Bu Nasıl İstanbul
Bercest
Söylenirken öyle bir kaptırmış ki kendini nereye yürüdüğü neden yürüdüğü anlamını yitirmişti Şehremini lisesinin hizasına otobüs durağına on adım kala durdu Yönünü yavaş yavaş tenhalaşan araba yoluna çevirdi Nedense Taksim meydanında bir kalabalığın önünde hayal etti kendini Gitmek bütün canlılarda var olan temel bir güdüdür deyişine kalabalığı oluşturan istinasız herkes arsız arsız gülüyordu Ama o buna rağmen susmuyordu Düne kadar beni bu şehre bağlayan herkese ve her şeye yıllarımı verdim dedi Ama buraya kadar Kimbilir bu kaç bininci İstanbul filminde yabancı bir kareyim ben Yabancılığımın dublaj montaj odalarına düşmesine gerek yok Kimse eline makas alma zahmetine girmesin benim için Artık çok iyi anlıyorum ki yapılması gereken her şeyi yapmış İstanbul Elinden geldiği kadar çok sayıda insana iyi peki gidelim dedirtmek için çırpınıp duruyor hala Ben restini görüyorum artık bu yığıntı şehrin ve onun yükünü hafifletmek istiyorum Herkes gibi ve her halimle bir dağ silsilesi olmuş kurulmuştum bugüne kadar çünkü İatanbul un kaldırımlarında attığım her adımda bir görkem vardı Her zaman gururla yürürdüm bu şehrin sokaklarında Üniversite bitene kadar her şey tastamam böyleydi Önce bir idealin sonra bir aşkın ölümünü bu şehrin sahte görkeminde fark etmeye başladım günbegün Sahte görkem kazandı ben idealimi ve aşkımı kaybettim Biz bu şehre yenildik Elif Hayır yenilmedik diyemezsin artık Artık senden gitmek zorundayım ey kent On milyon küsür insanı sığdırdın ama nefes alamayacağım kadar dar geliyorsun bana Ne kadar uğraşırsam uğraşayım hiçbir parçanı birbiriyle bağdaştıramıyorum artık Gitmek İyi ama nereye Nasıl