Boğaziçi nin Ahşap Konutları ve Yalıları — Reha Günay

Boğaziçi nin Ahşap Konutları ve Yalıları
Reha GünayYEM Yayın
Boğaziçi nin Ahşap Konutları ve Yalıları
Reha GünayReha Günay tarafından kaleme alınan Boğaziçi nin Ahşap Konutları ve Yalıları YEM Yayın eseri olarak okurlarla buluşuyor Boğaziçi nin Ahşap Konutları ve Yalıları Reha Günay Kitap Özeti Reha Günay ın Boğaziçi nin yapı ve yaşam kültürünü eşsiz fotoğrafları aracılığıyla aktardığı yeni kitabı Boğaziçi nin Ahşap Konutları ve Yalıları DEKAR Yapı ve Yatırım A Ş nin değerli katkılarıyla yayımlandı Prof Dr Reha Günay Boğaziçi nin Ahşap Konutları ve Yalıları nda İstanbul Boğaz kıyılarındaki yapı ve yaşam kültürünü 60 yılı aşan mimar akademisyen fotoğrafçı yazar kimliklerinden süzülen özgün siyah beyaz bir fotoğraf seçkisi üzerinden aktarıyor Kitabın GİRİŞ bölümünde Antik dönemden Bizans a Osmanlı dan günümüze uzanan bir yaşam ve yerleşim alanı olagelen Boğaz ın öneminin göstergesi olan tarihi veriler haritalar gravürler eşliğinde paylaşılıyor Özellikle Osmanlı döneminde Boğaziçi ve kıyılarında gelişen mimarlığa kültüre ilişkin kimi bilgiler ise döneme tanıklık etmiş Gugas V İnciciyan Edmondo de Amicis Abdülaziz Bey A Cabir Vada Abdülhak Şinasi Hisar gibi yazarların kaleminden aktarılıyor Göksu mesirelerinden mehtapta sandal sefalarına sahilhane bahçelerinden yazlıklardaki hayata balıkçılardan sandalcılara yalı mimarlığından ahşap konutlara uzanan ve adeta denizle gelişen bütünleşen bu yaşam kültüründen kesitler sunuluyor Ardından da Reha Günay 1960 lardan bugüne çektiği özgün fotoğraflarla ANADOLU YAKASI başlığı altında Üsküdar dan Anadolukavağı na RUMELİ YAKASI başlığı altında Tophane den Yenimahalle ye uzanan rotaları izleyerek yaptığı seçki ile kimi günümüze dahi ulaşamamış kimi özgünlüğünü yitirmiş yapıları ve dokuyu gelecek kuşaklara aktarıyor Aziz Mahmut Hüdayi Külliyesi Alexandre Vallaury tasarımı Debreli İsmail Paşa Yalısı Sadullah Paşa Yalısı Kadiri Tekkesi Naime Sultan Yalısı İstanbul un en eski ahşap yapısı Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı ve ikinci en eski yapısı Kavafyan Konağı Sait Halim Paşa Yalısı Raimondo DAranco tarafından tasarlanan İtalyan Konsolosluğu Huber Köşkü gibi tarihi ve mimari öneme sahip onlarca yapının yanı sıra birbirine yaslanmış bir arada yaşama kültürünün de bir göstergesi olan mütevazi ahşap sıraevlerin sokakların ve caddelerin kaydını düşüyor Reha Günay küçük geleneksel ahşap konutlardan Barok Art Deco Art Nouveau ya da Neoklasik üsluplarda inşa edilmiş görkemli köşk ve yalılara uzanan eşsiz fotoğrafları aracılığıyla yitirdiğimiz bir mimarlık anlayışını ve yaşam kültürünü şöyle hatırlatıyor Çocukluğumu yaşadığım İstanbul un neredeyse tamamı ahşap konutlardan oluşuyordu 2 700 yıllık bir kentte toplum yapıları taş ve tuğladan yapılmış zamanın her türlü aşınımına karşın büyük bir kısmı hâlâ var olmaya devam ediyor Ancak konut mimarlığı tümüyle ahşap olduğundan çeyrek yüzyıllık aralıklarla yenilenerek çocukluğuma kadar dayanabilmişti İstanbul sokaklarında dolaşırken yer yer kârgir veya betonarme konutlara da rastlıyordum Bunlar daha çok bazı semtlerde veya ana caddeler üzerinde yer alıyordu Bu inşa biçimi giderek artmaya başladı İşte o zaman bu mimarlık mirasının bir gün yok olacağı endişesiyle fotoğraflarını çekmeye başladım Boğaziçi tarih boyunca süregelmiş 30 km derinliğinde bir kültür kanalıdır Bu geçmişin sürekliliğini anlatmak için dönemleriyle ele almak istedim Antik dönemde Boğaziçi kıyıları her noktasıyla iyi bilinen bir bölge olduğu halde Boğazi Yayınevi YEM Yayın Yazar Reha Günay Sayfa 296 Sayfa Kağıt 1 Hamur Ciltli Boyut 24 00x32 00 cm Basım Yılı Ocak 2024 Barkod 9786257008815 Kategori Mimarlık

YEM Yayın
Reha Günay ın Boğaziçi nin yapı ve yaşam kültürünü eşsiz fotoğrafları aracılığıyla aktardığı yeni kitabı Boğaziçi nin Ahşap Konutları ve Yalıları DEKAR Yapı ve Yatırım A Ş nin değerli katkılarıyla yayımlandı Prof Dr Reha Günay Boğaziçi nin Ahşap Konutları ve Yalıları nda İstanbul Boğaz kıyılarındaki yapı ve yaşam kültürünü 60 yılı aşan mimar akademisyen fotoğrafçı yazar kimliklerinden süzülen özgün siyah beyaz bir fotoğraf seçkisi üzerinden aktarıyor Kitabın GİRİŞ bölümünde Antik dönemden Bizans a Osmanlı dan günümüze uzanan bir yaşam ve yerleşim alanı olagelen Boğaz ın öneminin göstergesi olan tarihi veriler haritalar gravürler eşliğinde paylaşılıyor Özellikle Osmanlı döneminde Boğaziçi ve kıyılarında gelişen mimarlığa kültüre ilişkin kimi bilgiler ise döneme tanıklık etmiş Gugas V İnciciyan Edmondo de Amicis Abdülaziz Bey A Cabir Vada Abdülhak Şinasi Hisar gibi yazarların kaleminden aktarılıyor Göksu mesirelerinden mehtapta sandal sefalarına sahilhane bahçelerinden yazlıklardaki hayata balıkçılardan sandalcılara yalı mimarlığından ahşap konutlara uzanan ve adeta denizle gelişen bütünleşen bu yaşam kültüründen kesitler sunuluyor Ardından da Reha Günay 1960 lardan bugüne çektiği özgün fotoğraflarla ANADOLU YAKASI başlığı altında Üsküdar dan Anadolukavağı na RUMELİ YAKASI başlığı altında Tophane den Yenimahalle ye uzanan rotaları izleyerek yaptığı seçki ile kimi günümüze dahi ulaşamamış kimi özgünlüğünü yitirmiş yapıları ve dokuyu gelecek kuşaklara aktarıyor Aziz Mahmut Hüdayi Külliyesi Alexandre Vallaury tasarımı Debreli İsmail Paşa Yalısı Sadullah Paşa Yalısı Kadiri Tekkesi Naime Sultan Yalısı İstanbul un en eski ahşap yapısı Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı ve ikinci en eski yapısı Kavafyan Konağı Sait Halim Paşa Yalısı Raimondo D Aranco tarafından tasarlanan İtalyan Konsolosluğu Huber Köşkü gibi tarihi ve mimari öneme sahip onlarca yapının yanı sıra birbirine yaslanmış bir arada yaşama kültürünün de bir göstergesi olan mütevazi ahşap sıraevlerin sokakların ve caddelerin kaydını düşüyor Reha Günay küçük geleneksel ahşap konutlardan Barok Art Deco Art Nouveau ya da Neoklasik üsluplarda inşa edilmiş görkemli köşk ve yalılara uzanan eşsiz fotoğrafları aracılığıyla yitirdiğimiz bir mimarlık anlayışını ve yaşam kültürünü şöyle hatırlatıyor Çocukluğumu yaşadığım İstanbul un neredeyse tamamı ahşap konutlardan oluşuyordu 2 700 yıllık bir kentte toplum yapıları taş ve tuğladan yapılmış zamanın her türlü aşınımına karşın büyük bir kısmı hâlâ var olmaya devam ediyor Ancak konut mimarlığı tümüyle ahşap olduğundan çeyrek yüzyıllık aralıklarla yenilenerek çocukluğuma kadar dayanabilmişti İstanbul sokaklarında dolaşırken yer yer kârgir veya betonarme konutlara da rastlıyordum Bunlar daha çok bazı semtlerde veya ana caddeler üzerinde yer alıyordu Bu inşa biçimi giderek artmaya başladı İşte o zaman bu mimarlık mirasının bir gün yok olacağı endişesiyle fotoğraflarını çekmeye başladım Boğaziçi tarih boyunca süregelmiş 30 km derinliğinde bir kültür kanalıdır Bu geçmişin sürekliliğini anlatmak için dönemleriyle ele almak istedim Antik dönemde Boğaziçi kıyıları her noktasıyla iyi bilinen bir bölge olduğu halde Boğaziçi ile ilgili bilgilerimiz Bizans ın sona ermesinden sonra gittikçe azalmış en son merak edenler de 18 19 yüzyıllarda sona ermiş görünüyor Ancak geçmişin görüntüleri sisler içinde yok olurken yeni yeşeren bir Boğaziçi kültürü gözlerimizi kamaştırmaya başlamıştır Bu Osmanlı uygarlığının yarattığı doğa ile bütünleşmiş duyarlılığıyla iyice incelmiş çok parlak bir dönemdir Ne yazıktır ki bu dönem Osmanlı nın son zamanlarında tıpkı sahip olduğu gücün zayıflayıp çöküşü gibi sona erdi Son yıllarda ise Boğaziçi İstanbul un sınırsız büyümesi ve kalabalıklaşması üzerine rant akımının etki alanına girmiş ve yeni zenginlerin ilgi odağı haline gelmiş bulunuyor Belki de yine aynı nedenlerle yalı sevdası oluşmuş yalı sahibi olmak ve yalıda yaşamak yeni bir tutku haline gelmiş yalılar harap olmakta

YEM Yayın
Reha Günay ın Boğaziçi nin yapı ve yaşam kültürünü eşsiz fotoğrafları aracılığıyla aktardığı yeni kitabı Boğaziçi nin Ahşap Konutları ve Yalıları DEKAR Yapı ve Yatırım A Ş nin değerli katkılarıyla yayımlandı Prof Dr Reha Günay Boğaziçi nin Ahşap Konutları ve Yalıları nda İstanbul Boğaz kıyılarındaki yapı ve yaşam kültürünü 60 yılı aşan mimar akademisyen fotoğrafçı yazar kimliklerinden süzülen özgün siyah beyaz bir fotoğraf seçkisi üzerinden aktarıyor Kitabın GİRİŞ bölümünde Antik dönemden Bizans a Osmanlı dan günümüze uzanan bir yaşam ve yerleşim alanı olagelen Boğaz ın öneminin göstergesi olan tarihi veriler haritalar gravürler eşliğinde paylaşılıyor Özellikle Osmanlı döneminde Boğaziçi ve kıyılarında gelişen mimarlığa kültüre ilişkin kimi bilgiler ise döneme tanıklık etmiş Gugas V İnciciyan Edmondo de Amicis Abdülaziz Bey A Cabir Vada Abdülhak Şinasi Hisar gibi yazarların kaleminden aktarılıyor Göksu mesirelerinden mehtapta sandal sefalarına sahilhane bahçelerinden yazlıklardaki hayata balıkçılardan sandalcılara yalı mimarlığından ahşap konutlara uzanan ve adeta denizle gelişen bütünleşen bu yaşam kültüründen kesitler sunuluyor Ardından da Reha Günay 1960 lardan bugüne çektiği özgün fotoğraflarla ANADOLU YAKASI başlığı altında Üsküdar dan Anadolukavağı na RUMELİ YAKASI başlığı altında Tophane den Yenimahalle ye uzanan rotaları izleyerek yaptığı seçki ile kimi günümüze dahi ulaşamamış kimi özgünlüğünü yitirmiş yapıları ve dokuyu gelecek kuşaklara aktarıyor Aziz Mahmut Hüdayi Külliyesi Alexandre Vallaury tasarımı Debreli İsmail Paşa Yalısı Sadullah Paşa Yalısı Kadiri Tekkesi Naime Sultan Yalısı İstanbul un en eski ahşap yapısı Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı ve ikinci en eski yapısı Kavafyan Konağı Sait Halim Paşa Yalısı Raimondo D Aranco tarafından tasarlanan İtalyan Konsolosluğu Huber Köşkü gibi tarihi ve mimari öneme sahip onlarca yapının yanı sıra birbirine yaslanmış bir arada yaşama kültürünün de bir göstergesi olan mütevazi ahşap sıraevlerin sokakların ve caddelerin kaydını düşüyor Reha Günay küçük geleneksel ahşap konutlardan Barok Art Deco Art Nouveau ya da Neoklasik üsluplarda inşa edilmiş görkemli köşk ve yalılara uzanan eşsiz fotoğrafları aracılığıyla yitirdiğimiz bir mimarlık anlayışını ve yaşam kültürünü şöyle hatırlatıyor Çocukluğumu yaşadığım İstanbul un neredeyse tamamı ahşap konutlardan oluşuyordu 2 700 yıllık bir kentte toplum yapıları taş ve tuğladan yapılmış zamanın her türlü aşınımına karşın büyük bir kısmı hâlâ var olmaya devam ediyor Ancak konut mimarlığı tümüyle ahşap olduğundan çeyrek yüzyıllık aralıklarla yenilenerek çocukluğuma kadar dayanabilmişti İstanbul sokaklarında dolaşırken yer yer kârgir veya betonarme konutlara da rastlıyordum Bunlar daha çok bazı semtlerde veya ana caddeler üzerinde yer alıyordu Bu inşa biçimi giderek artmaya başladı İşte o zaman bu mimarlık mirasının bir gün yok olacağı endişesiyle fotoğraflarını çekmeye başladım Boğaziçi tarih boyunca süregelmiş 30 km derinliğinde bir kültür kanalıdır Bu geçmişin sürekliliğini anlatmak için dönemleriyle ele almak istedim Antik dönemde Boğaziçi kıyıları her noktasıyla iyi bilinen bir bölge olduğu halde Boğaziçi ile ilgili bilgilerimiz Bizans ın sona ermesinden sonra gittikçe azalmış en son merak edenler de 18 19 yüzyıllarda sona ermiş görünüyor Ancak geçmişin görüntüleri sisler içinde yok olurken yeni yeşeren bir Boğaziçi kültürü gözlerimizi kamaştırmaya başlamıştır Bu Osmanlı uygarlığının yarattığı doğa ile bütünleşmiş duyarlılığıyla iyice incelmiş çok parlak bir dönemdir Ne yazıktır ki bu dönem Osmanlı nın son zamanlarında tıpkı sahip olduğu gücün zayıflayıp çöküşü gibi sona erdi Son yıllarda ise Boğaziçi İstanbul un sınırsız büyümesi ve kalabalıklaşması üzerine rant akımının etki alanına girmiş ve yeni zenginlerin ilgi odağı haline gelmiş bulunuyor Belki de yine aynı nedenlerle yalı sevdası oluşmuş yalı sahibi olmak ve yalıda yaşamak yeni bir tutku haline gelmiş yalılar harap olmaktan kurtulmuş yeni yüzleriyle su kıyılarında parlamaya başlamıştır Ancak Osmanlı ekabirinin o incelikli yaşam dünyası artık başka bir biçime evrilmiş görünüyor Tek tek konutları yenilemek veya ihya etmek Boğaziçi nin görünümüne ve ruhuna ne kadar yakışıyor Aralarında yüzlerce beton yığını yükselirken Sorgulanması gerekir diye düşünüyorum O nedenle fotoğrafları seçerken en eski olanlarını tercih ettim Şimdi allanmış pullanmış haliyle belki bir kısmını zor tanıyacaksınız Duotone özel baskı tekniği ile kuşe kâğıda büyük boy ciltli olarak basılan kitabın editörlüğünü Mesut Kaya Grafik Tasarım ve baskı hazırlıklarını Kemal Kara grafik uygulamasını ise Resul Atabay yaptı

Yem Yayınları
Reha Günay ın Boğaziçi nin yapı ve yaşam kültürünü eşsiz fotoğrafları aracılığıyla aktardığı yeni kitabı Boğaziçi nin Ahşap Konutları ve Yalıları DEKAR Yapı ve Yatırım A Ş nin değerli katkılarıyla yayımlandı Prof Dr Reha Günay Boğaziçi nin Ahşap Konutları ve Yalıları nda İstanbul Boğaz kıyılarındaki yapı ve yaşam kültürünü 60 yılı aşan mimar akademisyen fotoğrafçı yazar kimliklerinden süzülen özgün siyah beyaz bir fotoğraf seçkisi üzerinden aktarıyor Kitabın GİRİŞ bölümünde Antik dönemden Bizans a Osmanlı dan günümüze uzanan bir yaşam ve yerleşim alanı olagelen Boğaz ın öneminin göstergesi olan tarihi veriler haritalar gravürler eşliğinde paylaşılıyor Özellikle Osmanlı döneminde Boğaziçi ve kıyılarında gelişen mimarlığa kültüre ilişkin kimi bilgiler ise döneme tanıklık etmiş Gugas V İnciciyan Edmondo de Amicis Abdülaziz Bey A Cabir Vada Abdülhak Şinasi Hisar gibi yazarların kaleminden aktarılıyor Göksu mesirelerinden mehtapta sandal sefalarına sahilhane bahçelerinden yazlıklardaki hayata balıkçılardan sandalcılara yalı mimarlığından ahşap konutlara uzanan ve adeta denizle gelişen bütünleşen bu yaşam kültüründen kesitler sunuluyor Ardından da Reha Günay 1960 lardan bugüne çektiği özgün fotoğraflarla ANADOLU YAKASI başlığı altında Üsküdar dan Anadolukavağı na RUMELİ YAKASI başlığı altında Tophane den Yenimahalle ye uzanan rotaları izleyerek yaptığı seçki ile kimi günümüze dahi ulaşamamış kimi özgünlüğünü yitirmiş yapıları ve dokuyu gelecek kuşaklara aktarıyor Aziz Mahmut Hüdayi Külliyesi Alexandre Vallaury tasarımı Debreli İsmail Paşa Yalısı Sadullah Paşa Yalısı Kadiri Tekkesi Naime Sultan Yalısı İstanbul un en eski ahşap yapısı Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı ve ikinci en eski yapısı Kavafyan Konağı Sait Halim Paşa Yalısı Raimondo D Aranco tarafından tasarlanan İtalyan Konsolosluğu Huber Köşkü gibi tarihi ve mimari öneme sahip onlarca yapının yanı sıra birbirine yaslanmış bir arada yaşama kültürünün de bir göstergesi olan mütevazi ahşap sıraevlerin sokakların ve caddelerin kaydını düşüyor Reha Günay küçük geleneksel ahşap konutlardan Barok Art Deco Art Nouveau ya da Neoklasik üsluplarda inşa edilmiş görkemli köşk ve yalılara uzanan eşsiz fotoğrafları aracılığıyla yitirdiğimiz bir mimarlık anlayışını ve yaşam kültürünü şöyle hatırlatıyor Çocukluğumu yaşadığım İstanbul un neredeyse tamamı ahşap konutlardan oluşuyordu 2 700 yıllık bir kentte toplum yapıları taş ve tuğladan yapılmış zamanın her türlü aşınımına karşın büyük bir kısmı hâlâ var olmaya devam ediyor Ancak konut mimarlığı tümüyle ahşap olduğundan çeyrek yüzyıllık aralıklarla yenilenerek çocukluğuma kadar dayanabilmişti İstanbul sokaklarında dolaşırken yer yer kârgir veya betonarme konutlara da rastlıyordum Bunlar daha çok bazı semtlerde veya ana caddeler üzerinde yer alıyordu Bu inşa biçimi giderek artmaya başladı İşte o zaman bu mimarlık mirasının bir gün yok olacağı endişesiyle fotoğraflarını çekmeye başladım Boğaziçi tarih boyunca süregelmiş 30 km derinliğinde bir kültür kanalıdır Bu geçmişin sürekliliğini anlatmak için dönemleriyle ele almak istedim Antik dönemde Boğaziçi kıyıları her noktasıyla iyi bilinen bir bölge olduğu halde Boğaziçi ile ilgili bilgilerimiz Bizans ın sona ermesinden sonra gittikçe azalmış en son merak edenler de 18 19 yüzyıllarda sona ermiş görünüyor Ancak geçmişin görüntüleri sisler içinde yok olurken yeni yeşeren bir Boğaziçi kültürü gözlerimizi kamaştırmaya başlamıştır Bu Osmanlı uygarlığının yarattığı doğa ile bütünleşmiş duyarlılığıyla iyice incelmiş çok parlak bir dönemdir Ne yazıktır ki bu dönem Osmanlı nın son zamanlarında tıpkı sahip olduğu gücün zayıflayıp çöküşü gibi sona erdi Son yıllarda ise Boğaziçi İstanbul un sınırsız büyümesi ve kalabalıklaşması üzerine rant akımının etki alanına girmiş ve yeni zenginlerin ilgi odağı haline gelmiş bulunuyor Belki de yine aynı nedenlerle yalı sevdası oluşmuş yalı sahibi olmak ve yalıda yaşamak yeni bir tutku haline gelmiş yalılar harap olmaktan kurtulmuş yeni yüzleriyle su kıyılarında parlamaya başlamıştır Ancak Osmanlı ekabirinin o incelikli yaşam dünyası artık başka bir biçime evrilmiş görünüyor Tek tek konutları yenilemek veya ihya etmek Boğaziçi nin görünümüne ve ruhuna ne kadar yakışıyor Aralarında yüzlerce beton yığını yükselirken Sorgulanması gerekir diye düşünüyorum O nedenle fotoğrafları seçerken en eski olanlarını tercih ettim Şimdi allanmış pullanmış haliyle belki bir kısmını zor tanıyacaksınız Duotone özel baskı tekniği ile kuşe kâğıda büyük boy ciltli olarak basılan kitabın editörlüğünü Mesut Kaya Grafik Tasarım ve baskı hazırlıklarını Kemal Kara grafik uygulamasını ise Resul Atabay yaptı

YEM Yayın
Prof Dr Reha Günay Boğaziçi nin Ahşap Konutları ve Yalıları nda İstanbul Boğaz kıyılarındaki yapı ve yaşam kültürünü 60 yılı aşan mimar akademisyen fotoğrafçı yazar kimliklerinden süzülen özgün siyah beyaz bir fotoğraf seçkisi üzerinden aktarıyor Kitabın GİRİŞ bölümünde Antik dönemden Bizans a Osmanlı dan günümüze uzanan bir yaşam ve yerleşim alanı olagelen Boğaz ın öneminin göstergesi olan tarihi veriler haritalar gravürler eşliğinde paylaşılıyor Özellikle Osmanlı döneminde Boğaziçi ve kıyılarında gelişen mimarlığa kültüre ilişkin kimi bilgiler ise döneme tanıklık etmiş Gugas V İnciciyan Edmondo de Amicis Abdülaziz Bey A Cabir Vada Abdülhak Şinasi Hisar gibi yazarların kaleminden aktarılıyor Göksu mesirelerinden mehtapta sandal sefalarına sahilhane bahçelerinden yazlıklardaki hayata balıkçılardan sandalcılara yalı mimarlığından ahşap konutlara uzanan ve adeta denizle gelişen bütünleşen bu yaşam kültüründen kesitler sunuluyor Ardından da Reha Günay 1960 lardan bugüne çektiği özgün fotoğraflarla ANADOLU YAKASI başlığı altında Üsküdar dan Anadolukavağı na RUMELİ YAKASI başlığı altında Tophane den Yenimahalle ye uzanan rotaları izleyerek yaptığı seçki ile kimi günümüze dahi ulaşamamış kimi özgünlüğünü yitirmiş yapıları ve dokuyu gelecek kuşaklara aktarıyor Aziz Mahmut Hüdayi Külliyesi Alexandre Vallaury tasarımı Debreli İsmail Paşa Yalısı Sadullah Paşa Yalısı Kadiri Tekkesi Naime Sultan Yalısı İstanbul un en eski ahşap yapısı Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı ve ikinci en eski yapısı Kavafyan Konağı Sait Halim Paşa Yalısı Raimondo D Aranco tarafından tasarlanan İtalyan Konsolosluğu Huber Köşkü gibi tarihi ve mimari öneme sahip onlarca yapının yanı sıra birbirine yaslanmış bir arada yaşama kültürünün de bir göstergesi olan mütevazi ahşap sıraevlerin sokakların ve caddelerin kaydını düşüyor Reha Günay küçük geleneksel ahşap konutlardan Barok Art Deco Art Nouveau ya da Neoklasik üsluplarda inşa edilmiş görkemli köşk ve yalılara uzanan eşsiz fotoğrafları aracılığıyla yitirdiğimiz bir mimarlık anlayışını ve yaşam kültürünü şöyle hatırlatıyor Çocukluğumu yaşadığım İstanbul un neredeyse tamamı ahşap konutlardan oluşuyordu 2 700 yıllık bir kentte toplum yapıları taş ve tuğladan yapılmış zamanın her türlü aşınımına karşın büyük bir kısmı hâlâ var olmaya devam ediyor Ancak konut mimarlığı tümüyle ahşap olduğundan çeyrek yüzyıllık aralıklarla yenilenerek çocukluğuma kadar dayanabilmişti İstanbul sokaklarında dolaşırken yer yer kârgir veya betonarme konutlara da rastlıyordum Bunlar daha çok bazı semtlerde veya ana caddeler üzerinde yer alıyordu Bu inşa biçimi giderek artmaya başladı İşte o zaman bu mimarlık mirasının bir gün yok olacağı endişesiyle fotoğraflarını çekmeye başladım Boğaziçi tarih boyunca süregelmiş 30 km derinliğinde bir kültür kanalıdır Bu geçmişin sürekliliğini anlatmak için dönemleriyle ele almak istedim Antik dönemde Boğaziçi kıyıları her noktasıyla iyi bilinen bir bölge olduğu halde Boğaziçi ile ilgili bilgilerimiz Bizans ın sona ermesinden sonra gittikçe azalmış en son merak edenler de 18 19 yüzyıllarda sona ermiş görünüyor Ancak geçmişin görüntüleri sisler içinde yok olurken yeni yeşeren bir Boğaziçi kültürü gözlerimizi kamaştırmaya başlamıştır Bu Osmanlı uygarlığının yarattığı doğa ile bütünleşmiş duyarlılığıyla iyice incelmiş çok parlak bir dönemdir Ne yazıktır ki bu dönem Osmanlı nın son zamanlarında tıpkı sahip olduğu gücün zayıflayıp çöküşü gibi sona erdi Son yıllarda ise Boğaziçi İstanbul un sınırsız büyümesi ve kalabalıklaşması üzerine rant akımının etki alanına girmiş ve yeni zenginlerin ilgi odağı haline gelmiş bulunuyor Belki de yine aynı nedenlerle yalı sevdası oluşmuş yalı sahibi olmak ve yalıda yaşamak yeni bir tutku haline gelmiş yalılar harap olmaktan kurtulmuş yeni yüzleriyle su kıyılarında parlamaya başlamıştır Ancak Osmanlı ekabirinin o incelikli yaşam dünyası artık başka bir biçime evrilmiş görünüyor Tek tek konutları yenilemek veya ihya etmek Boğaziçi nin görünümüne ve ruhuna ne kadar yakışıyor Aralarında yüzlerce beton yığını yükselirken Sorgulanması gerekir diye düşünüyorum O nedenle fotoğrafları seçerken en eski olanlarını tercih ettim Şimdi allanmış pullanmış haliyle belki bir kısmını zor tanıyacaksınız Duotone özel baskı tekniği ile kuşe kâğıda büyük boy ciltli olarak basılan kitabın editörlüğünü Mesut Kaya Grafik Tasarım ve baskı hazırlıklarını Kemal Kara grafik uygulamasını ise Resul Atabay yaptı