Biyoetik Geçmişten Günümüze — Haluk Aşar

Biyoetik Geçmişten Günümüze
Haluk AşarKimlik Yayınları
Biyoetik Geçmişten Günümüze
Haluk AşarBiyoetik disiplini oldukça yeni ve tartışmalı bir alan olarak kendisini göstermektedir Öyle ki kimilerine göre biyoetik bir meslek etiği kimilerine göre uygulamalı bir etik kimilerine göre ise pratik etiktir Bununla birlikte biyoetikte daha temel tartışmalar iki yönlü olarak gerçekleşmektedir İlki biyoetiğin insan merkezci bir etik mi yoksa canlı merkezci bir etik mi olduğu yönündedir Biyoetiğin canlı merkezci bir etik olduğunu dolayısıyla geleneksel insan merkezci etik karşısında yer aldığını dile getiren pek çok görüşle karşılaşmayız Bununla birlikte biyoetikçilerin biyoetik teriminin gelişimini anlatırken terimin global bir etik düşünüş olarak ortaya çıktığını aktardıklarını görmekteyiz Son dönemlerde ise biyoetiğe canlı merkezci bakışla yaklaşanların ise onu kendi başına yani yeni bir etik düşünüş olarak değil de canlı merkezci uygulamalı etik olarak ele almaktadırlar Bu bakımdan biyoetik kitabı alandaki boşluğu kapatarak biyoetik hakkında ortaya konan geniş çaplı bir araştırmadır Bununla birlikte biyoetiğin yeni bir etik olarak ele alınması gerektiği iddiasına dayanmaktadır Bu kitapla amaçlanan yeni bir etiğin mümkün olup olmadığını biyoetik üzerinden göstermeye çalışmaktır Böylece bir biyoetik tarihi betimlemesi de kaçınılmazdır Biyoetiğin tarihini serimlerken biyoetiğin ortaya çıkışı tıp etiği ile ilişkisi ve ele aldığı sorunlara daha detaylıca değinilmiştir Ancak burada değinmemiz gereken nokta biyoetiğin yaygın kullanımının tıp alanında biyomedikal alanlarda ve bilimsel araştırmalarda ortaya çıkan sorunlar üzerine odaklanan bir etik düşünüş olduğudur Bu ise az önce bahsetmiş olduğumuz iki yönlü tartışmadan ilki olan biyoetiğin insan merkezci mi yoksa canlı merkezci mi olduğu tartışmasının aslında incelediğimiz kadarıyla esas sorun olarak ilk kez burada ele alındığını göstermektedir Bu tartışmayı yaparken aynı zamanda sonuçta hedeflenen biyoetiğin insan merkezci de olsa canlı merkezci de olsa yeni bir etik olup olmadığını ortaya koyabilmektir Bu kitabın amaçları arasında öncelikle biyoetiğin yeni bir etik düşünüş gerektirdiğini ve klasik insan merkezci etiğin karşısında yer aldığını göstermeye çalışmaktır İkinci olarak yine bu amaç doğrultusunda günümüzdeki kullanıldığı anlamıyla uygulamalı bir etik olan biyoetik disiplininin eleştirisini yapmaktır Bu eleştiri biyoetiğin ortaya çıkış amacı dışında kullanılmakta olduğunu yani onun yeni bir etik düşünüş değil insan merkezci bir etik olduğunu göstermektir

Kimlik Yayınları
Biyoetik disiplini oldukça yeni ve tartışmalı bir alan olarak kendisini göstermektedir Öyle ki kimilerine göre biyoetik bir meslek etiği kimilerine göre uygulamalı bir etik kimilerine göre ise pratik etiktir Bununla birlikte biyoetikte daha temel tartışmalar iki yönlü olarak gerçekleşmektedir İlki biyoetiğin insan merkezci bir etik mi yoksa canlı merkezci bir etik mi olduğu yönündedir Biyoetiğin canlı merkezci bir etik olduğunu dolayısıyla geleneksel insan merkezci etik karşısında yer aldığını dile getiren pek çok görüşle karşılaşmayız Bununla birlikte biyoetikçilerin biyoetik teriminin gelişimini anlatırken terimin global bir etik düşünüş olarak ortaya çıktığını aktardıklarını görmekteyiz Son dönemlerde ise biyoetiğe canlı merkezci bakışla yaklaşanların ise onu kendi başına yani yeni bir etik düşünüş olarak değil de canlı merkezci uygulamalı etik olarak ele almaktadırlar Bu bakımdan biyoetik kitabı alandaki boşluğu kapatarak biyoetik hakkında ortaya konan geniş çaplı bir araştırmadır Bununla birlikte biyoetiğin yeni bir etik olarak ele alınması gerektiği iddiasına dayanmaktadır Bu kitapla amaçlanan yeni bir etiğin mümkün olup olmadığını biyoetik üzerinden göstermeye çalışmaktır Böylece bir biyoetik tarihi betimlemesi de kaçınılmazdır Biyoetiğin tarihini serimlerken biyoetiğin ortaya çıkışı tıp etiği ile ilişkisi ve ele aldığı sorunlara daha detaylıca değinilmiştir Ancak burada değinmemiz gereken nokta biyoetiğin yaygın kullanımının tıp alanında biyomedikal alanlarda ve bilimsel araştırmalarda ortaya çıkan sorunlar üzerine odaklanan bir etik düşünüş olduğudur Bu ise az önce bahsetmiş olduğumuz iki yönlü tartışmadan ilki olan biyoetiğin insan merkezci mi yoksa canlı merkezci mi olduğu tartışmasının aslında incelediğimiz kadarıyla esas sorun olarak ilk kez burada ele alındığını göstermektedir Bu tartışmayı yaparken aynı zamanda sonuçta hedeflenen biyoetiğin insan merkezci de olsa canlı merkezci de olsa yeni bir etik olup olmadığını ortaya koyabilmektir Bu kitabın amaçları arasında öncelikle biyoetiğin yeni bir etik düşünüş gerektirdiğini ve klasik insan merkezci etiğin karşısında yer aldığını göstermeye çalışmaktır İkinci olarak yine bu amaç doğrultusunda günümüzdeki kullanıldığı anlamıyla uygulamalı bir etik olan biyoetik disiplininin eleştirisini yapmaktır Bu eleştiri biyoetiğin ortaya çıkış amacı dışında kullanılmakta olduğunu yani onun yeni bir etik düşünüş değil insan merkezci bir etik olduğunu göstermektir

Kimlik Yayınları
Haluk Aşar tarafından kaleme alınan Biyoetik Geçmişten Günümüze Kimlik Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Biyoetik Geçmişten Günümüze Haluk Aşar Kitap Özeti Biyoetik disiplini oldukça yeni ve tartışmalı bir alan olarak kendisini göstermektedir Öyle ki kimilerine göre biyoetik bir meslek etiği kimilerine göre uygulamalı bir etik kimilerine göre ise pratik etiktir Bununla birlikte biyoetikte daha temel tartışmalar iki yönlü olarak gerçekleşmektedir İlki biyoetiğin insan merkezci bir etik mi yoksa canlı merkezci bir etik mi olduğu yönündedir Biyoetiğin canlı merkezci bir etik olduğunu dolayısıyla geleneksel insan merkezci etik karşısında yer aldığını dile getiren pek çok görüşle karşılaşmayız Bununla birlikte biyoetikçilerin biyoetik teriminin gelişimini anlatırken terimin global bir etik düşünüş olarak ortaya çıktığını aktardıklarını görmekteyiz Son dönemlerde ise biyoetiğe canlı merkezci bakışla yaklaşanların ise onu kendi başına yani yeni bir etik düşünüş olarak değil de canlı merkezci uygulamalı etik olarak ele almaktadırlar Bu bakımdan biyoetik kitabı alandaki boşluğu kapatarak biyoetik hakkında ortaya konan geniş çaplı bir araştırmadır Bununla birlikte biyoetiğin yeni bir etik olarak ele alınması gerektiği iddiasına dayanmaktadır Bu kitapla amaçlanan yeni bir etiğin mümkün olup olmadığını biyoetik üzerinden göstermeye çalışmaktır Böylece bir biyoetik tarihi betimlemesi de kaçınılmazdır Biyoetiğin tarihini serimlerken biyoetiğin ortaya çıkışı tıp etiği ile ilişkisi ve ele aldığı sorunlara daha detaylıca değinilmiştir Ancak burada değinmemiz gereken nokta biyoetiğin yaygın kullanımının tıp alanında biyomedikal alanlarda ve bilimsel araştırmalarda ortaya çıkan sorunlar üzerine odaklanan bir etik düşünüş olduğudur Bu ise az önce bahsetmiş olduğumuz iki yönlü tartışmadan ilki olan biyoetiğin insan merkezci mi yoksa canlı merkezci mi olduğu tartışmasının aslında incelediğimiz kadarıyla esas sorun olarak ilk kez burada ele alındığını göstermektedir Bu tartışmayı yaparken aynı zamanda sonuçta hedeflenen biyoetiğin insan merkezci de olsa canlı merkezci de olsa yeni bir etik olup olmadığını ortaya koyabilmektir Bu kitabın amaçları arasında öncelikle biyoetiğin yeni bir etik düşünüş gerektirdiğini ve klasik insan merkezci etiğin karşısında yer aldığını göstermeye çalışmaktır İkinci olarak yine bu amaç doğrultusunda günümüzdeki kullanıldığı anlamıyla uygulamalı bir etik olan biyoetik disiplininin eleştirisini yapmaktır Bu eleştiri biyoetiğin ortaya çıkış amacı dışında kullanılmakta olduğunu yani onun yeni bir etik düşünüş değil insan merkezci bir etik olduğunu göstermektir Yayınevi Kimlik Yayınları Yazar Haluk Aşar Sayfa 225 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı 2019 Barkod 9786057785220 Kategori Diğer Genel Konular

Kimlik Yayınları
Biyoetik disiplini oldukça yeni ve tartışmalı bir alan olarak kendisini göstermektedir Öyle ki kimilerine göre biyoetik bir meslek etiği kimilerine göre uygulamalı bir etik kimilerine göre ise pratik etiktir Bununla birlikte biyoetikte daha temel tartışmalar iki yönlü olarak gerçekleşmektedir İlki biyoetiğin insan merkezci bir etik mi yoksa canlı merkezci bir etik mi olduğu yönündedir Biyoetiğin canlı merkezci bir etik olduğunu dolayısıyla geleneksel insan merkezci etik karşısında yer aldığını dile getiren pek çok görüşle karşılaşmayız Bununla birlikte biyoetikçilerin biyoetik teriminin gelişimini anlatırken terimin global bir etik düşünüş olarak ortaya çıktığını aktardıklarını görmekteyiz Son dönemlerde ise biyoetiğe canlı merkezci bakışla yaklaşanların ise onu kendi başına yani yeni bir etik düşünüş olarak değil de canlı merkezci uygulamalı etik olarak ele almaktadırlar Bu bakımdan biyoetik kitabı alandaki boşluğu kapatarak biyoetik hakkında ortaya konan geniş çaplı bir araştırmadır Bununla birlikte biyoetiğin yeni bir etik olarak ele alınması gerektiği iddiasına dayanmaktadır Bu kitapla amaçlanan yeni bir etiğin mümkün olup olmadığını biyoetik üzerinden göstermeye çalışmaktır Böylece bir biyoetik tarihi betimlemesi de kaçınılmazdır Biyoetiğin tarihini serimlerken biyoetiğin ortaya çıkışı tıp etiği ile ilişkisi ve ele aldığı sorunlara daha detaylıca değinilmiştir Ancak burada değinmemiz gereken nokta biyoetiğin yaygın kullanımının tıp alanında biyomedikal alanlarda ve bilimsel araştırmalarda ortaya çıkan sorunlar üzerine odaklanan bir etik düşünüş olduğudur Bu ise az önce bahsetmiş olduğumuz iki yönlü tartışmadan ilki olan biyoetiğin insan merkezci mi yoksa canlı merkezci mi olduğu tartışmasının aslında incelediğimiz kadarıyla esas sorun olarak ilk kez burada ele alındığını göstermektedir Bu tartışmayı yaparken aynı zamanda sonuçta hedeflenen biyoetiğin insan merkezci de olsa canlı merkezci de olsa yeni bir etik olup olmadığını ortaya koyabilmektir Bu kitabın amaçları arasında öncelikle biyoetiğin yeni bir etik düşünüş gerektirdiğini ve klasik insan merkezci etiğin karşısında yer aldığını göstermeye çalışmaktır İkinci olarak yine bu amaç doğrultusunda günümüzdeki kullanıldığı anlamıyla uygulamalı bir etik olan biyoetik disiplininin eleştirisini yapmaktır Bu eleştiri biyoetiğin ortaya çıkış amacı dışında kullanılmakta olduğunu yani onun yeni bir etik düşünüş değil insan merkezci bir etik olduğunu göstermektir