Bir Osmanlı Kadısının Fıkhi Müktesebatı — Özgür Kavak

Bir Osmanlı Kadısının Fıkhi Müktesebatı
Özgür KavakKlasik Yayınları
Bir Osmanlı Kadısının Fıkhi Müktesebatı
Özgür KavakOsmanlı ulemasının fıkhî birikimlerini ve mesaillerini ortaya koyup telif ettikleri eserlerin özelliklerini tespit etme yönünde mütevazı bir katkı sağlamayı hedefleyen bu çalışma Osmanlı kadı ve müderrisi Veliyyüddîn Cârullah Efendi nin ö 1738 fıkhî mesaisini ele almaktadır Çalışmanın temel amacı Osmanlı ulemasının geçmiş fıkhî birikimle tahkik düzeyinde irtibat kurabilen ve yeri geldikçe günün ihtiyaçlarına bu birikimden hareketle çözümler üretebilen kişiler olduğu ve dolayısıyla onların çoğunlukla tercih ettikleri şerh ve hâşiye kabilinden telif formlarının yüzyıllar boyunca başarılı bir telif formu olarak ilim hayatında merkezî bir yeri olduğunu göstermektedir Bu amaç doğrultusunda kendi kurduğu kütüphanesindeki 300 ü aşkın fürû ı fıkıh eseri üzerine notlar alan Cârullah Efendi nin yazdığı yüzlerce notun tamamı tek tek incelenmiş somut bir örnek olarak da müellifin bu notlarının müstakil bir esere büründüğü Hâşiye alâ Câmii r rumûz adlı eser kapsamlı bir tahlile tabi tutulmuştur Çalışma bir yandan Osmanlı ulemasının ilmî birikim ve mesailerinin çok boyutluluğunu otaya koyması diğer yandan ilim hayatında merkezî bir yeri bulunan şerh ve hâşiye gibi telif formlarıyla kaleme alınan eserlerin sadece açıklama ameliyesinden ibaret olmayan ve önceki dönemlerde vücut bulan ilmî geleneğe yaslanıp bu birikimi esas alarak fıkhî mesaiye yer veren çok boyutlu ve tahkik mahsulü çalışmalar olduğunu zengin bir örnek çeşitliliğine dayanarak ortaya koyması bakımından kendisinden sonraki çalışmalar için ufuk açıcı bir rol oynayacaktır
Bir Osmanlı Kadısının Fıkhi Müktesebatı
Özgür Kavak
Klasik Yayınları
Osmanlı ulemasının fıkhî birikimlerini ve mesaillerini ortaya koyup telif ettikleri eserlerin özelliklerini tespit etme yönünde mütevazı bir katkı sağlamayı hedefleyen bu çalışma Osmanlı kadı ve müderrisi Veliyyüddîn Cârullah Efendi nin ö 1738 fıkhî mesaisini ele almaktadır Çalışmanın temel amacı Osmanlı ulemasının geçmiş fıkhî birikimle tahkik düzeyinde irtibat kurabilen ve yeri geldikçe günün ihtiyaçlarına bu birikimden hareketle çözümler üretebilen kişiler olduğu ve dolayısıyla onların çoğunlukla tercih ettikleri şerh ve hâşiye kabilinden telif formlarının yüzyıllar boyunca başarılı bir telif formu olarak ilim hayatında merkezî bir yeri olduğunu göstermektedir Bu amaç doğrultusunda kendi kurduğu kütüphanesindeki 300 ü aşkın fürû ı fıkıh eseri üzerine notlar alan Cârullah Efendi nin yazdığı yüzlerce notun tamamı tek tek incelenmiş somut bir örnek olarak da müellifin bu notlarının müstakil bir esere büründüğü Hâşiye alâ Câmii r rumûz adlı eser kapsamlı bir tahlile tabi tutulmuştur Çalışma bir yandan Osmanlı ulemasının ilmî birikim ve mesailerinin çok boyutluluğunu otaya koyması diğer yandan ilim hayatında merkezî bir yeri bulunan şerh ve hâşiye gibi telif formlarıyla kaleme alınan eserlerin sadece açıklama ameliyesinden ibaret olmayan ve önceki dönemlerde vücut bulan ilmî geleneğe yaslanıp bu birikimi esas alarak fıkhî mesaiye yer veren çok boyutlu ve tahkik mahsulü çalışmalar olduğunu zengin bir örnek çeşitliliğine dayanarak ortaya koyması bakımından kendisinden sonraki çalışmalar için ufuk açıcı bir rol oynayacaktır

Klasik Yayınları
Osmanlı ulemasının fıkhî birikim ve mesâilerini ortaya koyup telif ettikleri eserlerin özelliklerini tespit etme yönünde mütevazı bir katkı sağlamayı hedefleyen bu çalışma Osmanlı kadı ve müderrisi Veliyyüddîn Cârullah Efendi nin ö 1738 fıkhî mesaisini ele almaktadır Çalışmanın temel amacı Osmanlı ulemasının geçmiş fıkhî birikimle tahkik düzeyinde irtibat kurabilen ve yeri geldikçe günün ihtiyaçlarına bu birikimden hareketle çözümler üretebilen kişiler olduğu ve dolayısıyla onların çoğunlukla tercih ettikleri şerh ve hâşiye kabilinden telif formlarının yüzyıllar boyunca başarılı bir telif formu olarak ilim hayatında merkezi bir yeri olduğunu göstermektedir Bu amaç doğrultusunda kendi kurduğu kütüphanesindeki 300 ü aşkın fürû ı fıkıh eseri üzerine notlar alan Cârullah Efendi nin yazdığı yüzlerce notun tamamı tek tek incelenmiş somut bir örnek olarak da müellifin bu notlarının müstakil bir esere büründüğü Hâşiye alâ Câmii r rumûz adlı eser kapsamlı bir tahlile tabi tutulmuştur Çalışma bir yandan Osmanlı ulemasının ilmî birikim ve mesaîlerinin çok boyutluluğunu otaya koyması diğer yandan ilim hayatında merkezi bir yeri bulunan şerh ve hâşiye gibi telif formlarıyla kaleme alınan eserlerin sadece açıklama ameliyesinden ibaret olmayan ve önceki dönemlerde vücut bulan ilmî geleneğe yaslanıp bu birikimi esas alarak fıkhî mesâiye yer veren çok boyutlu ve tahkik mahsulü çalışmalar olduğunu zengin bir örnek çeşitliliğine dayanarak ortaya koyması bakımından kendisinden sonraki çalışmalar için ufuk açıcı bir rol oynayacaktır Tanıtım Bülteninden

Klasik Yayınları
Osmanlı ulemasının fıkhî birikimlerini ve mesaillerini ortaya koyup telif ettikleri eserlerin özelliklerini tespit etme yönünde mütevazı bir katkı sağlamayı hedefleyen bu çalışma Osmanlı kadı ve müderrisi Veliyyüddîn Cârullah Efendi nin ö 1738 fıkhî mesaisini ele almaktadır Çalışmanın temel amacı Osmanlı ulemasının geçmiş fıkhî birikimle tahkik düzeyinde irtibat kurabilen ve yeri geldikçe günün ihtiyaçlarına bu birikimden hareketle çözümler üretebilen kişiler olduğu ve dolayısıyla onların çoğunlukla tercih ettikleri şerh ve hâşiye kabilinden telif formlarının yüzyıllar boyunca başarılı bir telif formu olarak ilim hayatında merkezî bir yeri olduğunu göstermektedir Bu amaç doğrultusunda kendi kurduğu kütüphanesindeki 300ü aşkın fürû ı fıkıh eseri üzerine notlar alan Cârullah Efendinin yazdığı yüzlerce notun tamamı tek tek incelenmiş somut bir örnek olarak da müellifin bu notlarının müstakil bir esere büründüğü Hâşiye alâ Câmiir rumûz adlı eser kapsamlı bir tahlile tabi tutulmuştur Çalışma bir yandan Osmanlı ulemasının ilmî birikim ve mesailerinin çok boyutluluğunu otaya koyması diğer yandan ilim hayatında merkezî bir yeri bulunan şerh ve hâşiye gibi telif formlarıyla kaleme alınan eserlerin sadece açıklama ameliyesinden ibaret olmayan ve önceki dönemlerde vücut bulan ilmî geleneğe yaslanıp bu birikimi esas alarak fıkhî mesaiye yer veren çok boyutlu ve tahkik mahsulü çalışmalar olduğunu zengin bir örnek çeşitliliğine dayanarak ortaya koyması bakımından kendisinden sonraki çalışmalar için ufuk açıcı bir rol oynayacaktır

Klasik Yayınları
Osmanlı ulemasının fıkhî birikimlerini ve mesaillerini ortaya koyup telif ettikleri eserlerin özelliklerini tespit etme yönünde mütevazı bir katkı sağlamayı hedefleyen bu çalışma Osmanlı kadı ve müderrisi Veliyyüddîn Cârullah Efendi nin ö 1738 fıkhî mesaisini ele almaktadır Çalışmanın temel amacı Osmanlı ulemasının geçmiş fıkhî birikimle tahkik düzeyinde irtibat kurabilen ve yeri geldikçe günün ihtiyaçlarına bu birikimden hareketle çözümler üretebilen kişiler olduğu ve dolayısıyla onların çoğunlukla tercih ettikleri şerh ve hâşiye kabilinden telif formlarının yüzyıllar boyunca başarılı bir telif formu olarak ilim hayatında merkezî bir yeri olduğunu göstermektedir Bu amaç doğrultusunda kendi kurduğu kütüphanesindeki 300 ü aşkın fürû ı fıkıh eseri üzerine notlar alan Cârullah Efendi nin yazdığı yüzlerce notun tamamı tek tek incelenmiş somut bir örnek olarak da müellifin bu notlarının müstakil bir esere büründüğü Hâşiye alâ Câmii r rumûz adlı eser kapsamlı bir tahlile tabi tutulmuştur Çalışma bir yandan Osmanlı ulemasının ilmî birikim ve mesailerinin çok boyutluluğunu otaya koyması diğer yandan ilim hayatında merkezî bir yeri bulunan şerh ve hâşiye gibi telif formlarıyla kaleme alınan eserlerin sadece açıklama ameliyesinden ibaret olmayan ve önceki dönemlerde vücut bulan ilmî geleneğe yaslanıp bu birikimi esas alarak fıkhî mesaiye yer veren çok boyutlu ve tahkik mahsulü çalışmalar olduğunu zengin bir örnek çeşitliliğine dayanarak ortaya koyması bakımından kendisinden sonraki çalışmalar için ufuk açıcı bir rol oynayacaktır

Klasik
Osmanlı ulemasının fıkhî birikimlerini ve mesaillerini ortaya koyup telif ettikleri eserlerin özelliklerini tespit etme yönünde mütevazı bir katkı sağlamayı hedefleyen bu çalışma Osmanlı kadı ve müderrisi Veliyyüddîn Cârullah Efendi nin ö 1738 fıkhî mesaisini ele almaktadır Çalışmanın temel amacı Osmanlı ulemasının geçmiş fıkhî birikimle tahkik düzeyinde irtibat kurabilen ve yeri geldikçe günün ihtiyaçlarına bu birikimden hareketle çözümler üretebilen kişiler olduğu ve dolayısıyla onların çoğunlukla tercih ettikleri şerh ve hâşiye kabilinden telif formlarının yüzyıllar boyunca başarılı bir telif formu olarak ilim hayatında merkezî bir yeri olduğunu göstermektedir Bu amaç doğrultusunda kendi kurduğu kütüphanesindeki 300 ü aşkın fürû ı fıkıh eseri üzerine notlar alan Cârullah Efendi nin yazdığı yüzlerce notun tamamı tek tek incelenmiş somut bir örnek olarak da müellifin bu notlarının müstakil bir esere büründüğü Hâşiye alâ Câmii r rumûz adlı eser kapsamlı bir tahlile tabi tutulmuştur Çalışma bir yandan Osmanlı ulemasının ilmî birikim ve mesailerinin çok boyutluluğunu otaya koyması diğer yandan ilim hayatında merkezî bir yeri bulunan şerh ve hâşiye gibi telif formlarıyla kaleme alınan eserlerin sadece açıklama ameliyesinden ibaret olmayan ve önceki dönemlerde vücut bulan ilmî geleneğe yaslanıp bu birikimi esas alarak fıkhî mesaiye yer veren çok boyutlu ve tahkik mahsulü çalışmalar olduğunu zengin bir örnek çeşitliliğine dayanarak ortaya koyması bakımından kendisinden sonraki çalışmalar için ufuk açıcı bir rol oynayacaktır