Bizi Bize Vurdurttular — Bilal Bütün

Bizi Bize Vurdurttular
Bilal BütünGülnar Yayınları
Bizi Bize Vurdurttular
Bilal BütünBu kitap yakın tarihimizin en gürültülü yıllarına dışarıdan bakma cesaretini gösteren bir anlatıdır Yetmişli yıllar hâlâ adını andığımızda sesini yükselttiğimiz ama üzerine sakinlikle düşünmekten kaçındığımız bir zaman dilimi olarak belleğimizde durur O yıllar hakkında çok şey söylendi sloganlar üretildi taraflar belirlendi suçlular ve kahramanlar hızla paylaştırıldı Ne var ki yaşananların bütünüyle anlaşılması için gürültünün değil suskunluğun içinden konuşan metinlere ihtiyaç vardı Bu kitap tam da bu ihtiyacın içinden doğmuştur Belgesel anı roman türünün sunduğu imkânla metin ne salt bir kurmaca ne de kuru bir tarih anlatısıdır Yaşanmışlıkların izini sürerken tanıklığı esas alıyor fakat tanıklığı kutsamayıp sorguluyor Okuru bir tarafın yanına çağırmayıp aksine onu yıllar boyunca doğru kabul edilerek benimsetilen düşünce kalıplarını yeniden gözden geçirmeye davet ediyor Bu yönüyle metin bir hesaplaşmadan çok bir yüzleşme teklifidir

GÜLNAR YAYINLARI
Bu kitap yakın tarihimizin en gürültülü yıllarına dışarıdan bakma cesaretini gösteren bir anlatıdır Yetmişli yıllar hâlâ adını andığımızda sesini yükselttiğimiz ama üzerine sakinlikle düşünmekten kaçındığımız bir zaman dilimi olarak belleğimizde durur O yıllar hakkında çok şey söylendi sloganlar üretildi taraflar belirlendi suçlular ve kahramanlar hızla paylaştırıldı Ne var ki yaşananların bütünüyle anlaşılması için gürültünün değil suskunluğun içinden konuşan metinlere ihtiyaç vardı Bu kitap tam da bu ihtiyacın içinden doğmuştur Belgesel anı roman türünün sunduğu imkânla metin ne salt bir kurmaca ne de kuru bir tarih anlatısıdır Yaşanmışlıkların izini sürerken tanıklığı esas alıyor fakat tanıklığı kutsamayıp sorguluyor Okuru bir tarafın yanına çağırmayıp aksine onu yıllar boyunca doğru kabul edilerek benimsetilen düşünce kalıplarını yeniden gözden geçirmeye davet ediyor Bu yönüyle metin bir hesaplaşmadan çok bir yüzleşme teklifidir Romanda dikkat çeken en önemli unsur çatışmanın merkezinde görünen aktörlerden ziyade çatışmanın zeminini hazırlayan kabullerin ısrarla sorgulanmasıdır İdeolojilerin örgütlerin sloganların ardında kalan insan hâli düşünmenin yerini itaate bıraktığı anlar birey olmanın neden ve nasıl ertelendiği sorusu metnin omurgasını oluşturuyor Anlatı kim haklıydı sorusundan bilinçli olarak uzak durup onun yerine neden bu kadar kolay yönlendirildik sorusunu diri tutmakta Bu kitap yetmişli yılları yaşamış olanlar için bir hatırlama yaşamamış olanlar için ise bir anlama imkânı sunuyor Okur anlatılanları kabul etmek zorunda değildir hatta bazı bölümlerde itiraz etmesi kaçınılmazdır Ancak bu itiraz bile metnin amaçladığı düşünsel hareketin bir parçasıdır Çünkü bu romanın asıl derdi ikna etmek değil düşündürmektir Bugün hâlâ geçmişin yüküyle konuşuyor geçmişin diliyle tartışıyorsak bu tür metinlere kulak vermek bir tercih değil bir zorunluluktur Elinizdeki eser kolay okunan ama kolay hazmedilen bir metin değildir Zaman ister durup düşünmeyi gerektirir Belki de en çok bu yüzden değerlidir Bu kitabın okurunu hazır cevaplarla değil zor sorularla baş başa bırakması dileğiyle Prof Dr Selcen Köse Çiftçi

Gülnar Yayınları
Bu kitap yakın tarihimizin en gürültülü yıllarına dışarıdan bakma cesaretini gösteren bir anlatıdır Yetmişli yıllar hâlâ adını andığımızda sesini yükselttiğimiz ama üzerine sakinlikle düşünmekten kaçındığımız bir zaman dilimi olarak belleğimizde durur O yıllar hakkında çok şey söylendi sloganlar üretildi taraflar belirlendi suçlular ve kahramanlar hızla paylaştırıldı Ne var ki yaşananların bütünüyle anlaşılması için gürültünün değil suskunluğun içinden konuşan metinlere ihtiyaç vardı Bu kitap tam da bu ihtiyacın içinden doğmuştur Belgesel anı roman türünün sunduğu imkânla metin ne salt bir kurmaca ne de kuru bir tarih anlatısıdır Yaşanmışlıkların izini sürerken tanıklığı esas alıyor fakat tanıklığı kutsamayıp sorguluyor Okuru bir tarafın yanına çağırmayıp aksine onu yıllar boyunca doğru kabul edilerek benimsetilen düşünce kalıplarını yeniden gözden geçirmeye davet ediyor Bu yönüyle metin bir hesaplaşmadan çok bir yüzleşme teklifidir Romanda dikkat çeken en önemli unsur çatışmanın merkezinde görünen aktörlerden ziyade çatışmanın zeminini hazırlayan kabullerin ısrarla sorgulanmasıdır İdeolojilerin örgütlerin sloganların ardında kalan insan hâli düşünmenin yerini itaate bıraktığı anlar birey olmanın neden ve nasıl ertelendiği sorusu metnin omurgasını oluşturuyor Anlatı kim haklıydı sorusundan bilinçli olarak uzak durup onun yerine neden bu kadar kolay yönlendirildik sorusunu diri tutmakta Bu kitap yetmişli yılları yaşamış olanlar için bir hatırlama yaşamamış olanlar için ise bir anlama imkânı sunuyor Okur anlatılanları kabul etmek zorunda değildir hatta bazı bölümlerde itiraz etmesi kaçınılmazdır Ancak bu itiraz bile metnin amaçladığı düşünsel hareketin bir parçasıdır Çünkü bu romanın asıl derdi ikna etmek değil düşündürmektir Bugün hâlâ geçmişin yüküyle konuşuyor geçmişin diliyle tartışıyorsak bu tür metinlere kulak vermek bir tercih değil bir zorunluluktur Elinizdeki eser kolay okunan ama kolay hazmedilen bir metin değildir Zaman ister durup düşünmeyi gerektirir Belki de en çok bu yüzden değerlidir Bu kitabın okurunu hazır cevaplarla değil zor sorularla baş başa bırakması dileğiyle Prof Dr Selcen Köse Çiftçi

Gülnar Yayınları
Bu kitap yakın tarihimizin en gürültülü yıllarına dışarıdan bakma cesaretini gösteren bir anlatıdır Yetmişli yıllar hâlâ adını andığımızda sesini yükselttiğimiz ama üzerine sakinlikle düşünmekten kaçındığımız bir zaman dilimi olarak belleğimizde durur O yıllar hakkında çok şey söylendi sloganlar üretildi taraflar belirlendi suçlular ve kahramanlar hızla paylaştırıldı Ne var ki yaşananların bütünüyle anlaşılması için gürültünün değil suskunluğun içinden konuşan metinlere ihtiyaç vardı Bu kitap tam da bu ihtiyacın içinden doğmuştur Belgesel anı roman türünün sunduğu imkânla metin ne salt bir kurmaca ne de kuru bir tarih anlatısıdır Yaşanmışlıkların izini sürerken tanıklığı esas alıyor fakat tanıklığı kutsamayıp sorguluyor Okuru bir tarafın yanına çağırmayıp aksine onu yıllar boyunca doğru kabul edilerek benimsetilen düşünce kalıplarını yeniden gözden geçirmeye davet ediyor Bu yönüyle metin bir hesaplaşmadan çok bir yüzleşme teklifidir Romanda dikkat çeken en önemli unsur çatışmanın merkezinde görünen aktörlerden ziyade çatışmanın zeminini hazırlayan kabullerin ısrarla sorgulanmasıdır İdeolojilerin örgütlerin sloganların ardında kalan insan hâli düşünmenin yerini itaate bıraktığı anlar birey olmanın neden ve nasıl ertelendiği sorusu metnin omurgasını oluşturuyor Anlatı kim haklıydı sorusundan bilinçli olarak uzak durup onun yerine neden bu kadar kolay yönlendirildik sorusunu diri tutmakta Bu kitap yetmişli yılları yaşamış olanlar için bir hatırlama yaşamamış olanlar için ise bir anlama imkânı sunuyor Okur anlatılanları kabul etmek zorunda değildir hatta bazı bölümlerde itiraz etmesi kaçınılmazdır Ancak bu itiraz bile metnin amaçladığı düşünsel hareketin bir parçasıdır Çünkü bu romanın asıl derdi ikna etmek değil düşündürmektir Bugün hâlâ geçmişin yüküyle konuşuyor geçmişin diliyle tartışıyorsak bu tür metinlere kulak vermek bir tercih değil bir zorunluluktur Elinizdeki eser kolay okunan ama kolay hazmedilen bir metin değildir Zaman ister durup düşünmeyi gerektirir Belki de en çok bu yüzden değerlidir Bu kitabın okurunu hazır cevaplarla değil zor sorularla baş başa bırakması dileğiyle Prof Dr Selcen Köse Çiftçi Tanıtım Bülteninden

Gülnar Yayınları
Bu kitap yakın tarihimizin en gürültülü yıllarına dışarıdan bakma cesaretini gösteren bir anlatıdır Yetmişli yıllar hâlâ adını andığımızda sesini yükselttiğimiz ama üzerine sakinlikle düşünmekten kaçındığımız bir zaman dilimi olarak belleğimizde durur O yıllar hakkında çok şey söylendi sloganlar üretildi taraflar belirlendi suçlular ve kahramanlar hızla paylaştırıldı Ne var ki yaşananların bütünüyle anlaşılması için gürültünün değil suskunluğun içinden konuşan metinlere ihtiyaç vardı Bu kitap tam da bu ihtiyacın içinden doğmuştur Belgesel anı roman türünün sunduğu imkânla metin ne salt bir kurmaca ne de kuru bir tarih anlatısıdır Yaşanmışlıkların izini sürerken tanıklığı esas alıyor fakat tanıklığı kutsamayıp sorguluyor Okuru bir tarafın yanına çağırmayıp aksine onu yıllar boyunca doğru kabul edilerek benimsetilen düşünce kalıplarını yeniden gözden geçirmeye davet ediyor Bu yönüyle metin bir hesaplaşmadan çok bir yüzleşme teklifidir Romanda dikkat çeken en önemli unsur çatışmanın merkezinde görünen aktörlerden ziyade çatışmanın zeminini hazırlayan kabullerin ısrarla sorgulanmasıdır İdeolojilerin örgütlerin sloganların ardında kalan insan hâli düşünmenin yerini itaate bıraktığı anlar birey olmanın neden ve nasıl ertelendiği sorusu metnin omurgasını oluşturuyor Anlatı kim haklıydı sorusundan bilinçli olarak uzak durup onun yerine neden bu kadar kolay yönlendirildik sorusunu diri tutmakta Bu kitap yetmişli yılları yaşamış olanlar için bir hatırlama yaşamamış olanlar için ise bir anlama imkânı sunuyor Okur anlatılanları kabul etmek zorunda değildir hatta bazı bölümlerde itiraz etmesi kaçınılmazdır Ancak bu itiraz bile metnin amaçladığı düşünsel hareketin bir parçasıdır Çünkü bu romanın asıl derdi ikna etmek değil düşündürmektir Bugün hâlâ geçmişin yüküyle konuşuyor geçmişin diliyle tartışıyorsak bu tür metinlere kulak vermek bir tercih değil bir zorunluluktur Elinizdeki eser kolay okunan ama kolay hazmedilen bir metin değildir Zaman ister durup düşünmeyi gerektirir Belki de en çok bu yüzden değerlidir Bu kitabın okurunu hazır cevaplarla değil zor sorularla baş başa bırakması dileğiyle Prof Dr Selcen Köse Çiftçi

Gülnar Yayınları
Bu kitap yakın tarihimizin en gürültülü yıllarına dışarıdan bakma cesaretini gösteren bir anlatıdır Yetmişli yıllar hâlâ adını andığımızda sesini yükselttiğimiz ama üzerine sakinlikle düşünmekten kaçındığımız bir zaman dilimi olarak belleğimizde durur O yıllar hakkında çok şey söylendi sloganlar üretildi taraflar belirlendi suçlular ve kahramanlar hızla paylaştırıldı Ne var ki yaşananların bütünüyle anlaşılması için gürültünün değil suskunluğun içinden konuşan metinlere ihtiyaç vardı Bu kitap tam da bu ihtiyacın içinden doğmuştur Belgesel anı roman türünün sunduğu imkânla metin ne salt bir kurmaca ne de kuru bir tarih anlatısıdır Yaşanmışlıkların izini sürerken tanıklığı esas alıyor fakat tanıklığı kutsamayıp sorguluyor Okuru bir tarafın yanına çağırmayıp aksine onu yıllar boyunca doğru kabul edilerek benimsetilen düşünce kalıplarını yeniden gözden geçirmeye davet ediyor Bu yönüyle metin bir hesaplaşmadan çok bir yüzleşme teklifidir Romanda dikkat çeken en önemli unsur çatışmanın merkezinde görünen aktörlerden ziyade çatışmanın zeminini hazırlayan kabullerin ısrarla sorgulanmasıdır İdeolojilerin örgütlerin sloganların ardında kalan insan hâli düşünmenin yerini itaate bıraktığı anlar birey olmanın neden ve nasıl ertelendiği sorusu metnin omurgasını oluşturuyor Anlatı kim haklıydı sorusundan bilinçli olarak uzak durup onun yerine neden bu kadar kolay yönlendirildik sorusunu diri tutmakta Bu kitap yetmişli yılları yaşamış olanlar için bir hatırlama yaşamamış olanlar için ise bir anlama imkânı sunuyor Okur anlatılanları kabul etmek zorunda değildir hatta bazı bölümlerde itiraz etmesi kaçınılmazdır Ancak bu itiraz bile metnin amaçladığı düşünsel hareketin bir parçasıdır Çünkü bu romanın asıl derdi ikna etmek değil düşündürmektir Bugün hâlâ geçmişin yüküyle konuşuyor geçmişin diliyle tartışıyorsak bu tür metinlere kulak vermek bir tercih değil bir zorunluluktur Elinizdeki eser kolay okunan ama kolay hazmedilen bir metin değildir Zaman ister durup düşünmeyi gerektirir Belki de en çok bu yüzden değerlidir Bu kitabın okurunu hazır cevaplarla değil zor sorularla baş başa bırakması dileğiyle Prof Dr Selcen Köse Çiftçi

Gülnar
Bu kitap yakın tarihimizin en gürültülü yıllarına dışarıdan bakma cesaretini gösteren bir anlatıdır Yetmişli yıllar hâlâ adını andığımızda sesini yükselttiğimiz ama üzerine sakinlikle düşünmekten kaçındığımız bir zaman dilimi olarak belleğimizde durur O yıllar hakkında çok şey söylendi sloganlar üretildi taraflar belirlendi suçlular ve kahramanlar hızla paylaştırıldı Ne var ki yaşananların bütünüyle anlaşılması için gürültünün değil suskunluğun içinden konuşan metinlere ihtiyaç vardı Bu kitap tam da bu ihtiyacın içinden doğmuştur Belgesel anı roman türünün sunduğu imkânla metin ne salt bir kurmaca ne de kuru bir tarih anlatısıdır Yaşanmışlıkların izini sürerken tanıklığı esas alıyor fakat tanıklığı kutsamayıp sorguluyor Okuru bir tarafın yanına çağırmayıp aksine onu yıllar boyunca doğru kabul edilerek benimsetilen düşünce kalıplarını yeniden gözden geçirmeye davet ediyor Bu yönüyle metin bir hesaplaşmadan çok bir yüzleşme teklifidir