Bir Öğretim Sanatı Sosyokültürel Diyalektik Yöntem — Yılmaz Sağlam

Bir Öğretim Sanatı Sosyokültürel Diyalektik Yöntem
Yılmaz SağlamPegem Akademi Yayıncılık
Bir Öğretim Sanatı Sosyokültürel Diyalektik Yöntem
Yılmaz SağlamBilginin kaynağı ve zihinde nasıl uluştuğu ile ilgili düşünceler insanlık tarihinin çok eski dönemlerine kadar ulaşmaktadır MÖ 300 lü yıllarda Aristo 1690 lı yıllarda John Locke 1750 li yıllarda David Hume ve yakın dönemde Bruner 1960 ve Piaget 1970 bilginin oluşumu ile ilgili benzer düşüncelere sahip olmuşlardır Onlara göre bilginin kaynağı dış dünyadır ve birey bilgi edinme sürecinde çevresiyle etkileşim içerisinde olmalıdır Bu süreçte birey çevresindeki olgu ya da objeleri gözlemler onlar arasındaki genel geçer özellikleri görür ve bu olgu ya da objeler arasındaki sistemli ilintiyi fark eder Bu ilinti birey için yeni bir bilgidir Dolayısıyla geçmişten günümüze kadar öğrenme bireysel gayret sonucunda bir bilgi edinme süreci olarak düşünülmekteydi Sfard 1998 Yaklaşık 1980 li yıllardan günümüze kadar bu düşünce tüm dünyada yaygın hâle gelmiş ve öğrenme kavramsal değişim olarak görülmüştür Fakat 1998 yılında Sfard bu paradigmanın kültürel gelişim paradigması ile yer değiştirmekte olduğunu ifade ederek yeni bir yaklaşımın varlığına dikkatleri çekti Kültürel gelişim Paradigmasının savunucularından olan Vygotsky e 1983 göre öğrenme bireyin yabancı bir kültüre katılarak bu kültürün normlarını değerlerini ve dilini öğrenmeye çalışmasına benzer Ona göre her farklı disiplin kendi kavramları ve değerleri ile farklı bir kültürdür Örneğin matematik kendi kavramları üçgen çarpma bölme vb ile farklı bir kültürü kimya kendi kavramları atom kimyasal reaksiyon entropi vb ile farklı bir kültürü ve edebiyat kendi kavramları tema mizah destan vb ile farklı bir kültürü temsil etmektedir Bu kitap temelde Vygotsky e ait olan bu yaklaşımı esas alınmıştır Fakat diğer sosyal öğrenme kuramcıları ve dil bilimcileri olan Bakhtin 1981 Rogoff Wertsch 1991 Saussure 1983 Davydov 1990 ve Van Oers in 2001 düşüncülerinde işaret edilen hakikatlere de bu kitapta yer verilmektedir Bu farklı düşünceler ışığında geliştirilen Sosyokültürel Diyalektik Yöntem bağlam bağlamsal aksiyon ve etiketleme adında üç temel bileşenden oluşmaktadır Bu yaklaşım oyun temelli olup oynayan oyun bir bağlam oyunu oluşturan önemli elementler arasındaki anlamlı ilişkiye öğretmen tarafından dikkat çekilmesi bir bağlamsal aksiyon ve bu hareketin sonucunda oluşan anlamın bir sembol ya da semboller bütünü ile adlandırılması ise bir etiketlemedir

Pegem Akademi Yayıncılık
Nasıl Öğretebilirim Sosyokültürel Diyalektik Yöntem Geçmiş onlarca yıl öncesinden yakın döneme kadar insanın nasıl öğrendiği konusunda yapılan çalışmalar zihin odaklı ya da zihnin çevresinden izole edilerek araştırılmasına dayanmaktaydı Fakat bu çalışmalar gerçekte öğrenmeye dair bütün resmi göstermek yerine resmin sadece sınırlı bir parçasını göstermekteydi Wertsch 1991 pp 1 5 Öğrenme bu açıdan bir bireysel gayret sonucunda bilgi edinme süreci olarak tanımlanmaktaydı Sfard 1998 Örneğin Piagete göre öğrenme bireyin çevresine adapte olması için gereklidir ve bu adaptasyon sürecinde birey zihninde sürekli olarak bilgi yapıları oluşturur Ona göre bu yapılar bireyin çevresiyle sorunsuz bir şekilde etkileşimini sağlar Bu sorunsuzluk devam ettiği müddetçe bu bilgi yapıları değişmeden kalır Fakat birey çevresiyle etkileşimi sırasında açıklayamadığı bir obje ya da olgu ile karşılaştığında ya da bu temel yapıların yetersiz kaldığı durumlarda birey zihinsel olarak bir dengesizlik yaşar ve bu dengesizliği aşmak için yeni yapılar oluşturma ihtiyacı duyar Bu yeni yapılar sayesinde birey yeni karşılaştığı duruma adapte olur Piagetin bu öğrenme yaklaşımı dikkatle incelendiğinde öğrenme zihinsel bir hareket sonucu birey tarafından gerçekleştirilmektedir Çevre ise bu süreçte öğrenmenin başlaması için gerekli zihinsel dengesizliği sağlayan bir dış etken olarak görülmektedir Dolayısıyla onun bu yaklaşımında öğrenme çevresel etkenler kaynaklı bireysel bir çaba sonucunda bilgi edinme süreci olarak görülmüştür Yaklaşık 1980li yıllardan günümüze kadar bu yaklaşım tüm dünyada popülerlik kazanmış ve öğrenme kavramsal değişim ya da bilgi yapılandırılması olarak görülmüştür Bu yaklaşımda insan zihni bilgi ile doldurulan bir kese gibi görülmüştür Fakat günümüzde bu paradigma yerini yeni bir paradigma olan katılımcı yaklaşıma bırakmaktadır Günümüzde birçok felsefeci ve araştırmacı öğrenme sürecini bireyin sosyal aktivitelere katılması olarak görmektedir Bu yaklaşıma göre birey bir topluluğa katılarak bu topluluğun normlarını değer yargılarını ve dilini öğrenmeye çalışır Dolayısıyla bu yaklaşımda öğrenme bir bilgi birikimi olarak görülmez Aksine öğrenme bir kültürel gelişim olarak görülmektedir Bu gelişim sürecinde birey sosyal aktivitelere katılarak topluluğun dil ve değerlerini öğrenir ve bu süreçte onun bir parçası haline dönüşür Dolayısıyla bu yaklaşıma göre sosyal aktivitelere katılım ve onun bir parçası olmak öğrenmenin gerçekleşmesinde önemli bir adımdır Vygotsky 1981 p 163 Örneğin fen bilimlerinde bilginin elde edilme yöntemi ve kullanılan kavramlar örneğin gen atom kimyasal reaksiyon hücre ışık vb ile günlük hayatta bilgi elde edilişi ve kullanılan kavramlar karşılaştırıldığında öğrencilerin fen sınıfl arında yeni bir kültürle karşılaştığı söylenebilir Fen bilgisi dersi birey için yeni ve farklı bir kültüre katılım gibidir Benzer şekilde bölme çarpma üçgen daire integral vb kavramlarıyla ve özel kuralları ile matematik dersi günlük hayatın kültüründen çok daha farklı bir kültüre sahiptir Dolayısıyla her bir disiplin farklı ve yeni bir kültürü temsil etmektedir

Pegem Akademi Yayıncılık
Derslerinizi titizlikle işlediğiniz halde öğrencilerinizde buna paralel bir gelişim göremiyorsanız anlamlı öğrenmeyi önemsiyorsanız ve etkili bir öğretim yöntemi arayışı içerisinde iseniz bu kitap sizin için vazgeçilmez olacaktır Zihin bilgi diyalojik söylem bağlam ve anlam gibi önemli kavramların kitapta felsefi olarak incelendiği tanımlandığı ve bu kavramlar temelinde geliştirilen uygulama örneklerine kitapta yer verildiği görülmektedir Genel bir öğretim yaklaşımı vermek yerine kitapta adımları belirlenmiş ayrıntılı bir öğretim yöntemi ile karşılaşmaktayız Bununla birlikte teorik bilgilerin yanında uygulama örneklerinin bulunması ve kitap metninin diyaloglar şeklinde verilmiş olması kitabı tereddütsüz anlaşılır kılmaktadır Eser bu farklılıklarıyla diğer öğretim yöntemi kitaplarından ayrılmaktadır Yazara göre farklı disiplin matematik fen Türkçe ve sosyal bilgiler ve kademeden ilkokul ortaokul lise ya da üniversite öğretmenler kitapta verilen yöntemi sınıflarında

Pegem Akademi Yayıncılık
Derslerinizi titizlikle işlediğiniz halde öğrencilerinizde buna paralel bir gelişim göremiyorsanız anlamlı öğrenmeyi önemsiyorsanız ve etkili bir öğretim yöntemi arayışı içerisinde iseniz bu kitap sizin için vazgeçilmez olacaktır Zihin bilgi diyalojik söylem bağlam ve anlam gibi önemli kavramların kitapta felsefi olarak incelendiği tanımlandığı ve bu kavramlar temelinde geliştirilen uygulama örneklerine kitapta yer verildiği görülmektedir Genel bir öğretim yaklaşımı vermek yerine kitapta adımları belirlenmiş ayrıntılı bir öğretim yöntemi ile karşılaşmaktayız Bununla birlikte teorik bilgilerin yanında uygulama örneklerinin bulunması ve kitap metninin diyaloglar şeklinde verilmiş olması kitabı tereddütsüz anlaşılır kılmaktadır Eser bu farklılıklarıyla diğer öğretim yöntemi kitaplarından ayrılmaktadır Yazara göre farklı disiplin matematik fen Türkçe ve sosyal bilgiler ve kademeden ilkokul ortaokul lise ya da üniversite öğretmenler kitapta verilen yöntemi sınıflarında tereddütsüz kullanabilirler Tanıtım Bülteninden

Pegem Akademi Yayıncılık
Derslerinizi titizlikle işlediğiniz halde öğrencilerinizde buna paralel bir gelişim göremiyorsanız anlamlı öğrenmeyi önemsiyorsanız ve etkili bir öğretim yöntemi arayışı içerisinde iseniz bu kitap sizin için vazgeçilmez olacaktır Zihin bilgi diyalojik söylem bağlam ve anlam gibi önemli kavramların kitapta felsefi olarak incelendiği tanımlandığı ve bu kavramlar temelinde geliştirilen uygulama örneklerine kitapta yer verildiği görülmektedir Genel bir öğretim yaklaşımı vermek yerine kitapta adımları belirlenmiş ayrıntılı bir öğretim yöntemi ile karşılaşmaktayız Bununla birlikte teorik bilgilerin yanında uygulama örneklerinin bulunması ve kitap metninin diyaloglar şeklinde verilmiş olması kitabı tereddütsüz anlaşılır kılmaktadır Eser bu farklılıklarıyla diğer öğretim yöntemi kitaplarından ayrılmaktadır Yazara göre farklı disiplin matematik fen Türkçe ve sosyal bilgiler ve kademeden ilkokul ortaokul lise ya da üniversite öğretmenler kitapta verilen yöntemi sınıflarında tereddütsüz kullanabilirler Tanıtım Bülteninden

Pegem Akademi Yayıncılık
Geçmiş onlarca yıl öncesinden yakın döneme kadar insanın nasıl öğrendiği konusunda yapılan çalışmalar zihin odaklı ya da zihnin çevresinden izole edilerek araştırılmasına dayanmaktaydı Fakat bu çalışmalar gerçekte öğrenmeye dair bütün resmi göstermek yerine resmin sadece sınırlı bir parçasını göstermekteydi Wertsch 1991 pp 1 5 Öğrenme bu açıdan bir bireysel gayret sonucunda bilgi edinme süreci olarak tanımlanmaktaydı Sfard 1998 Örneğin Piaget e göre öğrenme bireyin çevresine adapte olması için gereklidir ve bu adaptasyon sürecinde birey zihninde sürekli olarak bilgi yapıları oluşturur Ona göre bu yapılar bireyin çevresiyle sorunsuz bir şekilde etkileşimini sağlar Bu sorunsuzluk devam ettiği müddetçe bu bilgi yapıları değişmeden kalır Fakat birey çevresiyle etkileşimi sırasında açıklayamadığı bir obje ya da olgu ile karşılaştığında ya da bu temel yapıların yetersiz kaldığı durumlarda birey zihinsel olarak bir dengesizlik yaşar ve bu dengesizliği aşmak için yeni yapılar oluşturma ihtiyacı duyar Bu yeni yapılar sayesinde birey yeni karşılaştığı duruma adapte olur Piaget in bu öğrenme yaklaşımı dikkatle incelendiğinde öğrenme zihinsel bir hareket sonucu birey tarafından gerçekleştirilmektedir Çevre ise bu süreçte öğrenmenin başlaması için gerekli zihinsel dengesizliği sağlayan bir dış etken olarak görülmektedir Dolayısıyla onun bu yaklaşımında öğrenme çevresel etkenler kaynaklı bireysel bir çaba sonucunda bilgi edinme süreci olarak görülmüştür Yaklaşık 1980 li yıllardan günümüze kadar bu yaklaşım tüm dünyada popülerlik kazanmış ve öğrenme kavramsal değişim ya da bilgi yapılandırılması olarak görülmüştür Bu yaklaşımda insan zihni bilgi ile doldurulan bir kese gibi görülmüştür Fakat günümüzde bu paradigma yerini yeni bir paradigma olan katılımcı yaklaşıma bırakmaktadır Günümüzde birçok felsefeci ve araştırmacı öğrenme sürecini bireyin sosyal aktivitelere katılması olarak görmektedir Bu yaklaşıma göre birey bir topluluğa katılarak bu topluluğun normlarını değer yargılarını ve dilini öğrenmeye çalışır Dolayısıyla bu yaklaşımda öğrenme bir bilgi birikimi olarak görülmez Aksine öğrenme bir kültürel gelişim olarak görülmektedir Bu gelişim sürecinde birey sosyal aktivitelere katılarak topluluğun dil ve değerlerini öğrenir ve bu süreçte onun bir parçası haline dönüşür Dolayısıyla bu yaklaşıma göre sosyal aktivitelere katılım ve onun bir parçası olmak öğrenmenin gerçekleşmesinde önemli bir adımdır Vygotsky 1981 p 163 Örneğin fen bilimlerinde bilginin elde edilme yöntemi ve kullanılan kavramlar örneğin gen atom kimyasal reaksiyon hücre ışık vb ile günlük hayatta bilgi elde edilişi ve kullanılan kavramlar karşılaştırıldığında öğrencilerin fen sınıfl arında yeni bir kültürle karşılaştığı söylenebilir Fen bilgisi dersi birey için yeni ve farklı bir kültüre katılım gibidir Benzer şekilde bölme çarpma üçgen daire integral vb kavramlarıyla ve özel kuralları ile matematik dersi günlük hayatın kültüründen çok daha farklı bir kültüre sahiptir Dolayısıyla herbir disiplin farklı ve yeni bir kültürü temsil etmektedir Geçmiş onlarca yıl öncesinden yakın döneme kadar insanın nasıl öğrendiği konusunda yapılan çalışmalar zihin odaklı ya da zihnin çevresinden izole edilerek araştırılmasına dayanmaktaydı Fakat bu çalışmalar gerçekte öğrenmeye dair bütün resmi göstermek yerine resmin sadece sınırlı bir parçasını göstermekteydi Wertsch 1991 pp 1 5 Öğrenme bu açıdan bir bireysel gayret sonucunda bilgi edinme süreci olarak tanımlanmaktaydı Sfard 1998 Örneğin Piaget e göre öğrenme bireyin çevresine adapte olması için gereklidir ve bu adaptasyon sürecinde birey zihninde sürekli olarak bilgi yapıları oluşturur Ona göre bu yapılar bireyin çevresiyle sorunsuz bir şekilde etkileşimini sağlar Bu sorunsuzluk devam ettiği müddetçe bu bilgi yapıları değişmeden kalır Fakat birey çevresiyle etkileşimi sırasında açıklayamadığı bir obje ya da olgu ile karşılaştığında ya da bu temel yapıların yetersiz kaldığı durumlarda birey zihinsel olarak bir dengesizlik yaşar ve bu dengesizliği aşmak için yeni yapılar oluşturma ihtiyacı duyar Bu yeni yapılar sayesinde birey yeni karşılaştığı duruma adapte olur Piaget in bu öğrenme yaklaşımı dikkatle incelendiğinde öğrenme zihinsel bir hareket sonucu birey tarafından gerçekleştirilmektedir Çevre ise bu süreçte öğrenmenin başlaması için gerekli zihinsel dengesizliği sağlayan bir dış etken olarak görülmektedir Dolayısıyla onun bu yaklaşımında öğrenme çevresel etkenler kaynaklı bireysel bir çaba sonucunda bilgi edinme süreci olarak görülmüştür Yaklaşık 1980 li yıllardan günümüze kadar bu yaklaşım tüm dünyada popülerlik kazanmış ve öğrenme kavramsal değişim ya da bilgi yapılandırılması olarak görülmüştür Bu yaklaşımda insan zihni bilgi ile doldurulan bir kese gibi görülmüştür Fakat günümüzde bu paradigma yerini yeni bir paradigma olan katılımcı yaklaşıma bırakmaktadır Günümüzde birçok felsefeci ve araştırmacı öğrenme sürecini bireyin sosyal aktivitelere katılması olarak görmektedir Bu yaklaşıma göre birey bir topluluğa katılarak bu topluluğun normlarını değer yargılarını ve dilini öğrenmeye çalışır Dolayısıyla bu yaklaşımda öğrenme bir bilgi birikimi olarak görülmez Aksine öğrenme bir kültürel gelişim olarak görülmektedir Bu gelişim sürecinde birey sosyal aktivitelere katılarak topluluğun dil ve değerlerini öğrenir ve bu süreçte onun bir parçası haline dönüşür Dolayısıyla bu yaklaşıma göre sosyal aktivitelere katılım ve onun bir parçası olmak öğrenmenin gerçekleşmesinde önemli bir adımdır Vygotsky 1981 p 163 Örneğin fen bilimlerinde bilginin elde edilme yöntemi ve kullanılan kavramlar örneğin gen atom kimyasal reaksiyon hücre ışık vb ile günlük hayatta bilgi elde edilişi ve kullanılan kavramlar karşılaştırıldığında öğrencilerin fen sınıfl arında yeni bir kültürle karşılaştığı söylenebilir Fen bilgisi dersi birey için yeni ve farklı bir kültüre katılım gibidir Benzer şekilde bölme çarpma üçgen daire integral vb kavramlarıyla ve özel kuralları ile matematik dersi günlük hayatın kültüründen çok daha farklı bir kültüre sahiptir Dolayısıyla herbir disiplin farklı ve yeni bir kültürü temsil etmektedir

Pegem Akademi Yayıncılık
Nasıl Öğretebilirim Sosyokültürel Diyalektik Yöntem Geçmiş onlarca yıl öncesinden yakın döneme kadar insanın nasıl öğrendiği konusunda yapılan çalışmalar zihin odaklı ya da zihnin çevresinden izole edilerek araştırılmasına dayanmaktaydı Fakat bu çalışmalar gerçekte öğrenmeye dair bütün resmi göstermek yerine resmin sadece sınırlı bir parçasını göstermekteydi Wertsch 1991 pp 1 5 Öğrenme bu açıdan bir bireysel gayret sonucunda bilgi edinme süreci olarak tanımlanmaktaydı Sfard 1998 Örneğin Piagete göre öğrenme bireyin çevresine adapte olması için gereklidir ve bu adaptasyon sürecinde birey zihninde sürekli olarak bilgi yapıları oluşturur Ona göre bu yapılar bireyin çevresiyle sorunsuz bir şekilde etkileşimini sağlar Bu sorunsuzluk devam ettiği müddetçe bu bilgi yapıları değişmeden kalır Fakat birey çevresiyle etkileşimi sırasında açıklayamadığı bir obje ya da olgu ile karşılaştığında ya da bu temel yapıların yetersiz kaldığı durumlarda birey zihinsel olarak bir dengesizlik yaşar ve bu dengesizliği aşmak için yeni yapılar oluşturma ihtiyacı duyar Bu yeni yapılar sayesinde birey yeni karşılaştığı duruma adapte olur Piagetin bu öğrenme yaklaşımı dikkatle incelendiğinde öğrenme zihinsel bir hareket sonucu birey tarafından gerçekleştirilmektedir Çevre ise bu süreçte öğrenmenin başlaması için gerekli zihinsel dengesizliği sağlayan bir dış etken olarak görülmektedir Dolayısıyla onun bu yaklaşımında öğrenme çevresel etkenler kaynaklı bireysel bir çaba sonucunda bilgi edinme süreci olarak görülmüştür Yaklaşık 1980li yıllardan günümüze kadar bu yaklaşım tüm dünyada popülerlik kazanmış ve öğrenme kavramsal değişim ya da bilgi yapılandırılması olarak görülmüştür Bu yaklaşımda insan zihni bilgi ile doldurulan bir kese gibi görülmüştür Fakat günümüzde bu paradigma yerini yeni bir paradigma olan katılımcı yaklaşıma bırakmaktadır Günümüzde birçok felsefeci ve araştırmacı öğrenme sürecini bireyin sosyal aktivitelere katılması olarak görmektedir Bu yaklaşıma göre birey bir topluluğa katılarak bu topluluğun normlarını değer yargılarını ve dilini öğrenmeye çalışır Dolayısıyla bu yaklaşımda öğrenme bir bilgi birikimi olarak görülmez Aksine öğrenme bir kültürel gelişim olarak görülmektedir Bu gelişim sürecinde birey sosyal aktivitelere katılarak topluluğun dil ve değerlerini öğrenir ve bu süreçte onun bir parçası haline dönüşür Dolayısıyla bu yaklaşıma göre sosyal aktivitelere katılım ve onun bir parçası olmak öğrenmenin gerçekleşmesinde önemli bir adımdır Vygotsky 1981 p 163 Örneğin fen bilimlerinde bilginin elde edilme yöntemi ve kullanılan kavramlar örneğin gen atom kimyasal reaksiyon hücre ışık vb ile günlük hayatta bilgi elde edilişi ve kullanılan kavramlar karşılaştırıldığında öğrencilerin fen sınıfl arında yeni bir kültürle karşılaştığı söylenebilir Fen bilgisi dersi birey için yeni ve farklı bir kültüre katılım gibidir Benzer şekilde bölme çarpma üçgen daire integral vb kavramlarıyla ve özel kuralları ile matematik dersi günlük hayatın kültüründen çok daha farklı bir kültüre sahiptir Dolayısıyla her bir disiplin farklı ve yeni bir kültürü temsil etmektedir