MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Bu Dağların Ardı — Sücaaddin Erdem

Bu Dağların Ardı
140,01
Divan Edebiyatı Halk EdebiyatıRomanMektup Günlük

Bu Dağların Ardı

Sücaaddin Erdem

DERGAH YAYINLARI

15.11.2021286 sf.
Karton Kapak13.5 x 19.5 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap YurduEn ucuz

Bu Dağların Ardı

Sücaaddin Erdem

Coğrafya bir kadermiş Biz Anadolu ile ta ezelden beri büyük mukavele yapmıştık Bu dağların ardına Kıraç toprağına ziraatı zanaatıyla uğraşan rençper ve esnafımıza bize umut bağlamış çileli muzdarip insanımıza ödenmekle bitmeyecek hizmet borcumuz vardı Girdiğim imtihanlar öğrencilik günlerimden beri yaptığım nice yolculuk meslek hayatımın ilk izlenimleri görüş ve hislerimi derinden rtkilemiştir Bugün bile her biri müstakil bir seyahat ya da macera nitaliğindeki uzun yolculuklar rüyalarımdan eksilmiyor Kara tiren kamyon külüstür otobüsler Bugünkü ulaşım ve iletişimden eser yoktu Derslerimiz ağırdı Öğretmenler ödün vermezdi Ders geçmek sınıf atlamak öyle kolay değildi Ne var ki babam dedeme ben babama oğlum ise bana göre çokdaha iyi imkanlara erişti O meşakkatler çekilmeseydi bugünlere gelinemezdi düye düşünüyor verdiğim emeklere acımıyorum Geleceğe hazırlanırken bu dağların ardına borçlu olduğumuzu unutmadık Bu topraktan aldığımızı bu toprağa vermek için çabaladık Bugün dahi ülkemizin kaderi önünde düşünen sorumlu duyarlı bir kuşağın naçizbir ferdi olmakla onur duyuyorum

Şehadet Kitap
231,00

Dergah Yayınları

2000286 sf.
Şehadet Kitap

Coğrafya bir kadermiş Biz Anadolu ile ta ezelden beri büyük mukavele yapmıştık Bu dağların ardına Kıraç toprağına ziraatı zanaatıyla uğraşan rençper ve esnafımıza bize umut bağlamış çileli muzdarip insanımıza ödenmekle bitmeyecek hizmet borcumuz vardı Girdiğim imtihanlar öğrencilik günlerimden beri yaptığım nice yolculuk meslek hayatımın ilk izlenimleri görüş ve hislerimi derinden rtkilemiştir Bugün bile her biri müstakil bir seyahat ya da macera nitaliğindeki uzun yolculuklar rüyalarımdan eksilmiyor Kara tiren kamyon külüstür otobüsler Bugünkü ulaşım ve iletişimden eser yoktu Derslerimiz ağırdı Öğretmenler ödün vermezdi Ders geçmek sınıf atlamak öyle kolay değildi Ne var ki babam dedeme ben babama oğlum ise bana göre çokdaha iyi imkanlara erişti O meşakkatler çekilmeseydi bugünlere gelinemezdi düye düşünüyor verdiğim emeklere acımıyorum Geleceğe hazırlanırken bu dağların ardına borçlu olduğumuzu unutmadık Bu topraktan aldığımızı bu toprağa vermek için çabaladık Bugün dahi ülkemizin kaderi önünde düşünen sorumlu duyarlı bir kuşağın naçizbir ferdi olmakla onur duyuyorum

Kitap Sepeti
262,50

Dergah Yayınları

2008286 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Dedem askerliğinin altıncı senesinde Yunanı denize dökerek köyüne dönebilen üç neferden biri bir İstiklal Harbi gazisiydi Haymana dan Sakarya İnönü Afyon Dumlupınar a Manisa İzmir e kadar muharebe ede ede geçtikleri yerleri köyde cemaatına çarşıda kasabalıya yolda arkadaşına anlattığında defalarca dinlemiştim Çocuk aklımla mahiyetini tam kavrayamadığım yokluk yoksulluk kanaatkârlık dayanıklılık azim cesaret Bu kahramanlık anıları belleğime bir masal gibi yerleşmiştir Dedemin yaşadıklarını babam da kendi yorumuyla naklederdi Ne dedemin ne de babamın anlattıklarını yazmadığıma hayıflanırım İlk ağızdan işittiğim seferberlik milli mücadele savaş öyküleri şimdi her biri hazine değerinde birer ibret vesikası olacaktı Keşke bilincine varıp duyduğumu öğrendiğimi başlangıçtan beri yazsaydım İsmi Hacı olan dedem askerde bölük eminliği de yapmıştır Köyünde mektep medrese görmüş üç beş kişiden biriydi Tarlası tapanı kıt rençperliği dardı Cepheden köyüne döndüğünde imamlık boynuna borç olur Her hanenin kendi nüfusuna variyetine göre bir godik veya bir mucur yarım tümün hak vererek tuttuğu imamlardandı Dedemin hak kını çobanların kizirin safına katılarak harman harman toplardım Ayşe Halam yedi yaşındadır Dedem askerden döndükten bir yıl sonra küçük Halam Periza dünyaya gelir Babaannem ertesi sene iki kızın üstüne Şerafettin i doğurur 1925 doğumlu babam Onun bu dünyada sevgisine doyamadığı yegâne insandı Hoca Babası dokuz yaşına kadar Şerafettin e eski Türkçe yeni Türkçe okuyup yazmayı belletmiştir Kendi kavlince tarih coğrafya tabiat bilgisi hesap falan da öğretir Arapgir İlkokulu Baş Muallimi Varnalı imtihandan geçirdiği Şerafettin i üçüncü sınıftan başlatır Şerafettin sekiz kilometrelik inişli çıkışlı Budak Çobanlı Kıçikli Türüdü Küçük Çarşı yolunu yağmur çamur kar kış demeden altı sene tepeler Parmakla gösterilen talebeliği nihayetinde Arapgir Ortaokulu nu iftiharla bitirir Kendinden önce okuyanların kitaplarını emaneten alırmış Kamış ucuna taktıkları kurşun kalemi iki santim kalıncaya kadar kullanırlar Çay kıyısından seçip götürdüğü kamışları birer karış boyunda keserek arkadaşlarına verir yerine defter ortasından çıkarılmış iki yaprak alır Babaannem bu yaprakları dikerek defter haline sokar Aynı defterin sayfalarını silip ertesi sene de kullanacağı için yazı yazarken kalemini bastırmaz Ceket pantolon palto gibi giysiler sadece zenginlerin üzerinde gördüğü şeylerdir Şerafettin senelerce bir köyün gurbete yolladığı mektubunu yazıp gurbetten gelen mektubunu okur Köylü kısmı birbirinin iciğini cıcığını her şeyini bilmez mi O da mektup sahibine sormadan ne diyeceklerini düşünür bulurmuş Babam mektuplarda köyün ahvalini şu sıra ne iş gördüklerini malın davarın alafın ekinlerin durumunu doğumu ölümü kışın çetin geçtiğini ayamların iyi yada kötü gittiğini usulü ve münasibince yazar Sonunda eksiği var mı diye okur Hislenen dinleyicilerin çıt çıkarmaması süzülen gözyaşları kiminin mütebbessim sükutundan mektubun çok beğenildiği anlaşılırmış Vula eferim Şerefettin Sağ olasın Nasıl da gözel yazmışsın aklınla bin yaşa Böyük memur olasın derlermiş Şerafettin mektubun sonunda dilek ve temennileri selâmların bir tekini unutmaz Ona her sefer pestil ceviz verirler iki cebini nohut doldururlar Dualar kabul olmuş Şerafettin okumuş Kadı Yenge nin babaannem gözünün nuru köyden çıkmıştır Köyün meşakkatli hayat şartlarından kurtuldu işi gücü rahatı iyi ya canı sağ olsun da gurbette olsun diyerek oğlunun memurluğuna pek sevinir hep şükrederdi Şeherli gelini Annem Sidret ile biz torunlarıyla her zaman gururlanırdı Köyde Kuran ı Kerim den başka kitaplar da bulunan tek ev bizimkiydi Hoca Dedemin eski Türkçe Siyer i Nebi Mızraklı İlmihal Hadis kitaplarından ayrıca benim de karıştırıp okuyabildiğim Bedir Uhud Hendek Gazveleri Hayber in Fethi Battal Gazi Destanı risaleler vardı Bütün bunlar kış odasının yüksek tereğinde dururdu Dağılmış solmuş silinmiş bu küçük kitapçıkları arkadaşlarıma gösterirken sayfaları dikkatle çevirir yırtılıp kopmamasına özen gösterirdim Yazılı kâğıtlar hele de Arap harfleri ile yazılı olanları bir ekmek parçası bir nimete yakışır şekilde kutsanır ayak basılmayacak ellenemeyecek bir yerlere kaldırılırdı Evimize gelenlere bir lütufta bulunuyormuş sanki kimseye vermediğimiz bir sırrı paylaşıyormuş gibi sayfalarını ağır usul çevirdiğim kara kaplı bir kitap daha vardı Tek kelimesini anlamadığım bu eski Türkçe kitap cennet cehennem kıyamet tasvirleriyle doluydu Gayya Kuyusu Sırat Köprüsü minberler köşkler tahtlar sancaklar Peygamber Efendimizin Hırka yı Şerifleri seccadesi kılıcı ibriği takunyası günah ve sevaplarımızın tartılacağı terazi Hz Ali nin Zülfikar ı daha böyle bir çok şey elle çizilmişti Kim hangi akla hizmetle ne amaçla bunları resmetmeye kalkışmıştı Dedemin bu kitabı gayri ciddi bulduğu elimizde dolaşmasına izin verdiğinden belliydi Eğer saklanmış olsaydı tercüme ettirir ne mene bir şey olduğunu anlardık Babamın iftihar kitabı ise köyde isim seçmekte başvurulan kılavuz bir kitaptı Resimlere tek tek bakılır isminin güzelliği kadar öğrencinin yakışıklı olup olmadığı da incelenirdi Maarif Vekili Hasan Ali Yücel in imzaladığı 615 sayfalık albümde 1941 1942 Eğitim Öğrenim Döneminde Türkiye nin bütün ortaokul ve liselerinde meslek ortaokulları ve liseleri dahil iftihara geçmiş öğrencileri yer alıyor Her sayfasında azami dokuz resim olan bu albümde yaklaşık 5500 fotoğraf bulunuyor Babamın yaşıtları olan Metin Toker Erdal İnönü Şevket Demirel Necmettin Erbakan Faruk Sükan Can Yücel Mazhar Zorlu Gazi Yaşargil Asım Bezirci Halit Kıvanç Doğan Avcıoğlu İsmet Giritli Özcan Köknel Cevat Babuna gibi yüzlerce siyaset sanat ve iş adamı öğretim üyesi bürokrat daha nice ünlünün içinde yer aldığı bu albümü kütüphanemde saklamak ve konuklarıma göstermekten halen de büyük haz duyarım O tarihlerde ortaokulsuz ilçeler lisesiz iller ekseriyetteymiş Bizim zamanımızda bile çoğu ilçedeki yüksek tahsilli sayısı kaymakam hakim savcı gibi birkaç memurdan ibaretti Üniversite fakülte profesör doçent telaffuza yeltenemediğimiz gizemli esrarengiz kelimelerdi İlkokulu yeni bitirmiştim 27 Mayıs 1960 İhtilalinin meşruiyetini anlatmak için köy köy dolaşıp toplantılar yapan hükümet devlet erkânı saflarında bir hukuk öğrencisi görmek hepimizi şaşırtmıştı Onun konuşmasını hayranlıkla ağzımız açık dinlemiştik Ortaokul lise ve ziraat fakültesi birinci sınıfta yedi yıl boyunca Fransızca dersi aldım Ama Babamın mütevazı bir ilçe ortaokulunda öğrendiği kadar öğrenemedim Otuzbeş kırk sene önce ezberlediği okuma parçalarını unutmamıştı Edebiyat yönüyle de öyleydi Bildiğim şiirler onun ezberinde tuttukları yanında hiç kalıyordu Gazyağı fitilinin ışığında ders çalışan babam aritmetik bağıntılar geometri teoremleri fizik kanunları kimya formülleri öğrendiklerini onca zaman aklından çıkmayacak kadar iyi öğrenmişti Babam ilkokuldan itibaren benim ve diğer iki kardeşimin dersini sınavını ilgiyle takip etti Biçare adam mezuniyetimizi göreceği günlere kadar talebelikten kurtulamadı Ben de önce kızım İffet sonra oğlum Mehmet ile öğrencilik heyecanını kaygılarını bir daha bir daha yaşadım yeniden öğrendim Bugün hâlâ yolculuklarım yatakhane yurt dershaneler sınavlar sancılı öğrencilik günlerim rüyalarıma giriyor Yolculuklarımızın her biri müstakil bir seyahat bir macera niteliğindeydi Yollar araçlar bugünkü ulaşım ve iletişimden eser yoktu Derslerimiz ağırdı Öğretmenler ödün vermezdi Ders geçmek sınıf atlamak kolay değildi Çok ama çok çalışırdık Şimdiki nesiller bizim yaşadığımız karne diploma sevincini yaşamıyor Babam kadar olmasa da bizler de bellediğimizi tam bellerdik Okumuş vasıflı insanlara hayranlık beslenir gıpta edilirdi Mesleklerin haysiyetini koruduğu henüz ayağa düşmediği yıllarda tahsile çıkmıştık Babam dedeme ben babama oğlum ise bana göre çok daha iyi imkânlara erişti Girdiğim sınavlar öğrencilik günlerinden beri yaptığım sayısız yolculuk meslek hayatımın ilk izlenimleri görüş ve hislerimi derinden etkilemiştir Tahsil olanağı bulamayanlar çoğunluktaydı Geleceğe hazırlanırken Bu dağların ardına borçlu olduğumuzu unutmadık Bugün de hâlâ ülkesinin kaderi önünde düşünen sorumlu duyarlı bir kuşağın naçiz bir ferdi olmaktan övünç duyuyorum Babamın şartları ortaokuldan ileriye gitmesine elvermemişti Fakat O bizlerin iyi mekteplerde okumasını yüksek tahsil yapmasını fazlasıyla arzuluyordu Ben de çocuklarımın iyi yetişmesini mazlum insanımıza hizmet etmelerini canı gönülden istedim Çok şükür Dileklerim kabul oldu Onlar beğendikleri eğitim ve öğrenimi gördüler Bir şeyi gerçekten bilmenin iyi anlamanın yolu çalışıp çalışıp biraz daha çalışmaktı Her zaman Onurlu ve dürüst yaşamanız inancınız başarınızdan çok daha değerliydi Çocuklarımla arkadaşlık etmenin kazanımlarımı onlarla paylaşmanın mutluluğunu yaşadım Ömrüm vefa ettikçe de devam edeceğim Hisse çıkarmaları için yeri geldikçe anlattığım nice kıssayı kim bilir kaç sefer çocuklarım dinledi Onlardan bazılarını yazarak bu kitabı oluşturdum Siz de çocuklarınıza da okutursunuz Çocuklarıma bırakacak başkaca bir şeyim servetim yok

Nobel Kitap
280,00

Dergah Yayınları

2008286 sf.
Nobel Kitap

Dedem askerliğinin altıncı senesinde Yunanı denize dökerek köyüne dönebilen üç neferden biri bir İstiklal Harbi gazisiydi Haymana dan Sakarya İnönü Afyon Dumlupınar a Manisa İzmir e kadar muharebe ede ede geçtikleri yerleri köyde cemaatına çarşıda kasabalıya yolda arkadaşına anlattığında defalarca dinlemiştim Çocuk aklımla mahiyetini tam kavrayamadığım yokluk yoksulluk kanaatkârlık dayanıklılık azim cesaret Bu kahramanlık anıları belleğime bir masal gibi yerleşmiştir Dedemin yaşadıklarını babam da kendi yorumuyla naklederdi Ne dedemin ne de babamın anlattıklarını yazmadığıma hayıflanırım İlk ağızdan işittiğim seferberlik milli mücadele savaş öyküleri şimdi her biri hazine değerinde birer ibret vesikası olacaktı Keşke bilincine varıp duyduğumu öğrendiğimi başlangıçtan beri yazsaydım İsmi Hacı olan dedem askerde bölük eminliği de yapmıştır Köyünde mektep medrese görmüş üç beş kişiden biriydi Tarlası tapanı kıt rençperliği dardı Cepheden köyüne döndüğünde imamlık boynuna borç olur Her hanenin kendi nüfusuna variyetine göre bir godik veya bir mucur yarım tümün hak vererek tuttuğu imamlardandı Dedemin hak kını çobanların kizirin safına katılarak harman harman toplardım Ayşe Halam yedi yaşındadır Dedem askerden döndükten bir yıl sonra küçük Halam Periza dünyaya gelir Babaannem ertesi sene iki kızın üstüne Şerafettin i doğurur 1925 doğumlu babam Onun bu dünyada sevgisine doyamadığı yegâne insandı Hoca Babası dokuz yaşına kadar Şerafettin e eski Türkçe yeni Türkçe okuyup yazmayı belletmiştir Kendi kavlince tarih coğrafya tabiat bilgisi hesap falan da öğretir Arapgir İlkokulu Baş Muallimi Varnalı imtihandan geçirdiği Şerafettin i üçüncü sınıftan başlatır Şerafettin sekiz kilometrelik inişli çıkışlı Budak Çobanlı Kıçikli Türüdü Küçük Çarşı yolunu yağmur çamur kar kış demeden altı sene tepeler Parmakla gösterilen talebeliği nihayetinde Arapgir Ortaokulu nu iftiha

Pandora
290,50

Dergah

2008286 sf.
Pandora

Coğrafya bir kadermiş Biz Anadolu ile ta ezelden beri büyük mukavele yapmıştık Bu dağların ardına Kıraç toprağına ziraatı zanaatıyla uğraşan rençper ve esnafımıza bize umut bağlamış çileli muzdarip insanımıza ödenmekle bitmeyecek hizmet borcumuz vardı Girdiğim imtihanlar öğrencilik günlerimden beri yaptığım nice yolculuk meslek hayatımın ilk izlenimleri görüş ve hislerimi derinden etkilemiştir Bugün bile her biri müstakil bir seyahat ya da macera niteliğindeki uzun yolculuklar rüyalarımdan eksilmiyor Kara tren kamyon külüstür otobüsler Bugünkü ulaşım ve iletişimden eser yoktu Derslerimiz ağırdı Öğretmenler ödün vermezdi Ders geçmek sınıf atlamak öyle kolay değildi Ne var ki babam dedeme ben babama oğlum ise bana göre çok daha iyi imkanlara erişti O meşakkatler çekilmeseydi bugünlere gelinemezdi diye düşünüyor verdiğim emeklere acımıyorum Geleceğe hazırlanırken bu dağların ardına borçlu olduğumuzu unutmadık Bu topraktan aldığımızı bu toprağa vermek için çabaladık Bugün dahi ülkemizin kaderi önünde düşünen sorumlu duyarlı bir kuşağın naçiz bir ferdi olmakla onur duyuyorum

Ucuz Kitap Al
297,50

Dergah Yayınları

Mart 2008286 sf.
13.50x19.50 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Sücaaddin Erdem tarafından kaleme alınan Bu Dağların Ardı Dergah Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Bu Dağların Ardı Sücaaddin Erdem Kitap Özeti Dedem askerliğinin altıncı senesinde Yunanı denize dökerek köyüne dönebilen üç neferden biri bir İstiklal Harbi gazisiydi Haymana dan Sakarya İnönü Afyon Dumlupınar a Manisa İzmir e kadar muharebe ede ede geçtikleri yerleri köyde cemaatına çarşıda kasabalıya yolda arkadaşına anlattığında defalarca dinlemiştim Çocuk aklımla mahiyetini tam kavrayamadığım yokluk yoksulluk kanaatkârlık dayanıklılık azim cesaret Bu kahramanlık anıları belleğime bir masal gibi yerleşmiştir Dedemin yaşadıklarını babam da kendi yorumuyla naklederdi Ne dedemin ne de babamın anlattıklarını yazmadığıma hayıflanırım İlk ağızdan işittiğim seferberlik milli mücadele savaş öyküleri şimdi her biri hazine değerinde birer ibret vesikası olacaktı Keşke bilincine varıp duyduğumu öğrendiğimi başlangıçtan beri yazsaydım İsmi Hacı olan dedem askerde bölük eminliği de yapmıştır Köyünde mektep medrese görmüş üç beş kişiden biriydi Tarlası tapanı kıt rençperliği dardı Cepheden köyüne döndüğünde imamlık boynuna borç olur Her hanenin kendi nüfusuna variyetine göre bir godik veya bir mucur yarım tümün hak vererek tuttuğu imamlardandı Dedemin hak kını çobanların kizirin safına katılarak harman harman toplardım Ayşe Halam yedi yaşındadır Dedem askerden döndükten bir yıl sonra küçük Halam Periza dünyaya gelir Babaannem ertesi sene iki kızın üstüne Şerafettin i doğurur 1925 doğumlu babam Onun bu dünyada sevgisine doyamadığı yegâne insandı Hoca Babası dokuz yaşına kadar Şerafettin e eski Türkçe yeni Türkçe okuyup yazmayı belletmiştir Kendi kavlince tarih coğrafya tabiat bilgisi hesap falan da öğretir Arapgir İlkokulu Baş Muallimi Varnalı imtihandan geçirdiği Şerafettin i üçüncü sınıftan başlatır Şerafettin sekiz kilometrelik inişli çıkışlı Budak Çobanlı Kıçikli Türüdü Küçük Çarşı yolunu yağmur çamur kar kış demeden altı sene tepeler Parmakla gösterilen talebeliği nihayetinde Arapgir Ortaokulu nu iftiharla bitirir Kendinden önce okuyanların kitaplarını emaneten alırmış Kamış ucuna taktıkları kurşun kalemi iki santim kalıncaya kadar kullanırlar Çay kıyısından seçip götürdüğü kamışları birer karış boyunda keserek arkadaşlarına verir yerine defter ortasından çıkarılmış iki yaprak alır Babaannem bu yaprakları dikerek defter haline sokar Aynı defterin sayfalarını silip ertesi sene de kullanacağı için yazı yazarken kalemini bastırmaz Ceket pantolon palto gibi giysiler sadece zenginlerin üzerinde gördüğü şeylerdir Şerafettin senelerce bir köyün gurbete yolladığı mektubunu yazıp gurbetten gelen mektubunu okur Köylü kısmı birbirinin iciğini cıcığını her şeyini bilmez mi O da mektup sahibine sormadan ne diyeceklerini düşünür bulurmuş Babam mektuplarda köyün ahvalini şu sıra ne iş gördüklerini malın davarın alafın ekinlerin durumunu doğumu ölümü kışın çetin geçtiğini ayamların iyi yada kötü gittiğini usulü ve münasibince yazar Sonunda eksiği var mı diye okur Hislenen dinleyicilerin çıt çıkarmaması süzülen gözyaşları kiminin mütebbessim sükutundan mektubun çok beğenildiği anlaşılırmış Vula eferim Şerefettin Sağ olasın Nasıl da gözel yazmışsın aklınla bin yaşa Böyük memur olasın derlermiş Şerafettin mektubun sonunda dilek ve temennileri selâmların bir tekini unutmaz Ona her sefer pestil ceviz verirler iki cebini nohut doldururlar Dualar kabul olmuş Şerafettin okumuş Kadı Yenge nin babaannem gözünün nuru köyden çıkmıştır Köyün meşakkatli hayat şartlarından kurtuldu işi gücü rahatı iyi ya canı sağ olsun da gurbette olsun diyerek oğlunun memurluğuna pek sevinir hep şükrederdi Şeherli gelini Annem Sidret ile biz torunlarıyla her zaman gururlanırdı Köyde Kuran ı Kerim den başka kitaplar da bulunan tek ev bizimkiydi Hoca Dedemin eski Türkçe Siyer i Nebi Mızraklı İlmihal Hadis kitaplarından ayrıca benim de karıştırıp okuyabildiğim Bedir Uhud Hendek Gazveleri Hayber in Fethi Battal Ga Yayınevi Dergah Yayınları Yazar Sücaaddin Erdem Sayfa 286 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Mart 2008 Barkod 9789759951115 Kategori Divan Edebiyatı Halk Edebiyatı Roman