Boşluktaki Rasyonalite — Ömer Faruk Karaköse

Boşluktaki Rasyonalite
Ömer Faruk KaraköseEskiyeni Yayınları
Boşluktaki Rasyonalite
Ömer Faruk KaraköseRasyonalitenin ne olduğuna dair tartışmalarda araçsal rasyonalitenin belirleyici konumu bilgisayar sonrası dönemde gelişen hesaplamalı yaklaşımlarla birlikte yeni bir işlev kazanmıştır Bu yaklaşımlar zihni simgesel işlem birimi olarak kavrarken düşünmeyi algoritmik çözülebilirlik ilkesiyle tanımlar Böylece rasyonalite sadece teknik olarak işlerlik gösteren sabit bir yapıya indirgenmekle kalmaz aynı zamanda zihnin doğasına dair indirgemeci bir model olarak sunulur Düşünme bağlamdan ve bilinçten soyutlanarak işlemsel mantık içinde temsil edilir ve bu temsil rasyonalitenin sınırlarını yapay biçimde daraltır Gaston Bachelard ve John R Searle bu sınırlandırmayı farklı felsefi düzlemlerde görünür kılar Bachelard bilimsel düşüncenin tarihsel kopuşlarla ilerlediğini savunur Searle ise zihinsel içeriklerin sözdizimsel yapılarla temsil edilemeyeceğini yönelimsellik ve toplumsal etkileşimle kurulduğunu gösterir Bu iki düşünce çizgisi rasyonalitenin sabit bir yapı değil kesintilerle şekillenen bağlama göre değişen ve ancak akış içinde belirlenen bir süreç olduğunu ortaya koyar Bu anlayış boşluktaki rasyonalite olarak kavramsallaştırılmakta olan eleştirel bir yaklaşımda somutlaşır Boşluktaki rasyonalite rasyonaliteyi hesaplamaya indirgenebilir bir yeti olarak görmek yerine zihinsel toplumsal ve tarihsel etkenlerin iç içe geçtiği karmaşık bir oluş süreci olarak düşünmeye çağırır Rasyonalitenin zihinsel bağlamdan koparılarak işlemsel ve prosedürel modellere indirgenmesi onu temsil edilebilir bir yeti olarak sabitlemeye çalışır Oysa boşluktaki rasyonalite rasyonalitenin daima kendisini kavrama ve temsil etme biçimlerimizin ötesine taşan bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekerek indirgemeci her tür yaklaşıma karşı düşünmenin açıklık belirsizlik ve yenilik içeren doğasını felsefi düzeyde yeniden görünür kılar Tanıtım Bülteninden

Eski Yeni Yayınları
Rasyonalitenin ne olduğuna dair tartışmalarda araçsal rasyonalitenin belirleyici konumu bilgisayar sonrası dönemde gelişen hesaplamalı yaklaşımlarla birlikte yeni bir işlev kazanmıştır Bu yaklaşımlar zihni simgesel işlem birimi olarak kavrarken düşünmeyi algoritmik çözülebilirlik ilkesiyle tanımlar Böylece rasyonalite sadece teknik olarak işlerlik gösteren sabit bir yapıya indirgenmekle kalmaz aynı zamanda zihnin doğasına dair indirgemeci bir model olarak sunulur Düşünme bağlamdan ve bilinçten soyutlanarak işlemsel mantık içinde temsil edilir ve bu temsil rasyonalitenin sınırlarını yapay biçimde daraltır Gaston Bachelard ve John R Searle bu sınırlandırmayı farklı felsefi düzlemlerde görünür kılar Bachelard bilimsel düşüncenin tarihsel kopuşlarla ilerlediğini savunur Searle ise zihinsel içeriklerin sözdizimsel yapılarla temsil edilemeyeceğini yönelimsellik ve toplumsal etkileşimle kurulduğunu gösterir Bu iki düşünce çizgisi rasyonalitenin sabit bir yapı değil kesintilerle şekillenen bağlama göre değişen ve ancak akış içinde belirlenen bir süreç olduğunu ortaya koyar Bu anlayış boşluktaki rasyonalite olarak kavramsallaştırılmakta olan eleştirel bir yaklaşımda somutlaşır Boşluktaki rasyonalite rasyonaliteyi hesaplamaya indirgenebilir bir yeti olarak görmek yerine zihinsel toplumsal ve tarihsel etkenlerin iç içe geçtiği karmaşık bir oluş süreci olarak düşünmeye çağırır Rasyonalitenin zihinsel bağlamdan koparılarak işlemsel ve prosedürel modellere indirgenmesi onu temsil edilebilir bir yeti olarak sabitlemeye çalışır Oysa boşluktaki rasyonalite rasyonalitenin daima kendisini kavrama ve temsil etme biçimlerimizin ötesine taşan bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekerek indirgemeci her tür yaklaşıma karşı düşünmenin açıklık belirsizlik ve yenilik içeren doğasını felsefi düzeyde yeniden görünür kılar

Eski Yeni Yayınları
Rasyonalitenin ne olduğuna dair tartışmalarda araçsal rasyonalitenin belirleyici konumu bilgisayar sonrası dönemde gelişen hesaplamalı yaklaşımlarla birlikte yeni bir işlev kazanmıştır Bu yaklaşımlar zihni simgesel işlem birimi olarak kavrarken düşünmeyi algoritmik çözülebilirlik ilkesiyle tanımlar Böylece rasyonalite sadece teknik olarak işlerlik gösteren sabit bir yapıya indirgenmekle kalmaz aynı zamanda zihnin doğasına dair indirgemeci bir model olarak sunulur Düşünme bağlamdan ve bilinçten soyutlanarak işlemsel mantık içinde temsil edilir ve bu temsil rasyonalitenin sınırlarını yapay biçimde daraltır Gaston Bachelard ve John R Searle bu sınırlandırmayı farklı felsefi düzlemlerde görünür kılar Bachelard bilimsel düşüncenin tarihsel kopuşlarla ilerlediğini savunur Searle ise zihinsel içeriklerin sözdizimsel yapılarla temsil edilemeyeceğini yönelimsellik ve toplumsal etkileşimle kurulduğunu gösterir Bu iki düşünce çizgisi rasyonalitenin sabit bir yapı değil kesintilerle şekillenen bağlama göre değişen ve ancak akış içinde belirlenen bir süreç olduğunu ortaya koyar Bu anlayış boşluktaki rasyonalite olarak kavramsallaştırılmakta olan eleştirel bir yaklaşımda somutlaşır Boşluktaki rasyonalite rasyonaliteyi hesaplamaya indirgenebilir bir yeti olarak görmek yerine zihinsel toplumsal ve tarihsel etkenlerin iç içe geçtiği karmaşık bir oluş süreci olarak düşünmeye çağırır Rasyonalitenin zihinsel bağlamdan koparılarak işlemsel ve prosedürel modellere indirgenmesi onu temsil edilebilir bir yeti olarak sabitlemeye çalışır Oysa boşluktaki rasyonalite rasyonalitenin daima kendisini kavrama ve temsil etme biçimlerimizin ötesine taşan bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekerek indirgemeci her tür yaklaşıma karşı düşünmenin açıklık belirsizlik ve yenilik içeren doğasını felsefi düzeyde yeniden görünür kılar

Eski Yeni Yayınları
Rasyonalitenin ne olduğuna dair tartışmalarda araçsal rasyonalitenin belirleyici konumu bilgisayar sonrası dönemde gelişen hesaplamalı yaklaşımlarla birlikte yeni bir işlev kazanmıştır Bu yaklaşımlar zihni simgesel işlem birimi olarak kavrarken düşünmeyi algoritmik çözülebilirlik ilkesiyle tanımlar Böylece rasyonalite sadece teknik olarak işlerlik gösteren sabit bir yapıya indirgenmekle kalmaz aynı zamanda zihnin doğasına dair indirgemeci bir model olarak sunulur Düşünme bağlamdan ve bilinçten soyutlanarak işlemsel mantık içinde temsil edilir ve bu temsil rasyonalitenin sınırlarını yapay biçimde daraltır Gaston Bachelard ve John R Searle bu sınırlandırmayı farklı felsefi düzlemlerde görünür kılar Bachelard bilimsel düşüncenin tarihsel kopuşlarla ilerlediğini savunur Searle ise zihinsel içeriklerin sözdizimsel yapılarla temsil edilemeyeceğini yönelimsellik ve toplumsal etkileşimle kurulduğunu gösterir Bu iki düşünce çizgisi rasyonalitenin sabit bir yapı değil kesintilerle şekillenen bağlama göre değişen ve ancak akış içinde belirlenen bir süreç olduğunu ortaya koyar Bu anlayış boşluktaki rasyonalite olarak kavramsallaştırılmakta olan eleştirel bir yaklaşımda somutlaşır Boşluktaki rasyonalite rasyonaliteyi hesaplamaya indirgenebilir bir yeti olarak görmek yerine zihinsel toplumsal ve tarihsel etkenlerin iç içe geçtiği karmaşık bir oluş süreci olarak düşünmeye çağırır Rasyonalitenin zihinsel bağlamdan koparılarak işlemsel ve prosedürel modellere indirgenmesi onu temsil edilebilir bir yeti olarak sabitlemeye çalışır Oysa boşluktaki rasyonalite rasyonalitenin daima kendisini kavrama ve temsil etme biçimlerimizin ötesine taşan bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekerek indirgemeci her tür yaklaşıma karşı düşünmenin açıklık belirsizlik ve yenilik içeren doğasını felsefi düzeyde yeniden görünür kılar

ESKİYENİ YAYINLARI
Rasyonalitenin ne olduğuna dair tartışmalarda araçsal rasyonalitenin belirleyici konumu bilgisayar sonrası dönemde gelişen hesaplamalı yaklaşımlarla birlikte yeni bir işlev kazanmıştır Bu yaklaşımlar zihni simgesel işlem birimi olarak kavrarken düşünmeyi algoritmik çözülebilirlik ilkesiyle tanımlar Böylece rasyonalite sadece teknik olarak işlerlik gösteren sabit bir yapıya indirgenmekle kalmaz aynı zamanda zihnin doğasına dair indirgemeci bir model olarak sunulur Düşünme bağlamdan ve bilinçten soyutlanarak işlemsel mantık içinde temsil edilir ve bu temsil rasyonalitenin sınırlarını yapay biçimde daraltır Gaston Bachelard ve John R Searle bu sınırlandırmayı farklı felsefi düzlemlerde görünür kılar Bachelard bilimsel düşüncenin tarihsel kopuşlarla ilerlediğini savunur Searle ise zihinsel içeriklerin sözdizimsel yapılarla temsil edilemeyeceğini yönelimsellik ve toplumsal etkileşimle kurulduğunu gösterir Bu iki düşünce çizgisi rasyonalitenin sabit bir yapı değil kesintilerle şekillenen bağlama göre değişen ve ancak akış içinde belirlenen bir süreç olduğunu ortaya koyar Bu anlayış boşluktaki rasyonalite olarak kavramsallaştırılmakta olan eleştirel bir yaklaşımda somutlaşır Boşluktaki rasyonalite rasyonaliteyi hesaplamaya indirgenebilir bir yeti olarak görmek yerine zihinsel toplumsal ve tarihsel etkenlerin iç içe geçtiği karmaşık bir oluş süreci olarak düşünmeye çağırır Rasyonalitenin zihinsel bağlamdan koparılarak işlemsel ve prosedürel modellere indirgenmesi onu temsil edilebilir bir yeti olarak sabitlemeye çalışır Oysa boşluktaki rasyonalite rasyonalitenin daima kendisini kavrama ve temsil etme biçimlerimizin ötesine taşan bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekerek indirgemeci her tür yaklaşıma karşı düşünmenin açıklık belirsizlik ve yenilik içeren doğasını felsefi düzeyde yeniden görünür kılar

Eski Yeni Yayınları
Rasyonalitenin ne olduğuna dair tartışmalarda araçsal rasyonalitenin belirleyici konumu bilgisayar sonrası dönemde gelişen hesaplamalı yaklaşımlarla birlikte yeni bir işlev kazanmıştır Bu yaklaşımlar zihni simgesel işlem birimi olarak kavrarken düşünmeyi algoritmik çözülebilirlik ilkesiyle tanımlar Böylece rasyonalite sadece teknik olarak işlerlik gösteren sabit bir yapıya indirgenmekle kalmaz aynı zamanda zihnin doğasına dair indirgemeci bir model olarak sunulur Düşünme bağlamdan ve bilinçten soyutlanarak işlemsel mantık içinde temsil edilir ve bu temsil rasyonalitenin sınırlarını yapay biçimde daraltır Gaston Bachelard ve John R Searle bu sınırlandırmayı farklı felsefi düzlemlerde görünür kılar Bachelard bilimsel düşüncenin tarihsel kopuşlarla ilerlediğini savunur Searle ise zihinsel içeriklerin sözdizimsel yapılarla temsil edilemeyeceğini yönelimsellik ve toplumsal etkileşimle kurulduğunu gösterir Bu iki düşünce çizgisi rasyonalitenin sabit bir yapı değil kesintilerle şekillenen bağlama göre değişen ve ancak akış içinde belirlenen bir süreç olduğunu ortaya koyar Bu anlayış boşluktaki rasyonalite olarak kavramsallaştırılmakta olan eleştirel bir yaklaşımda somutlaşır Boşluktaki rasyonalite rasyonaliteyi hesaplamaya indirgenebilir bir yeti olarak görmek yerine zihinsel toplumsal ve tarihsel etkenlerin iç içe geçtiği karmaşık bir oluş süreci olarak düşünmeye çağırır Rasyonalitenin zihinsel bağlamdan koparılarak işlemsel ve prosedürel modellere indirgenmesi onu temsil edilebilir bir yeti olarak sabitlemeye çalışır Oysa boşluktaki rasyonalite rasyonalitenin daima kendisini kavrama ve temsil etme biçimlerimizin ötesine taşan bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekerek indirgemeci her tür yaklaşıma karşı düşünmenin açıklık belirsizlik ve yenilik içeren doğasını felsefi düzeyde yeniden görünür kılar

Eski Yeni Yayınları
Rasyonalitenin ne olduğuna dair tartışmalarda araçsal rasyonalitenin belirleyici konumu bilgisayar sonrası dönemde gelişen hesaplamalı yaklaşımlarla birlikte yeni bir işlev kazanmıştır Bu yaklaşımlar zihni simgesel işlem birimi olarak kavrarken düşünmeyi algoritmik çözülebilirlik ilkesiyle tanımlar Böylece rasyonalite sadece teknik olarak işlerlik gösteren sabit bir yapıya indirgenmekle kalmaz aynı zamanda zihnin doğasına dair indirgemeci bir model olarak sunulur Düşünme bağlamdan ve bilinçten soyutlanarak işlemsel mantık içinde temsil edilir ve bu temsil rasyonalitenin sınırlarını yapay biçimde daraltır Gaston Bachelard ve John R Searle bu sınırlandırmayı farklı felsefi düzlemlerde görünür kılar Bachelard bilimsel düşüncenin tarihsel kopuşlarla ilerlediğini savunur Searle ise zihinsel içeriklerin sözdizimsel yapılarla temsil edilemeyeceğini yönelimsellik ve toplumsal etkileşimle kurulduğunu gösterir Bu iki düşünce çizgisi rasyonalitenin sabit bir yapı değil kesintilerle şekillenen bağlama göre değişen ve ancak akış içinde belirlenen bir süreç olduğunu ortaya koyar Bu anlayış boşluktaki rasyonalite olarak kavramsallaştırılmakta olan eleştirel bir yaklaşımda somutlaşır Boşluktaki rasyonalite rasyonaliteyi hesaplamaya indirgenebilir bir yeti olarak görmek yerine zihinsel toplumsal ve tarihsel etkenlerin iç içe geçtiği karmaşık bir oluş süreci olarak düşünmeye çağırır Rasyonalitenin zihinsel bağlamdan koparılarak işlemsel ve prosedürel modellere indirgenmesi onu temsil edilebilir bir yeti olarak sabitlemeye çalışır Oysa boşluktaki rasyonalite rasyonalitenin daima kendisini kavrama ve temsil etme biçimlerimizin ötesine taşan bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekerek indirgemeci her tür yaklaşıma karşı düşünmenin açıklık belirsizlik ve yenilik içeren doğasını felsefi düzeyde yeniden görünür kılar