Bu Toprakların İnsanı — Mehmet Kahraman

Bu Toprakların İnsanı
Mehmet KahramanBabıali Kültür Yayıncılığı
Bu Toprakların İnsanı
Mehmet KahramanBu topraklar sadece meyve sebze yetiştirilen bitek eskilerin tabiriyle adam eksen yetişir cinsinden son derece verimli topraklar değildir aynı zamanda çok güzel işler başarmış insanların yetişmesine de zemin hazırlamıştır Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde üç kıtaya nizam veren insanlar gelip geçmiş o dönemlerde yaşayan toplumların damağında o tat uzun süre yaşamaya devam etmiştir İvo Andriç in Drina Köprüsü romanını okuyanlar damaklarda yer eden o tadı hemen hissederler Balkanlarda insanlar barış içinde ve kardeşçe yaşamaktayken Osmanlı çekilince yaşanan kargaşa Osmanlının getirdiği nizamın özlemle hatırlanmasına sebep olur Bu topraklarda yetişmiş insanlar yaratılmışı severiz Yaradan dan ötürü diyebilen ve bunu söylemekten öte bunun gereği ne ise onu yerine getirmeğe gayret eden bunu hayatının vazgeçilmez bir düsturu kabul eden ve bundan asla ödün vermeyen insanlardır Kendisini ve bütün evreni Yaradan ın istediği doğrultuda bir yol ve yöntem izleyerek insana yakışır bir davranış sergilerler Kendilerini merkeze almazlar Merkezde Yaradan vardır Onlar gerektiğinde ellerindeki ekmeği bölüşürler Tehlikedeki bir kişiyi kurtarmak için kendilerini tehlikeye atarlar Kendilerini değil başkalarını önemserler Her zaman çözümden yanadırlar Zulmetmezler Acı çektirmezler İnsana olduğu gibi diğer canlılara da merhametle muamele ederler Yani merhamet sahibidirler sabırlıdırlar adaletlidirler cömerttirler Yani kısacası insan güzelleridirler

BABIALİ KÜLTÜR YAYINCILIĞI
Bu topraklar sadece meyve sebze yetiştirilen bitek eskilerin tabiriyle adam eksen yetişir cinsinden son derece verimli topraklar değildir aynı zamanda çok güzel işler başarmış insanların yetişmesine de zemin hazırlamıştır Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde üç kıtaya nizam veren insanlar gelip geçmiş o dönemlerde yaşayan toplumların damağında o tat uzun süre yaşamaya devam etmiştir İvo Andriç in Drina Köprüsü romanını okuyanlar damaklarda yer eden o tadı hemen hissederler Balkanlarda insanlar barış içinde ve kardeşçe yaşamaktayken Osmanlı çekilince yaşanan kargaşa Osmanlının getirdiği nizamın özlemle hatırlanmasına sebep olur Bu topraklarda yetişmiş insanlar yaratılmışı severiz Yaradan dan ötürü diyebilen ve bunu söylemekten öte bunun gereği ne ise onu yerine getirmeğe gayret eden bunu hayatının vazgeçilmez bir düsturu kabul eden ve bundan asla ödün vermeyen insanlardır Kendisini ve bütün evreni Yaradan ın istediği doğrultuda bir yol ve yöntem izleyerek insana yakışır bir davranış sergilerler Kendilerini merkeze almazlar Merkezde Yaradan vardır Onlar gerektiğinde ellerindeki ekmeği bölüşürler Tehlikedeki bir kişiyi kurtarmak için kendilerini tehlikeye atarlar Kendilerini değil başkalarını önemserler Her zaman çözümden yanadırlar Zulmetmezler Acı çektirmezler İnsana olduğu gibi diğer canlılara da merhametle muamele ederler Yani merhamet sahibidirler sabırlıdırlar adaletlidirler cömerttirler Yani kısacası insan güzelleridirler

Babıali Kültür Yayıncılığı
Bu topraklar sadece meyve sebze yetiştirilen bitek eskilerin tabiriyle adam eksen yetişir cinsinden son derece verimli topraklar değildir aynı zamanda çok güzel işler başarmış insanların yetişmesine de zemin hazırlamıştır Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde üç kıtaya nizam veren insanlar gelip geçmiş o dönemlerde yaşayan toplumların damağında o tat uzun süre yaşamaya devam etmiştir İvo Andriç in Drina Köprüsü romanını okuyanlar damaklarda yer eden o tadı hemen hissederler Balkanlarda insanlar barış içinde ve kardeşçe yaşamaktayken Osmanlı çekilince yaşanan kargaşa Osmanlının getirdiği nizamın özlemle hatırlanmasına sebep olur Bu topraklarda yetişmiş insanlar yaratılmışı severiz Yaradan dan ötürü diyebilen ve bunu söylemekten öte bunun gereği ne ise onu yerine getirmeğe gayret eden bunu hayatının vazgeçilmez bir düsturu kabul eden ve bundan asla ödün vermeyen insanlardır Kendisini ve bütün evreni Yaradan ın istediği doğrultuda bir yol ve yöntem izleyerek insana yakışır bir davranış sergilerler Kendilerini merkeze almazlar Merkezde Yaradan vardır Onlar gerektiğinde ellerindeki ekmeği bölüşürler Tehlikedeki bir kişiyi kurtarmak için kendilerini tehlikeye atarlar Kendilerini değil başkalarını önemserler Her zaman çözümden yanadırlar Zulmetmezler Acı çektirmezler İnsana olduğu gibi diğer canlılara da merhametle muamele ederler Yani merhamet sahibidirler sabırlıdırlar adaletlidirler cömerttirler

Babıali Kültür Yayıncılığı
Bu topraklar sadece meyve sebze yetiştirilen bitek eskilerin tabiriyle adam eksen yetişir cinsinden son derece verimli topraklar değildir aynı zamanda çok güzel işler başarmış insanların yetişmesine de zemin hazırlamıştır Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde üç kıtaya nizam veren insanlar gelip geçmiş o dönemlerde yaşayan toplumların damağında o tat uzun süre yaşamaya devam etmiştir İvo Andriç in Drina Köprüsü romanını okuyanlar damaklarda yer eden o tadı hemen hissederler Balkanlarda insanlar barış içinde ve kardeşçe yaşamaktayken Osmanlı çekilince yaşanan kargaşa Osmanlının getirdiği nizamın özlemle hatırlanmasına sebep olur Bu topraklarda yetişmiş insanlar yaratılmışı severiz Yaradan dan ötürü diyebilen ve bunu söylemekten öte bunun gereği ne ise onu yerine getirmeğe gayret eden bunu hayatının vazgeçilmez bir düsturu kabul eden ve bundan asla ödün vermeyen insanlardır Kendisini ve bütün evreni Yaradan ın istediği doğrultuda bir yol ve yöntem izleyerek insana yakışır bir davranış sergilerler Kendilerini merkeze almazlar Merkezde Yaradan vardır Onlar gerektiğinde ellerindeki ekmeği bölüşürler Tehlikedeki bir kişiyi kurtarmak için kendilerini tehlikeye atarlar Kendilerini değil başkalarını önemserler Her zaman çözümden yanadırlar Zulmetmezler Acı çektirmezler İnsana olduğu gibi diğer canlılara da merhametle muamele ederler Yani merhamet sahibidirler sabırlıdırlar adaletlidirler cömerttirler

Babıali Kültür Yayıncılığı
Bu topraklar sadece meyve sebze yetiştirilen bitek eskilerin tabiriyle adam eksen yetişir cinsinden son derece verimli topraklar değildir aynı zamanda çok güzel işler başarmış insanların yetişmesine de zemin hazırlamıştır Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde üç kıtaya nizam veren insanlar gelip geçmiş o dönemlerde yaşayan toplumların damağında o tat uzun süre yaşamaya devam etmiştir İvo Andriç in Drina Köprüsü romanını okuyanlar damaklarda yer eden o tadı hemen hissederler Balkanlarda insanlar barış içinde ve kardeşçe yaşamaktayken Osmanlı çekilince yaşanan kargaşa Osmanlının getirdiği nizamın özlemle hatırlanmasına sebep olur Bu topraklarda yetişmiş insanlar yaratılmışı severiz Yaradan dan ötürü diyebilen ve bunu söylemekten öte bunun gereği ne ise onu yerine getirmeğe gayret eden bunu hayatının vazgeçilmez bir düsturu kabul eden ve bundan asla ödün vermeyen insanlardır Kendisini ve bütün evreni Yaradan ın istediği doğrultuda bir yol ve yöntem izleyerek insana yakışır bir davranış sergilerler Kendilerini merkeze almazlar Merkezde Yaradan vardır Onlar gerektiğinde ellerindeki ekmeği bölüşürler Tehlikedeki bir kişiyi kurtarmak için kendilerini tehlikeye atarlar Kendilerini değil başkalarını önemserler Her zaman çözümden yanadırlar Zulmetmezler Acı çektirmezler İnsana olduğu gibi diğer canlılara da merhametle muamele ederler Yani merhamet sahibidirler sabırlıdırlar adaletlidirler cömerttirler Yani kısacası insan güzelleridirler

Babıali Kültür Yayıncılığı
Bu topraklar sadece meyve sebze yetiştirilen bitek eskilerin tabiriyle adam eksen yetişir cinsinden son derece verimli topraklar değildir aynı zamanda çok güzel işler başarmış insanların yetişmesine de zemin hazırlamıştır Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde üç kıtaya nizam veren insanlar gelip geçmiş o dönemlerde yaşayan toplumların damağında o tat uzun süre yaşamaya devam etmiştir İvo Andriç in Drina Köprüsü romanını okuyanlar damaklarda yer eden o tadı hemen hissederler Balkanlarda insanlar barış içinde ve kardeşçe yaşamaktayken Osmanlı çekilince yaşanan kargaşa Osmanlının getirdiği nizamın özlemle hatırlanmasına sebep olur Bu topraklarda yetişmiş insanlar yaratılmışı severiz Yaradan dan ötürü diyebilen ve bunu söylemekten öte bunun gereği ne ise onu yerine getirmeğe gayret eden bunu hayatının vazgeçilmez bir düsturu kabul eden ve bundan asla ödün vermeyen insanlardır Kendisini ve bütün evreni Yaradan ın istediği doğrultuda bir yol ve yöntem izleyerek insana yakışır bir davranış sergilerler Kendilerini merkeze almazlar Merkezde Yaradan vardır Onlar gerektiğinde ellerindeki ekmeği bölüşürler Tehlikedeki bir kişiyi kurtarmak için kendilerini tehlikeye atarlar Kendilerini değil başkalarını önemserler Her zaman çözümden yanadırlar Zulmetmezler Acı çektirmezler İnsana olduğu gibi diğer canlılara da merhametle muamele ederler Yani merhamet sahibidirler sabırlıdırlar adaletlidirler cömerttirler

Babıali Kültür
Bu topraklar sadece meyve sebze yetiştirilen bitek eskilerin tabiriyle adam eksen yetişir cinsinden son derece verimli topraklar değildir aynı zamanda çok güzel işler başarmış insanların yetişmesine de zemin hazırlamıştır Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde üç kıtaya nizam veren insanlar gelip geçmiş o dönemlerde yaşayan toplumların damağında o tat uzun süre yaşamaya devam etmiştir İvo Andriç in Drina Köprüsü romanını okuyanlar damaklarda yer eden o tadı hemen hissederler Balkanlarda insanlar barış içinde ve kardeşçe yaşamaktayken Osmanlı çekilince yaşanan kargaşa Osmanlının getirdiği nizamın özlemle hatırlanmasına sebep olur Bu topraklarda yetişmiş insanlar yaratılmışı severiz Yaradan dan ötürü diyebilen ve bunu söylemekten öte bunun gereği ne ise onu yerine getirmeğe gayret eden bunu hayatının vazgeçilmez bir düsturu kabul eden ve bundan asla ödün vermeyen insanlardır Kendisini ve bütün evreni Yaradan ın istediği doğrultuda bir yol ve yöntem izleyerek insana yakışır bir davranış sergilerler Kendilerini merkeze almazlar Merkezde Yaradan vardır Onlar gerektiğinde ellerindeki ekmeği bölüşürler Tehlikedeki bir kişiyi kurtarmak için kendilerini tehlikeye atarlar Kendilerini değil başkalarını önemserler Her zaman çözümden yanadırlar Zulmetmezler Acı çektirmezler İnsana olduğu gibi diğer canlılara da merhametle muamele ederler Yani merhamet sahibidirler sabırlıdırlar adaletlidirler cömerttirler

Babıali Kültür Yayıncılığı
Bu topraklar sadece meyve sebze yetiştirilen bitek eskilerin tabiriyle adam eksen yetişir cinsinden son derece verimli topraklar değildir aynı zamanda çok güzel işler başarmış insanların yetişmesine de zemin hazırlamıştır Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde üç kıtaya nizam veren insanlar gelip geçmiş o dönemlerde yaşayan toplumların damağında o tat uzun süre yaşamaya devam etmiştir İvo Andriç in Drina Köprüsü romanını okuyanlar damaklarda yer eden o tadı hemen hissederler Balkanlarda insanlar barış içinde ve kardeşçe yaşamaktayken Osmanlı çekilince yaşanan kargaşa Osmanlının getirdiği nizamın özlemle hatırlanmasına sebep olur Bu topraklarda yetişmiş insanlar yaratılmışı severiz Yaradan dan ötürü diyebilen ve bunu söylemekten öte bunun gereği ne ise onu yerine getirmeğe gayret eden bunu hayatının vazgeçilmez bir düsturu kabul eden ve bundan asla ödün vermeyen insanlardır Kendisini ve bütün evreni Yaradan ın istediği doğrultuda bir yol ve yöntem izleyerek insana yakışır bir davranış sergilerler Kendilerini merkeze almazlar Merkezde Yaradan vardır Onlar gerektiğinde ellerindeki ekmeği bölüşürler Tehlikedeki bir kişiyi kurtarmak için kendilerini tehlikeye atarlar Kendilerini değil başkalarını önemserler Her zaman çözümden yanadırlar Zulmetmezler Acı çektirmezler İnsana olduğu gibi diğer canlılara da merhametle muamele ederler Yani merhamet sahibidirler sabırlıdırlar adaletlidirler cömerttirler

Hece Yayınları
Selçuklulardan itibaren gelip yerleştiğimiz bu topraklarda yani Anadolu ve çevresinde yer alan topraklarda yaklaşık bin yıldır yoğurduğumuz ve üst üste koyarak zenginleştirdiğimiz kendimize özgü değerlerimizin ifadesi olan şiirler hikâyeler masallar söylendi anlatıldı yazıldı Bunlar bu topraklarda yaşayan insanların dünyalarını yansıtan bize özgü metinlerdi Zaman zaman yabancı sesler de duyulmadı değil ama insanımızın gönlünde yatan aslan her zaman var olmayı sürdürdü O aslanın sesine tercüman olan onu belli kalıplara dökerek edebî metinler olarak önümüze getiren sanatkârları gündeme taşımak onları alkışlamak yüreklendirmek eserlerini bayraklaştırmak biz edebiyat tarihçilerinin asli görevidir

Hece Yayınları
Selçuklulardan itibaren gelip yerleştiğimiz bu topraklarda yani Anadolu ve çevresinde yer alan topraklarda yaklaşık bin yıldır yoğurduğumuz ve üst üste koyarak zenginleştirdiğimiz kendimize özgü değerlerimizin ifadesi olan şiirler hikâyeler masallar söylendi anlatıldı yazıldı Bunlar bu topraklarda yaşayan insanların dünyalarını yansıtan bize özgü metinlerdi Zaman zaman yabancı sesler de duyulmadı değil ama insanımızın gönlünde yatan aslan her zaman var olmayı sürdürdü O aslanın sesine tercüman olan onu belli kalıplara dökerek edebî metinler olarak önümüze getiren sanatkârları gündeme taşımak onları alkışlamak yüreklendirmek eserlerini bayraklaştırmak biz edebiyat tarihçilerinin asli görevidir

Hece Yayınları
Selçuklulardan itibaren gelip yerleştiğimiz bu topraklarda yani Anadolu ve çevresinde yer alan topraklarda yaklaşık bin yıldır yoğurduğumuz ve üst üste koyarak zenginleştirdiğimiz kendimize özgü değerlerimizin ifadesi olan şiirler hikâyeler masallar söylendi anlatıldı yazıldı Bunlar bu topraklarda yaşayan insanların dünyalarını yansıtan bize özgü metinlerdi Zaman zaman yabancı sesler de duyulmadı değil ama insanımızın gönlünde yatan aslan her zaman var olmayı sürdürdü O aslanın sesine tercüman olan onu belli kalıplara dökerek edebî metinler olarak önümüze getiren sanatkârları gündeme taşımak onları alkışlamak yüreklendirmek eserlerini bayraklaştırmak biz edebiyat tarihçilerinin asli görevidir

Hece Yayınları
Selçuklulardan itibaren gelip yerleştiğimiz bu topraklarda yani Anadolu ve çevresinde yer alan topraklarda yaklaşık bin yıldır yoğurduğumuz ve üst üste koyarak zenginleştirdiğimiz kendimize özgü değerlerimizin ifadesi olan şiirler hikâyeler masallar söylendi anlatıldı yazıldı Bunlar bu topraklarda yaşayan insanların dünyalarını yansıtan bize özgü metinlerdi Zaman zaman yabancı sesler de duyulmadı değil ama insanımızın gönlünde yatan aslan her zaman var olmayı sürdürdü O aslanın sesine tercüman olan onu belli kalıplara dökerek edebî metinler olarak önümüze getiren sanatkârları gündeme taşımak onları alkışlamak yüreklendirmek eserlerini bayraklaştırmak biz edebiyat tarihçilerinin asli görevidir

Hece Yayınları
Selçuklulardan itibaren gelip yerleştiğimiz bu topraklarda yani Anadolu ve çevresinde yer alan topraklarda yaklaşık bin yıldır yoğurduğumuz ve üst üste koyarak zenginleştirdiğimiz kendimize özgü değerlerimizin ifadesi olan şiirler hikâyeler masallar söylendi anlatıldı yazıldı Bunlar bu topraklarda yaşayan insanların dünyalarını yansıtan bize özgü metinlerdi Zaman zaman yabancı sesler de duyulmadı değil ama insanımızın gönlünde yatan aslan her zaman var olmayı sürdürdü O aslanın sesine tercüman olan onu belli kalıplara dökerek edebî metinler olarak önümüze getiren sanatkârları gündeme taşımak onları alkışlamak yüreklendirmek eserlerini bayraklaştırmak biz edebiyat tarihçilerinin asli görevidir

HECE YAYINLARI
Selçuklulardan itibaren gelip yerleştiğimiz bu topraklarda yani Anadolu ve çevresinde yer alan topraklarda yaklaşık bin yıldır yoğurduğumuz ve üst üste koyarak zenginleştirdiğimiz kendimize özgü değerlerimizin ifadesi olan şiirler hikâyeler masallar söylendi anlatıldı yazıldı Bunlar bu topraklarda yaşayan insanların dünyalarını yansıtan bize özgü metinlerdi Zaman zaman yabancı sesler de duyulmadı değil ama insanımızın gönlünde yatan aslan her zaman var olmayı sürdürdü O aslanın sesine tercüman olan onu belli kalıplara dökerek edebî metinler olarak önümüze getiren sanatkârları gündeme taşımak onları alkışlamak yüreklendirmek eserlerini bayraklaştırmak biz edebiyat tarihçilerinin asli görevidir

Hece Yayınları
Selçuklulardan itibaren gelip yerleştiğimiz bu topraklarda yani Anadolu ve çevresinde yer alan topraklarda yaklaşık bin yıldır yoğurduğumuz ve üst üste koyarak zenginleştirdiğimiz kendimize özgü değerlerimizin ifadesi olan şiirler hikâyeler masallar söylendi anlatıldı yazıldı Bunlar bu topraklarda yaşayan insanların dünyalarını yansıtan bize özgü metinlerdi Zaman zaman yabancı sesler de duyulmadı değil ama insanımızın gönlünde yatan aslan her zaman var olmayı sürdürdü O aslanın sesine tercüman olan onu belli kalıplara dökerek edebî metinler olarak önümüze getiren sanatkârları gündeme taşımak onları alkışlamak yüreklendirmek eserlerini bayraklaştırmak biz edebiyat tarihçilerinin asli görevidir

Hece Yayınları
Selçuklulardan itibaren gelip yerleştiğimiz bu topraklarda yani Anadolu ve çevresinde yer alan topraklarda yaklaşık bin yıldır yoğurduğumuz ve üst üste koyarak zenginleştirdiğimiz kendimize özgü değerlerimizin ifadesi olan şiirler hikâyeler masallar söylendi anlatıldı yazıldı Bunlar bu topraklarda yaşayan insanların dünyalarını yansıtan bize özgü metinlerdi Zaman zaman yabancı sesler de duyulmadı değil ama insanımızın gönlünde yatan aslan her zaman var olmayı sürdürdü O aslanın sesine tercüman olan onu belli kalıplara dökerek edebî metinler olarak önümüze getiren sanatkârları gündeme taşımak onları alkışlamak yüreklendirmek eserlerini bayraklaştırmak biz edebiyat tarihçilerinin asli görevidir

Hece
Selçuklulardan itibaren gelip yerleştiğimiz bu topraklarda yani Anadolu ve çevresinde yer alan topraklarda yaklaşık bin yıldır yoğurduğumuz ve üst üste koyarak zenginleştirdiğimiz kendimize özgü değerlerimizin ifadesi olan şiirler hikâyeler masallar söylendi anlatıldı yazıldı Bunlar bu topraklarda yaşayan insanların dünyalarını yansıtan bize özgü metinlerdi Zaman zaman yabancı sesler de duyulmadı değil ama insanımızın gönlünde yatan aslan her zaman var olmayı sürdürdü O aslanın sesine tercüman olan onu belli kalıplara dökerek edebî metinler olarak önümüze getiren sanatkârları gündeme taşımak onları alkışlamak yüreklendirmek eserlerini bayraklaştırmak biz edebiyat tarihçilerinin asli görevidir

Hece Yayınları
Selçuklulardan itibaren gelip yerleştiğimiz bu topraklarda yani Anadolu ve çevresinde yer alan topraklarda yaklaşık bin yıldır yoğurduğumuz ve üst üste koyarak zenginleştirdiğimiz kendimize özgü değerlerimizin ifadesi olan şiirler hikâyeler masallar söylendi anlatıldı yazıldı Bunlar bu topraklarda yaşayan insanların dünyalarını yansıtan bize özgü metinlerdi Zaman zaman yabancı sesler de duyulmadı değil ama insanımızın gönlünde yatan aslan her zaman var olmayı sürdürdü O aslanın sesine tercüman olan onu belli kalıplara dökerek edebî metinler olarak önümüze getiren sanatkârları gündeme taşımak onları alkışlamak yüreklendirmek eserlerini bayraklaştırmak biz edebiyat tarihçilerinin asli görevidir img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img