Biyokapital — Kolektif

Biyokapital
Kolektif
Nika Yayınevi
Biyokapital
Kolektif
Bedenimiz bize ait olan son kale mi yoksa küresel piyasaların yeni hammadde sahası mı Sanayi kapitalizmi yüzyıllar boyunca insan emeğini dönüştürdü sömürdü ve metalaştırdı Ancak 21 yüzyıla adım attığımızda kapitalizmin iştahı fabrikanın duvarlarını aşarak yaşamın en mahrem alanına biyolojik varoluşumuza yöneldi Artık karşımızda sadece emeği değil canı geni dokuyu ve yaşam süresini birikim modeline dönüştüren yeni bir güç var Biyokapital Elinizdeki bu çalışma bedenin kutsallığından sıyrılıp parçalanabilir patentlenebilir ve satılabilir bir mülkiyet nesnesine dönüşümünü sarsıcı bir dille ele alıyor Tıbbi teknolojilerin sınır tanımaz ilerleyişi ve neoliberal politikaların kesişim noktasında sağlıklı yaşam arzusunun nasıl devasa bir endüstriye ölümün ise yönetilmesi gereken bir risk faktörüne evrildiğini gözler önüne seriyor Genetik veri bankalarından organ ticaretinin karanlık ağlarına taşıyıcı annelikten yaşamın uzatılmasına dair ütopik vaatlere kadar geniş bir spektrumu inceleyen BİYOKAPİTAL Beden Mülkiyet Yaşam Ölüm modern insanın karşı karşıya olduğu ontolojik krizi mercek altına alıyor Biyolojik sınırlarımız piyasa kuralları tarafından yeniden çizilirken şu can alıcı sorunun peşine düşüyor Bedenin mülkiyeti yaşamın denetimi ve ölümün zamanlaması piyasanın eline geçtiğinde insan onuruna ne olur Sosyoloji ekonomi politik ve biyoetik disiplinlerinin kavşağında duran bu eser sadece akademik bir inceleme değil aynı zamanda kendi bedeni ve geleceği üzerine düşünen herkes için bir yol haritası niteliğinde Yaşamın ve ölümün ekonomi politiğini anlamak bugünün dünyasında insan kalabilmenin koşullarını anlamaktır

Nika Yayınevi
Bedenimiz bize ait olan son kale mi yoksa küresel piyasaların yeni hammadde sahası mı Sanayi kapitalizmi yüzyıllar boyunca insan emeğini dönüştürdü sömürdü ve metalaştırdı Ancak 21 yüzyıla adım attığımızda kapitalizmin iştahı fabrikanın duvarlarını aşarak yaşamın en mahrem alanına biyolojik varoluşumuza yöneldi Artık karşımızda sadece emeği değil canı geni dokuyu ve yaşam süresini birikim modeline dönüştüren yeni bir güç var Biyokapital Elinizdeki bu çalışma bedenin kutsallığından sıyrılıp parçalanabilir patentlenebilir ve satılabilir bir mülkiyet nesnesine dönüşümünü sarsıcı bir dille ele alıyor Tıbbi teknolojilerin sınır tanımaz ilerleyişi ve neoliberal politikaların kesişim noktasında sağlıklı yaşam arzusunun nasıl devasa bir endüstriye ölümün ise yönetilmesi gereken bir risk faktörüne evrildiğini gözler önüne seriyor Genetik veri bankalarından organ ticaretinin karanlık ağlarına taşıyıcı annelikten yaşamın uzatılmasına dair ütopik vaatlere kadar geniş bir spektrumu inceleyen BİYOKAPİTAL Beden Mülkiyet Yaşam Ölüm modern insanın karşı karşıya olduğu ontolojik krizi mercek altına alıyor Biyolojik sınırlarımız piyasa kuralları tarafından yeniden çizilirken şu can alıcı sorunun peşine düşüyor Bedenin mülkiyeti yaşamın denetimi ve ölümün zamanlaması piyasanın eline geçtiğinde insan onuruna ne olur Sosyoloji ekonomi politik ve biyoetik disiplinlerinin kavşağında duran bu eser sadece akademik bir inceleme değil aynı zamanda kendi bedeni ve geleceği üzerine düşünen herkes için bir yol haritası niteliğinde Yaşamın ve ölümün ekonomi politiğini anlamak bugünün dünyasında insan kalabilmenin koşullarını anlamaktır

Nika Yayınevi
Bedenimiz bize ait olan son kale mi yoksa küresel piyasaların yeni hammadde sahası mı Sanayi kapitalizmi yüzyıllar boyunca insan emeğini dönüştürdü sömürdü ve metalaştırdı Ancak 21 yüzyıla adım attığımızda kapitalizmin iştahı fabrikanın duvarlarını aşarak yaşamın en mahrem alanına biyolojik varoluşumuza yöneldi Artık karşımızda sadece emeği değil canı geni dokuyu ve yaşam süresini birikim modeline dönüştüren yeni bir güç var Biyokapital Elinizdeki bu çalışma bedenin kutsallığından sıyrılıp parçalanabilir patentlenebilir ve satılabilir bir mülkiyet nesnesine dönüşümünü sarsıcı bir dille ele alıyor Tıbbi teknolojilerin sınır tanımaz ilerleyişi ve neoliberal politikaların kesişim noktasında sağlıklı yaşam arzusunun nasıl devasa bir endüstriye ölümün ise yönetilmesi gereken bir risk faktörüne evrildiğini gözler önüne seriyor Genetik veri bankalarından organ ticaretinin karanlık ağlarına taşıyıcı annelikten yaşamın uzatılmasına dair ütopik vaatlere kadar geniş bir spektrumu inceleyen BİYOKAPİTAL Beden Mülkiyet Yaşam Ölüm modern insanın karşı karşıya olduğu ontolojik krizi mercek altına alıyor Biyolojik sınırlarımız piyasa kuralları tarafından yeniden çizilirken şu can alıcı sorunun peşine düşüyor Bedenin mülkiyeti yaşamın denetimi ve ölümün zamanlaması piyasanın eline geçtiğinde insan onuruna ne olur Sosyoloji ekonomi politik ve biyoetik disiplinlerinin kavşağında duran bu eser sadece akademik bir inceleme değil aynı zamanda kendi bedeni ve geleceği üzerine düşünen herkes için bir yol haritası niteliğinde Yaşamın ve ölümün ekonomi politiğini anlamak bugünün dünyasında insan kalabilmenin koşullarını anlamaktır Tanıtım Bülteninden

Nika Yayınevi
Bedenimiz bize ait olan son kale mi yoksa küresel piyasaların yeni hammadde sahası mı Sanayi kapitalizmi yüzyıllar boyunca insan emeğini dönüştürdü sömürdü ve metalaştırdı Ancak 21 yüzyıla adım attığımızda kapitalizmin iştahı fabrikanın duvarlarını aşarak yaşamın en mahrem alanına biyolojik varoluşumuza yöneldi Artık karşımızda sadece emeği değil canı geni dokuyu ve yaşam süresini birikim modeline dönüştüren yeni bir güç var Biyokapital Elinizdeki bu çalışma bedenin kutsallığından sıyrılıp parçalanabilir patentlenebilir ve satılabilir bir mülkiyet nesnesine dönüşümünü sarsıcı bir dille ele alıyor Tıbbi teknolojilerin sınır tanımaz ilerleyişi ve neoliberal politikaların kesişim noktasında sağlıklı yaşam arzusunun nasıl devasa bir endüstriye ölümün ise yönetilmesi gereken bir risk faktörüne evrildiğini gözler önüne seriyor Genetik veri bankalarından organ ticaretinin karanlık ağlarına taşıyıcı annelikten yaşamın uzatılmasına dair ütopik vaatlere kadar geniş bir spektrumu inceleyen BİYOKAPİTAL Beden Mülkiyet Yaşam Ölüm modern insanın karşı karşıya olduğu ontolojik krizi mercek altına alıyor Biyolojik sınırlarımız piyasa kuralları tarafından yeniden çizilirken şu can alıcı sorunun peşine düşüyor Bedenin mülkiyeti yaşamın denetimi ve ölümün zamanlaması piyasanın eline geçtiğinde insan onuruna ne olur Sosyoloji ekonomi politik ve biyoetik disiplinlerinin kavşağında duran bu eser sadece akademik bir inceleme değil aynı zamanda kendi bedeni ve geleceği üzerine düşünen herkes için bir yol haritası niteliğinde Yaşamın ve ölümün ekonomi politiğini anlamak bugünün dünyasında insan kalabilmenin koşullarını anlamaktır

NİKA YAYINEVİ
Bedenimiz bize ait olan son kale mi yoksa küresel piyasaların yeni hammadde sahası mı Sanayi kapitalizmi yüzyıllar boyunca insan emeğini dönüştürdü sömürdü ve metalaştırdı Ancak 21 yüzyıla adım attığımızda kapitalizmin iştahı fabrikanın duvarlarını aşarak yaşamın en mahrem alanına biyolojik varoluşumuza yöneldi Artık karşımızda sadece emeği değil canı geni dokuyu ve yaşam süresini birikim modeline dönüştüren yeni bir güç var Biyokapital Elinizdeki bu çalışma bedenin kutsallığından sıyrılıp parçalanabilir patentlenebilir ve satılabilir bir mülkiyet nesnesine dönüşümünü sarsıcı bir dille ele alıyor Tıbbi teknolojilerin sınır tanımaz ilerleyişi ve neoliberal politikaların kesişim noktasında sağlıklı yaşam arzusunun nasıl devasa bir endüstriye ölümün ise yönetilmesi gereken bir risk faktörüne evrildiğini gözler önüne seriyor Genetik veri bankalarından organ ticaretinin karanlık ağlarına taşıyıcı annelikten yaşamın uzatılmasına dair ütopik vaatlere kadar geniş bir spektrumu inceleyen BİYOKAPİTAL Beden Mülkiyet Yaşam Ölüm modern insanın karşı karşıya olduğu ontolojik krizi mercek altına alıyor Biyolojik sınırlarımız piyasa kuralları tarafından yeniden çizilirken şu can alıcı sorunun peşine düşüyor Bedenin mülkiyeti yaşamın denetimi ve ölümün zamanlaması piyasanın eline geçtiğinde insan onuruna ne olur Sosyoloji ekonomi politik ve biyoetik disiplinlerinin kavşağında duran bu eser sadece akademik bir inceleme değil aynı zamanda kendi bedeni ve geleceği üzerine düşünen herkes için bir yol haritası niteliğinde Yaşamın ve ölümün ekonomi politiğini anlamak bugünün dünyasında insan kalabilmenin koşullarını anlamaktır

Nika Yayınevi
Bedenimiz bize ait olan son kale mi yoksa küresel piyasaların yeni hammadde sahası mı Sanayi kapitalizmi yüzyıllar boyunca insan emeğini dönüştürdü sömürdü ve metalaştırdı Ancak 21 yüzyıla adım attığımızda kapitalizmin iştahı fabrikanın duvarlarını aşarak yaşamın en mahrem alanına biyolojik varoluşumuza yöneldi Artık karşımızda sadece emeği değil canı geni dokuyu ve yaşam süresini birikim modeline dönüştüren yeni bir güç var Biyokapital Elinizdeki bu çalışma bedenin kutsallığından sıyrılıp parçalanabilir patentlenebilir ve satılabilir bir mülkiyet nesnesine dönüşümünü sarsıcı bir dille ele alıyor Tıbbi teknolojilerin sınır tanımaz ilerleyişi ve neoliberal politikaların kesişim noktasında sağlıklı yaşam arzusunun nasıl devasa bir endüstriye ölümün ise yönetilmesi gereken bir risk faktörüne evrildiğini gözler önüne seriyor Genetik veri bankalarından organ ticaretinin karanlık ağlarına taşıyıcı annelikten yaşamın uzatılmasına dair ütopik vaatlere kadar geniş bir spektrumu inceleyen BİYOKAPİTAL Beden Mülkiyet Yaşam Ölüm modern insanın karşı karşıya olduğu ontolojik krizi mercek altına alıyor Biyolojik sınırlarımız piyasa kuralları tarafından yeniden çizilirken şu can alıcı sorunun peşine düşüyor Bedenin mülkiyeti yaşamın denetimi ve ölümün zamanlaması piyasanın eline geçtiğinde insan onuruna ne olur Sosyoloji ekonomi politik ve biyoetik disiplinlerinin kavşağında duran bu eser sadece akademik bir inceleme değil aynı zamanda kendi bedeni ve geleceği üzerine düşünen herkes için bir yol haritası niteliğinde Yaşamın ve ölümün ekonomi politiğini anlamak bugünün dünyasında insan kalabilmenin koşullarını anlamaktır Tanıtım Bülteninden

Nika Yayınevi
Bedenimiz bize ait olan son kale mi yoksa küresel piyasaların yeni hammadde sahası mı Sanayi kapitalizmi yüzyıllar boyunca insan emeğini dönüştürdü sömürdü ve metalaştırdı Ancak 21 yüzyıla adım attığımızda kapitalizmin iştahı fabrikanın duvarlarını aşarak yaşamın en mahrem alanına biyolojik varoluşumuza yöneldi Artık karşımızda sadece emeği değil canı geni dokuyu ve yaşam süresini birikim modeline dönüştüren yeni bir güç var Biyokapital Elinizdeki bu çalışma bedenin kutsallığından sıyrılıp parçalanabilir patentlenebilir ve satılabilir bir mülkiyet nesnesine dönüşümünü sarsıcı bir dille ele alıyor Tıbbi teknolojilerin sınır tanımaz ilerleyişi ve neoliberal politikaların kesişim noktasında sağlıklı yaşam arzusunun nasıl devasa bir endüstriye ölümün ise yönetilmesi gereken bir risk faktörüne evrildiğini gözler önüne seriyor Genetik veri bankalarından organ ticaretinin karanlık ağlarına taşıyıcı annelikten yaşamın uzatılmasına dair ütopik vaatlere kadar geniş bir spektrumu inceleyen BİYOKAPİTAL Beden Mülkiyet Yaşam Ölüm modern insanın karşı karşıya olduğu ontolojik krizi mercek altına alıyor Biyolojik sınırlarımız piyasa kuralları tarafından yeniden çizilirken şu can alıcı sorunun peşine düşüyor Bedenin mülkiyeti yaşamın denetimi ve ölümün zamanlaması piyasanın eline geçtiğinde insan onuruna ne olur Sosyoloji ekonomi politik ve biyoetik disiplinlerinin kavşağında duran bu eser sadece akademik bir inceleme değil aynı zamanda kendi bedeni ve geleceği üzerine düşünen herkes için bir yol haritası niteliğinde Yaşamın ve ölümün ekonomi politiğini anlamak bugünün dünyasında insan kalabilmenin koşullarını anlamaktır

Nika Yayınevi
Bedenimiz bize ait olan son kale mi yoksa küresel piyasaların yeni hammadde sahası mı Sanayi kapitalizmi yüzyıllar boyunca insan emeğini dönüştürdü sömürdü ve metalaştırdı Ancak 21 yüzyıla adım attığımızda kapitalizmin iştahı fabrikanın duvarlarını aşarak yaşamın en mahrem alanına biyolojik varoluşumuza yöneldi Artık karşımızda sadece emeği değil canı geni dokuyu ve yaşam süresini birikim modeline dönüştüren yeni bir güç var Biyokapital Elinizdeki bu çalışma bedenin kutsallığından sıyrılıp parçalanabilir patentlenebilir ve satılabilir bir mülkiyet nesnesine dönüşümünü sarsıcı bir dille ele alıyor Tıbbi teknolojilerin sınır tanımaz ilerleyişi ve neoliberal politikaların kesişim noktasında sağlıklı yaşam arzusunun nasıl devasa bir endüstriye ölümün ise yönetilmesi gereken bir risk faktörüne evrildiğini gözler önüne seriyor Genetik veri bankalarından organ ticaretinin karanlık ağlarına taşıyıcı annelikten yaşamın uzatılmasına dair ütopik vaatlere kadar geniş bir spektrumu inceleyen BİYOKAPİTAL Beden Mülkiyet Yaşam Ölüm modern insanın karşı karşıya olduğu ontolojik krizi mercek altına alıyor Biyolojik sınırlarımız piyasa kuralları tarafından yeniden çizilirken şu can alıcı sorunun peşine düşüyor Bedenin mülkiyeti yaşamın denetimi ve ölümün zamanlaması piyasanın eline geçtiğinde insan onuruna ne olur Sosyoloji ekonomi politik ve biyoetik disiplinlerinin kavşağında duran bu eser sadece akademik bir inceleme değil aynı zamanda kendi bedeni ve geleceği üzerine düşünen herkes için bir yol haritası niteliğinde Yaşamın ve ölümün ekonomi politiğini anlamak bugünün dünyasında insan kalabilmenin koşullarını anlamaktır

Nika Yayınevi
Bedenimiz bize ait olan son kale mi yoksa küresel piyasaların yeni hammadde sahası mı Sanayi kapitalizmi yüzyıllar boyunca insan emeğini dönüştürdü sömürdü ve metalaştırdı Ancak 21 yüzyıla adım attığımızda kapitalizmin iştahı fabrikanın duvarlarını aşarak yaşamın en mahrem alanına biyolojik varoluşumuza yöneldi Artık karşımızda sadece emeği değil canı geni dokuyu ve yaşam süresini birikim modeline dönüştüren yeni bir güç var Biyokapital Elinizdeki bu çalışma bedenin kutsallığından sıyrılıp parçalanabilir patentlenebilir ve satılabilir bir mülkiyet nesnesine dönüşümünü sarsıcı bir dille ele alıyor Tıbbi teknolojilerin sınır tanımaz ilerleyişi ve neoliberal politikaların kesişim noktasında sağlıklı yaşam arzusunun nasıl devasa bir endüstriye ölümün ise yönetilmesi gereken bir risk faktörüne evrildiğini gözler önüne seriyor Genetik veri bankalarından organ ticaretinin karanlık ağlarına taşıyıcı annelikten yaşamın uzatılmasına dair ütopik vaatlere kadar geniş bir spektrumu inceleyen BİYOKAPİTAL Beden Mülkiyet Yaşam Ölüm modern insanın karşı karşıya olduğu ontolojik krizi mercek altına alıyor Biyolojik sınırlarımız piyasa kuralları tarafından yeniden çizilirken şu can alıcı sorunun peşine düşüyor Bedenin mülkiyeti yaşamın denetimi ve ölümün zamanlaması piyasanın eline geçtiğinde insan onuruna ne olur Sosyoloji ekonomi politik ve biyoetik disiplinlerinin kavşağında duran bu eser sadece akademik bir inceleme değil aynı zamanda kendi bedeni ve geleceği üzerine düşünen herkes için bir yol haritası niteliğinde Yaşamın ve ölümün ekonomi politiğini anlamak bugünün dünyasında insan kalabilmenin koşullarını anlamaktır

Nika Yayınevi
Bedenimiz bize ait olan son kale mi yoksa küresel piyasaların yeni hammadde sahası mı Sanayi kapitalizmi yüzyıllar boyunca insan emeğini dönüştürdü sömürdü ve metalaştırdı Ancak 21 yüzyıla adım attığımızda kapitalizmin iştahı fabrikanın duvarlarını aşarak yaşamın en mahrem alanına biyolojik varoluşumuza yöneldi Artık karşımızda sadece emeği değil canı geni dokuyu ve yaşam süresini birikim modeline dönüştüren yeni bir güç var Biyokapital Elinizdeki bu çalışma bedenin kutsallığından sıyrılıp parçalanabilir patentlenebilir ve satılabilir bir mülkiyet nesnesine dönüşümünü sarsıcı bir dille ele alıyor Tıbbi teknolojilerin sınır tanımaz ilerleyişi ve neoliberal politikaların kesişim noktasında sağlıklı yaşam arzusunun nasıl devasa bir endüstriye ölümün ise yönetilmesi gereken bir risk faktörüne evrildiğini gözler önüne seriyor Genetik veri bankalarından organ ticaretinin karanlık ağlarına taşıyıcı annelikten yaşamın uzatılmasına dair ütopik vaatlere kadar geniş bir spektrumu inceleyen BİYOKAPİTAL Beden Mülkiyet Yaşam Ölüm modern insanın karşı karşıya olduğu ontolojik krizi mercek altına alıyor Biyolojik sınırlarımız piyasa kuralları tarafından yeniden çizilirken şu can alıcı sorunun peşine düşüyor Bedenin mülkiyeti yaşamın denetimi ve ölümün zamanlaması piyasanın eline geçtiğinde insan onuruna ne olur Sosyoloji ekonomi politik ve biyoetik disiplinlerinin kavşağında duran bu eser sadece akademik bir inceleme değil aynı zamanda kendi bedeni ve geleceği üzerine düşünen herkes için bir yol haritası niteliğinde Yaşamın ve ölümün ekonomi politiğini anlamak bugünün dünyasında insan kalabilmenin koşullarını anlamaktır