Bir Yanılsamanın Geleceği Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları — Sigmund Freud

Bir Yanılsamanın Geleceği Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları
Sigmund Freudİdea Yayınevi
Bir Yanılsamanın Geleceği Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları
Sigmund Freudİ nsan ilişkilerinin zora başvurmaktan ve içgüdüleri bastırmaktan vazgeçen ve böylece uygarlığa bağlı doyumsuzluk kaynaklarını kaldıran bir yeniden düzenlenmesi olanaklı olmalıdır öyle ki iç geçimsizlik tarafından rahatsız edilmeksizin insanlar kendilerini gönencin ve ona bağlı hazzın kazanımına verebilsinler Bu altın çağ olacaktır ama böyle bir durumun edimselleşmesinin olanaklı olup olmadığı sorgulanabilirdir Freud un uygarlık kuramı evrensel bir insan doğası varsayımı üzerine dayanır ve Platon dan Hegel e klasik tinin bakış açısı ile uyum içinde insan tüm doğal kültürel ayrımlarının üstünde ve ötesinde duyusal duygusal ve ussal bir bütün olarak alınır İnsanlığın tüm düşmanca bölünmelerinden sorumlu olan kültürel karşıtlıklar gerçekte insanın henüz eksiksiz insana gelişmediğini henüz duyusal ve ussal doğasının kendisini baskıladığını anlatırlar Freud hemen hemen düşünen herkesin özgürlük adına despotik ideolojiye sarılmaktan daha iyisini bilmediği yirminci yüzyıl Avrupasında şiddete ve baskıya yalnızca Us adına ve hiçbir ideoloji ile pazarlık etmeden karşı çıkmayı göze alan biricik düşünürdü Tüm duraksamalarına karşın Freud çalışması ile modern dönemde Eros un insanın özsel belirlenimi olduğu kanısını güçlendirdi Onun için Eros varlığının özü dür ve Eros un amacı çoktan bir yapma dır Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları V U ygarlık bireyleri ve ulusları daha büyük bir birliğe insanlık birliğine kaynaştırmayı isteyen Eros un hizmetindeki bir süreçtir VI Freud un bakış açısı gölgesinde yaşadığı nihilist ve pozitivist düşünce akımlarına karşın en sonunda kötümser bir bakış açısı değildi Kesinlikle Erosun yenik düşeceğini ileri sürmedi Ruhçözümlemenin varsayımı bireyin ve onun toplumunun iyileşebileceğine duyulan su götürmez inançtı ve Freud bu inancı bir bilim düzeyine yükseltmeye çalıştı Freud Batıyı Eros ile karşıtlık içinde gördü Ama hiçbir zaman Batı kültürünü insan doğasının son görüngüsü olarak görmedi

İdea Yayınevi
Avusturya İmparatorluğu nda Freiberg de doğan ve daha sonraki yaşamını Viyana da geçiren Sigmund Freud 1856 1939 psikiyatride Ruhçözümleme okulunu kurdu ve insan davranışının bilinçsiz belirleyicileri üzerine büyük ölçüde tutarlı bir açıklama geliştirdi Çok okuyan yolculuk yapmayı ve arkeolojik nesneler toplamayı seven Freud ailesine ve dostlarına büyük bağlılık gösteren biri idi Freud kişiliğin nörolojiye indirgenebileceğine inanan fizyolog profesör Ernst Brücke altında değerli yıllarını harcadıktan sonra bir kez de karşıt uca geçerek histerinin iyileştirilmesinde hipnoz uygulayımını kullanan Parisli psikiyatrist Charcot ya katıldı Viyana ya döndükten sonra Martha Beryas ile evlenen Freud özel olarak çalışmaya başladı Bir süre sonra hipnozu bütünüyle gereksizleştiren özgür çağrışım yoluyla hastalarda patolojik belirtilerin nedenleri olan bilinçsiz ya da baskılanmış gerecin yeniden bilinçli olmasını sağlayabildiğini keşfetti Bu işlemin sonucunda belirtiler ortadan kalkıyordu Freud sağaltım yöntemine psikanaliz adını verdi Kitapları ve konferansları bir yandan ona kısa bir süre içinde büyük ün kazandırırken öte yandan tıp topluluğunun büyük bölümü tarafından kınanmasına yol açtı Zamanla aralarında Eugen Bleuler ve Karl Jung da olmak üzere çok sayıda parlak araştırmacı Freud un kuramı çevresinde çalışma grupları oluşturdu İlk Uluslararası Psikanaliz Kongresi 1908 de Salzburg da toplandı 1938 de Avusturya Nazi Almanyasına katılınca Freud Viyana dan ayrılarak son yıllarını ailesi ile birlikte Londra da geçirdi Bir Yanılsamanın Geleceği 1927 din üzerine Aydınlanma tininde yazılan en yüzeysel eleştirilerden biridir Freud bu denemesinde görüşlerini inançlı bir ateistin bakış açısından sunar ve dinsel inancı gerçekleşmemiş çocukluk dileklerine bağlı bir sinirce sorunu olarak ve dinsel öğretileri dilek gerçekleşmesi tarafından güdülenen bir inançlar kütlesi olarak görür Böylece dini insan duygusunu ilgilendiren bir konu olarak değil ama sonlu pozitif bilginin kötü almaşığı olarak yargılar Freud duygunun bir sinirce olmadığını gözden kaçırmış görünür ve Tanrı tasarımı altında düşünülen sonsuzun kendi başkasında kendini bulma olarak sevgi ya da Eros olduğunu böyle duygu sonsuzunun sevgiden başka birşey olmadığını görmeyi istemez 1929 da Nazizmin Almanya da ve Avusturya da büyüyen gücünün gözdağı altında yazılan Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları genel olarak kültürü insan doğasındaki ruhbilimsel kökenleri ile ilişkilendirir ve kültürel insanın ruhsal yapısında yatan baskılanmış bilinçsiz öğelerin bütün bir insan yazgısında oynayabileceği rolü irdeler Usun üzerinde hiçbir yetke yoktur diyebilen Freud uygarlığın yazgısının usa ve istence bağlı olmadığını ama içgüdünün aslında özerk bir Yoketme İçgüdüsünün keyfine kaldığını düşünüyormuş izlenimini verir Aziz Yardımlı Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 200 Baskı Yılı 2016 Dili Türkçe Yayınevi İdea Yayınevi

İdea Yayınevi
Avusturya İmparatorluğu nda Freiberg de doğan ve daha sonraki yaşamını Viyana da geçiren Sigmund Freud 1856 1939 psikiyatride Ruhçözümleme okulunu kurdu ve insan davranışının bilinçsiz belirleyicileri üzerine büyük ölçüde tutarlı bir açıklama geliştirdi Çok okuyan yolculuk yapmayı ve arkeolojik nesneler toplamayı seven Freud ailesine ve dostlarına büyük bağlılık gösteren biri idi Freud kişiliğin nörolojiye indirgenebileceğine inanan fizyolog profesör Ernst Brücke altında değerli yıllarını harcadıktan sonra bir kez de karşıt uca geçerek histerinin iyileştirilmesinde hipnoz uygulayımını kullanan Parisli psikiyatrist Charcot ya katıldı Viyana ya döndükten sonra Martha Beryas ile evlenen Freud özel olarak çalışmaya başladı Bir süre sonra hipnozu bütünüyle gereksizleştiren özgür çağrışım yoluyla hastalarda patolojik belirtilerin nedenleri olan bilinçsiz ya da baskılanmış gerecin yeniden bilinçli olmasını sağlayabildiğini keşfetti Bu işlemin sonucunda belirtiler ortadan kalkıyordu Freud sağaltım yöntemine psikanaliz adını verdi Kitapları ve konferansları bir yandan ona kısa bir süre içinde büyük ün kazandırırken öte yandan tıp topluluğunun büyük bölümü tarafından kınanmasına yol açtı Zamanla aralarında Eugen Bleuler ve Karl Jung da olmak üzere çok sayıda parlak araştırmacı Freud un kuramı çevresinde çalışma grupları oluşturdu İlk Uluslararası Psikanaliz Kongresi 1908 de Salzburg da toplandı 1938 de Avusturya Nazi Almanyasına katılınca Freud Viyana dan ayrılarak son yıllarını ailesi ile birlikte Londra da geçirdi Bir Yanılsamanın Geleceği 1927 din üzerine Aydınlanma tininde yazılan en yüzeysel eleştirilerden biridir Freud bu denemesinde görüşlerini inançlı bir ateistin bakış açısından sunar ve dinsel inancı gerçekleşmemiş çocukluk dileklerine bağlı bir sinirce sorunu olarak ve dinsel öğretileri dilek gerçekleşmesi tarafından güdülenen bir inançlar kütlesi olarak görür Böylece dini insan duygusunu ilgilendiren bir konu olarak değil ama sonlu pozitif bilginin kötü almaşığı olarak yargılar Freud duygunun bir sinirce olmadığını gözden kaçırmış görünür ve Tanrı tasarımı altında düşünülen sonsuzun kendi başkasında kendini bulma olarak sevgi ya da Eros olduğunu böyle duygu sonsuzunun sevgiden başka birşey olmadığını görmeyi istemez 1929 da Nazizmin Almanya da ve Avusturya da büyüyen gücünün gözdağı altında yazılan Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları genel olarak kültürü insan doğasındaki ruhbilimsel kökenleri ile ilişkilendirir ve kültürel insanın ruhsal yapısında yatan baskılanmış bilinçsiz öğelerin bütün bir insan yazgısında oynayabileceği rolü irdeler Usun üzerinde hiçbir yetke yoktur diyebilen Freud uygarlığın yazgısının usa ve istence bağlı olmadığını ama içgüdünün aslında özerk bir Yoketme İçgüdüsünün keyfine kaldığını düşünüyormuş izlenimini verir Aziz Yardımlı

İdea Yayınevi
Avusturya İmparatorluğu nda Freiberg de doğan ve daha sonraki yaşamını Viyana da geçiren Sigmund Freud 1856 1939 psikiyatride Ruhçözümleme okulunu kurdu ve insan davranışının bilinçsiz belirleyicileri üzerine büyük ölçüde tutarlı bir açıklama geliştirdi Çok okuyan yolculuk yapmayı ve arkeolojik nesneler toplamayı seven Freud ailesine ve dostlarına büyük bağlılık gösteren biri idi Freud kişiliğin nörolojiye indirgenebileceğine inanan fizyolog profesör Ernst Brücke altında değerli yıllarını harcadıktan sonra bir kez de karşıt uca geçerek histerinin iyileştirilmesinde hipnoz uygulayımını kullanan Parisli psikiyatrist Charcot ya katıldı Viyana ya döndükten sonra Martha Beryas ile evlenen Freud özel olarak çalışmaya başladı Bir süre sonra hipnozu bütünüyle gereksizleştiren özgür çağrışım yoluyla hastalarda patolojik belirtilerin nedenleri olan bilinçsiz ya da baskılanmış gerecin yeniden bilinçli olmasını sağlayabildiğini keşfetti Bu işlemin sonucunda belirtiler ortadan kalkıyordu Freud sağaltım yöntemine psikanaliz adını verdi Kitapları ve konferansları bir yandan ona kısa bir süre içinde büyük ün kazandırırken öte yandan tıp topluluğunun büyük bölümü tarafından kınanmasına yol açtı Zamanla aralarında Eugen Bleuler ve Karl Jung da olmak üzere çok sayıda parlak araştırmacı Freud un kuramı çevresinde çalışma grupları oluşturdu İlk Uluslararası Psikanaliz Kongresi 1908 de Salzburg da toplandı 1938 de Avusturya Nazi Almanyasına katılınca Freud Viyana dan ayrılarak son yıllarını ailesi ile birlikte Londra da geçirdi Bir Yanılsamanın Geleceği 1927 din üzerine Aydınlanma tininde yazılan en yüzeysel eleştirilerden biridir Freud bu denemesinde görüşlerini inançlı bir ateistin bakış açısından sunar ve dinsel inancı gerçekleşmemiş çocukluk dileklerine bağlı bir sinirce sorunu olarak ve dinsel öğretileri dilek gerçekleşmesi tarafından güdülenen bir inançlar kütlesi olarak görür Böylece dini insan duygusunu ilgilendiren bir konu olarak değil ama sonlu pozitif bilginin kötü almaşığı olarak yargılar Freud duygunun bir sinirce olmadığını gözden kaçırmış görünür ve Tanrı tasarımı altında düşünülen sonsuzun kendi başkasında kendini bulma olarak sevgi ya da Eros olduğunu böyle duygu sonsuzunun sevgiden başka birşey olmadığını görmeyi istemez 1929 da Nazizmin Almanya da ve Avusturya da büyüyen gücünün gözdağı altında yazılan Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları genel olarak kültürü insan doğasındaki ruhbilimsel kökenleri ile ilişkilendirir ve kültürel insanın ruhsal yapısında yatan baskılanmış bilinçsiz öğelerin bütün bir insan yazgısında oynayabileceği rolü irdeler Usun üzerinde hiçbir yetke yoktur diyebilen Freud uygarlığın yazgısının usa ve istence bağlı olmadığını ama içgüdünün aslında özerk bir Yoketme İçgüdüsünün keyfine kaldığını düşünüyormuş izlenimini verir Aziz Yardımlı

İdea
çev. Yardımlı, Aziz
İnsan ilişkilerinin zora başvurmaktan ve içgüdüleri bastırmaktan vazgeçen ve böylece uygarlığa bağlı doyumsuzluk kaynaklarını kaldıran bir yeniden düzenlenmesi olanaklı olmalıdır öyle ki iç geçimsizlik tarafından rahatsız edilmeksizin insanlar kendilerini gönencin ve ona bağlı hazzın kazanımına verebilsinler Bu altın çağ olacaktır ama böyle bir durumun edimselleşmesinin olanaklı olup olmadığı sorgulanabilirdir Freud un uygarlık kuramı evrensel bir insan doğası varsayımı üzerine dayanır ve Platon dan Hegel e klasik tinin bakış açısı ile uyum içinde insan tüm doğal kültürel ayrımlarının üstünde ve ötesinde duyusal duygusal ve ussal bir bütün olarak alınır İnsanlığın tüm düşmanca bölünmelerinden sorumlu olan kültürel karşıtlıklar gerçekte insanın henüz eksiksiz insana gelişmediğini henüz duyusal ve ussal doğasının kendisini baskıladığını anlatırlar Freud hemen hemen düşünen herkesin özgürlük adına despotik ideolojiye sarılmaktan daha iyisini bilmediği yirminci yüzyıl Avrupasında şiddete ve baskıya yalnızca Us adına ve hiçbir ideoloji ile pazarlık etmeden karşı çıkmayı göze alan biricik düşünürdü Tüm duraksamalarına karşın Freud çalışması ile modern dönemde Eros un insanın özsel belirlenimi olduğu kanısını güçlendirdi Onun için Eros varlığının özü dür ve Eros un amacı çoktan bir yapma dır Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları V U ygarlık bireyleri ve ulusları daha büyük bir birliğe insanlık birliğine kaynaştırmayı isteyen Eros un hizmetindeki bir süreçtir VI Freud un bakış açısı gölgesinde yaşadığı nihilist ve pozitivist düşünce akımlarına karşın en sonunda kötümser bir bakış açısı değildi Kesinlikle Erosun yenik düşeceğini ileri sürmedi Ruhçözümlemenin varsayımı bireyin ve onun toplumunun iyileşebileceğine duyulan su götürmez inançtı ve Freud bu inancı bir bilim düzeyine yükseltmeye çalıştı Freud Batı kültürünü Eros ile karşıtlık içinde gördü Ama hiçbir zaman Batı kültürünü insan doğasının son görüngüsü olarak görmedi

İdea Yayınevi
Avusturya İmparatorluğu nda Freiberg de doğan ve daha sonraki yaşamını Viyana da geçiren Sigmund Freud 1856 1939 psikiyatride Ruhçözümleme okulunu kurdu ve insan davranışının bilinçsiz belirleyicileri üzerine büyük ölçüde tutarlı bir açıklama geliştirdi Çok okuyan yolculuk yapmayı ve arkeolojik nesneler toplamayı seven Freud ailesine ve dostlarına büyük bağlılık gösteren biri idi Freud kişiliğin nörolojiye indirgenebileceğine inanan fizyolog profesör Ernst Brücke altında değerli yıllarını harcadıktan sonra bir kez de karşıt uca geçerek histerinin iyileştirilmesinde hipnoz uygulayımını kullanan Parisli psikiyatrist Charcot ya katıldı Viyana ya döndükten sonra Martha Beryas ile evlenen Freud özel olarak çalışmaya başladı Bir süre sonra hipnozu bütünüyle gereksizleştiren özgür çağrışım yoluyla hastalarda patolojik belirtilerin nedenleri olan bilinçsiz ya da baskılanmış gerecin yeniden bilinçli olmasını sağlayabildiğini keşfetti Bu işlemin sonucunda belirtiler ortadan kalkıyordu Freud sağaltım yöntemine psikanaliz adını verdi Kitapları ve konferansları bir yandan ona kısa bir süre içinde büyük ün kazandırırken öte yandan tıp topluluğunun büyük bölümü tarafından kınanmasına yol açtı Zamanla aralarında Eugen Bleuler ve Karl Jung da olmak üzere çok sayıda parlak araştırmacı Freud un kuramı çevresinde çalışma grupları oluşturdu İlk Uluslararası Psikanaliz Kongresi 1908 de Salzburg da toplandı 1938 de Avusturya Nazi Almanyasına katılınca Freud Viyana dan ayrılarak son yıllarını ailesi ile birlikte Londra da geçirdi Bir Yanılsamanın Geleceği 1927 din üzerine Aydınlanma tininde yazılan en yüzeysel eleştirilerden biridir Freud bu denemesinde görüşlerini inançlı bir ateistin bakış açısından sunar ve dinsel inancı gerçekleşmemiş çocukluk dileklerine bağlı bir sinirce sorunu olarak ve dinsel öğretileri dilek gerçekleşmesi tarafından güdülenen bir inançlar kütlesi olarak görür Böylece dini insan duygusunu ilgilendiren bir konu olarak değil ama sonlu pozi

İdea Yayınevi - Bilim ve Felsefe Metinleri Dizisi
Avusturya İmparatorluğu nda Freiberg de doğan ve daha sonraki yaşamını Viyana da geçiren Sigmund Freud 1856 1939 psikiyatride Ruhçözümleme okulunu kurdu ve insan davranışının bilinçsiz belirleyicileri üzerine büyük ölçüde tutarlı bir açıklama geliştirdi Çok okuyan yolculuk yapmayı ve arkeolojik nesneler toplamayı seven Freud ailesine ve dostlarına büyük bağlılık gösteren biri idi Freud kişiliğin nörolojiye indirgenebileceğine inanan fizyolog profesör Ernst Brücke altında değerli yıllarını harcadıktan sonra bir kez de karşıt uca geçerek histerinin iyileştirilmesinde hipnoz uygulayımını kullanan Parisli psikiyatrist Charcot ya katıldı Viyana ya döndükten sonra Martha Beryas ile evlenen Freud özel olarak çalışmaya başladı Bir süre sonra hipnozu bütünüyle gereksizleştiren özgür çağrışım yoluyla hastalarda patolojik belirtilerin nedenleri olan bilinçsiz ya da baskılanmış gerecin yeniden bilinçli olmasını sağlayabildiğini keşfetti Bu işlemin sonucunda belirtiler ortadan kalkıyordu Freud sağaltım yöntemine psikanaliz adını verdi Kitapları ve konferansları bir yandan ona kısa bir süre içinde büyük ün kazandırırken öte yandan tıp topluluğunun büyük bölümü tarafından kınanmasına yol açtı Zamanla aralarında Eugen Bleuler ve Karl Jung da olmak üzere çok sayıda parlak araştırmacı Freud un kuramı çevresinde çalışma grupları oluşturdu İlk Uluslararası Psikanaliz Kongresi 1908 de Salzburg da toplandı 1938 de Avusturya Nazi Almanyasına katılınca Freud Viyana dan ayrılarak son yıllarını ailesi ile birlikte Londra da geçirdi Bir Yanılsamanın Geleceği 1927 din üzerine Aydınlanma tininde yazılan en yüzeysel eleştirilerden biridir Freud bu denemesinde görüşlerini inançlı bir ateistin bakış açısından sunar ve dinsel inancı gerçekleşmemiş çocukluk dileklerine bağlı bir sinirce sorunu olarak ve dinsel öğretileri dilek gerçekleşmesi tarafından güdülenen bir inançlar kütlesi olarak görür Böylece dini insan duygusunu ilgilendiren bir konu olarak değil ama sonlu pozitif bilginin kötü almaşığı olarak yargılar Freud duygunun bir sinirce olmadığını gözden kaçırmış görünür ve Tanrı tasarımı altında düşünülen sonsuzun kendi başkasında kendini bulma olarak sevgi ya da Eros olduğunu böyle duygu sonsuzunun sevgiden başka birşey olmadığını görmeyi istemez 1929 da Nazizmin Almanya da ve Avusturya da büyüyen gücünün gözdağı altında yazılan Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları genel olarak kültürü insan doğasındaki ruhbilimsel kökenleri ile ilişkilendirir ve kültürel insanın ruhsal yapısında yatan baskılanmış bilinçsiz öğelerin bütün bir insan yazgısında oynayabileceği rolü irdeler Usun üzerinde hiçbir yetke yoktur diyebilen Freud uygarlığın yazgısının usa ve istence bağlı olmadığını ama içgüdünün aslında özerk bir Yoketme İçgüdüsünün keyfine kaldığını düşünüyormuş izlenimini verir Aziz Yardımlı Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 200Baskı Yılı 2016Dili TürkçeYayınevi İdea Yayınevi