Bir Nida — Mine Naimoğlu

Bir Nida
Mine NaimoğluTuhfe Kitap
Bir Nida
Mine NaimoğluMevsim bahar hafif esen rüzgâr uçuşan martıların sesi kıyıya vuran dalgalar şehrin incisi İstanbul Boğazı gündüzü güneş ile parlarken gecesi şehrin Işıklarıyla bambaşka bir hâl alır Boğazın kıyısını süsleyen Ortaköy caminin penceresinden bakmalı bide denizin mavisine Bakmalı bakmasına Sadece gözüyle bakanlar nasıl görsün Rabbini Halbuki baktığın her yer bir ayet değil miydi Bu güzelliklerin içinde koşturmacalı bir hayatı vardı İstanbul un Ortalama olarak sabahın altısında başlayan akşam sekize kadar süren sistemin dayatmış olduğu çalışma saatleri Metro otobüs tramvay vapurlar sabahın erken saatlerinde dolup taşıyordu Günde oniki saati çalışmak ile iki saati de trafikte geçen köleleştirilmiş bir toplum Akşam olduğunda evine dönen yorgun bedenler yemek yedikten sonra yine sistemin hayatlara dayattığı içini haramların fuhuşun içerdiği filmleri seyrettikten sonra uyumaya geçiyorlardı Hafta sonları da futbolla gezmeyle çalışan kadın ise bir kısmı da ev temizliğiyle harcıyordu Semtlerin meydanlarında her fikre sahip insanları görmek kaçınılmazdır Ateist deist kominist eşcinsel putperest Ve her türlü fuhşiyat açıktan gözler Önünde işlenilir Bunun da adına özgürlük denmişti Sahi neydi özgürlük Yarı çıplak giyinip hain bakışları üstüne çekmek mi Ulu orta yerde içki içmek mi Muhafazakâr ailelerin çocuklarının önünde yapmaya haya ettiği şeyleri ulu orta yerde helal olmayan birliktelikleri yaşamak mıydı özgürlük

Tuhfe Kitap
Mevsim bahar hafif esen rüzgâr uçuşan martıların sesi kıyıya vuran dalgalar şehrin incisi İstanbul Boğazı gündüzü güneş ile parlarken gecesi şehrin Işıklarıyla bambaşka bir hâl alır Boğazın kıyısını süsleyen Ortaköy caminin penceresinden bakmalı bide denizin mavisine Bakmalı bakmasına Sadece gözüyle bakanlar nasıl görsün Rabbini Halbuki baktığın her yer bir ayet değil miydi Bu güzelliklerin içinde koşturmacalı bir hayatı vardı İstanbul un Ortalama olarak sabahın altısında başlayan akşam sekize kadar süren sistemin dayatmış olduğu çalışma saatleri Metro otobüs tramvay vapurlar sabahın erken saatlerinde dolup taşıyordu Günde oniki saati çalışmak ile iki saati de trafikte geçen köleleştirilmiş bir toplum Akşam olduğunda evine dönen yorgun bedenler yemek yedikten sonra yine sistemin hayatlara dayattığı içini haramların fuhuşun içerdiği filmleri seyrettikten sonra uyumaya geçiyorlardı Hafta sonları da futbolla gezmeyle çalışan kadın ise bir kısmı da ev temizliğiyle harcıyordu Semtlerin meydanlarında her fikre sahip insanları görmek kaçınılmazdır Ateist deist kominist eşcinsel putperest Ve her türlü fuhşiyat açıktan gözler Önünde işlenilir Bunun da adına özgürlük denmişti Sahi neydi özgürlük Yarı çıplak giyinip hain bakışları üstüne çekmek mi Ulu orta yerde içki içmek mi Muhafazakâr ailelerin çocuklarının önünde yapmaya haya ettiği şeyleri ulu orta yerde helal olmayan birliktelikleri yaşamak mıydı özgürlük