Bir Kalem Kuş Olmuş — Serkan Gezmen

Bir Kalem Kuş Olmuş
Serkan GezmenNota Bene Yayınları
Bir Kalem Kuş Olmuş
Serkan Gezmenİnsan büyüdükçe söylenmeyen dile dökülmemiş saf bilginin kendine de geçmesini istiyor Büyümenin bambaşka bir dile dönüşmek olduğunu o dille az ve değerli olacağını sanıyor Ya da ben bir damlanın içine geçmiş konuşuyorum Burada her şey yine her şey gibi görünüyor Kimse gelemiyor Damlanın içi değişmiyor Ağırlığın sesini dinle Bekir Bekir Serkan Gezmen Bir Kalem Kuş Olmuş ta bilincin ötesini boşluğu gölgeyi rüyayı geceyi aralayan öyküler yazıyor Öyküleri sanki Tüllerin arkasında mutsuzluğu sakinleştirmek için rüya hazırlıkları İmgelerin gösterişinden uzak durarak onların gücünü yol arkadaşı edinen rüya üstü öyküler kendinden geçen her şey gibi yaşayamamaktan bitap uyuyamama ya da uyanamama haliyle sarhoş Kitabın ilk bölümü olan Nihayetsiz Öyküler de yazar hayatın gölgeli ve daha çok karanlık tarafına bakan bir göz Gözünü kırpmadan bakan ve sonra da imgelerle resim çizen bu göz kâh okuru gerçeküstü durumlar karşısında bırakır Bir taş vrakk diyip denize sekiyor Bir martı hışır hışır kanat çırpıp havada asılı duruyor Bir karabatak boğuluyor sonra kurtuluyor Denizden fırlayan balıklar rakı bardağına doğru sadece göz olup ilerliyordu kâh insanın içindeki ikiliğe barışsızlığa vurgu yapar Karanlık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Yürüyoruz Cep telefonlarımızın ışıklarını kullanmak aklımızdan geçmiyor Işık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Kitabın ikinci bölümüne ait başlık ise Soğukmuş Bu bölümde rüya ya da bilinç üstü değil yaşama eğilen yaşama bakan öyküler var Ancak yazar bu kez bakmıyor gözlemlemiyor da yaşıyor ama yaşayamamaktan şikayetçi oluyor gibi Adeta Bakınız yaşanmıyor yaşanamıyor diyor Bunu da bir şikayet tonunda değil de olanı ifade etmek için kullanıyor Gezmen de sıcak olan bilinç üstü sanki Yaşama dokunduğunda Soğukmuş derken biz onu ölüymüş kışmış yalnızmış değişmezmiş gibi anlıyoruz Ve tekrar nihayetsiz öykülere kaçıyoruz Öyküleri bitirdiğinizde ilk kısmı yeniden okumak isterseniz şaşırmayın Çoğu zaman gördüğümüz rüyaların dışarılarda bir yerlerde pencerelerden uzakta güneşin ve yaprakların aralarında anlaştığı bir boşluktan süzüldüğünü bu süzülme anında donup kalırsak mutlu uyanacağımızı yok eğer kendimizi hatırlarsak rüyaları kapılara çekeceğimizi ve bu uzun yolda iyiliğin ne yapıp edip sakatlanacağını ve en sonunda kâbus denen aynanın dökülmüş süklüm püklüm sırrını yol ile öreceğimizi düşünürdüm Tanıtım Bülteninden

Nota Bene Yayınları
İnsan büyüdükçe söylenmeyen dile dökülmemiş saf bilginin kendine de geçmesini istiyor Büyümenin bambaşka bir dile dönüşmek olduğunu o dille az ve değerli olacağını sanıyor Ya da ben bir damlanın içine geçmiş konuşuyorum Burada her şey yine her şey gibi görünüyor Kimse gelemiyor Damlanın içi değişmiyor Ağırlığın sesini dinle Bekir Bekir Serkan Gezmen Bir Kalem Kuş Olmuş ta bilincin ötesini boşluğu gölgeyi rüyayı geceyi aralayan öyküler yazıyor Öyküleri sanki Tüllerin arkasında mutsuzluğu sakinleştirmek için rüya hazırlıkları İmgelerin gösterişinden uzak durarak onların gücünü yol arkadaşı edinen rüya üstü öyküler kendinden geçen her şey gibi yaşayamamaktan bitap uyuyamama ya da uyanamama haliyle sarhoş Kitabın ilk bölümü olan Nihayetsiz Öyküler de yazar hayatın gölgeli ve daha çok karanlık tarafına bakan bir göz Gözünü kırpmadan bakan ve sonra da imgelerle resim çizen bu göz kâh okuru gerçeküstü durumlar karşısında bırakır Bir taş vrakk diyip denize sekiyor Bir martı hışır hışır kanat çırpıp havada asılı duruyor Bir karabatak boğuluyor sonra kurtuluyor Denizden fırlayan balıklar rakı bardağına doğru sadece göz olup ilerliyordu kâh insanın içindeki ikiliğe barışsızlığa vurgu yapar Karanlık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Yürüyoruz Cep telefonlarımızın ışıklarını kullanmak aklımızdan geçmiyor Işık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Kitabın ikinci bölümüne ait başlık ise Soğukmuş Bu bölümde rüya ya da bilinç üstü değil yaşama eğilen yaşama bakan öyküler var Ancak yazar bu kez bakmıyor gözlemlemiyor da yaşıyor ama yaşayamamaktan şikayetçi oluyor gibi Adeta Bakınız yaşanmıyor yaşanamıyor diyor Bunu da bir şikayet tonunda değil de olanı ifade etmek için kullanıyor Gezmen de sıcak olan bilinç üstü sanki Yaşama dokunduğunda Soğukmuş derken biz onu ölüymüş kışmış yalnızmış değişmezmiş gibi anlıyoruz Ve tekrar nihayetsiz öykülere kaçıyoruz Öyküleri bitirdiğinizde ilk kısmı yeniden okumak isterseniz şaşırmayın Çoğu zaman gördüğümüz rüyaların dışarılarda bir yerlerde pencerelerden uzakta güneşin ve yaprakların aralarında anlaştığı bir boşluktan süzüldüğünü bu süzülme anında donup kalırsak mutlu uyanacağımızı yok eğer kendimizi hatırlarsak rüyaları kapılara çekeceğimizi ve bu uzun yolda iyiliğin ne yapıp edip sakatlanacağını ve en sonunda kâbus denen aynanın dökülmüş süklüm püklüm sırrını yol ile öreceğimizi düşünürdüm

Notabene Yayınları
İnsan büyüdükçe söylenmeyen dile dökülmemiş saf bilginin kendine de geçmesini istiyor Büyümenin bambaşka bir dile dönüşmek olduğunu o dille az ve değerli olacağını sanıyor Ya da ben bir damlanın içine geçmiş konuşuyorum Burada her şey yine her şey gibi görünüyor Kimse gelemiyor Damlanın içi değişmiyor Ağırlığın sesini dinle Bekir Bekir Serkan Gezmen Bir Kalem Kuş Olmuş ta bilincin ötesini boşluğu gölgeyi rüyayı geceyi aralayan öyküler yazıyor Öyküleri sanki Tüllerin arkasında mutsuzluğu sakinleştirmek için rüya hazırlıkları İmgelerin gösterişinden uzak durarak onların gücünü yol arkadaşı edinen rüya üstü öyküler kendinden geçen her şey gibi yaşayamamaktan bitap uyuyamama ya da uyanamama haliyle sarhoş Kitabın ilk bölümü olan Nihayetsiz Öyküler de yazar hayatın gölgeli ve daha çok karanlık tarafına bakan bir göz Gözünü kırpmadan bakan ve sonra da imgelerle resim çizen bu göz kâh okuru gerçeküstü durumlar karşısında bırakır Bir taş vrakk diyip denize sekiyor Bir martı hışır hışır kanat çırpıp havada asılı duruyor Bir karabatak boğuluyor sonra kurtuluyor Denizden fırlayan balıklar rakı bardağına doğru sadece göz olup ilerliyordu kâh insanın içindeki ikiliğe barışsızlığa vurgu yapar Karanlık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Yürüyoruz Cep telefonlarımızın ışıklarını kullanmak aklımızdan geçmiyor Işık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Kitabın ikinci bölümüne ait başlık ise Soğukmuş Bu bölümde rüya ya da bilinç üstü değil yaşama eğilen yaşama bakan öyküler var Ancak yazar bu kez bakmıyor gözlemlemiyor da yaşıyor ama yaşayamamaktan şikayetçi oluyor gibi Adeta Bakınız yaşanmıyor yaşanamıyor diyor Bunu da bir şikayet tonunda değil de olanı ifade etmek için kullanıyor Gezmen de sıcak olan bilinç üstü sanki Yaşama dokunduğunda Soğukmuş derken biz onu ölüymüş kışmış yalnızmış değişmezmiş gibi anlıyoruz Ve tekrar nihayetsiz öykülere kaçıyoruz Öyküleri bitirdiğinizde ilk kısmı yeniden okumak isterseniz şaşırmayın Çoğu zaman gördüğümüz rüyaların dışarılarda bir yerlerde pencerelerden uzakta güneşin ve yaprakların aralarında anlaştığı bir boşluktan süzüldüğünü bu süzülme anında donup kalırsak mutlu uyanacağımızı yok eğer kendimizi hatırlarsak rüyaları kapılara çekeceğimizi ve bu uzun yolda iyiliğin ne yapıp edip sakatlanacağını ve en sonunda kâbus denen aynanın dökülmüş süklüm püklüm sırrını yol ile öreceğimizi düşünürdüm

Nota Bene Yayınları
Serkan Gezmen tarafından kaleme alınan Bir Kalem Kuş Olmuş Nota Bene Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Bir Kalem Kuş Olmuş Serkan Gezmen Kitap Özeti İnsan büyüdükçe söylenmeyen dile dökülmemiş saf bilginin kendine de geçmesini istiyor Büyümenin bambaşka bir dile dönüşmek olduğunu o dille az ve değerli olacağını sanıyor Ya da ben bir damlanın içine geçmiş konuşuyorum Burada her şey yine her şey gibi görünüyor Kimse gelemiyor Damlanın içi değişmiyor Ağırlığın sesini dinle Bekir Bekir Serkan Gezmen Bir Kalem Kuş Olmuş ta bilincin ötesini boşluğu gölgeyi rüyayı geceyi aralayan öyküler yazıyor Öyküleri sanki Tüllerin arkasında mutsuzluğu sakinleştirmek için rüya hazırlıkları İmgelerin gösterişinden uzak durarak onların gücünü yol arkadaşı edinen rüya üstü öyküler kendinden geçen her şey gibi yaşayamamaktan bitap uyuyamama ya da uyanamama haliyle sarhoş Kitabın ilk bölümü olan Nihayetsiz Öyküler de yazar hayatın gölgeli ve daha çok karanlık tarafına bakan bir göz Gözünü kırpmadan bakan ve sonra da imgelerle resim çizen bu göz kâh okuru gerçeküstü durumlar karşısında bırakır Bir taş vrakk diyip denize sekiyor Bir martı hışır hışır kanat çırpıp havada asılı duruyor Bir karabatak boğuluyor sonra kurtuluyor Denizden fırlayan balıklar rakı bardağına doğru sadece göz olup ilerliyordu kâh insanın içindeki ikiliğe barışsızlığa vurgu yapar Karanlık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Yürüyoruz Cep telefonlarımızın ışıklarını kullanmak aklımızdan geçmiyor Işık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Kitabın ikinci bölümüne ait başlık ise Soğukmuş Bu bölümde rüya ya da bilinç üstü değil yaşama eğilen yaşama bakan öyküler var Ancak yazar bu kez bakmıyor gözlemlemiyor da yaşıyor ama yaşayamamaktan şikayetçi oluyor gibi Adeta Bakınız yaşanmıyor yaşanamıyor diyor Bunu da bir şikayet tonunda değil de olanı ifade etmek için kullanıyor Gezmen de sıcak olan bilinç üstü sanki Yaşama dokunduğunda Soğukmuş derken biz onu ölüymüş kışmış yalnızmış değişmezmiş gibi anlıyoruz Ve tekrar nihayetsiz öykülere kaçıyoruz Öyküleri bitirdiğinizde ilk kısmı yeniden okumak isterseniz şaşırmayın Çoğu zaman gördüğümüz rüyaların dışarılarda bir yerlerde pencerelerden uzakta güneşin ve yaprakların aralarında anlaştığı bir boşluktan süzüldüğünü bu süzülme anında donup kalırsak mutlu uyanacağımızı yok eğer kendimizi hatırlarsak rüyaları kapılara çekeceğimizi ve bu uzun yolda iyiliğin ne yapıp edip sakatlanacağını ve en sonunda kâbus denen aynanın dökülmüş süklüm püklüm sırrını yol ile öreceğimizi düşünürdüm Yayınevi Nota Bene Yayınları Yazar Serkan Gezmen Sayfa 72 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Mayıs 2019 Barkod 9786052601907 Kategori Öykü

NotaBene Yayınları
İnsan büyüdükçe söylenmeyen dile dökülmemiş saf bilginin kendine de geçmesini istiyor Büyümenin bambaşka bir dile dönüşmek olduğunu o dille az ve değerli olacağını sanıyor Ya da ben bir damlanın içine geçmiş konuşuyorum Burada her şey yine her şey gibi görünüyor Kimse gelemiyor Damlanın içi değişmiyor Ağırlığın sesini dinle Bekir Bekir Serkan Gezmen Bir Kalem Kuş Olmuş ta bilincin ötesini boşluğu gölgeyi rüyayı geceyi aralayan öyküler yazıyor Öyküleri sanki Tüllerin arkasında mutsuzluğu sakinleştirmek için rüya hazırlıkları İmgelerin gösterişinden uzak durarak onların gücünü yol arkadaşı edinen rüya üstü öyküler kendinden geçen her şey gibi yaşayamamaktan bitap uyuyamama ya da uyanamama haliyle sarhoş Kitabın ilk bölümü olan Nihayetsiz Öyküler de yazar hayatın gölgeli ve daha çok karanlık tarafına bakan bir göz Gözünü kırpmadan bakan ve sonra da imgelerle resim çizen bu göz kâh okuru gerçeküstü durumlar karşısında bırakır Bir taş vrakk diyip denize sekiyor Bir martı hışır hışır kanat çırpıp havada asılı duruyor Bir karabatak boğuluyor sonra kurtuluyor Denizden fırlayan balıklar rakı bardağına doğru sadece göz olup ilerliyordu kâh insanın içindeki ikiliğe barışsızlığa vurgu yapar Karanlık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Yürüyoruz Cep telefonlarımızın ışıklarını kullanmak aklımızdan geçmiyor Işık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Kitabın ikinci bölümüne ait başlık ise Soğukmuş Bu bölümde rüya ya da bilinç üstü değil yaşama eğilen yaşama bakan öyküler var Ancak yazar bu kez bakmıyor gözlemlemiyor da yaşıyor ama yaşayamamaktan şikayetçi oluyor gibi Adeta Bakınız yaşanmıyor yaşanamıyor diyor Bunu da bir şikayet tonunda değil de olanı ifade etmek için kullanıyor Gezmen de sıcak olan bilinç üstü sanki Yaşama dokunduğunda Soğukmuş derken biz onu ölüymüş kışmış yalnızmış değişmezmiş gibi anlıyoruz Ve tekrar nihayetsiz öykülere kaçıyoruz Öyküleri bitirdiğinizde ilk kısmı yeniden okumak isterseniz şaşırmayın Çoğu zaman gördüğümüz rüyaların dışarılarda bir yerlerde pencerelerden uzakta güneşin ve yaprakların aralarında anlaştığı bir boşluktan süzüldüğünü bu süzülme anında donup kalırsak mutlu uyanacağımızı yok eğer kendimizi hatırlarsak rüyaları kapılara çekeceğimizi ve bu uzun yolda iyiliğin ne yapıp edip sakatlanacağını ve en sonunda kâbus denen aynanın dökülmüş süklüm püklüm sırrını yol ile öreceğimizi düşünürdüm

Nota Bene Yayınları
İnsan büyüdükçe söylenmeyen dile dökülmemiş saf bilginin kendine de geçmesini istiyor Büyümenin bambaşka bir dile dönüşmek olduğunu o dille az ve değerli olacağını sanıyor Ya da ben bir damlanın içine geçmiş konuşuyorum Burada her şey yine her şey gibi görünüyor Kimse gelemiyor Damlanın içi değişmiyor Ağırlığın sesini dinle Bekir Bekir Serkan Gezmen Bir Kalem Kuş Olmuş ta bilincin ötesini boşluğu gölgeyi rüyayı geceyi aralayan öyküler yazıyor Öyküleri sanki Tüllerin arkasında mutsuzluğu sakinleştirmek için rüya hazırlıkları İmgelerin gösterişinden uzak durarak onların gücünü yol arkadaşı edinen rüya üstü öyküler kendinden geçen her şey gibi yaşayamamaktan bitap uyuyamama ya da uyanamama haliyle sarhoş Kitabın ilk bölümü olan Nihayetsiz Öyküler de yazar hayatın gölgeli ve daha çok karanlık tarafına bakan bir göz Gözünü kırpmadan bakan ve sonra da imgelerle resim çizen bu göz kâh okuru gerçeküstü durumlar karşısında bırakır Bir taş vrakk diyip denize sekiyor Bir martı hışır hışır kanat çırpıp havada asılı duruyor Bir karabatak boğuluyor sonra kurtuluyor Denizden fırlayan balıklar rakı bardağına doğru sadece göz olup ilerliyordu kâh insanın içindeki ikiliğe barışsızlığa vurgu yapar Karanlık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Yürüyoruz Cep telefonlarımızın ışıklarını kullanmak aklımızdan geçmiyor Işık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Kitabın ikinci bölümüne ait başlık ise Soğukmuş Bu bölümde rüya ya da bilinç üstü değil yaşama eğilen yaşama bakan öyküler var Ancak yazar bu kez bakmıyor gözlemlemiyor da yaşıyor ama yaşayamamaktan şikayetçi oluyor gibi Adeta Bakınız yaşanmıyor yaşanamıyor diyor Bunu da bir şikayet tonunda değil de olanı ifade etmek için kullanıyor Gezmen de sıcak olan bilinç üstü sanki Yaşama dokunduğunda Soğukmuş derken biz onu ölüymüş kışmış yalnızmış değişmezmiş gibi anlıyoruz Ve tekrar nihayetsiz öykülere kaçıyoruz Öyküleri bitirdiğinizde ilk kısmı yeniden okumak isterseniz şaşırmayın Çoğu zaman gördüğümüz rüyaların dışarılarda bir yerlerde pencerelerden uzakta güneşin ve yaprakların aralarında anlaştığı bir boşluktan süzüldüğünü bu süzülme anında donup kalırsak mutlu uyanacağımızı yok eğer kendimizi hatırlarsak rüyaları kapılara çekeceğimizi ve bu uzun yolda iyiliğin ne yapıp edip sakatlanacağını ve en sonunda kâbus denen aynanın dökülmüş süklüm püklüm sırrını yol ile öreceğimizi düşünürdüm

Nota Bene
İnsan büyüdükçe söylenmeyen dile dökülmemiş saf bilginin kendine de geçmesini istiyor Büyümenin bambaşka bir dile dönüşmek olduğunu o dille az ve değerli olacağını sanıyor Ya da ben bir damlanın içine geçmiş konuşuyorum Burada her şey yine her şey gibi görünüyor Kimse gelemiyor Damlanın içi değişmiyor Ağırlığın sesini dinle Bekir Bekir Serkan Gezmen Bir Kalem Kuş Olmuş ta bilincin ötesini boşluğu gölgeyi rüyayı geceyi aralayan öyküler yazıyor Öyküleri sanki Tüllerin arkasında mutsuzluğu sakinleştirmek için rüya hazırlıkları İmgelerin gösterişinden uzak durarak onların gücünü yol arkadaşı edinen rüya üstü öyküler kendinden geçen her şey gibi yaşayamamaktan bitap uyuyamama ya da uyanamama haliyle sarhoş Kitabın ilk bölümü olan Nihayetsiz Öyküler de yazar hayatın gölgeli ve daha çok karanlık tarafına bakan bir göz Gözünü kırpmadan bakan ve sonra da imgelerle resim çizen bu göz kâh okuru gerçeküstü durumlar karşısında bırakır Bir taş vrakk diyip denize sekiyor Bir martı hışır hışır kanat çırpıp havada asılı duruyor Bir karabatak boğuluyor sonra kurtuluyor Denizden fırlayan balıklar rakı bardağına doğru sadece göz olup ilerliyordu kâh insanın içindeki ikiliğe barışsızlığa vurgu yapar Karanlık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Yürüyoruz Cep telefonlarımızın ışıklarını kullanmak aklımızdan geçmiyor Işık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Kitabın ikinci bölümüne ait başlık ise Soğukmuş Bu bölümde rüya ya da bilinç üstü değil yaşama eğilen yaşama bakan öyküler var Ancak yazar bu kez bakmıyor gözlemlemiyor da yaşıyor ama yaşayamamaktan şikayetçi oluyor gibi Adeta Bakınız yaşanmıyor yaşanamıyor diyor Bunu da bir şikayet tonunda değil de olanı ifade etmek için kullanıyor Gezmen de sıcak olan bilinç üstü sanki Yaşama dokunduğunda Soğukmuş derken biz onu ölüymüş kışmış yalnızmış değişmezmiş gibi anlıyoruz Ve tekrar nihayetsiz öykülere kaçıyoruz Öyküleri bitirdiğinizde ilk kısmı yeniden okumak isterseniz şaşırmayın Çoğu zaman gördüğümüz rüyaların dışarılarda bir yerlerde pencerelerden uzakta güneşin ve yaprakların aralarında anlaştığı bir boşluktan süzüldüğünü bu süzülme anında donup kalırsak mutlu uyanacağımızı yok eğer kendimizi hatırlarsak rüyaları kapılara çekeceğimizi ve bu uzun yolda iyiliğin ne yapıp edip sakatlanacağını ve en sonunda kâbus denen aynanın dökülmüş süklüm püklüm sırrını yol ile öreceğimizi düşünürdüm

NOTABENE YAYINLARI
İnsan büyüdükçe söylenmeyen dile dökülmemiş saf bilginin kendine de geçmesini istiyor Büyümenin bambaşka bir dile dönüşmek olduğunu o dille az ve değerli olacağını sanıyor Ya da ben bir damlanın içine geçmiş konuşuyorum Burada her şey yine her şey gibi görünüyor Kimse gelemiyor Damlanın içi değişmiyor Ağırlığın sesini dinle Bekir Bekir Serkan Gezmen Bir Kalem Kuş Olmuş ta bilincin ötesini boşluğu gölgeyi rüyayı geceyi aralayan öyküler yazıyor Öyküleri sanki Tüllerin arkasında mutsuzluğu sakinleştirmek için rüya hazırlıkları İmgelerin gösterişinden uzak durarak onların gücünü yol arkadaşı edinen rüya üstü öyküler kendinden geçen her şey gibi yaşayamamaktan bitap uyuyamama ya da uyanamama haliyle sarhoş Kitabın ilk bölümü olan Nihayetsiz Öyküler de yazar hayatın gölgeli ve daha çok karanlık tarafına bakan bir göz Gözünü kırpmadan bakan ve sonra da imgelerle resim çizen bu göz kâh okuru gerçeküstü durumlar karşısında bırakır Bir taş vrakk diyip denize sekiyor Bir martı hışır hışır kanat çırpıp havada asılı duruyor Bir karabatak boğuluyor sonra kurtuluyor Denizden fırlayan balıklar rakı bardağına doğru sadece göz olup ilerliyordu kâh insanın içindeki ikiliğe barışsızlığa vurgu yapar Karanlık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Yürüyoruz Cep telefonlarımızın ışıklarını kullanmak aklımızdan geçmiyor Işık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Kitabın ikinci bölümüne ait başlık ise Soğukmuş Bu bölümde rüya ya da bilinç üstü değil yaşama eğilen yaşama bakan öyküler var Ancak yazar bu kez bakmıyor gözlemlemiyor da yaşıyor ama yaşayamamaktan şikayetçi oluyor gibi Adeta Bakınız yaşanmıyor yaşanamıyor diyor Bunu da bir şikayet tonunda değil de olanı ifade etmek için kullanıyor Gezmen de sıcak olan bilinç üstü sanki Yaşama dokunduğunda Soğukmuş derken biz onu ölüymüş kışmış yalnızmış değişmezmiş gibi anlıyoruz Ve tekrar nihayetsiz öykülere kaçıyoruz Öyküleri bitirdiğinizde ilk kısmı yeniden okumak isterseniz şaşırmayın Çoğu zaman gördüğümüz rüyaların dışarılarda bir yerlerde pencerelerden uzakta güneşin ve yaprakların aralarında anlaştığı bir boşluktan süzüldüğünü bu süzülme anında donup kalırsak mutlu uyanacağımızı yok eğer kendimizi hatırlarsak rüyaları kapılara çekeceğimizi ve bu uzun yolda iyiliğin ne yapıp edip sakatlanacağını ve en sonunda kâbus denen aynanın dökülmüş süklüm püklüm sırrını yol ile öreceğimizi düşünürdüm

Nota Bene Yayınları
İnsan büyüdükçe söylenmeyen dile dökülmemiş saf bilginin kendine de geçmesini istiyor Büyümenin bambaşka bir dile dönüşmek olduğunu o dille az ve değerli olacağını sanıyor Ya da ben bir damlanın içine geçmiş konuşuyorum Burada her şey yine her şey gibi görünüyor Kimse gelemiyor Damlanın içi değişmiyor Ağırlığın sesini dinle Bekir Bekir Serkan Gezmen Bir Kalem Kuş Olmuş ta bilincin ötesini boşluğu gölgeyi rüyayı geceyi aralayan öyküler yazıyor Öyküleri sanki Tüllerin arkasında mutsuzluğu sakinleştirmek için rüya hazırlıkları İmgelerin gösterişinden uzak durarak onların gücünü yol arkadaşı edinen rüya üstü öyküler kendinden geçen her şey gibi yaşayamamaktan bitap uyuyamama ya da uyanamama haliyle sarhoş Kitabın ilk bölümü olan Nihayetsiz Öyküler de yazar hayatın gölgeli ve daha çok karanlık tarafına bakan bir göz Gözünü kırpmadan bakan ve sonra da imgelerle resim çizen bu göz kâh okuru gerçeküstü durumlar karşısında bırakır Bir taş vrakk diyip denize sekiyor Bir martı hışır hışır kanat çırpıp havada asılı duruyor Bir karabatak boğuluyor sonra kurtuluyor Denizden fırlayan balıklar rakı bardağına doğru sadece göz olup ilerliyordu kâh insanın içindeki ikiliğe barışsızlığa vurgu yapar Karanlık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Yürüyoruz Cep telefonlarımızın ışıklarını kullanmak aklımızdan geçmiyor Işık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Kitabın ikinci bölümüne ait başlık ise Soğukmuş Bu bölümde rüya ya da bilinç üstü değil yaşama eğilen yaşama bakan öyküler var Ancak yazar bu kez bakmıyor gözlemlemiyor da yaşıyor ama yaşayamamaktan şikayetçi oluyor gibi Adeta Bakınız yaşanmıyor yaşanamıyor diyor Bunu da bir şikayet tonunda değil de olanı ifade etmek için kullanıyor Gezmen de sıcak olan bilinç üstü sanki Yaşama dokunduğunda Soğukmuş derken biz onu ölüymüş kışmış yalnızmış değişmezmiş gibi anlıyoruz Ve tekrar nihayetsiz öykülere kaçıyoruz Öy

Nota Bene Yayınları
İnsan büyüdükçe söylenmeyen dile dökülmemiş saf bilginin kendine de geçmesini istiyor Büyümenin bambaşka bir dile dönüşmek olduğunu o dille az ve değerli olacağını sanıyor Ya da ben bir damlanın içine geçmiş konuşuyorum Burada her şey yine her şey gibi görünüyor Kimse gelemiyor Damlanın içi değişmiyor Ağırlığın sesini dinle Bekir Bekir Serkan Gezmen Bir Kalem Kuş Olmuş ta bilincin ötesini boşluğu gölgeyi rüyayı geceyi aralayan öyküler yazıyor Öyküleri sanki Tüllerin arkasında mutsuzluğu sakinleştirmek için rüya hazırlıkları İmgelerin gösterişinden uzak durarak onların gücünü yol arkadaşı edinen rüya üstü öyküler kendinden geçen her şey gibi yaşayamamaktan bitap uyuyamama ya da uyanamama haliyle sarhoş Kitabın ilk bölümü olan Nihayetsiz Öyküler de yazar hayatın gölgeli ve daha çok karanlık tarafına bakan bir göz Gözünü kırpmadan bakan ve sonra da imgelerle resim çizen bu göz kâh okuru gerçeküstü durumlar karşısında bırakır Bir taş vrakk diyip denize sekiyor Bir martı hışır hışır kanat çırpıp havada asılı duruyor Bir karabatak boğuluyor sonra kurtuluyor Denizden fırlayan balıklar rakı bardağına doğru sadece göz olup ilerliyordu kâh insanın içindeki ikiliğe barışsızlığa vurgu yapar Karanlık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Yürüyoruz Cep telefonlarımızın ışıklarını kullanmak aklımızdan geçmiyor Işık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Kitabın ikinci bölümüne ait başlık ise Soğukmuş Bu bölümde rüya ya da bilinç üstü değil yaşama eğilen yaşama bakan öyküler var Ancak yazar bu kez bakmıyor gözlemlemiyor da yaşıyor ama yaşayamamaktan şikayetçi oluyor gibi Adeta Bakınız yaşanmıyor yaşanamıyor diyor Bunu da bir şikayet tonunda değil de olanı ifade etmek için kullanıyor Gezmen de sıcak olan bilinç üstü sanki Yaşama dokunduğunda Soğukmuş derken biz onu ölüymüş kışmış yalnızmış değişmezmiş gibi anlıyoruz Ve tekrar nihayetsiz öykülere kaçıyoruz Öyküleri bitirdiğinizde ilk kısmı yeniden okumak isterseniz şaşırmayın Çoğu zaman gördüğümüz rüyaların dışarılarda bir yerlerde pencerelerden uzakta güneşin ve yaprakların aralarında anlaştığı bir boşluktan süzüldüğünü bu süzülme anında donup kalırsak mutlu uyanacağımızı yok eğer kendimizi hatırlarsak rüyaları kapılara çekeceğimizi ve bu uzun yolda iyiliğin ne yapıp edip sakatlanacağını ve en sonunda kâbus denen aynanın dökülmüş süklüm püklüm sırrını yol ile öreceğimizi düşünürdüm Tanıtım Bülteninden

Nota Bene Yayınları
İnsan büyüdükçe söylenmeyen dile dökülmemiş saf bilginin kendine de geçmesini istiyor Büyümenin bambaşka bir dile dönüşmek olduğunu o dille az ve değerli olacağını sanıyor Ya da ben bir damlanın içine geçmiş konuşuyorum Burada her şey yine her şey gibi görünüyor Kimse gelemiyor Damlanın içi değişmiyor Ağırlığın sesini dinle Bekir Bekir Serkan Gezmen Bir Kalem Kuş Olmuş ta bilincin ötesini boşluğu gölgeyi rüyayı geceyi aralayan öyküler yazıyor Öyküleri sanki Tüllerin arkasında mutsuzluğu sakinleştirmek için rüya hazırlıkları İmgelerin gösterişinden uzak durarak onların gücünü yol arkadaşı edinen rüya üstü öyküler kendinden geçen her şey gibi yaşayamamaktan bitap uyuyamama ya da uyanamama haliyle sarhoş Kitabın ilk bölümü olan Nihayetsiz Öyküler de yazar hayatın gölgeli ve daha çok karanlık tarafına bakan bir göz Gözünü kırpmadan bakan ve sonra da imgelerle resim çizen bu göz kâh okuru gerçeküstü durumlar karşısında bırakır Bir taş vrakk diyip denize sekiyor Bir martı hışır hışır kanat çırpıp havada asılı duruyor Bir karabatak boğuluyor sonra kurtuluyor Denizden fırlayan balıklar rakı bardağına doğru sadece göz olup ilerliyordu kâh insanın içindeki ikiliğe barışsızlığa vurgu yapar Karanlık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Yürüyoruz Cep telefonlarımızın ışıklarını kullanmak aklımızdan geçmiyor Işık Denizi boğacak İçimizde titreyen korkuya bu adı verebilirdik Kitabın ikinci bölümüne ait başlık ise Soğukmuş Bu bölümde rüya ya da bilinç üstü değil yaşama eğilen yaşama bakan öyküler var Ancak yazar bu kez bakmıyor gözlemlemiyor da yaşıyor ama yaşayamamaktan şikayetçi oluyor gibi Adeta Bakınız yaşanmıyor yaşanamıyor diyor Bunu da bir şikayet tonunda değil de olanı ifade etmek için kullanıyor Gezmen de sıcak olan bilinç üstü sanki Yaşama dokunduğunda Soğukmuş derken biz onu ölüymüş kışmış yalnızmış değişmezmiş gibi anlıyoruz Ve tekrar nihayetsiz öykülere kaçıyoruz Öyküleri bitirdiğinizde ilk kısmı yeniden okumak isterseniz şaşırmayın Çoğu zaman gördüğümüz rüyaların dışarılarda bir yerlerde pencerelerden uzakta güneşin ve yaprakların aralarında anlaştığı bir boşluktan süzüldüğünü bu süzülme anında donup kalırsak mutlu uyanacağımızı yok eğer kendimizi hatırlarsak rüyaları kapılara çekeceğimizi ve bu uzun yolda iyiliğin ne yapıp edip sakatlanacağını ve en sonunda kâbus denen aynanın dökülmüş süklüm püklüm sırrını yol ile öreceğimizi düşünürdüm img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img