Bir Kütüphanecinin Hatıraları Bir Planlama Çalışması — Hasan Atmaca

Bir Kütüphanecinin Hatıraları Bir Planlama Çalışması
Hasan AtmacaEdebiyatist
Bir Kütüphanecinin Hatıraları Bir Planlama Çalışması
Hasan AtmacaO gün karpuzdan fener yapmış edalarım yemekten sonra da sürüp gitmişti Evi kiralayıp anahtarı avucuma aldığımda o otuz liranın bana getirdiği uğuru hatırladım Aynı uğuru bu anahtar da getirecekti Beni bambaşka güzel diyarlara sürükleyecek daha başka aşklara büyük sevdalara götürecekti Bununla kalmayacak fikrimi ruhumu can evimi açacak gemiler rüyalarımdan değil gözlerimin önünden gelip geçeceklerdi O merakla dersliklere ve hocaların odasına çıkan küçük bir alana sapınca sevincim bir kat daha arttı Koridorun du varlarında çok güzel çerçevelenmiş yedi sekiz kişinin fotoğrafı asılıydı İlginçtir sadece Adnan Ötüken ismindeki kişi Türk idi Diğerleri sonradan öğrendim bölümün kuruluşunda çok emeği geçen saygın Amerikalı hocalardı Çok zarif bir o kadar da şık giyimliydiler Erkeklerinki biraz bildiğimiz klasik resmi pozlara benzese de kadın hocaların resimleri o kadar güzel o kadar değişik ve alımlıydı ki Audrey Hepburn Rita Hayworth Kim Novak gibi Hollywood yıldızlarınınkinden farkı yoktu Zarafet akıyordu üzerlerinden O sade giyimleri o gülümsemeleri o naif bakışları ve o gizli şıklık larıyla kültür saçıyorlardı Tanıtım Bülteninden

EDEBİYATİST YAYINEVİ
O gün karpuzdan fener yapmış edalarım yemekten sonra da sürüp gitmişti Evi kiralayıp anahtarı avucuma aldığımda o otuz liranın bana getirdiği uğuru hatırladım Aynı uğuru bu anahtar da getirecekti Beni bambaşka güzel diyarlara sürükleyecek daha başka aşklara büyük sevdalara götürecekti Bununla kalmayacak fikrimi ruhumu can evimi açacak gemiler rüyalarımdan değil gözlerimin önünden gelip geçeceklerdi O merakla dersliklere ve hocaların odasına çıkan küçük bir alana sapınca sevincim bir kat daha arttı Koridorun du varlarında çok güzel çerçevelenmiş yedi sekiz kişinin fotoğrafı asılıydı İlginçtir sadece Adnan Ötüken ismindeki kişi Türk idi Diğerleri sonradan öğrendim bölümün kuruluşunda çok emeği geçen saygın Amerikalı hocalardı Çok zarif bir o kadar da şık giyimliydiler Erkeklerinki biraz bildiğimiz klasik resmi pozlara benzese de kadın hocaların resimleri o kadar güzel o kadar değişik ve alımlıydı ki Audrey Hepburn Rita Hayworth Kim Novak gibi Hollywood yıldızlarınınkinden farkı yoktu Zarafet akıyordu üzerlerinden O sade giyimleri o gülümsemeleri o naif bakışları ve o gizli şıklık larıyla kültür saçıyorlardı

Edebiyatist
O gün karpuzdan fener yapmış edalarım yemekten sonra da sürüp gitmişti Evi kiralayıp anahtarı avucuma aldığımda o otuz liranın bana getirdiği uğuru hatırladım Aynı uğuru bu anahtar da getirecekti Beni bambaşka güzel diyarlara sürükleyecek daha başka aşklara büyük sevdalara götürecekti Bununla kalmayacak fikrimi ruhumu can evimi açacak gemiler rüyalarımdan değil gözlerimin önünden gelip geçeceklerdi O merakla dersliklere ve hocaların odasına çıkan küçük bir alana sapınca sevincim bir kat daha arttı Koridorun du varlarında çok güzel çerçevelenmiş yedi sekiz kişinin fotoğrafı asılıydı İlginçtir sadece Adnan Ötüken ismindeki kişi Türk idi Diğerleri sonradan öğrendim bölümün kuruluşunda çok emeği geçen saygın Amerikalı hocalardı Çok zarif bir o kadar da şık giyimliydiler Erkeklerinki biraz bildiğimiz klasik resmi pozlara benzese de kadın hocaların resimleri o kadar güzel o kadar değişik ve alımlıydı ki Audrey Hepburn Rita Hayworth Kim Novak gibi Hollywood yıldızlarınınkinden farkı yoktu Zarafet akıyordu üzerlerinden O sade giyimleri o gülümsemeleri o naif bakışları ve o gizli şıklık larıyla kültür saçıyorlardı

Edebiyatist
O gün karpuzdan fener yapmış edalarım yemekten sonra da sürüp gitmişti Evi kiralayıp anahtarı avucuma aldığımda o otuz liranın bana getirdiği uğuru hatırladım Aynı uğuru bu anahtar da getirecekti Beni bambaşka güzel diyarlara sürükleyecek daha başka aşklara büyük sevdalara götürecekti Bununla kalmayacak fikrimi ruhumu can evimi açacak gemiler rüyalarımdan değil gözlerimin önünden gelip geçeceklerdi O merakla dersliklere ve hocaların odasına çıkan küçük bir alana sapınca sevincim bir kat daha arttı Koridorun du varlarında çok güzel çerçevelenmiş yedi sekiz kişinin fotoğrafı asılıydı İlginçtir sadece Adnan Ötüken ismindeki kişi Türk idi Diğerleri sonradan öğrendim bölümün kuruluşunda çok emeği geçen saygın Amerikalı hocalardı Çok zarif bir o kadar da şık giyimliydiler Erkeklerinki biraz bildiğimiz klasik resmi pozlara benzese de kadın hocaların resimleri o kadar güzel o kadar değişik ve alımlıydı ki Audrey Hepburn Rita Hayworth Kim Novak gibi Hollywood yıldızlarınınkinden farkı yoktu Zarafet akıyordu üzerlerinden O sade giyimleri o gülümsemeleri o naif bakışları ve o gizli şıklık larıyla kültür saçıyorlardı

Edebiyatist
O gün karpuzdan fener yapmış edalarım yemekten sonra da sürüp gitmişti Evi kiralayıp anahtarı avucuma aldığımda o otuz liranın bana getirdiği uğuru hatırladım Aynı uğuru bu anahtar da getirecekti Beni bambaşka güzel diyarlara sürükleyecek daha başka aşklara büyük sevdalara götürecekti Bununla kalmayacak fikrimi ruhumu can evimi açacak gemiler rüyalarımdan değil gözlerimin önünden gelip geçeceklerdi O merakla dersliklere ve hocaların odasına çıkan küçük bir alana sapınca sevincim bir kat daha arttı Koridorun du varlarında çok güzel çerçevelenmiş yedi sekiz kişinin fotoğrafı asılıydı İlginçtir sadece Adnan Ötüken ismindeki kişi Türk idi Diğerleri sonradan öğrendim bölümün kuruluşunda çok emeği geçen saygın Amerikalı hocalardı Çok zarif bir o kadar da şık giyimliydiler Erkeklerinki biraz bildiğimiz klasik resmi pozlara benzese de kadın hocaların resimleri o kadar güzel o kadar değişik ve alımlıydı ki Audrey Hepburn Rita Hayworth Kim Novak gibi Hollywood yıldızlarınınkinden farkı yoktu Zarafet akıyordu üzerlerinden O sade giyimleri o gülümsemeleri o naif bakışları ve o gizli şıklık larıyla kültür saçıyorlardı

Edebiyatist
Hasan Atmaca tarafından kaleme alınan Bir Kütüphanecinin Hatıraları Edebiyatist eseri olarak okurlarla buluşuyor Bir Kütüphanecinin Hatıraları Hasan Atmaca Kitap Özeti O gün karpuzdan fener yapmış edalarım yemekten sonra da sürüp gitmişti Evi kiralayıp anahtarı avucuma aldığımda o otuz liranın bana getirdiği uğuru hatırladım Aynı uğuru bu anahtar da getirecekti Beni bambaşka güzel diyarlara sürükleyecek daha başka aşklara büyük sevdalara götürecekti Bununla kalmayacak fikrimi ruhumu can evimi açacak gemiler rüyalarımdan değil gözlerimin önünden gelip geçeceklerdi O merakla dersliklere ve hocaların odasına çıkan küçük bir alana sapınca sevincim bir kat daha arttı Koridorun du varlarında çok güzel çerçevelenmiş yedi sekiz kişinin fotoğrafı asılıydı İlginçtir sadece Adnan Ötüken ismindeki kişi Türk idi Diğerleri sonradan öğrendim bölümün kuruluşunda çok emeği geçen saygın Amerikalı hocalardı Çok zarif bir o kadar da şık giyimliydiler Erkeklerinki biraz bildiğimiz klasik resmi pozlara benzese de kadın hocaların resimleri o kadar güzel o kadar değişik ve alımlıydı ki Audrey Hepburn Rita Hayworth Kim Novak gibi Hollywood yıldızlarınınkinden farkı yoktu Zarafet akıyordu üzerlerinden O sade giyimleri o gülümsemeleri o naif bakışları ve o gizli şıklık larıyla kültür saçıyorlardı Yayınevi Edebiyatist Yazar Hasan Atmaca Sayfa 40 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Ocak 2024 Barkod 9786258357721 Kategori Anı Mektup Günlük

Edebiyatist
O vaziyette birkaç dakika bekledi Yanımıza geleceğe pek benzemediğinden kalkıp merdiven başına kadar gittim Sırtı yarı dönük duvara bakıyordu Basamaklarda durup o halini görünce kendimi Pantheon da Tanrıça Athena nın huzurunda zannederek saygılı bir tavır takındım O ıslak saçları iki düğmesi açık sütbeyaz gömleği kareli pantolonu ve ince uzun köseli ayakkabısıyla başını çevirince hafifçe eğilip gülümsedim Beni tepeden tırnağa bir güzel süzüp affetmiş edaları takınarak elleri ceplerinde odasına yöneldi Ağzınla kuş tutsanız hiç kimse inanmıyordu Yıllarımızı vermiştik bunların gerçekleşmesi için Dile kolay O gün kütüphanede herkes çıktıktan sonra odamda tek başıma hüzünlerin sevinçlerin mutlulukların çok güzel bir örneği olan Georg Friedrich Haendel in Ombra mai fu aryasını dinlerken çok hoş bir duygu kaplamıştı içimi Raflar arasında dolaşırken kendimi gül bahçesinde sandım Çok uzun sürmüş bir günün akşamıydı Acıları hüzünleri ve sevinçleriyle her şey çok gerilerde kalmıştı Tanıtım Bülteninden

Edebiyatist
Kendim ne kadar nasiplendim bilmiyorum ama hiç olmazsa bu nitelikte o konumda bulunanlarla geçti meslek hayatım Onların heyecanlarına hayretlerine kendilerini gerçekleştirme esnasındaki coşku ve mutluluklarına şahit oldum Kendime gelince Çalışıyorum oldu olmadı derken iş hayatının o bazı talihsizliklerinden uzak kalıp kötü ile konup göçücü olmamama vesile olduklarına inanıyorum Emeklilikten sonra hayatın beni acıların ve üzüntülerin dışında bıraktığını fark ettim Önce inanamasam da çok geçmeden bunu da mesleğime borçlu olduğumu anladım Ders notu deyip geçmeyin Bunlar hayatımın en önemli parçasıydı Onlar olmasa vakit geçiremeyeceğim gibi hayata da bağlanamazdım Öğrenciliğimde hayattan bıktığım bunaldığım anlarda kendime bir katık yaptım onları Dayanamaz hale geldiğimde tekrar tekrar temize geçerek arınabildim Hocalarımın istisnası yoktur bilgi ve becerileri görgü ve şefkatleri gönlümü açtı Bu mesleğe onlar sayesinde sahip olabildim Kötü bir söz işitmedim İmalı bir davranışa rastlamadım Bu hatıratı da tuttuğum o ders notları ve hocalarımın bilgi ve görgüleri sayesinde yazabildim Tanıtım Bülteninden

EDEBİYATİST YAYINEVİ
O vaziyette birkaç dakika bekledi Yanımıza geleceğe pek benzemediğinden kalkıp merdiven başına kadar gittim Sırtı yarı dönük duvara bakıyordu Basamaklarda durup o halini görünce kendimi Pantheon da Tanrıça Athena nın huzurunda zannederek saygılı bir tavır takındım O ıslak saçları iki düğmesi açık sütbeyaz gömleği kareli pantolonu ve ince uzun köseli ayakkabısıyla başını çevirince hafifçe eğilip gülümsedim Beni tepeden tırnağa bir güzel süzüp affetmiş edaları takınarak elleri ceplerinde odasına yöneldi Ağzınla kuş tutsanız hiç kimse inanmıyordu Yıllarımızı vermiştik bunların gerçekleşmesi için Dile kolay O gün kütüphanede herkes çıktıktan sonra odamda tek başıma hüzünlerin sevinçlerin mutlulukların çok güzel bir örneği olan Georg Friedrich Haendel in Ombra mai fu aryasını dinlerken çok hoş bir duygu kaplamıştı içimi Raflar arasında dolaşırken kendimi gül bahçesinde sandım Çok uzun sürmüş bir günün akşamıydı Acıları hüzünleri ve sevinçleriyle her şey çok gerilerde kalmıştı

Edebiyatist
O vaziyette birkaç dakika bekledi Yanımıza geleceğe pek benzemediğinden kalkıp merdiven başına kadar gittim Sırtı yarı dönük duvara bakıyordu Basamaklarda durup o halini görünce kendimi Pantheon da Tanrıça Athena nın huzurunda zannederek saygılı bir tavır takındım O ıslak saçları iki düğmesi açık sütbeyaz gömleği kareli pantolonu ve ince uzun köseli ayakkabısıyla başını çevirince hafifçe eğilip gülümsedim Beni tepeden tırnağa bir güzel süzüp affetmiş edaları takınarak elleri ceplerinde odasına yöneldi Ağzınla kuş tutsanız hiç kimse inanmıyordu Yıllarımızı vermiştik bunların gerçekleşmesi için Dile kolay O gün kütüphanede herkes çıktıktan sonra odamda tek başıma hüzünlerin sevinçlerin mutlulukların çok güzel bir örneği olan Georg Friedrich Haendel in Ombra mai fu aryasını dinlerken çok hoş bir duygu kaplamıştı içimi Raflar arasında dolaşırken kendimi gül bahçesinde sandım Çok uzun sürmüş bir günün akşamıydı Acıları hüzünleri ve sevinçleriyle her şey çok gerilerde kalmıştı

Edebiyatist
O vaziyette birkaç dakika bekledi Yanımıza geleceğe pek benzemediğinden kalkıp merdiven başına kadar gittim Sırtı yarı dönük duvara bakıyordu Basamaklarda durup o halini görünce kendimi Pantheon da Tanrıça Athena nın huzurunda zannederek saygılı bir tavır takındım O ıslak saçları iki düğmesi açık sütbeyaz gömleği kareli pantolonu ve ince uzun köseli ayakkabısıyla başını çevirince hafifçe eğilip gülümsedim Beni tepeden tırnağa bir güzel süzüp affetmiş edaları takınarak elleri ceplerinde odasına yöneldi Ağzınla kuş tutsanız hiç kimse inanmıyordu Yıllarımızı vermiştik bunların gerçekleşmesi için Dile kolay O gün kütüphanede herkes çıktıktan sonra odamda tek başıma hüzünlerin sevinçlerin mutlulukların çok güzel bir örneği olan Georg Friedrich Haendel in Ombra mai fu aryasını dinlerken çok hoş bir duygu kaplamıştı içimi Raflar arasında dolaşırken kendimi gül bahçesinde sandım Çok uzun sürmüş bir günün akşamıydı Acıları hüzünleri ve sevinçleriyle her şey çok gerilerde kalmıştı

EDEBİYATİST YAYINEVİ
Kendim ne kadar nasiplendim bilmiyorum ama hiç olmazsa bu nitelikte o konumda bulunanlarla geçti meslek hayatım Onların heyecanlarına hayretlerine kendilerini gerçekleştirme esnasındaki coşku ve mutluluklarına şahit oldum Kendime gelince Çalışıyorum oldu olmadı derken iş hayatının o bazı talihsizliklerinden uzak kalıp kötü ile konup göçücü olmamama vesile olduklarına inanıyorum Emeklilikten sonra hayatın beni acıların ve üzüntülerin dışında bıraktığını fark ettim Önce inanamasam da çok geçmeden bunu da mesleğime borçlu olduğumu anladım Ders notu deyip geçmeyin Bunlar hayatımın en önemli parçasıydı Onlar olmasa vakit geçiremeyeceğim gibi hayata da bağlanamazdım Öğrenciliğimde hayattan bıktığım bunaldığım anlarda kendime bir katık yaptım onları Dayanamaz hale geldiğimde tekrar tekrar temize geçerek arınabildim Hocalarımın istisnası yoktur bilgi ve becerileri görgü ve şefkatleri gönlümü açtı Bu mesleğe onlar sayesinde sahip olabildim Kötü bir söz işitmedim İmalı bir davranışa rastlamadım Bu hatıratı da tuttuğum o ders notları ve hocalarımın bilgi ve görgüleri sayesinde yazabildim

Edebiyatist
Kendim ne kadar nasiplendim bilmiyorum ama hiç olmazsa bu nitelikte o konumda bulunanlarla geçti meslek hayatım Onların heyecanlarına hayretlerine kendilerini gerçekleştirme esnasındaki coşku ve mutluluklarına şahit oldum Kendime gelince Çalışıyorum oldu olmadı derken iş hayatının o bazı talihsizliklerinden uzak kalıp kötü ile konup göçücü olmamama vesile olduklarına inanıyorum Emeklilikten sonra hayatın beni acıların ve üzüntülerin dışında bıraktığını fark ettim Önce inanamasam da çok geçmeden bunu da mesleğime borçlu olduğumu anladım Ders notu deyip geçmeyin Bunlar hayatımın en önemli parçasıydı Onlar olmasa vakit geçiremeyeceğim gibi hayata da bağlanamazdım Öğrenciliğimde hayattan bıktığım bunaldığım anlarda kendime bir katık yaptım onları Dayanamaz hale geldiğimde tekrar tekrar temize geçerek arınabildim Hocalarımın istisnası yoktur bilgi ve becerileri görgü ve şefkatleri gönlümü açtı Bu mesleğe onlar sayesinde sahip olabildim Kötü bir söz işitmedim İmalı bir davranışa rastlamadım Bu hatıratı da tuttuğum o ders notları ve hocalarımın bilgi ve görgüleri sayesinde yazabildim

Edebiyatist
Kendim ne kadar nasiplendim bilmiyorum ama hiç olmazsa bu nitelikte o konumda bulunanlarla geçti meslek hayatım Onların heyecanlarına hayretlerine kendilerini gerçekleştirme esnasındaki coşku ve mutluluklarına şahit oldum Kendime gelince Çalışıyorum oldu olmadı derken iş hayatının o bazı talihsizliklerinden uzak kalıp kötü ile konup göçücü olmamama vesile olduklarına inanıyorum Emeklilikten sonra hayatın beni acıların ve üzüntülerin dışında bıraktığını fark ettim Önce inanamasam da çok geçmeden bunu da mesleğime borçlu olduğumu anladım Ders notu deyip geçmeyin Bunlar hayatımın en önemli parçasıydı Onlar olmasa vakit geçiremeyeceğim gibi hayata da bağlanamazdım Öğrenciliğimde hayattan bıktığım bunaldığım anlarda kendime bir katık yaptım onları Dayanamaz hale geldiğimde tekrar tekrar temize geçerek arınabildim Hocalarımın istisnası yoktur bilgive becerileri görgü ve şefkatleri gönlümü açtı Bu mesleğe onlar sayesinde sahip olabildim Kötü bir söz işitmedim İmalı bir davranışa rastlamadım Bu hatıratı da tuttuğum o ders notları ve hocalarımın bilgi ve görgüleri sayesinde yazabildim

Edebiyatist
O vaziyette birkaç dakika bekledi Yanımıza geleceğe pek benzemediğinden kalkıp merdiven başına kadar gittim Sırtı yarı dönük duvara bakıyordu Basamaklarda durup o halini görünce kendimi Pantheon da Tanrıça Athena nın huzurunda zannederek saygılı bir tavır takındım O ıslak saçları iki düğmesi açık sütbeyaz gömleği kareli pantolonu ve ince uzun köseli ayakkabısıyla başını çevirince hafifçe eğilip gülümsedim Beni tepeden tırnağa bir güzel süzüp affetmiş edaları takınarak elleri ceplerinde odasına yöneldi Ağzınla kuş tutsanız hiç kimse inanmıyordu Yıllarımızı vermiştik bunların gerçekleşmesi için Dile kolay O gün kütüphanede herkes çıktıktan sonra odamda tek başıma hüzünlerin sevinçlerin mutlulukların çok güzel bir örneği olan Georg Friedrich Haendel in Ombra mai fu aryasını dinlerken çok hoş bir duygu kaplamıştı içimi Raflar arasında dolaşırken kendimi gül bahçesinde sandım Çok uzun sürmüş bir günün akşamıydı Acıları hüzünleri ve sevinçleriyle her şey çok gerilerde kalmıştı

Edebiyatist
Hasan Atmaca tarafından kaleme alınan Bir Kütüphanecinin Hatıraları Edebiyatist eseri olarak okurlarla buluşuyor Bir Kütüphanecinin Hatıraları Hasan Atmaca Kitap Özeti O vaziyette birkaç dakika bekledi Yanımıza geleceğe pek benzemediğinden kalkıp merdiven başına kadar gittim Sırtı yarı dönük duvara bakıyordu Basamaklarda durup o halini görünce kendimi Pantheon da Tanrıça Athena nın huzurunda zannederek saygılı bir tavır takındım O ıslak saçları iki düğmesi açık sütbeyaz gömleği kareli pantolonu ve ince uzun köseli ayakkabısıyla başını çevirince hafifçe eğilip gülümsedim Beni tepeden tırnağa bir güzel süzüp affetmiş edaları takınarak elleri ceplerinde odasına yöneldi Ağzınla kuş tutsanız hiç kimse inanmıyordu Yıllarımızı vermiştik bunların gerçekleşmesi için Dile kolay O gün kütüphanede herkes çıktıktan sonra odamda tek başıma hüzünlerin sevinçlerin mutlulukların çok güzel bir örneği olan Georg Friedrich Haendel in Ombra mai fu aryasını dinlerken çok hoş bir duygu kaplamıştı içimi Raflar arasında dolaşırken kendimi gül bahçesinde sandım Çok uzun sürmüş bir günün akşamıydı Acıları hüzünleri ve sevinçleriyle her şey çok gerilerde kalmıştı Yayınevi Edebiyatist Yazar Hasan Atmaca Sayfa 96 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x21 00 cm Basım Yılı Aralık 2024 Barkod 9786258357097 Kategori Anı Mektup Günlük

Edebiyatist
Kendim ne kadar nasiplendim bilmiyorum ama hiç olmazsa bu nitelikte o konumda bulunanlarla geçti meslek hayatım Onların heyecanlarına hayretlerine kendilerini gerçekleştirme esnasındaki coşku ve mutluluklarına şahit oldum Kendime gelince Çalışıyorum oldu olmadı derken iş hayatının o bazı talihsizliklerinden uzak kalıp kötü ile konup göçücü olmamama vesile olduklarına inanıyorum Emeklilikten sonra hayatın beni acıların ve üzüntülerin dışında bıraktığını fark ettim Önce inanamasam da çok geçmeden bunu da mesleğime borçlu olduğumu anladım Ders notu deyip geçmeyin Bunlar hayatımın en önemli parçasıydı Onlar olmasa vakit geçiremeyeceğim gibi hayata da bağlanamazdım Öğrenciliğimde hayattan bıktığım bunaldığım anlarda kendime bir katık yaptım onları Dayanamaz hale geldiğimde tekrar tekrar temize geçerek arınabildim Hocalarımın istisnası yoktur bilgive becerileri görgü ve şefkatleri gönlümü açtı Bu mesleğe onlar sayesinde sahip olabildim Kötü bir söz işitmedim İmalı bir davranışa rastlamadım Bu hatıratı da tuttuğum o ders notları ve hocalarımın bilgi ve görgüleri sayesinde yazabildim

Edebiyatist
Hasan Atmaca tarafından kaleme alınan Bir Kütüphanecinin Hatıraları Bir Planlama Çalışması Edebiyatist eseri olarak okurlarla buluşuyor Bir Kütüphanecinin Hatıraları Bir Planlama Çalışması Hasan Atmaca Kitap Özeti Kendim ne kadar nasiplendim bilmiyorum ama hiç olmazsa bu nitelikte o konumda bulunanlarla geçti meslek hayatım Onların heyecanlarına hayretlerine kendilerini gerçekleştirme esnasındaki coşku ve mutluluklarına şahit oldum Kendime gelince Çalışıyorum oldu olmadı derken iş hayatının o bazı talihsizliklerinden uzak kalıp kötü ile konup göçücü olmamama vesile olduklarına inanıyorum Emeklilikten sonra hayatın beni acıların ve üzüntülerin dışında bıraktığını fark ettim Önce inanamasam da çok geçmeden bunu da mesleğime borçlu olduğumu anladım Ders notu deyip geçmeyin Bunlar hayatımın en önemli parçasıydı Onlar olmasa vakit geçiremeyeceğim gibi hayata da bağlanamazdım Öğrenciliğimde hayattan bıktığım bunaldığım anlarda kendime bir katık yaptım onları Dayanamaz hale geldiğimde tekrar tekrar temize geçerek arınabildim Hocalarımın istisnası yoktur bilgi ve becerileri görgü ve şefkatleri gönlümü açtı Bu mesleğe onlar sayesinde sahip olabildim Kötü bir söz işitmedim İmalı bir davranışa rastlamadım Bu hatıratı da tuttuğum o ders notları ve hocalarımın bilgi ve görgüleri sayesinde yazabildim Yayınevi Edebiyatist Yazar Hasan Atmaca Sayfa 120 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x21 00 cm Basım Yılı Ocak 2025 Barkod 9786256100305 Kategori Anı Mektup Günlük

Edebiyatist
O gün karpuzdan fener yapmış edalarım yemekten sonra da sürüp gitmişti Evi kiralayıp anahtarı avucuma aldığımda o otuz liranın bana getirdiği uğuru hatırladım Aynı uğuru bu anahtar da getirecekti Beni bambaşka güzel diyarlara sürükleyecek daha başka aşklara büyük sevdalara götürecekti Bununla kalmayacak fikrimi ruhumu can evimi açacak gemiler rüyalarımdan değil gözlerimin önünden gelip geçeceklerdi O merakla dersliklere ve hocaların odasına çıkan küçük bir alana sapınca sevincim bir kat daha arttı Koridorun duvarlarında çok güzel çerçevelenmiş yedi sekiz kişinin fotoğrafı asılıydı İlginçtir sadece Adnan Ötüken ismindeki kişi Türk idi Diğerleri sonradan öğrendim bölümün kuruluşunda çok emeği geçen saygın Amerikalı hocalardı Çok zarif bir o kadar da şık giyimliydiler Erkeklerinki biraz bildiğimiz klasik resmi pozlara benzese de kadın hocaların resimleri o kadar güzel o kadar değişik ve alımlıydı ki Audrey Hepburn Rita Hayworth Kim Novak gibi Hollywood yıldızlarınınkinden farkı yoktu Zarafet akıyordu üzerlerinden O sade giyimleri o gülümsemeleri o naif bakışları ve o gizli şıklık larıyla kültür saçıyorlardı

Edebiyatist
O vaziyette birkaç dakika bekledi Yanımıza geleceğe pek benzemediğinden kalkıp merdiven başına kadar gittim Sırtı yarı dönük duvara bakıyordu Basamaklarda durup o halini görünce kendimi Pantheon da Tanrıça Athena nın huzurunda zannederek saygılı bir tavır takındım O ıslak saçları iki düğmesi açık sütbeyaz gömleği kareli pantolonu ve ince uzun köseli ayakkabısıyla başını çevirince hafifçe eğilip gülümsedim Beni tepeden tırnağa bir güzel süzüp affetmiş edaları takınarak elleri ceplerinde odasına yöneldi Ağzınla kuş tutsanız hiç kimse inanmıyordu Yıllarımızı vermiştik bunların gerçekleşmesi için Dile kolay O gün kütüphanede herkes çıktıktan sonra odamda tek başıma hüzünlerin sevinçlerin mutlulukların çok güzel bir örneği olan Georg Friedrich Haendel in Ombra mai fu aryasını dinlerken çok hoş bir duygu kaplamıştı içimi Raflar arasında dolaşırken kendimi gül bahçesinde sandım Çok uzun sürmüş bir günün akşamıydı Acıları hüzünleri ve sevinçleriyle her şey çok gerilerde kalmıştı

Edebiyatist
Kendim ne kadar nasiplendim bilmiyorum ama hiç olmazsa bu nitelikte o konumda bulunanlarla geçti meslek hayatım Onların heyecanlarına hayretlerine kendilerini gerçekleştirme esnasındaki coşku ve mutluluklarına şahit oldum Kendime gelince Çalışıyorum oldu olmadı derken iş hayatının o bazı talihsizliklerinden uzak kalıp kötü ile konup göçücü olmamama vesile olduklarına inanıyorum Emeklilikten sonra hayatın beni acıların ve üzüntülerin dışında bıraktığını fark ettim Önce inanamasam da çok geçmeden bunu da mesleğime borçlu olduğumu anladım Ders notu deyip geçmeyin Bunlar hayatımın en önemli parçasıydı Onlar olmasa vakit geçiremeyeceğim gibi hayata da bağlanamazdım Öğrenciliğimde hayattan bıktığım bunaldığım anlarda kendime bir katık yaptım onları Dayanamaz hale geldiğimde tekrar tekrar temize geçerek arınabildim Hocalarımın istisnası yoktur bilgi ve becerileri görgü ve şefkatleri gönlümü açtı Bu mesleğe onlar sayesinde sahip olabildim Kötü bir söz işitmedim İmalı bir davranışa rastlamadım Bu hatıratı da tuttuğum o ders notları ve hocalarımın bilgi ve görgüleri sayesinde yazabildim