Boğaziçi ve Kayık Kültürü — Mehmet Mazak

Boğaziçi ve Kayık Kültürü
Mehmet MazakYeditepe Yayınevi
Boğaziçi ve Kayık Kültürü
Mehmet MazakÜç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde denizin insan hayatında çok ciddi bir yeri vardır Marmara Boğaziçi ve Karadeniz ile bir yarımada üzerine kurulu olan İstanbul tarihin bütün dönemlerinde bir deniz ve liman şehri olmuştur Üç tarafı denizlerle çevrili bu kadim şehre Arap dünyasında Ümm i Dünya dünyanın anası denmiştir Üç imparatorluğa payitahtlık etmiş olan İstanbulun billurlaşmış deniz kültürünün toplumumuza anlatılması gerekmektedir Okyanusa düşen yağmur taneleri misali asırlardır Türkler elinde nadide bir mücevher gibi el emeği ile işlenen İstanbul ve bu şehrin deniz kültürü toplumumuz tarafından öğrenilmeli ve yaşanmalıdır Bu düşünceler ışığında yıllardır Osmanlı dönemi Boğaziçi ve Kayık kültürümüz üzerine kaleme almış olduğum makalelerimin tek bir kitapta toplanması fikrinden yola çıkılarak elinizdeki kitap ortaya çıkmıştır İstanbul Marmara kıyılarına serpilmiş semtleri Altın boynuz Haliçi ve dünyanın en değerli gerdanlığı Boğaziçi ile kâinatın gözbebeği konumundadır İstanbulun denize buse eden kıyı semtlerinde yer alan iskeleler ve semtler arası insanları taşıyan deniz nakil vasıtaları eserin içeriğini oluşturmaktadır Boğaziçi medeniyetimizi oluşturan aktörlerin ilk başlarında yer aldığını düşündüğüm kayık ve deniz eğlenceleri ve bunların oluşturduğu görsel ahenk ve tablolar eserimizde yer almaktadır Bu eserde Boğaziçi kültürüne buharlı vapurların henüz girmediği dönemin renklerini yansıtmaya çalıştık Boğaziçinin asude iklimini ve insanlarımızın ruhunu dinlendire bildiği dönemin gizemli tablolarını size sunmaya çalıştık Boğaziçi medeniyetimize kayık ve kayıkçılık kültürü perspektifinden bakarak tarihte su üzerinde yazılan hikâyeleri sizlerle paylaşmaya çalıştık Bu eseri İstanbul sevdalılarına ve deniz kültürüne gönül verenlere armağan ediyoruz

Yeditepe Yayınevi
Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde denizin insan hayatında çok ciddi bir yeri vardır Marmara Boğaziçi ve Karadeniz ile bir yarımada üzerine kurulu olan İstanbul tarihin bütün dönemlerinde bir deniz ve liman şehri olmuştur Üç tarafı denizlerle çevrili bu kadim şehre Arap dünyasında Ümm i Dünya dünyanın anası denmiştir Üç imparatorluğa payitahtlık etmiş olan İstanbulun billurlaşmış deniz kültürünün toplumumuza anlatılması gerekmektedir Okyanusa düşen yağmur taneleri misali asırlardır Türkler elinde nadide bir mücevher gibi el emeği ile işlenen İstanbul ve bu şehrin deniz kültürü toplumumuz tarafından öğrenilmeli ve yaşanmalıdır Bu düşünceler ışığında yıllardır Osmanlı dönemi Boğaziçi ve Kayık kültürümüz üzerine kaleme almış olduğum makalelerimin tek bir kitapta toplanması fikrinden yola çıkılarak elinizdeki kitap ortaya çıkmıştır İstanbul Marmara kıyılarına serpilmiş semtleri Altın boynuz Haliçi ve dünyanın en değerli gerdanlığı Boğaziçi ile kâinatın gözbebeği konumundadır İstanbulun denize buse eden kıyı semtlerinde yer alan iskeleler ve semtler arası insanları taşıyan deniz nakil vasıtaları eserin içeriğini oluşturmaktadır Boğaziçi medeniyetimizi oluşturan aktörlerin ilk başlarında yer aldığını düşündüğüm kayık ve deniz eğlenceleri ve bunların oluşturduğu görsel ahenk ve tablolar eserimizde yer almaktadır Bu eserde Boğaziçi kültürüne buharlı vapurların henüz girmediği dönemin renklerini yansıtmaya çalıştık Boğaziçinin asude iklimini ve insanlarımızın ruhunu dinlendire bildiği dönemin gizemli tablolarını size sunmaya çalıştık Boğaziçi medeniyetimize kayık ve kayıkçılık kültürü perspektifinden bakarak tarihte su üzerinde yazılan hikâyeleri sizlerle paylaşmaya çalıştık Bu eseri İstanbul sevdalılarına ve deniz kültürüne gönül verenlere armağan ediyoruz

Yeditepe Yayınevi
Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde denizin insan hayatında çok ciddi bir yeri vardır Marmara Boğaziçi ve Karadeniz ile bir yarımada üzerine kurulu olan İstanbul tarihin bütün dönemlerinde bir deniz ve liman şehri olmuştur Üç tarafı denizlerle çevrili bu kadim şehre Arap dünyasında Ümm i Dünya dünyanın anası denmiştir Üç imparatorluğa payitahtlık etmiş olan İstanbulun billurlaşmış deniz kültürünün toplumumuza anlatılması gerekmektedir Okyanusa düşen yağmur taneleri misali asırlardır Türkler elinde nadide bir mücevher gibi el emeği ile işlenen İstanbul ve bu şehrin deniz kültürü toplumumuz tarafından öğrenilmeli ve yaşanmalıdır Bu düşünceler ışığında yıllardır Osmanlı dönemi Boğaziçi ve Kayık kültürümüz üzerine kaleme almış olduğum makalelerimin tek bir kitapta toplanması fikrinden yola çıkılarak elinizdeki kitap ortaya çıkmıştır İstanbul Marmara kıyılarına serpilmiş semtleri Altın boynuz Haliçi ve dünyanın en değerli gerdanlığı Boğaziçi ile kâinatın gözbebeği konumundadır İstanbulun denize buse eden kıyı semtlerinde yer alan iskeleler ve semtler arası insanları taşıyan deniz nakil vasıtaları eserin içeriğini oluşturmaktadır Boğaziçi medeniyetimizi oluşturan aktörlerin ilk başlarında yer aldığını düşündüğüm kayık ve deniz eğlenceleri ve bunların oluşturduğu görsel ahenk ve tablolar eserimizde yer almaktadır Bu eserde Boğaziçi kültürüne buharlı vapurların henüz girmediği dönemin renklerini yansıtmaya çalıştık Boğaziçinin asude iklimini ve insanlarımızın ruhunu dinlendire bildiği dönemin gizemli tablolarını size sunmaya çalıştık Boğaziçi medeniyetimize kayık ve kayıkçılık kültürü perspektifinden bakarak tarihte su üzerinde yazılan hikâyeleri sizlerle paylaşmaya çalıştık Bu eseri İstanbul sevdalılarına ve deniz kültürüne gönül verenlere armağan ediyoruz

YEDİTEPE YAYINEVİ
Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde denizin insan hayatında çok ciddi bir yeri vardır Marmara Boğaziçi ve Karadeniz ile bir yarımada üzerine kurulu olan İstanbul tarihin bütün dönemlerinde bir deniz ve liman şehri olmuştur Üç tarafı denizlerle çevrili bu kadim şehre Arap dünyasında Ümm i Dünya dünyanın anası denmiştir Üç imparatorluğa payitahtlık etmiş olan İstanbul un billurlaşmış deniz kültürünün toplumumuza anlatılması gerekmektedir Okyanusa düşen yağmur taneleri misali asırlardır Türkler elinde nadide bir mücevher gibi el emeği ile işlenen İstanbul ve bu şehrin deniz kültürü toplumumuz tarafından öğrenilmeli ve yaşanmalıdır Bu düşünceler ışığında yıllardır Osmanlı dönemi Boğaziçi ve Kayık kültürümüz üzerine kaleme almış olduğum makalelerimin tek bir kitapta toplanması fikrinden yola çıkılarak elinizdeki kitap ortaya çıkmıştır İstanbul Marmara kıyılarına serpilmiş semtleri Altın boynuz Haliç i ve dünyanın en değerli gerdanlığı Boğaziçi ile kâinatın gözbebeği konumundadır İstanbul un denize buse eden kıyı semtlerinde yer alan iskeleler ve semtler arası insanları taşıyan deniz nakil vasıtaları eserin içeriğini oluşturmaktadır Boğaziçi medeniyetimizi oluşturan aktörlerin ilk başlarında yer aldığını düşündüğüm kayık ve deniz eğlenceleri ve bunların oluşturduğu görsel ahenk ve tablolar eserimizde yer almaktadır Bu eserde Boğaziçi kültürüne buharlı vapurların henüz girmediği dönemin renklerini yansıtmaya çalıştık Boğaziçi nin asude iklimini ve insanlarımızın ruhunu dinlendire bildiği dönemin gizemli tablolarını size sunmaya çalıştık Boğaziçi medeniyetimize kayık ve kayıkçılık kültürü perspektifinden bakarak tarihte su üzerinde yazılan hikâyeleri sizlerle paylaşmaya çalıştık Bu eseri İstanbul sevdalılarına ve deniz kültürüne gönül verenlere armağan ediyoruz