Bu Kızı Ben Uydurmadım — Demet Yılmazkuday

Bu Kızı Ben Uydurmadım
Demet YılmazkudayALAKARGA SANAT YAYINLARI
Bu Kızı Ben Uydurmadım
Demet YılmazkudayÇikolata portakal sigara böreği boza Bir kız çocuğunun gözünden hayat mücadelesi anlatılırken toplumsal ve insani çelişkiler de gözler önüne seriliyor Bu Kızı Ben Uydurmadım Libya daki Türk okulundan Kütahya daki bir verandaya Barbie evlerinden boza bardaklarına kadar uzanan hikâyeler yalnızca bir çocuğun değil bir dönemin ve toplumun belleğini de taşıyor Demet Yılmazkuday mizahla hüznü eleştiriyle masumiyeti ustalıkla bir araya getiriyor Küçük olayların içindeki büyük gerçekleri görmemizi sağlayan bu öyküler hem düşündürüyor hem de içimizi ısıtıyor

Alakarga Sanat Yayınları
Demet Yılmazkuday ilk romanı Bu Kızı Ben Uydurmadım da okurunu hem bireysel hem de toplumsal belleğin kıvrımlarına davet ediyor Çocukluğun masumiyetinden beslenen anlatı okurun karşısına ilk bakışta oyun ve paylaşma gibi basit görünen sahneler çıkarıyor fakat satır aralarında büyük kırılmaların kayıpların ve politik göndermelerin izlerini taşıyor Romanın her bölümünde bir yiyecek ismi karşımıza çıkıyor Çikolata Portakal Akide Şekeri Mücver Kabak Dolması Bu tercihler yalnızca nostaljik birer çağrışım yaratmakla kalmıyor aynı zamanda çocuk gözünden hatırlanan aileyle dostlukla ve çoğu zaman yoklukla örülü hayatın sembollerine dönüşüyor Bir parça çikolatanın paylaşıldığı sınıf bir portakal kabuğundan yapılan oyuncağın dondurduğu anı savaşın gölgesinde bile sürdürülen çocuk oyunları Hepsi bir yandan kaybolan masumiyetin diğer yandan dayanışmanın güçlü metaforları olarak beliriyor Yılmazkuday anlatısını büyük ideallerin ve politik tartışmaların ağır diliyle değil çocukluk anılarının naif ve yalın bakışıyla kuruyor Bu naiflik okurda çarpıcı bir etki bırakıyor Çocuk gözüyle görülen adaletsizlikler diktatörlükler savaşlar ya da göç deneyimleri en sade haliyle dile gelerek daha da sarsıcı bir hâl alıyor Aynı zamanda roman gurbette büyüyen bir çocuğun dünyasına ayna tutuyor Yabancı bir ülkede bilmediği bir dilin içinde sürekli taşınmalar ve kayıplar arasında okulda ve arkadaş çevresinde kendine bir yer açma çabası Tüm bu deneyimler küçük şeylerin bir çikolata bir oyuncak bebek bir portakal kabuğu nasıl büyük anlamlar yüklenebileceğini gösteriyor Bu Kızı Ben Uydurmadım hem kişisel bir büyüme hikâyesi hem de toplumsal hafızanın iz düşümü Sade diliyle okuru içine çekerken derinliğiyle uzun süre zihinden çıkmayacak bir okuma deneyimi sunuyor
Bu Kızı Ben Uydurmadım
Demet Yılmazkuday
Bu Kızı Ben Uydurmadım Demet Yılmazkuday ilk romanı Bu Kızı Ben Uydurmadım da okurunu hem bireysel hem de toplumsal belleğin kıvrımlarına davet ediyor Çocukluğun masumiyetinden beslenen anlatı okurun karşısına ilk bakışta oyun ve paylaşma gibi basit görünen sahneler çıkarıyor fakat satır aralarında büyük kırılmaların kayıpların ve politik göndermelerin izlerini taşıyor Romanın her bölümünde bir yiyecek ismi karşımıza çıkıyor Çikolata Portakal Akide Şekeri Mücver Kabak Dolması Bu tercihler yalnızca nostaljik birer çağrışım yaratmakla kalmıyor aynı zamanda çocuk gözünden hatırlanan aileyle dostlukla ve çoğu zaman yoklukla örülü hayatın sembollerine dönüşüyor Bir parça çikolatanın paylaşıldığı sınıf bir portakal kabuğundan yapılan oyuncağın dondurduğu anı savaşın gölgesinde bile sürdürülen çocuk oyunları Hepsi bir yandan kaybolan masumiyetin diğer yandan dayanışmanın güçlü metaforları olarak beliriyor Yılmazkuday anlatısını büyük ideallerin ve politik tartışmaların ağır diliyle değil çocukluk anılarının naif ve yalın bakışıyla kuruyor Bu naiflik okurda çarpıcı bir etki bırakıyor Çocuk gözüyle görülen adaletsizlikler diktatörlükler savaşlar ya da göç deneyimleri en sade haliyle dile gelerek daha da sarsıcı bir hâl alıyor Aynı zamanda roman gurbette büyüyen bir çocuğun dünyasına ayna tutuyor Yabancı bir ülkede bilmediği bir dilin içinde sürekli taşınmalar ve kayıplar arasında okulda ve arkadaş çevresinde kendine bir yer açma çabası Tüm bu deneyimler küçük şeylerin bir çikolata bir oyuncak bebek bir portakal kabuğu nasıl büyük anlamlar yüklenebileceğini gösteriyor Bu Kızı Ben Uydurmadım hem kişisel bir büyüme hikâyesi hem de toplumsal hafızanın iz düşümü Sade diliyle okuru içine çekerken derinliğiyle uzun süre zihinden çıkmayacak bir okuma deneyimi sunuyor Yazar Demet Yılmazkuday Sayfa Sayısı 148 Çeviri Ebat 21X27 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Eylül 2025 Kağıt Cinsi 1 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

Alakarga Sanat Yayınları
Demet Yılmazkuday ilk romanı Bu Kızı Ben Uydurmadım da okurunu hem bireysel hem de toplumsal belleğin kıvrımlarına davet ediyor Çocukluğun masumiyetinden beslenen anlatı okurun karşısına ilk bakışta oyun ve paylaşma gibi basit görünen sahneler çıkarıyor fakat satır aralarında büyük kırılmaların kayıpların ve politik göndermelerin izlerini taşıyor Romanın her bölümünde bir yiyecek ismi karşımıza çıkıyor Çikolata Portakal Akide Şekeri Mücver Kabak Dolması Bu tercihler yalnızca nostaljik birer çağrışım yaratmakla kalmıyor aynı zamanda çocuk gözünden hatırlanan aileyle dostlukla ve çoğu zaman yoklukla örülü hayatın sembollerine dönüşüyor Bir parça çikolatanın paylaşıldığı sınıf bir portakal kabuğundan yapılan oyuncağın dondurduğu anı savaşın gölgesinde bile sürdürülen çocuk oyunları Hepsi bir yandan kaybolan masumiyetin diğer yandan dayanışmanın güçlü metaforları olarak beliriyor Yılmazkuday anlatısını büyük ideallerin ve politik tartışmaların ağır diliyle değil çocukluk anılarının naif ve yalın bakışıyla kuruyor Bu naiflik okurda çarpıcı bir etki bırakıyor Çocuk gözüyle görülen adaletsizlikler diktatörlükler savaşlar ya da göç deneyimleri en sade haliyle dile gelerek daha da sarsıcı bir hâl alıyor Aynı zamanda roman gurbette büyüyen bir çocuğun dünyasına ayna tutuyor Yabancı bir ülkede bilmediği bir dilin içinde sürekli taşınmalar ve kayıplar arasında okulda ve arkadaş çevresinde kendine bir yer açma çabası Tüm bu deneyimler küçük şeylerin bir çikolata bir oyuncak bebek bir portakal kabuğu nasıl büyük anlamlar yüklenebileceğini gösteriyor Bu Kızı Ben Uydurmadım hem kişisel bir büyüme hikâyesi hem de toplumsal hafızanın iz düşümü Sade diliyle okuru içine çekerken derinliğiyle uzun süre zihinden çıkmayacak bir okuma deneyimi sunuyor

Alakarga Yayınları
Demet Yılmazkuday ilk romanı Bu Kızı Ben Uydurmadım da okurunu hem bireysel hem de toplumsal belleğin kıvrımlarına davet ediyor Çocukluğun masumiyetinden beslenen anlatı okurun karşısına ilk bakışta oyun ve paylaşma gibi basit görünen sahneler çıkarıyor fakat satır aralarında büyük kırılmaların kayıpların ve politik göndermelerin izlerini taşıyor Romanın her bölümünde bir yiyecek ismi karşımıza çıkıyor Çikolata Portakal Akide Şekeri Mücver Kabak Dolması Bu tercihler yalnızca nostaljik birer çağrışım yaratmakla kalmıyor aynı zamanda çocuk gözünden hatırlanan aileyle dostlukla ve çoğu zaman yoklukla örülü hayatın sembollerine dönüşüyor Bir parça çikolatanın paylaşıldığı sınıf bir portakal kabuğundan yapılan oyuncağın dondurduğu anı savaşın gölgesinde bile sürdürülen çocuk oyunları Hepsi bir yandan kaybolan masumiyetin diğer yandan dayanışmanın güçlü metaforları olarak beliriyor Yılmazkuday anlatısını büyük ideallerin ve politik tartışmaların ağır diliyle değil çocukluk anılarının naif ve yalın bakışıyla kuruyor Bu naiflik okurda çarpıcı bir etki bırakıyor Çocuk gözüyle görülen adaletsizlikler diktatörlükler savaşlar ya da göç deneyimleri en sade haliyle dile gelerek daha da sarsıcı bir hâl alıyor Aynı zamanda roman gurbette büyüyen bir çocuğun dünyasına ayna tutuyor Yabancı bir ülkede bilmediği bir dilin içinde sürekli taşınmalar ve kayıplar arasında okulda ve arkadaş çevresinde kendine bir yer açma çabası Tüm bu deneyimler küçük şeylerin bir çikolata bir oyuncak bebek bir portakal kabuğu nasıl büyük anlamlar yüklenebileceğini gösteriyor Bu Kızı Ben Uydurmadım hem kişisel bir büyüme hikâyesi hem de toplumsal hafızanın iz düşümü Sade diliyle okuru içine çekerken derinliğiyle uzun süre zihinden çıkmayacak bir okuma deneyimi sunuyor

Alakarga Sanat Yayınları
Demet Yılmazkuday ilk romanı Bu Kızı Ben Uydurmadım da okurunu hem bireysel hem de toplumsal belleğin kıvrımlarına davet ediyor Çocukluğun masumiyetinden beslenen anlatı okurun karşısına ilk bakışta oyun ve paylaşma gibi basit görünen sahneler çıkarıyor fakat satır aralarında büyük kırılmaların kayıpların ve politik göndermelerin izlerini taşıyor Romanın her bölümünde bir yiyecek ismi karşımıza çıkıyor Çikolata Portakal Akide Şekeri Mücver Kabak Dolması Bu tercihler yalnızca nostaljik birer çağrışım yaratmakla kalmıyor aynı zamanda çocuk gözünden hatırlanan aileyle dostlukla ve çoğu zaman yoklukla örülü hayatın sembollerine dönüşüyor Bir parça çikolatanın paylaşıldığı sınıf bir portakal kabuğundan yapılan oyuncağın dondurduğu anı savaşın gölgesinde bile sürdürülen çocuk oyunları Hepsi bir yandan kaybolan masumiyetin diğer yandan dayanışmanın güçlü metaforları olarak beliriyor Yılmazkuday anlatısını büyük ideallerin ve politik tartışmaların ağır diliyle değil çocukluk anılarının naif ve yalın bakışıyla kuruyor Bu naiflik okurda çarpıcı bir etki bırakıyor Çocuk gözüyle görülen adaletsizlikler diktatörlükler savaşlar ya da göç deneyimleri en sade haliyle dile gelerek daha da sarsıcı bir hâl alıyor Aynı zamanda roman gurbette büyüyen bir çocuğun dünyasına ayna tutuyor Yabancı bir ülkede bilmediği bir dilin içinde sürekli taşınmalar ve kayıplar arasında okulda ve arkadaş çevresinde kendine bir yer açma çabası Tüm bu deneyimler küçük şeylerin bir çikolata bir oyuncak bebek bir portakal kabuğu nasıl büyük anlamlar yüklenebileceğini gösteriyor Bu Kızı Ben Uydurmadım hem kişisel bir büyüme hikâyesi hem de toplumsal hafızanın iz düşümü Sade diliyle okuru içine çekerken derinliğiyle uzun süre zihinden çıkmayacak bir okuma deneyimi sunuyor