Boğaziçi nde Yalılar İnsanlar — Murat Belge

Boğaziçi nde Yalılar İnsanlar
Murat Belgeİletişim Yayınevi
Boğaziçi nde Yalılar İnsanlar
Murat BelgeMurat Belge tarafından kaleme alınan Boğaziçi nde Yalılar İnsanlar İletişim Yayınevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Boğaziçi nde Yalılar İnsanlar Murat Belge Kitap Özeti Bir Boğaziçi Tarihi değil bu yalıların mimarî özellikleri üzerine bir kitap da değil Yalılardan çok yalılarda yaşayanların kişilikleri ve hayatları üzerine bir kitap Yapmaya çalıştığım şeyi Çelik Gülersoya anlattığımda Anladım demişti Binadan çok zina yazacaksın Her ne kadar mimarî bir iddiası olmasa da Boğaz ve yalılarla ilgili bir şey yazan insan artık iyice sayıları artan yeni beton zevksiz yapılarla ilgilenmek istemiyor Sonunda bina anlatmasan da anlattığın insanların oturduğu konutlar mimarî özellikleriyle ilginç ve çekici olmalı Bu zorunlu kararı verince böyle güzelliklere sahip yapıların bir kaç istisna dışında geçen yüzyıldan kalma olduğu görülüyor Sözü geçen insanların çoğu da hiç değilse doğum yıllarıyla o yüzyılın insanları Tabiî epeycesinin hayatı bu yüzyılda da devam etmiş Dolayısıyla sonuçta ortaya çıkan şey dedikodu düzeyinde bir Ondokuzuncu Yüzyıl Tarihi oluyor dedikodu derken bunu küçümsemiyorum çünkü bence en ciddi tarihçilik en fazla dedikoduyu içermeli Osmanlının son döneminde ve Cumhuriyet boyunca bu ülkede adı geçen herkes bir şekilde Boğaziçiyle bağlantılı olmuş Fransızca histoire kelimesi hem tarih hem de hikaye anlamına gelir İşte bu kitap da tam bu kesişme noktasına oturmak üzere yazıldı Yayınevi İletişim Yayınevi Yazar Murat Belge Sayfa 288 Sayfa Kağıt 1 Hamur Ciltli Boyut 24 50x30 50 cm Basım Yılı 2013 Barkod 9789754704655 Kategori Grafik Sanatlar İstanbul Rehberi Mimarlık Osmanlı Tarihi

İletişim Yayınları
Bir Boğaziçi Tarihi değil bu yalıların mimarî özellikleri üzerine bir kitap da değil Yalılardan çok yalılarda yaşayanların kişilikleri ve hayatları üzerine bir kitap Yapmaya çalıştığım şeyi Çelik Gülersoy a anlattığımda Anladım demişti Binadan çok zina yazacaksın Her ne kadar mimarî bir iddiası olmasa da Boğaz ve yalılarla ilgili bir şey yazan insan artık iyice sayıları artan yeni beton zevksiz yapılarla ilgilenmek istemiyor Sonunda bina anlatmasan da anlattığın insanların oturduğu konutlar mimarî özellikleriyle ilginç ve çekici olmalı Bu zorunlu kararı verince böyle güzelliklere sahip yapıların bir kaç istisna dışında geçen yüzyıldan kalma olduğu görülüyor Sözü geçen insanların çoğu da hiç değilse doğum yıllarıyla o yüzyılın insanları Tabiî epeycesinin hayatı bu yüzyılda da devam etmiş Dolayısıyla sonuçta ortaya çıkan şey dedikodu düzeyinde bir Ondokuzuncu Yüzyıl Tarihi oluyor dedikodu derken bunu küçümsemiyorum çünkü bence en ciddi tarihçilik en fazla dedikoduyu içermeli Osmanlı nın son döneminde ve Cumhuriyet boyunca bu ülkede adı geçen herkes bir şekilde Boğaziçi yle bağlantılı olmuş Fransızca historie kelimesi hem tarih hem de hikaye anlamına gelir İşte bu kitap da tam bu kesişme noktasına oturmak üzere yazıldı

İletişim Yayınları
Bir Boğaziçi Tarihi değil bu yalıların mimarî özellikleri üzerine bir kitap da değil Yalılardan çok yalılarda yaşayanların kişilikleri ve hayatları üzerine bir kitap Yapmaya çalıştığım şeyi Çelik Gülersoy a anlattığımda Anladım demişti Binadan çok zina yazacaksın Her ne kadar mimarî bir iddiası olmasa da Boğaz ve yalılarla ilgili bir şey yazan insan artık iyice sayıları artan yeni beton zevksiz yapılarla ilgilenmek istemiyor Sonunda bina anlatmasan da anlattığın insanların oturduğu konutlar mimarî özellikleriyle ilginç ve çekici olmalı Bu zorunlu kararı verince böyle güzelliklere sahip yapıların bir kaç istisna dışında geçen yüzyıldan kalma olduğu görülüyor Sözü geçen insanların çoğu da hiç değilse doğum yıllarıyla o yüzyılın insanları Tabiî epeycesinin hayatı bu yüzyılda da devam etmiş Dolayısıyla sonuçta ortaya çıkan şey dedikodu düzeyinde bir Ondokuzuncu Yüzyıl Tarihi oluyor dedikodu derken bunu küçümsemiyorum çünkü bence en ciddi tarihçilik en fazla dedikoduyu içermeli Osmanlı nın son döneminde ve Cumhuriyet boyunca bu ülkede adı geçen herkes bir şekilde Boğaziçi yle bağlantılı olmuş Fransızca historie kelimesi hem tarih hem de hikaye anlamına gelir İşte bu kitap da tam bu kesişme noktasına oturmak üzere yazıldı Kişiliğimizin en temel boyutlarından biri olan kendimize saygı her zaman bilincinde olamadığımız ölçüde nazik soyut ve karmaşık bir olgudur Kendine kendimize saygı Kendimizi nasıl görüyoruz Gördüğümüzü beğeniyor muyuz beğenmiyor muyuz Kendimize karşı bu yargılayan bakışımız ruh sağlığımız açısından yaşamsal bir öneme sahiptir Bu konudaki yanıtımız olumluysa insan kendini daha iyi hisseder ve yaşamın zorluklarına daha kolay direnç gösterir Ama verdiğimiz yanıt negatif öğeleri içeriyorsa kişinin yaşamını altüst edebilecek sıkıntı ve rahatsızlıklar kapının eşiğindedir artık Bu nedenle kendine saygı kavramını daha iyi anlayabilmek için zaman harcamak boş ve yararsız bir çaba değildir hatta verimli ve yararlı bir uğraştır İletişim okurunun Zor Kişiliklerle Yaşamak adlı kitaplarından tanıdığı psikiyatr Christophe André ve François Lelord bu yeni çalışmalarında aynı benzersiz üslûplarıyla kendine saygı olgusunu tüm yönleriyle ailede iş yaşamında evlilikte vb ele alırken kitabın içeriğini daha da zenginleştiren anket ve değerlendirme sonuçlarıyla çalışmalarına okuyucularını etkin bir biçimde katmayı başarıyorlar Tanıtım Bülteninden

İletişim Yayınları - İstanbul Dizisi
Bir Boğaziçi Tarihi değil bu yalıların mimarî özellikleri üzerine bir kitap da değil Yalılardan çok yalılarda yaşayanların kişilikleri ve hayatları üzerine bir kitap Yapmaya çalıştığım şeyi Çelik Gülersoy a anlattığımda Anladım demişti Binadan çok zina yazacaksın Her ne kadar mimarî bir iddiası olmasa da Boğaz ve yalılarla ilgili bir şey yazan insan artık iyice sayıları artan yeni beton zevksiz yapılarla ilgilenmek istemiyor Sonunda bina anlatmasan da anlattığın insanların oturduğu konutlar mimarî özellikleriyle ilginç ve çekici olmalı Bu zorunlu kararı verince böyle güzelliklere sahip yapıların bir kaç istisna dışında geçen yüzyıldan kalma olduğu görülüyor Sözü geçen insanların çoğu da hiç değilse doğum yıllarıyla o yüzyılın insanları Tabiî epeycesinin hayatı bu yüzyılda da devam etmiş Dolayısıyla sonuçta ortaya çıkan şey dedikodu düzeyinde bir Ondokuzuncu Yüzyıl Tarihi oluyor dedikodu derken bunu küçümsemiyorum çünkü bence en ciddi tarihçilik en fazla dedikoduyu içermeli Osmanlı nın son döneminde ve Cumhuriyet boyunca bu ülkede adı geçen herkes bir şekilde Boğaziçi yle bağlantılı olmuş Fransızca historie kelimesi hem tarih hem de hikaye anlamına gelir İşte bu kitap da tam bu kesişme noktasına oturmak üzere yazıldı Kişiliğimizin en temel boyutlarından biri olan kendimize saygı her zaman bilincinde olamadığımız ölçüde nazik soyut ve karmaşık bir olgudur Kendine kendimize saygı Kendimizi nasıl görüyoruz Gördüğümüzü beğeniyor muyuz beğenmiyor muyuz Kendimize karşı bu yargılayan bakışımız ruh sağlığımız açısından yaşamsal bir öneme sahiptir Bu konudaki yanıtımız olumluysa insan kendini daha iyi hisseder ve yaşamın zorluklarına daha kolay direnç gösterir Ama verdiğimiz yanıt negatif öğeleri içeriyorsa kişinin yaşamını altüst edebilecek sıkıntı ve rahatsızlıklar kapının eşiğindedir artık Bu nedenle kendine saygı kavramını daha iyi anlayabilmek için zaman harcamak boş ve yararsız bir çaba değildir hatta verimli ve yararlı bir uğraştır İletişim okurunun Zor Kişiliklerle Yaşamak adlı kitaplarından tanıdığı psikiyatr Christophe André ve François Lelord bu yeni çalışmalarında aynı benzersiz üslûplarıyla kendine saygı olgusunu tüm yönleriyle ailede iş yaşamında evlilikte vb ele alırken kitabın içeriğini daha da zenginleştiren anket ve değerlendirme sonuçlarıyla çalışmalarına okuyucularını etkin bir biçimde katmayı başarıyorlar Tanıtım Bülteninden

İletişim Yayınları
Bir Boğaziçi Tarihi değil bu yalıların mimarî özellikleri üzerine bir kitap da değil Yalılardan çok yalılarda yaşayanların kişilikleri ve hayatları üzerine bir kitap Yapmaya çalıştığım şeyi Çelik Gülersoy a anlattığımda Anladım demişti Binadan çok zina yazacaksın Her ne kadar mimarî bir iddiası olmasa da Boğaz ve yalılarla ilgili bir şey yazan insan artık iyice sayıları artan yeni beton zevksiz yapılarla ilgilenmek istemiyor Sonunda bina anlatmasan da anlattığın insanların oturduğu konutlar mimarî özellikleriyle ilginç ve çekici olmalı Bu zorunlu kararı verince böyle güzelliklere sahip yapıların bir kaç istisna dışında geçen yüzyıldan kalma olduğu görülüyor Sözü geçen insanların çoğu da hiç değilse doğum yıllarıyla o yüzyılın insanları Tabiî epeycesinin hayatı bu yüzyılda da devam etmiş Dolayısıyla sonuçta ortaya çıkan şey dedikodu düzeyinde bir Ondokuzuncu Yüzyıl Tarihi oluyor dedikodu derken bunu küçümsemiyorum çünkü bence en ciddi tarihçilik en fazla dedikoduyu içermeli Osmanlı nın son döneminde ve Cumhuriyet boyunca bu ülkede adı geçen herkes bir şekilde Boğaziçi yle bağlantılı olmuş Fransızca histoire kelimesi hem tarih hem de hikaye anlamına gelir İşte bu kitap da tam bu kesişme noktasına oturmak üzere yazıldı
Boğaziçi nde Yalılar İnsanlar
Murat Belge
İletişim Yayınevi
Bir Boğaziçi Tarihi değil bu yalıların mimarî özellikleri üzerine bir kitap da değil Yalılardan çok yalılarda yaşayanların kişilikleri ve hayatları üzerine bir kitap Yapmaya çalıştığım şeyi Çelik Gülersoy a anlattığımda Anladım demişti Binadan çok zina yazacaksın Her ne kadar mimarî bir iddiası olmasa da Boğaz ve yalılarla ilgili bir şey yazan insan artık iyice sayıları artan yeni beton zevksiz yapılarla ilgilenmek istemiyor Sonunda bina anlatmasan da anlattığın insanların oturduğu konutlar mimarî özellikleriyle ilginç ve çekici olmalı Bu zorunlu kararı verince böyle güzelliklere sahip yapıların bir kaç istisna dışında geçen yüzyıldan kalma olduğu görülüyor Sözü geçen insanların çoğu da hiç değilse doğum yıllarıyla o yüzyılın insanları Tabiî epeycesinin hayatı bu yüzyılda da devam etmiş Dolayısıyla sonuçta ortaya çıkan şey dedikodu düzeyinde bir Ondokuzuncu Yüzyıl Tarihi oluyor dedikodu derken bunu küçümsemiyorum çünkü bence en ciddi tarihçilik en fazla dedikoduyu içermeli Osmanlı nın son döneminde ve Cumhuriyet boyunca bu ülkede adı geçen herkes bir şekilde Boğaziçi yle bağlantılı olmuş Fransızca histoire kelimesi hem tarih hem de hikaye anlamına gelir İşte bu kitap da tam bu kesişme noktasına oturmak üzere yazıldı

İletişim Yayınevi
Bir Boğaziçi Tarihi değil bu yalıların mimarî özellikleri üzerine bir kitap da değil Yalılardan çok yalılarda yaşayanların kişilikleri ve hayatları üzerine bir kitap Yapmaya çalıştığım şeyi Çelik Gülersoy a anlattığımda Anladım demişti Binadan çok zina yazacaksın Her ne kadar mimarî bir iddiası olmasa da Boğaz ve yalılarla ilgili bir şey yazan insan artık iyice sayıları artan yeni beton zevksiz yapılarla ilgilenmek istemiyor Sonunda bina anlatmasan da anlattığın insanların oturduğu konutlar mimarî özellikleriyle ilginç ve çekici olmalı Bu zorunlu kararı verince böyle güzelliklere sahip yapıların bir kaç istisna dışında geçen yüzyıldan kalma olduğu görülüyor Sözü geçen insanların çoğu da hiç değilse doğum yıllarıyla o yüzyılın insanları Tabiî epeycesinin hayatı bu yüzyılda da devam etmiş Dolayısıyla sonuçta ortaya çıkan şey dedikodu düzeyinde bir Ondokuzuncu Yüzyıl Tarihi oluyor dedikodu derken bunu küçümsemiyorum çünkü bence en ciddi tarihçilik en fazla dedikoduyu içermeli Osmanlı nın son döneminde ve Cumhuriyet boyunca bu ülkede adı geçen herkes bir şekilde Boğaziçi yle bağlantılı olmuş Fransızca histoire kelimesi hem tarih hem de hikaye anlamına gelir İşte bu kitap da tam bu kesişme noktasına oturmak üzere yazıldı

İletişim Yayınevi
Bir Boğaziçi Tarihi değil bu yalıların mimarî özellikleri üzerine bir kitap da değil Yalılardan çok yalılarda yaşayanların kişilikleri ve hayatları üzerine bir kitap Yapmaya çalıştığım şeyi Çelik Gülersoy a anlattığımda Anladım demişti Binadan çok zina yazacaksın Her ne kadar mimarî bir iddiası olmasa da Boğaz ve yalılarla ilgili bir şey yazan insan artık iyice sayıları artan yeni beton zevksiz yapılarla ilgilenmek istemiyor Sonunda bina anlatmasan da anlattığın insanların oturduğu konutlar mimarî özellikleriyle ilginç ve çekici olmalı Bu zorunlu kararı verince böyle güzelliklere sahip yapıların bir kaç istisna dışında geçen yüzyıldan kalma olduğu görülüyor Sözü geçen insanların çoğu da hiç değilse doğum yıllarıyla o yüzyılın insanları Tabiî epeycesinin hayatı bu yüzyılda da devam etmiş Dolayısıyla sonuçta ortaya çıkan şey dedikodu düzeyinde bir Ondokuzuncu Yüzyıl Tarihi oluyor dedikodu derken bunu küçümsemiyorum çünkü bence en ciddi tarihçilik en fazla dedikoduyu içermeli Osmanlı nın son döneminde ve Cumhuriyet boyunca bu ülkede adı geçen herkes bir şekilde Boğaziçi yle bağlantılı olmuş Fransızca histoire kelimesi hem tarih hem de hikaye anlamına gelir İşte bu kitap da tam bu kesişme noktasına oturmak üzere yazıldı

İletişim Yayınevi
Bir Boğaziçi Tarihi değil bu yalıların mimarî özellikleri üzerine bir kitap da değil Yalılardan çok yalılarda yaşayanların kişilikleri ve hayatları üzerine bir kitap Yapmaya çalıştığım şeyi Çelik Gülersoy a anlattığımda Anladım demişti Binadan çok zina yazacaksın Her ne kadar mimarî bir iddiası olmasa da Boğaz ve yalılarla ilgili bir şey yazan insan artık iyice sayıları artan yeni beton zevksiz yapılarla ilgilenmek istemiyor Sonunda bina anlatmasan da anlattığın insanların oturduğu konutlar mimarî özellikleriyle ilginç ve çekici olmalı Bu zorunlu kararı verince böyle güzelliklere sahip yapıların bir kaç istisna dışında geçen yüzyıldan kalma olduğu görülüyor Sözü geçen insanların çoğu da hiç değilse doğum yıllarıyla o yüzyılın insanları Tabiî epeycesinin hayatı bu yüzyılda da devam etmiş Dolayısıyla sonuçta ortaya çıkan şey dedikodu düzeyinde bir Ondokuzuncu Yüzyıl Tarihi oluyor dedikodu derken bunu küçümsemiyorum çünkü bence en ciddi tarihçilik en fazla dedikoduyu içermeli Osmanlı nın son döneminde ve Cumhuriyet boyunca bu ülkede adı geçen herkes bir şekilde Boğaziçi yle bağlantılı olmuş Fransızca histoire kelimesi hem tarih hem de hikaye anlamına gelir İşte bu kitap da tam bu kesişme noktasına oturmak üzere yazıldı

İletişim Yayınları
Bir Boğaziçi Tarihi değil bu yalıların mimarî özellikleri üzerine bir kitap da değil Yalılardan çok yalılarda yaşayanların kişilikleri ve hayatları üzerine bir kitap Yapmaya çalıştığım şeyi Çelik Gülersoy a anlattığımda Anladım demişti Binadan çok zina yazacaksın Her ne kadar mimarî bir iddiası olmasa da Boğaz ve yalılarla ilgili bir şey yazan insan artık iyice sayıları artan yeni beton zevksiz yapılarla ilgilenmek istemiyor Sonunda bina anlatmasan da anlattığın insanların oturduğu konutlar mimarî özellikleriyle ilginç ve çekici olmalı Bu zorunlu kararı verince böyle güzelliklere sahip yapıların bir kaç istisna dışında geçen yüzyıldan kalma olduğu görülüyor Sözü geçen insanların çoğu da hiç değilse doğum yıllarıyla o yüzyılın insanları Tabiî epeycesinin hayatı bu yüzyılda da devam etmiş Dolayısıyla sonuçta ortaya çıkan şey dedikodu düzeyinde bir Ondokuzuncu Yüzyıl Tarihi oluyor dedikodu derken bunu küçümsemiyorum çünkü bence en ciddi tarihçilik en fazla dedikoduyu içermeli Osmanlı nın son döneminde ve Cumhuriyet boyunca bu ülkede adı geçen herkes bir şekilde Boğaziçi yle bağlantılı olmuş Fransızca histoire kelimesi hem tarih hem de hikaye anlamına gelir İşte bu kitap da tam bu kesişme noktasına oturmak üzere yazıldı Kitaptan bir bölüm okumak için tıklayın

İletişim Yayınları
Bir Boğaziçi Tarihi değil bu yalıların mimarî özellikleri üzerine bir kitap da değil Yalılardan çok yalılarda yaşayanların kişilikleri ve hayatları üzerine bir kitap Yapmaya çalıştığım şeyi Çelik Gülersoy a anlattığımda Anladım demişti Binadan çok zina yazacaksın Her ne kadar mimarî bir iddiası olmasa da Boğaz ve yalılarla ilgili bir şey yazan insan artık iyice sayıları artan yeni beton zevksiz yapılarla ilgilenmek istemiyor Sonunda bina anlatmasan da anlattığın insanların oturduğu konutlar mimarî özellikleriyle ilginç ve çekici olmalı Bu zorunlu kararı verince böyle güzelliklere sahip yapıların bir kaç istisna dışında geçen yüzyıldan kalma olduğu görülüyor Sözü geçen insanların çoğu da hiç değilse doğum yıllarıyla o yüzyılın insanları Tabiî epeycesinin hayatı bu yüzyılda da devam etmiş Dolayısıyla sonuçta ortaya çıkan şey dedikodu düzeyinde bir Ondokuzuncu Yüzyıl Tarihi oluyor dedikodu derken bunu küçümsemiyorum çünkü bence en ciddi tarihçilik en fazla dedikoduyu içermeli Osmanlı nın son döneminde ve Cumhuriyet boyunca bu ülkede adı geçen herkes bir şekilde Boğaziçi yle bağlantılı olmuş Fransızca historie kelimesi hem tarih hem de hikaye anlamına gelir İşte bu kitap da tam bu kesişme noktasına oturmak üzere yazıldı

İletişim
Bir Boğaziçi Tarihi değil bu yalıların mimarî özellikleri üzerine bir kitap da değil Yalılardan çok yalılarda yaşayanların kişilikleri ve hayatları üzerine bir kitap Yapmaya çalıştığım şeyi Çelik Gülersoy a anlattığımda Anladım demişti Binadan çok zina yazacaksın Her ne kadar mimarî bir iddiası olmasa da Boğaz ve yalılarla ilgili bir şey yazan insan artık iyice sayıları artan yeni beton zevksiz yapılarla ilgilenmek istemiyor Sonunda bina anlatmasan da anlattığın insanların oturduğu konutlar mimarî özellikleriyle ilginç ve çekici olmalı Bu zorunlu kararı verince böyle güzelliklere sahip yapıların bir kaç istisna dışında geçen yüzyıldan kalma olduğu görülüyor Sözü geçen insanların çoğu da hiç değilse doğum yıllarıyla o yüzyılın insanları Tabiî epeycesinin hayatı bu yüzyılda da devam etmiş Dolayısıyla sonuçta ortaya çıkan şey dedikodu düzeyinde bir Ondokuzuncu Yüzyıl Tarihi oluyor dedikodu derken bunu küçümsemiyorum çünkü bence en ciddi tarihçilik en fazla dedikoduyu içermeli Osmanlı nın son döneminde ve Cumhuriyet boyunca bu ülkede adı geçen herkes bir şekilde Boğaziçi yle bağlantılı olmuş Fransızca histoire kelimesi hem tarih hem de hikaye anlamına gelir İşte bu kitap da tam bu kesişme noktasına oturmak üzere yazıldı