ve hayatı coşkuyu ve umutsuzluğu birkaç nefese sığdırabildiğini her şeyden uzak kendi dünyamda yaşamış olan ben ancak yirmi yıl sonra bu olayla kavrayacaktım İnsan ölümün yaklaştığını hissettiğinde ölümün gölgesi kapkara düşüyor işte o zaman hayatta her şeyin rengi soluklaşıyor Yayınevi Çınaraltı Yayınları Yazar Stefan Zweig Sayfa 86 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 12 00x19 50 cm Basım Yılı Mart 2020 Barkod 9786052232729 Kategori Öykü

Potink Kitap
BİR KADININ 24 SAATİ Riviera da eşi ve iki kızıyla tatil yapan Bayan Henriette Fransız bir gençle aynı anda ortadan kaybolur Pansiyonda yapılan yargılayıcı konuşmalar üzerine yalnızca bir kişi bu durumu normal bulur Bayan C yıllar önce yaşadığı 24 saati hoşgörü sahibi bu yabancıya anlatmaya karar verir Stefan Zweig bir kadının yaşadığı mutluluğu tutkuyu umudu acıyı ve saplantıyı yalnızca 24 saatine ışık tutarak anlatıyor Bir insanın yaşamı boyunca tek bir olaya tek bir güne takılıp kalmasının tahammül edilmez olduğunu söyleyen bu yaşlı kadına inanın lütfen

Potink Kitap
Stefan Zweig tarafından kaleme alınan Bir Kadının 24 Saati Potink Kitap eseri olarak okurlarla buluşuyor Bir Kadının 24 Saati Stefan Zweig Kitap Özeti Riviera da eşi ve iki kızıyla tatil yapan Bayan Henriette Fransız bir gençle aynı anda ortadan kaybolur Pansiyonda yapılan yargılayıcı konuşmalar üzerine yalnızca bir kişi bu durumu normal bulur Bayan C yıllar önce yaşadığı 24 saati hoşgörü sahibi bu yabancıya anlatmaya karar verir Stefan Zweig bir kadının yaşadığı mutluluğu tutkuyu umudu acıyı ve saplantıyı yalnızca 24 saatine ışık tutarak anlatıyor Bir insanın yaşamı boyunca tek bir olaya tek bir güne takılıp kalmasının tahammül edilmez olduğunu söyleyen bu yaşlı kadına inanın lütfen Yayınevi Potink Kitap Yazar Stefan Zweig Sayfa 64 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 14 00x20 00 cm Basım Yılı Kasım 2019 Barkod 9786056970122 Kategori Diğer Ülke Edebiyatları Klasikler

Çınaraltı Yayın Dağıtım
Gömlek yakalarının üstünde vurdumduymazlık maskesini yüzlerine geçirirler dudaklarının kenarındaki kıvrımları yok edebilirler heyecanlarını dişlerinin altına hapsedip gözlerindeki endişeyi saklarlar yüzlerinde hareket eden kasları yapmacık bir kibarlıkla gizlerler ama işte ellerini kontrol edemezler Bütün dikkatlerini varlıklarının en görünür yeri olan yüzlerine odaklandığı için ellerini unuturlar Sadece bu ellere bakarak gülümseyen dudakların ve kayıtsız gibi görünen bakışların neleri gizlediğini anlayan insanlar olduğunu unuturlar Doğanın bazen ateşi ve buzu ölümü ve hayatı coşkuyu ve umutsuzluğu birkaç nefese sığdırabildiğini her şeyden uzak kendi dünyamda yaşamış olan ben ancak yirmi yıl sonra bu olayla kavrayacaktım İnsan ölümün yaklaştığını hissettiğinde ölümün gölgesi kapkara düşüyor işte o zaman hayatta her şeyin rengi soluklaşıyor

ÇINARALTI YAYINCILIK
Gömlek yakalarının üstünde vurdumduymazlık maskesini yüzlerine geçirirler dudaklarının kenarındaki kıvrımları yok edebilirler heyecanlarını dişlerinin altına hapsedip gözlerindeki endişeyi saklarlar yüzlerinde hareket eden kasları yapmacık bir kibarlıkla gizlerler ama işte ellerini kontrol edemezler Bütün dikkatlerini varlıklarının en görünür yeri olan yüzlerine odaklandığı için ellerini unuturlar Sadece bu ellere bakarak gülümseyen dudakların ve kayıtsız gibi görünen bakışların neleri gizlediğini anlayan insanlar olduğunu unuturlar Doğanın bazen ateşi ve buzu ölümü ve hayatı coşkuyu ve umutsuzluğu birkaç nefese sığdırabildiğini her şeyden uzak kendi dünyamda yaşamış olan ben ancak yirmi yıl sonra bu olayla kavrayacaktım İnsan ölümün yaklaştığını hissettiğinde ölümün gölgesi kapkara düşüyor işte o zaman hayatta her şeyin rengi soluklaşıyor

Yeşil Elma Yayıncılık
İnsanlar ilk söze başlamakta güçlük çekerler Tamamen açık ve doğru konuşmak için iki günden beri hazırlandım Bunu başaracağımı da umuyorum Belki bir yabancı olan size bütün bunları anlatışımın sebeplerini henüz kavrayamıyorsunuz Fakat bu olayı düşünmeden bir günüm hatta bir saatim bile geçmiyor İnsanın hayatı boyunca ömrünün yalnız bir noktasına bir tek güne gözlerini dikip kalmasının dayanılmaz bir şey olduğunu söylersem ihtiyar bir kadın olan bana inanmamanız için bir nedeniniz kalmaz Çünkü size bütün anlatacaklarım altmış yedi yıllık bir yaşantıda yalnız ve yalnız yirmi dört saatlik bir devreyi doldurmaktadır Ben de çoğu zaman saplantı haline gelinceye kadar kendi kendime bu çok uzun zaman boyunca insanın bir tek ama yalnız bir tek delilik anı olduysa ne çıkar bundan dedim Fakat çok gizemli bir ifade ile adına vicdan dediğimiz o şeyden insan kolay kolay kurtulamıyor Sizin bu Mme Henriette işini bu kadar nesnel tarafsız bir şekilde incelediğinizi görünce hayatımdaki o bir tek güne dair birisinin karşısında serbestçe konuşmaya karar verebilirsem böyle saçma bir şekilde hep geçmişe doğru yönelmenin ve kendi kendimi suçlamanın belki de sona ereceğini düşündüm Anglikan dininden değil de Katolik olsaydım günah çıkartma imkanı bana çoktan bu sırrımı affettirmek fırsatını verecekti Fakat bizler bu teselli imkanından mahrumuz Onun içindir ki ben bugün sizi kendime sırdaş edinerek kendi kendimi affetmek yolundaki bu acayip teşebbüse girişmiş bulunuyorum Bütün bunların çok garip olduğunu bilmiyor değilim ama teklifimi hiç çekinmeden kabul ettiniz Bunun için de teşekkür ederim size Evet size hayatımın yalnız tek bir gününü anlatacağımı söylemiştim

Yeşil Elma Yayıncılık
Insanlar ilk söze baslamakta güçlük çekerler Tamamen açik ve dogru konusmak için iki günden beri hazirlandim Bunu basaracagimi da umuyorum Belki bir yabanci olan size bütün bunlari anlatisimin sebeplerini henüz kavrayamiyorsunuz Fakat bu olayi düsünmeden bir günüm hatta bir saatim bile geçmiyor Insanin hayati boyunca ömrünün yalniz bir noktasina bir tek güne gözlerini dikip kalmasinin dayanilmaz bir sey oldugunu söylersem ihtiyar bir kadin olan bana inanmamaniz için bir nedeniniz kalmaz Çünkü size bütün anlatacaklarim altmis yedi yillik bir yasantida yalniz ve yalniz yirmi dört saatlik bir devreyi doldurmaktadir Ben de çogu zaman saplanti haline gelinceye kadar kendi kendime bu çok uzun zaman boyunca insanin bir tek ama yalniz bir tek delilik ani olduysa ne çikar bundan dedim Fakat çok gizemli bir ifade ile adina vicdan dedigimiz o seyden insan kolay kolay kurtulamiyor Sizin bu Mme Henriette isini bu kadar nesnel tarafsiz bir sekilde incelediginizi görünce hayatimdaki o bir tek güne dair birisinin karsisinda serbestçe konusmaya karar verebilirsem böyle saçma bir sekilde hep geçmise dogru yönelmenin ve kendi kendimi suçlamanin belki de sona erecegini düsündüm Anglikan dininden degil de Katolik olsaydim günah çikartma imkani bana çoktan bu sirrimi affettirmek firsatini verecekti Fakat bizler bu teselli imkanindan mahrumuz Onun içindir ki ben bugün sizi kendime sirdas edinerek kendi kendimi affetmek yolundaki bu acayip tesebbüse girismis bulunuyorum Bütün bunlarin çok garip oldugunu bilmiyor degilim ama teklifimi hiç çekinmeden kabul ettiniz Bunun için de tesekkür ederim size Evet size hayatimin yalniz tek bir gününü anlatacagimi söylemistim Insanlar ilk söze baslamakta güçlük çekerler Tamamen açik ve dogru konusmak için iki günden beri hazirlandim Bunu basaracagimi da umuyorum Belki bir yabanci olan size bütün bunlari anlatisimin sebeplerini henüz kavrayamiyorsunuz Fakat bu olayi düsünmeden bir günüm hatta bir saatim bile geçmiyor Insanin hayati boyunca ömrünün yalniz bir noktasina bir tek güne gözlerini dikip kalmasinin dayanilmaz bir sey oldugunu söylersem ihtiyar bir kadin olan bana inanmamaniz için bir nedeniniz kalmaz Çünkü size bütün anlatacaklarim altmis yedi yillik bir yasantida yalniz ve yalniz yirmi dört saatlik bir devreyi doldurmaktadir Ben de çogu zaman saplanti haline gelinceye kadar kendi kendime bu çok uzun zaman boyunca insanin bir tek ama yalniz bir tek delilik ani olduysa ne çikar bundan dedim Fakat çok gizemli bir ifade ile adina vicdan dedigimiz o seyden insan kolay kolay kurtulamiyor Sizin bu Mme Henriette isini bu kadar nesnel tarafsiz bir sekilde incelediginizi görünce hayatimdaki o bir tek güne dair birisinin karsisinda serbestçe konusmaya karar verebilirsem böyle saçma bir sekilde hep geçmise dogru yönelmenin ve kendi kendimi suçlamanin belki de sona erecegini düsündüm Anglikan dininden degil de Katolik olsaydim günah çikartma imkani bana çoktan bu sirrimi affettirmek firsatini verecekti Fakat bizler bu teselli imkanindan mahrumuz Onun içindir ki ben bugün sizi kendime sirdas edinerek kendi kendimi affetmek yolundaki bu acayip tesebbüse girismis bulunuyorum Bütün bunlarin çok garip oldugunu bilmiyor degilim ama teklifimi hiç çekinmeden kabul ettiniz Bunun için de tesekkür ederim size Evet size hayatimin yalniz tek bir gününü anlatacagimi söylemistim

Çınaraltı Yayın Dağıtım
Gömlek yakalarının üstünde vurdumduymazlık maskesini yüzlerine geçirirler dudaklarının kenarındaki kıvrımları yok edebilirler heyecanlarını dişlerinin altına hapsedip gözlerindeki endişeyi saklarlar yüzlerinde hareket eden kasları yapmacık bir kibarlıkla gizlerler ama işte ellerini kontrol edemezler Bütün dikkatlerini varlıklarının en görünür yeri olan yüzlerine odaklandığı için ellerini unuturlar Sadece bu ellere bakarak gülümseyen dudakların ve kayıtsız gibi görünen bakışların neleri gizlediğini anlayan insanlar olduğunu unuturlar Doğanın bazen ateşi ve buzu ölümü ve hayatı coşkuyu ve umutsuzluğu birkaç nefese sığdırabildiğini her şeyden uzak kendi dünyamda yaşamış olan ben ancak yirmi yıl sonra bu olayla kavrayacaktım İnsan ölümün yaklaştığını hissettiğinde ölümün gölgesi kapkara düşüyor işte o zaman hayatta her şeyin rengi soluklaşıyor

Yeşil Elma Yayıncılık
İnsanlar ilk söze başlamakta güçlük çekerler Tamamen açık ve doğru konuşmak için iki günden beri hazırlandım Bunu başaracağımı da umuyorum Belki bir yabancı olan size bütün bunları anlatışımın sebeplerini henüz kavrayamıyorsunuz Fakat bu olayı düşünmeden bir günüm hatta bir saatim bile geçmiyor İnsanın hayatı boyunca ömrünün yalnız bir noktasına bir tek güne gözlerini dikip kalmasının dayanılmaz bir şey olduğunu söylersem ihtiyar bir kadın olan bana inanmamanız için bir nedeniniz kalmaz Çünkü size bütün anlatacaklarım altmış yedi yıllık bir yaşantıda yalnız ve yalnız yirmi dört saatlik bir devreyi doldurmaktadır Ben de çoğu zaman saplantı haline gelinceye kadar kendi kendime bu çok uzun zaman boyunca insanın bir tek ama yalnız bir tek delilik anı olduysa ne çıkar bundan dedim Fakat çok gizemli bir ifade ile adına vicdan dediğimiz o şeyden insan kolay kolay kurtulamıyor Sizin bu Mme Henriette işini bu kadar nesnel tarafsız bir şekilde incelediğinizi görünce hayatımdaki o bir tek güne dair birisinin karşısında serbestçe konuşmaya karar verebilirsem böyle saçma bir şekilde hep geçmişe doğru yönelmenin ve kendi kendimi suçlamanın belki de sona ereceğini düşündüm Anglikan dininden değil de Katolik olsaydım günah çıkartma imkanı bana çoktan bu sırrımı affettirmek fırsatını verecekti Fakat bizler bu teselli imkanından mahrumuz Onun içindir ki ben bugün sizi kendime sırdaş edinerek kendi kendimi affetmek yolundaki bu acayip teşebbüse girişmiş bulunuyorum Bütün bunların çok garip olduğunu bilmiyor değilim ama teklifimi hiç çekinmeden kabul ettiniz Bunun için de teşekkür ederim size Evet size hayatımın yalnız tek bir gününü anlatacağımı söylemiştim

Yeşil Elma Yayıncılık
İnsanlar ilk söze başlamakta güçlük çekerler Tamamen açık ve doğru konuşmak için iki günden beri hazırlandım Bunu başaracağımı da umuyorum Belki bir yabancı olan size bütün bunları anlatışımın sebeplerini henüz kavrayamıyorsunuz Fakat bu olayı düşünmeden bir günüm hatta bir saatim bile geçmiyor İnsanın hayatı boyunca ömrünün yalnız bir noktasına bir tek güne gözlerini dikip kalmasının dayanılmaz bir şey olduğunu söylersem ihtiyar bir kadın olan bana inanmamanız için bir nedeniniz kalmaz Çünkü size bütün anlatacaklarım altmış yedi yıllık bir yaşantıda yalnız ve yalnız yirmi dört saatlik bir devreyi doldurmaktadır Ben de çoğu zaman saplantı haline gelinceye kadar kendi kendime bu çok uzun zaman boyunca insanın bir tek ama yalnız bir tek delilik anı olduysa ne çıkar bundan dedim Fakat çok gizemli bir ifade ile adına vicdan dediğimiz o şeyden insan kolay kolay kurtulamıyor Sizin bu Mme Henriette işini bu kadar nesnel tarafsız bir şekilde incelediğinizi görünce hayatımdaki o bir tek güne dair birisinin karşısında serbestçe konuşmaya karar verebilirsem böyle saçma bir şekilde hep geçmişe doğru yönelmenin ve kendi kendimi suçlamanın belki de sona ereceğini düşündüm Anglikan dininden değil de Katolik olsaydım günah çıkartma imkanı bana çoktan bu sırrımı affettirmek fırsatını verecekti Fakat bizler bu teselli imkanından mahrumuz Onun içindir ki ben bugün sizi kendime sırdaş edinerek kendi kendimi affetmek yolundaki bu acayip teşebbüse girişmiş bulunuyorum Bütün bunların çok garip olduğunu bilmiyor değilim ama teklifimi hiç çekinmeden kabul ettiniz Bunun için de teşekkür ederim size Evet size hayatımın yalnız tek bir gününü anlatacağımı söylemiştim

KİTAPPAZARI Yayınları
Riviera da bir otelde eşi ve iki kızıyla tatil yapan Henriette bir gece ansızın ortadan kaybolur Mutlu bir evliliği olduğu bilinen genç kadının birden kayboluşu dedikodulara neden olur Kadının her şeyini bırakıp genç bir erkekle kaçtığı anlaşılınca herkes bu olayı eleştirir Yalnızca bir kişi bu durumu normal karşılar Başkalarını mahkûm etmektense onları anlamak için çaba harcamaktır tercihim Bu tarafsız soğukkanlı yaklaşıma hayran kalan Bayan C yıllardır içini kemiren bir hikâye anlatmaya karar verir kahramanımıza Yaşamından yirmi dört saat götüren yirmi dört yıldır hiç aklından çıkmayan bir azaptır ayrıca Usta yazar Stefan Zweig bir kadının yaşadığı mutluluğu tutkuyu umudu acıyı ve saplantıyı yalnızca 24 saatine ışık tutarak anlatıyor

Çınaraltı Yayınları
Gömlek yakalarının üstünde vurdumduymazlık maskesini yüzlerine geçirirler dudaklarının kenarındaki kıvrımları yok edebilirler heyecanlarını dişlerinin altına hapsedip gözlerindeki endişeyi saklarlar yüzlerinde hareket eden kasları yapmacık bir kibarlıkla gizlerler ama işte ellerini kontrol edemezler Bütün dikkatlerini varlıklarının en görünür yeri olan yüzlerine odaklandığı için ellerini unuturlar Sadece bu ellere bakarak gülümseyen dudakların ve kayıtsız gibi görünen bakışların neleri gizlediğini anlayan insanlar olduğunu unuturlar Doğanın bazen ateşi ve buzu ölümü ve hayatı coşkuyu ve umutsuzluğu birkaç nefese sığdırabildiğini her şeyden uzak kendi dünyamda yaşamış olan ben ancak yirmi yıl sonra bu olayla kavrayacaktım İnsan ölümün yaklaştığını hissettiğinde ölümün gölgesi kapkara düşüyor işte o zaman hayatta her şeyin rengi soluklaşıyor Tanıtım Bülteninden

Çınaraltı Yayınları
Gömlek yakalarının üstünde vurdumduymazlık maskesini yüzlerine geçirirler dudaklarının kenarındaki kıvrımları yok edebilirler heyecanlarını dişlerinin altına hapsedip gözlerindeki endişeyi saklarlar yüzlerinde hareket eden kasları yapmacık bir kibarlıkla gizlerler ama işte ellerini kontrol edemezler Bütün dikkatlerini varlıklarının en görünür yeri olan yüzlerine odaklandığı için ellerini unuturlar Sadece bu ellere bakarak gülümseyen dudakların ve kayıtsız gibi görünen bakışların neleri gizlediğini anlayan insanlar olduğunu unuturlar Doğanın bazen ateşi ve buzu ölümü ve hayatı coşkuyu ve umutsuzluğu birkaç nefese sığdırabildiğini her şeyden uzak kendi dünyamda yaşamış olan ben ancak yirmi yıl sonra bu olayla kavrayacaktım İnsan ölümün yaklaştığını hissettiğinde ölümün gölgesi kapkara düşüyor işte o zaman hayatta her şeyin rengi soluklaşıyor

Yeşil Elma Yayıncılık
Stefan Zweig tarafından kaleme alınan Bir Kadının 24 Saati Yeşil Elma Yayıncılık eseri olarak okurlarla buluşuyor Bir Kadının 24 Saati Stefan Zweig Kitap Özeti İnsanlar ilk söze başlamakta güçlük çekerler Tamamen açık ve doğru konuşmak için iki günden beri hazırlandım Bunu başaracağımı da umuyorum Belki bir yabancı olan size bütün bunları anlatışımın sebeplerini henüz kavrayamıyorsunuz Fakat bu olayı düşünmeden bir günüm hatta bir saatim bile geçmiyor İnsanın hayatı boyunca ömrünün yalnız bir noktasına bir tek güne gözlerini dikip kalmasının dayanılmaz bir şey olduğunu söylersem ihtiyar bir kadın olan bana inanmamanız için bir nedeniniz kalmaz Çünkü size bütün anlatacaklarım altmış yedi yıllık bir yaşantıda yalnız ve yalnız yirmi dört saatlik bir devreyi doldurmaktadır Ben de çoğu zaman saplantı haline gelinceye kadar kendi kendime bu çok uzun zaman boyunca insanın bir tek ama yalnız bir tek delilik anı olduysa ne çıkar bundan dedim Fakat çok gizemli bir ifade ile adına vicdan dediğimiz o şeyden insan kolay kolay kurtulamıyor Sizin bu Mme Henriette işini bu kadar nesnel tarafsız bir şekilde incelediğinizi görünce hayatımdaki o bir tek güne dair birisinin karşısında serbestçe konuşmaya karar verebilirsem böyle saçma bir şekilde hep geçmişe doğru yönelmenin ve kendi kendimi suçlamanın belki de sona ereceğini düşündüm Anglikan dininden değil de Katolik olsaydım günah çıkartma imkanı bana çoktan bu sırrımı affettirmek fırsatını verecekti Fakat bizler bu teselli imkanından mahrumuz Onun içindir ki ben bugün sizi kendime sırdaş edinerek kendi kendimi affetmek yolundaki bu acayip teşebbüse girişmiş bulunuyorum Bütün bunların çok garip olduğunu bilmiyor değilim ama teklifimi hiç çekinmeden kabul ettiniz Bunun için de teşekkür ederim size Evet size hayatımın yalnız tek bir gününü anlatacağımı söylemiştim Yayınevi Yeşil Elma Yayıncılık Yazar Stefan Zweig Sayfa 120 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 10 50x19 50 cm Basım Yılı 2013 Barkod 9786054226177 Kategori Alman Edebiyatı

Yeşil Elma Yayıncılık
İnsanlar ilk söze başlamakta güçlük çekerler Tamamen açık ve doğru konuşmak için iki günden beri hazırlandım Bunu başaracağımı da umuyorum Belki bir yabancı olan size bütün bunları anlatışımın sebeplerini henüz kavrayamıyorsunuz Fakat bu olayı düşünmeden bir günüm hatta bir saatim bile geçmiyor İnsanın hayatı boyunca ömrünün yalnız bir noktasına bir tek güne gözlerini dikip kalmasının dayanılmaz bir şey olduğunu söylersem ihtiyar bir kadın olan bana inanmamanız için bir nedeniniz kalmaz Çünkü size bütün anlatacaklarım altmış yedi yıllık bir yaşantıda yalnız ve yalnız yirmi dört saatlik bir devreyi doldurmaktadır Ben de çoğu zaman saplantı haline gelinceye kadar kendi kendime bu çok uzun zaman boyunca insanın bir tek ama yalnız bir tek delilik anı olduysa ne çıkar bundan dedim Fakat çok gizemli bir ifade ile adına vicdan dediğimiz o şeyden insan kolay kolay kurtulamıyor Sizin bu Mme Henriette işini bu kadar nesnel tarafsız bir şekilde incelediğinizi görünce hayatımdaki o bir tek güne dair birisinin karşısında serbestçe konuşmaya karar verebilirsem böyle saçma bir şekilde hep geçmişe doğru yönelmenin ve kendi kendimi suçlamanın belki de sona ereceğini düşündüm Anglikan dininden değil de Katolik olsaydım günah çıkartma imkanı bana çoktan bu sırrımı affettirmek fırsatını verecekti Fakat bizler bu teselli imkanından mahrumuz Onun içindir ki ben bugün sizi kendime sırdaş edinerek kendi kendimi affetmek yolundaki bu acayip teşebbüse girişmiş bulunuyorum Bütün bunların çok garip olduğunu bilmiyor değilim ama teklifimi hiç çekinmeden kabul ettiniz Bunun için de teşekkür ederim size Evet size hayatımın yalnız tek bir gününü anlatacağımı söylemiştim

Çınaraltı Yayınları
Gömlek yakalarının üstünde vurdumduymazlık maskesini yüzlerine geçirirler dudaklarının kenarındaki kıvrımları yok edebilirler heyecanlarını dişlerinin altına hapsedip gözlerindeki endişeyi saklarlar yüzlerinde hareket eden kasları yapmacık bir kibarlıkla gizlerler ama işte ellerini kontrol edemezler Bütün dikkatlerini varlıklarının en görünür yeri olan yüzlerine odaklandığı için ellerini unuturlar Sadece bu ellere bakarak gülümseyen dudakların ve kayıtsız gibi görünen bakışların neleri gizlediğini anlayan insanlar olduğunu unuturlar Doğanın bazen ateşi ve buzu ölümü ve hayatı coşkuyu ve umutsuzluğu birkaç nefese sığdırabildiğini her şeyden uzak kendi dünyamda yaşamış olan ben ancak yirmi yıl sonra bu olayla kavrayacaktım İnsan ölümün yaklaştığını hissettiğinde ölümün gölgesi kapkara düşüyor işte o zaman hayatta her şeyin rengi soluklaşıyor

Çınaraltı Yayınları
Gömlek yakalarının üstünde vurdumduymazlık maskesini yüzlerine geçirirler dudaklarının kenarındaki kıvrımları yok edebilirler heyecanlarını dişlerinin altına hapsedip gözlerindeki endişeyi saklarlar yüzlerinde hareket eden kasları yapmacık bir kibarlıkla gizlerler ama işte ellerini kontrol edemezler Bütün dikkatlerini varlıklarının en görünür yeri olan yüzlerine odaklandığı için ellerini unuturlar Sadece bu ellere bakarak gülümseyen dudakların ve kayıtsız gibi görünen bakışların neleri gizlediğini anlayan insanlar olduğunu unuturlar Doğanın bazen ateşi ve buzu ölümü ve hayatı coşkuyu ve umutsuzluğu birkaç nefese sığdırabildiğini her şeyden uzak kendi dünyamda yaşamış olan ben ancak yirmi yıl sonra bu olayla kavrayacaktım İnsan ölümün yaklaştığını hissettiğinde ölümün gölgesi kapkara düşüyor işte o zaman hayatta her şeyin rengi soluklaşıyor

Kitappazarı Yayınları
Riviera da bir otelde eşi ve iki kızıyla tatil yapan Henriette bir gece ansızın ortadan kaybolur Mutlu bir evliliği olduğu bilinen genç kadının birden kayboluşu dedikodulara neden olur Kadının her şeyini bırakıp genç bir erkekle kaçtığı anlaşılınca herkes bu olayı eleştirir Yalnızca bir kişi bu durumu normal karşılar Başkalarını mahkûm etmektense onları anlamak için çaba harcamaktır tercihim Bu tarafsız soğukkanlı yaklaşıma hayran kalan Bayan C yıllardır içini kemiren bir hikâye anlatmaya karar verir kahramanımıza Yaşamından yirmi dört saat götüren yirmi dört yıldır hiç aklından çıkmayan bir azaptır ayrıca Usta yazar Stefan Zweig bir kadının yaşadığı mutluluğu tutkuyu umudu acıyı ve saplantıyı yalnızca 24 saatine ışık tutarak anlatıyor

Kitap Pazarı Yayınları
Riviera da bir otelde eşi ve iki kızıyla tatil yapan Henriette bir gece ansızın ortadan kaybolur Mutlu bir evliliği olduğu bilinen genç kadının birden kayboluşu dedikodulara neden olur Kadının her şeyini bırakıp genç bir erkekle kaçtığı anlaşılınca herkes bu olayı eleştirir Yalnızca bir kişi bu durumu normal karşılar Başkalarını mahkûm etmektense onları anlamak için çaba harcamaktır tercihim Bu tarafsız soğukkanlı yaklaşıma hayran kalan Bayan C yıllardır içini kemiren bir hikâye anlatmaya karar verir kahramanımıza Yaşamından yirmi dört saat götüren yirmi dört yıldır hiç aklından çıkmayan bir azaptır ayrıca Usta yazar Stefan Zweig bir kadının yaşadığı mutluluğu tutkuyu umudu acıyı ve saplantıyı yalnızca 24 saatine ışık tutarak anlatıyor

KİTAPPAZARI Yayınları
Riviera da bir otelde eşi ve iki kızıyla tatil yapan Henriette bir gece ansızın ortadan kaybolur Mutlu bir evliliği olduğu bilinen genç kadının birden kayboluşu dedikodulara neden olur Kadının her şeyini bırakıp genç bir erkekle kaçtığı anlaşılınca herkes bu olayı eleştirir Yalnızca bir kişi bu durumu normal karşılar Başkalarını mahkûm etmektense onları anlamak için çaba harcamaktır tercihim Bu tarafsız soğukkanlı yaklaşıma hayran kalan Bayan C yıllardır içini kemiren bir hikâye anlatmaya karar verir kahramanımıza Yaşamından yirmi dört saat götüren yirmi dört yıldır hiç aklından çıkmayan bir azaptır ayrıca Usta yazar Stefan Zweig bir kadının yaşadığı mutluluğu tutkuyu umudu acıyı ve saplantıyı yalnızca 24 saatine ışık tutarak anlatıyor

Potink Kitap
Riviera da eşi ve iki kızıyla tatil yapan Bayan Henriette Fransız bir gençle aynı anda ortadan kaybolur Pansiyonda yapılan yargılayıcı konuşmalar üzerineyalnızca bir kişi bu durumu normal bulur Bayan C yıllar önce yaşadığı 24 saati hoşgörü sahibi bu yabancıya anlatmaya karar verir Stefan Zweig bir kadının yaşadığı mutluluğu tutkuyu umudu acıyı ve saplantıyıyalnızca 24 saatine ışık tutarak anlatıyor Bir insanın yaşamı boyunca tek bir olaya tek bir güne takılıp kalmasının tahammül edilmez olduğunu söyleyenbu yaşlı kadına inanın lütfen

Çınaraltı Yayınları
Gömlek yakalarının üstünde vurdumduymazlık maskesini yüzlerine geçirirler dudaklarının kenarındaki kıvrımları yok edebilirler heyecanlarını dişlerinin altına hapsedip gözlerindeki endişeyi saklarlar yüzlerinde hareket eden kasları yapmacık bir kibarlıkla gizlerler ama işte ellerini kontrol edemezler Bütün dikkatlerini varlıklarının en görünür yeri olan yüzlerine odaklandığı için ellerini unuturlar Sadece bu ellere bakarak gülümseyen dudakların ve kayıtsız gibi görünen bakışların neleri gizlediğini anlayan insanlar olduğunu unuturlar Doğanın bazen ateşi ve buzu ölümü ve hayatı coşkuyu ve umutsuzluğu birkaç nefese sığdırabildiğini her şeyden uzak kendi dünyamda yaşamış olan ben ancak yirmi yıl sonra bu olayla kavrayacaktım İnsan ölümün yaklaştığını hissettiğinde ölümün gölgesi kapkara düşüyor işte o zaman hayatta her şeyin rengi soluklaşıyor img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Tema Yayınları
Hikaye genç ve yakışıklı bir Fransız ın bir grup insanın tatil yaptığı küçük bir pansiyona gelip bir oda tutmasıyla başlar Bu genç Fransız tam 24 saat sonra aynı pansiyonda ailesiyle tatil yapan evli iki çocuklu Madam Henriette i de yanına alarak pansiyondan ayrılır Bu durum konuklar üzerinde büyük bir şaşkınlık yaratır Herkes hiç düşünmeden kadını yargılar Yalnızca bir kişi Madam Henriette i yargılamadan anlamaya çalışır hatta onu savunur Durumun göründüğü gibi olmayabileceğini söyler İradeden daha üstün esrarlı kuvvetlerin olduğundan bahseder Bu davranışı orada bulunan yaşlı bir İngiliz hanımın dikkatini çeker ve eser bu hanımın yaşamının 24 saatlik hikâyesiyle devam eder Daha sonra da Alman hanım bir yanda gerçek kadınların öbür yanda da aşüfte ruhlu kadınların bulunduğunu ileri sürerek sert bir şekilde kesip atınca ve kendi fikrine göre Madam Henriette in bu sonunculardan olduğunu söyleyince sabrım büsbütün tükendi Ben de saldırgan bir eda takındım Hayatının bazı anlarında bir kadının iradesinden daha üstün esrarlı kuvvetlerin esiri olabileceği gibi apaçık bir olayı inkâr etmenin sadece bizim kendi içgüdümüze olan güvensizliğimizi ve tabiatımızdaki şeytaniliği gizlediğini birçok kimselerin de kendilerini kolayca baştan çıkarılanlar dan daha kuvvetli daha ahlaklı ve daha temiz sanmaktan zevk duyduklarını söyledim Kendi hesabıma bir kadının öteden beri âdet olduğu üzere kocasını gözleri kapalı ve onun kolları arasındayken aldatmasındansa serbestçe ve ihtirasla kendi içgüdüsüne tabi olmasını daha dürüst bir hareket olarak buluyordum

Tema Yayınları
Hikaye genç ve yakışıklı bir Fransız ın bir grup insanın tatil yaptığı küçük bir pansiyona gelip bir oda tutmasıyla başlar Bu genç Fransız tam 24 saat sonra aynı pansiyonda ailesiyle tatil yapan evli iki çocuklu Madam Henriette i de yanına alarak pansiyondan ayrılır Bu durum konuklar üzerinde büyük bir şaşkınlık yaratır Herkes hiç düşünmeden kadını yargılar Yalnızca bir kişi Madam Henriette i yargılamadan anlamaya çalışır hatta onu savunur Durumun göründüğü gibi olmayabileceğini söyler İradeden daha üstün esrarlı kuvvetlerin olduğundan bahseder Bu davranışı orada bulunan yaşlı bir İngiliz hanımın dikkatini çeker ve eser bu hanımın yaşamının 24 saatlik hikâyesiyle devam eder Daha sonra da Alman hanım bir yanda gerçek kadınların öbür yanda da aşüfte ruhlu kadınların bulunduğunu ileri sürerek sert bir şekilde kesip atınca ve kendi fikrine göre Madam Henriette in bu sonunculardan olduğunu söyleyince sabrım büsbütün tükendi Ben de saldırgan bir eda takındım Hayatının bazı anlarında bir kadının iradesinden daha üstün esrarlı kuvvetlerin esiri olabileceği gibi apaçık bir olayı inkâr etmenin sadece bizim kendi içgüdümüze olan güvensizliğimizi ve tabiatımızdaki şeytaniliği gizlediğini birçok kimselerin de kendilerini kolayca baştan çıkarılanlar dan daha kuvvetli daha ahlaklı ve daha temiz sanmaktan zevk duyduklarını söyledim Kendi hesabıma bir kadının öteden beri âdet olduğu üzere kocasını gözleri kapalı ve onun kolları arasındayken aldatmasındansa serbestçe ve ihtirasla kendi içgüdüsüne tabi olmasını daha dürüst bir hareket olarak buluyordum

Tema Yayınları
Hikaye genç ve yakışıklı bir Fransız ın bir grup insanın tatil yaptığı küçük bir pansiyona gelip bir oda tutmasıyla başlar Bu genç Fransız tam 24 saat sonra aynı pansiyonda ailesiyle tatil yapan evli iki çocuklu Madam Henriette i de yanına alarak pansiyondan ayrılır Bu durum konuklar üzerinde büyük bir şaşkınlık yaratır Herkes hiç düşünmeden kadını yargılar Yalnızca bir kişi Madam Henriette i yargılamadan anlamaya çalışır hatta onu savunur Durumun göründüğü gibi olmayabileceğini söyler İradeden daha üstün esrarlı kuvvetlerin olduğundan bahseder Bu davranışı orada bulunan yaşlı bir İngiliz hanımın dikkatini çeker ve eser bu hanımın yaşamının 24 saatlik hikâyesiyle devam eder Daha sonra da Alman hanım bir yanda gerçek kadınların öbür yanda da aşüfte ruhlu kadınların bulunduğunu ileri sürerek sert bir şekilde kesip atınca ve kendi fikrine göre Madam Henriette in bu sonunculardan olduğunu söyleyince sabrım büsbütün tükendi Ben de saldırgan bir eda takındım Hayatının bazı anlarında bir kadının iradesinden daha üstün esrarlı kuvvetlerin esiri olabileceği gibi apaçık bir olayı inkâr etmenin sadece bizim kendi içgüdümüze olan güvensizliğimizi ve tabiatımızdaki şeytaniliği gizlediğini birçok kimselerin de kendilerini kolayca baştan çıkarılanlar dan daha kuvvetli daha ahlaklı ve daha temiz sanmaktan zevk duyduklarını söyledim Kendi hesabıma bir kadının öteden beri âdet olduğu üzere kocasını gözleri kapalı ve onun kolları arasındayken aldatmasındansa serbestçe ve ihtirasla kendi içgüdüsüne tabi olmasını daha dürüst bir hareket olarak buluyordum

Tema Yayınları
çev. Tiryakioğlu, Samih
Hikâye genç ve yakışıklı bir Fransız ın bir grup insanın tatil yaptığı küçük bir pansiyona gelip bir oda tutmasıyla başlar Bu genç Fransız tam 24 saat sonra aynı pansiyonda ailesiyle tatil yapan evli iki çocuklu Madam Henriette i de yanına alarak pansiyondan ayrılır Bu durum konuklar üzerinde büyük bir şaşkınlık yaratır Herkes hiç düşünmeden kadını yargılar Yalnızca bir kişi Madam Henriette i yargılamadan anlamaya çalışır hatta onu savunur Durumun göründüğü gibi olmayabileceğini söyler İradeden daha üstün esrarlı kuvvetlerin olduğundan bahseder Bu davranışı orada bulunan yaşlı bir İngiliz hanımın dikkatini çeker ve eser bu hanımın yaşamının 24 saatlik hikâyesiyle devam eder Daha sonra da Alman hanım bir yanda gerçek kadınların öbür yanda da aşüfte ruhlu kadınların bulunduğunu ileri sürerek sert bir şekilde kesip atınca ve kendi fikrine göre Madam Henriette in bu sonunculardan olduğunu söyleyince sabrım büsbütün tükendi Ben de saldırgan bir eda takındım Hayatının bazı anlarında bir kadının iradesinden daha üstün esrarlı kuvvetlerin esiri olabileceği gibi apaçık bir olayı inkâr etmenin sadece bizim kendi içgüdümüze olan güvensizliğimizi ve tabiatımızdaki şeytaniliği gizlediğini birçok kimselerin de kendilerini kolayca baştan çıkarılanlar dan daha kuvvetli daha ahlaklı ve daha temiz sanmaktan zevk duyduklarını söyledim Kendi hesabıma bir kadının öteden beri âdet olduğu üzere kocasını gözleri kapalı ve onun kolları arasındayken aldatmasındansa serbestçe ve ihtirasla kendi içgüdüsüne tabi olmasını daha dürüst bir hareket olarak buluyordum

Çınaraltı
Gömlek yakalarının üstünde vurdumduymazlık maskesini yüzlerine geçirirler dudaklarının kenarındaki kıvrımları yok edebilirler heyecanlarını dişlerinin altına hapsedip gözlerindeki endişeyi saklarlar yüzlerinde hareket eden kasları yapmacık bir kibarlıkla gizlerler ama işte ellerini kontrol edemezler Bütün dikkatlerini varlıklarının en görünür yeri olan yüzlerine odaklandığı için ellerini unuturlar Sadece bu ellere bakarak gülümseyen dudakların ve kayıtsız gibi görünen bakışların neleri gizlediğini anlayan insanlar olduğunu unuturlar Doğanın bazen ateşi ve buzu ölümü ve hayatı coşkuyu ve umutsuzluğu birkaç nefese sığdırabildiğini her şeyden uzak kendi dünyamda yaşamış olan ben ancak yirmi yıl sonra bu olayla kavrayacaktım İnsan ölümün yaklaştığını hissettiğinde ölümün gölgesi kapkara düşüyor işte o zaman hayatta her şeyin rengi soluklaşıyor

TEMA YAYINLARI
çev. Samih Tiryakioğlu
Hikâye genç ve yakışıklı bir Fransız ın bir grup insanın tatil yaptığı küçük bir pansiyona gelip bir oda tutmasıyla başlar Bu genç Fransız tam 24 saat sonra aynı pansiyonda ailesiyle tatil yapan evli iki çocuklu Madam Henriette i de yanına alarak pansiyondan ayrılır Bu durum konuklar üzerinde büyük bir şaşkınlık yaratır Herkes hiç düşünmeden kadını yargılar Yalnızca bir kişi Madam Henriette i yargılamadan anlamaya çalışır hatta onu savunur Durumun göründüğü gibi olmayabileceğini söyler İradeden daha üstün esrarlı kuvvetlerin olduğundan bahseder Bu davranışı orada bulunan yaşlı bir İngiliz hanımın dikkatini çeker ve eser bu hanımın yaşamının 24 saatlik hikâyesiyle devam eder Daha sonra da Alman hanım bir yanda gerçek kadınların öbür yanda da aşüfte ruhlu kadınların bulunduğunu ileri sürerek sert bir şekilde kesip atınca ve kendi fikrine göre Madam Henriette in bu sonunculardan olduğunu söyleyince sabrım büsbütün tükendi Ben de saldırgan bir eda takındım Hayatının bazı anlarında bir kadının iradesinden daha üstün esrarlı kuvvetlerin esiri olabileceği gibi apaçık bir olayı inkâr etmenin sadece bizim kendi içgüdümüze olan güvensizliğimizi ve tabiatımızdaki şeytaniliği gizlediğini birçok kimselerin de kendilerini kolayca baştan çıkarılanlar dan daha kuvvetli daha ahlaklı ve daha temiz sanmaktan zevk duyduklarını söyledim Kendi hesabıma bir kadının öteden beri âdet olduğu üzere kocasını gözleri kapalı ve onun kolları arasındayken aldatmasındansa serbestçe ve ihtirasla kendi içgüdüsüne tabi olmasını daha dürüst bir hareket olarak buluyordum