Bu Dansı Bana Lütfeder misiniz Tanrım — Anıl Cihan

Bu Dansı Bana Lütfeder misiniz Tanrım
Anıl CihanŞiirden Yayınları
Bu Dansı Bana Lütfeder misiniz Tanrım
Anıl CihanHayatın onca içinden konuşmasına karşın Sina Akyol un şiir dili reel hayatın dayattığı normallik e saldırıdır başka bir deyişle normal olanın saldırılarına karşı bir duruş tur Şiir dilinde önceleme foregrounding koşutluk parallelism yineleme repetition sapma deviation gibi sözbilimsel biçimleri sıklıkla kullanarak dil içinde başka alternatif bir dil yaratır Özellikle yinelemeler ve sapmalar çok dikkat çekicidir Akyol sözcüklerin anlam alanlarının birbirine geçmesi ve sözcük seçme sınırlarının zorlanmasıyla meydana gelen sapmaları gündelik hayatın sözcüklerinin başka bir çevrimde yeni baştan düzenlenmesini farklı bir terbiyeden geçirilmesini sağlamak için işe koşar İnsan hayvan ve nesneler için kullanılan sözcükler alışılmış bağlamlarından kopar başka bir anlam alanında yeniden inşa edilir Böylelikle hem sözcükler hem de okuyucu normal in dışına fırlatılır orada derin nefesler alır sağlıklı sular dökünürler Emel Kaya Ateşi Harlatmak Buzdan saçaklar Üşümeyesin diye tenim teninle Masalda mıyız yoksa Şubat mı yalan Hâlâ çıplağız Böyle vuran kim kapının kanadına Hırçın rüzgâr mı Avcı mı yoksa Kar yolları kesmişken çıkıp gelen kim Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 96 Baskı Yılı 2015 Dili Türkçe Yayınevi Şiirden Yayınları

Şiirden Yayınevi
Anıl Cihan günümüz şiirini dikkatle izleyen imgenin şiirdeki önemini kavramış genç bir şair Dahası imgenin parıltılı albenili bir söz yığını değil de bir gerçeklik bir hakikat yaratan gerçeklikle hakikat üstünden ilişki kuran öneminin de ayırdına varmış biri Şiir adına attığı görmezden gelinemeyecek çabaların yansımasının izlerini şiirinde görmek mümkün Bir yandan gelenekle bağını belli bir yere oturtmaya uğraşırken diğer yandan da şiirini güncel şiirin isterleri doğrultusunda çatmaya çalışıyor Bu terkip özgün bir şiire ister istemez yol açıyor

Şiirden Yayıncılık
Kırgın HizaKalbi kırılmış saydambir atın son soluğundayken vedaben onu solgunbir yüzey biçimi sandımçünkü sıvası dökülmüşaşklar da unutulur şarkılar gibive sırası gelmişken bile söylenemezmesafeyi yırtan hiçbir sözhafıza kalın dudaklı biralınganlık meselesi olur zamanlaahşabın yüzündeki hizadaydı hataüzgünüm ben kendimi hep kusurdan saydım

ŞİİRDEN YAYINLARI
kırgın hiza kalbi kırılmış saydam bir atın son soluğundayken veda ben onu solgun bir yüzey biçimi sandım çünkü sıvası dökülmüş aşklar da unutulur şarkılar gibi ve sırası gelmişken bile söylenemez mesafeyi yırtan hiçbir söz hafıza kalın dudaklı bir alınganlık meselesi olur zamanla ahşabın yüzündeki hizadaydı hata üzgünüm ben kendimi hep kusurdan saydım