Bitmeyen Veda — Murat Kahraman

Bitmeyen Veda
Murat KahramanSancı Yayınları
Bitmeyen Veda
Murat KahramanKadının gözyaşları bir bildirge manasındaydı Dolaylıkonuşmanın manası kaçmıştı İçindeki ateşten yıllarca mayalananbir şarap gibi fışkıran öfkesi direkt yapmacıktan vekorkudan uzaktı Kötülükle hesaplaşmada bir başkasını ilerisürmüyor kendisini öne sürüyordu Vicdan yumağıyla birlikteöfke yumağını da çözmüştü İntikam duygusunu Alın benburadayım dercesine iki gencin önüne atmıştı Darına düştüm ya boz atlı Xızır Niyaz yurduna sığınangöçmen kuşlarına kol kanat ger ya Kêmere Düzgün Ellerini yokladı Rüyasında kan görmüş olacak ki sankielleri kanlanmış gibi göğsüne sürerek temizler gibi yaptı Parmakları koyun sağımından dolayı kurumuş toprak gibiçatlamıştı Parmaklarındaki çatlakların içine güneşten rengideğişmiş kazağın yünleri girdi Düzensiz nefes alışverişineöksürükler karıştı Dersim can çekişiyor Cemal Usul usul ölüyor Kırmancîyeyurdu diye mırıldandı Garo Son bir sorum olacak diye sesine düzen vermeye çalıştı Babam katledildikten sonra parmağındaki yüzüğü kimçaldı Böğrünü yılan ısırmış gibi irkildi dinleyiciler Titreyerek durmadan dudaklarını yalayan suçluya baktılar Ayağa kalk Senden af dileyenlere ne yaptın diye bağırdıŞahin Karşısında yere yığılmış anlamsız heykel gibi duran kişiyebaktı Çiçek bozuğuyla çapurlaşmış buruşuk yüzü bembeyazolmuştu Korkudan burun delikleri mağara gibi açılmıştı Yüzçizgileri içinde ölen insanların sesleri saklı gibiydi İçi yanmış bir el gibi kabardı İntikam da dahil hiçbir şeyintadı kalmamıştı artık Sana ayağa kalk dedim Ölümün karşısında düşkünleşme img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

TEKİN YAYINEVİ
Yu zu alev gibi yanan adam Ablam Zeynep i kardeşim Meral i ve babamı nasıl katlettin demedi Doğan Katliamı dedi Sadece kendi acısına sahip çıkma bencilliğine du şmedi Çu nku o acı onu bilen herkesin yani insanlığın ortak acısıydı ve Dersim in ciğerlerinin tam ortasına hançer gibi saplanmıştı Ölmenin de onurlu yaşamanın da eşit şekilde cesaret gerektirdiği topraklarda gözü pek bir yazar kalemini kınından çıkarıyor ve tarifsiz bir acıyı dirayetle anlatıyor Susmuyor sinmiyor kavganın göbeğinden konuşuyor Aynı zamanda romanın baş kahramanı da olan yazar ailesini katleden evini yakan ve 33 kişinin can verdiği Başbağlar katliamı başta olmak üzere onlarca kişinin canına kıyan bir tetikçiyle yüzleşiyor Bu yüzleşme boyunca okuru çürütülen kirletilen ve ayaklar altına alınan duygu ve değerlerle yüzleşmeye davet ediyor Toprağın ve suyun yasına ortak olmaya ağıtlarına şefkatle kulak vermeye çağırıyor Eser yalnızca yazarın değil okuyan herkesin hikâyesi oluyor Bitmeyen Veda bir halkın uğradığı katmerli zulümleri gördüğü eziyetleri işkenceleri ve hak ihlallerini hiçbir detayı atlamadan ortaya koyuyor Murat Kahraman bunu yaparken edebiyatımızın büyük ustalarından el alıyor güçlü tasvirler ve şairane bir dille nadide bir romanı ilmek ilmek örüyor Engellemelerle karşılaşsa da yazarı kadar dirayetli nefes kesici harcı sevdayla karılmış bir roman bu Tekin Yayınevi olarak bu öncü ve cesur işin bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz

SANCI YAYINLARI
Sizi gördüğüm tanıdığım ve yaşadığım gibi yazdım Güzel hatıranız önünde bir Budist rahip gibi iki dizimin üzerine çöktüm Sizi bir kez daha saygı ve özlemle andım Güzel adlarınızın bu kitapta sonsuza dek yaşaması dileğiyle Ön Giriş Kadının gözyaşları bir bildirge manasındaydı Dolaylı konuşmanın manası kaçmıştı İçindeki ateşten yıllarca mayalanan bir şarap gibi fışkıran öfkesi direkt yapmacıktan ve korkudan uzaktı Kötülükle hesaplaşmada bir başkasını ileri sürmüyor kendisini öne sürüyordu Vicdan yumağıyla birlikte öfke yumağını da çözmüştü İntikam duygusunu Alın ben buradayım dercesine iki gencin önüne atmıştı Darına düştüm ya boz atlı Xızır Niyaz yurduna sığınan göçmen kuşlarına kol kanat ger ya Kêmere Düzgün Ellerini yokladı Rüyasında kan görmüş olacak ki sanki elleri kanlanmış gibi göğsüne sürerek temizler gibi yaptı Parmakları koyun sağımından dolayı kurumuş toprak gibi çatlamıştı Parmaklarındaki çatlakların içine güneşten rengi değişmiş kazağın yünleri girdi Düzensiz nefes alışverişine öksürükler karıştı Dersim can çekişiyor Cemal Usul usul ölüyor Kırmancîye yurdu diye mırıldandı Garo Son bir sorum olacak diye sesine düzen vermeye çalıştı Babam katledildikten sonra parmağındaki yüzüğü kim çaldı Böğrünü yılan ısırmış gibi irkildi dinleyiciler Titreyerek durmadan dudaklarını yalayan suçluya baktılar Ayağa kalk Senden af dileyenlere ne yaptın diye bağırdı Şahin Karşısında yere yığılmış anlamsız heykel gibi duran kişiye baktı Çiçek bozuğuyla çapurlaşmış buruşuk yüzü bembeyaz olmuştu Korkudan burun delikleri mağara gibi açılmıştı Yüz çizgileri içinde ölen insanların sesleri saklı gibiydi İçi yanmış bir el gibi kabardı İntikam da dahil hiçbir şeyin tadı kalmamıştı artık Sana ayağa kalk dedim Ölümün karşısında düşkünleşme