Bülbülün Kırk Şarkısı — İskender Pala

Bülbülün Kırk Şarkısı
İskender PalaKapı Yayınları
Bülbülün Kırk Şarkısı
İskender PalaSelamlar ki şeker dudaklıların vuslatı gibi içtendir elbette onadır Hasretler ki âşıkların avazı kadar yanıktır elbette onadır Övgüler ki özlem sözlerince füzûn ve arzular ki sevgililerin saçları misali uzun ona hep ona hep onadır O ki güldür o ki sevgilidir bütün mecburiyetler onadır Çölde alevlerle küfürler kavururken insanlığı ve bir gün ortasında kızıl kayalara çarparken vahşetlerin tutuşturduğu dalga dalga nefesler bir melek adını andı onun Sözcükler henüz yetim sev giler hançer sokumlarına mahkûmdu Goncalardan kan damlıyordu gülistanlara ve çırçır böcekleri nin rüya aralığında cinayetler işleniyor babalar kızlarını toprağa diri diri gömüyordu Cinnet karargâhına dönen yüreklerde hep aynı boşluk vardı ve masum kele bekler çarmıha geriliyordu yalnızca masum oldukları için Zaman öyle bir zaman mekân öyle bir mekândı Ebabiller kara yere kararken Ebrehe nin fil lerini gonca ana rahminde yetim kalıverdi Kâbe nin duvarını bir kırlangıç kucaklamıştı oysa çığlık çığlığa Ardından bir şair kollarını açıp haykırmıştı Yaklaşıyor yaklaş makta olan Yaklaşıyor yaklaşmakta olan Yaklaşıyor yaklaş Avizesi cevzâ ışığı dolunay idi gecenin Yaklaşmakta olan bir gül olup açtı ve yeminler edildi ömrüne Gül açınca taşırdı insanlığın sevinç ırmaklarını ve dünya ilk kez dünya olduğunu hissetti Bir bülbül gülün aşkına yanmış yanmaktan kana boyanmıştı Anlatıyordu Zamân o gül gibi gül görmedi zamân olalı Gülün güzelliği dillerde dâsitân olalı Peygamber Efendimizin hayat hikâyesi İskender Pala nın güçlü kaleminden

Kapı Yayınları
Selamlar ki şeker dudaklıların vuslatı gibi içtendir elbette onadır Hasretler ki âşıkların avazı kadar yanıktır elbette onadır Övgüler ki özlem sözlerince füzûn ve arzular ki sevgililerin saçları misali uzun ona hep ona hep onadır O ki güldür o ki sevgilidir bütün mecburiyetler onadır Çölde alevlerle küfürler kavururken insanlığı ve bir gün ortasında kızıl kayalara çarparken vahşetlerin tutuşturduğu dalga dalga nefesler bir melek adını andı onun Sözcükler henüz yetim sev giler hançer sokumlarına mahkûmdu Goncalardan kan damlıyordu gülistanlara ve çırçır böcekleri nin rüya aralığında cinayetler işleniyor babalar kızlarını toprağa diri diri gömüyordu Cinnet karargâhına dönen yüreklerde hep aynı boşluk vardı ve masum kele bekler çarmıha geriliyordu yalnızca masum oldukları için Zaman öyle bir zaman mekân öyle bir mekândı Ebabiller kara yere kararken Ebrehe nin fil lerini gonca ana rahminde yetim kalıverdi Kâbe nin duvarını bir kırlangıç kucaklamıştı oysa çığlık çığlığa Ardından bir şair kollarını açıp haykırmıştı Yaklaşıyor yaklaş makta olan Yaklaşıyor yaklaşmakta olan Yaklaşıyor yaklaş Avizesi cevzâ ışığı dolunay idi gecenin Yaklaşmakta olan bir gül olup açtı ve yeminler edildi ömrüne Gül açınca taşırdı insanlığın sevinç ırmaklarını ve dünya ilk kez dünya olduğunu hissetti Bir bülbül gülün aşkına yanmış yanmaktan kana boyanmıştı Anlatıyordu Zamân o gül gibi gül görmedi zamân olalı Gülün güzelliği dillerde dâsitân olalı Peygamber Efendimizin hayat hikâyesi İskender Pala nın güçlü kaleminden

Kapı Yayınları
Selamlar ki şeker dudaklıların vuslatı gibi içtendir elbette onadır Hasretler ki âşıkların avazı kadar yanıktır elbette onadır Övgüler ki özlem sözlerince füzûn ve arzular ki sevgililerin saçları misali uzun ona hep ona hep onadır O ki güldür o ki sevgilidir bütün mecburiyetler onadır Çölde alevlerle küfürler kavururken insanlığı ve bir gün ortasında kızıl kayalara çarparken vahşetlerin tutuşturduğu dalga dalga nefesler bir melek adını andı onun Sözcükler henüz yetim sev giler hançer sokumlarına mahkûmdu Goncalardan kan damlıyordu gülistanlara ve çırçır böcekleri nin rüya aralığında cinayetler işleniyor babalar kızlarını toprağa diri diri gömüyordu Cinnet karargâhına dönen yüreklerde hep aynı boşluk vardı ve masum kele bekler çarmıha geriliyordu yalnızca masum oldukları için Zaman öyle bir zaman mekân öyle bir mekândı Ebabiller kara yere kararken Ebrehe nin fil lerini gonca ana rahminde yetim kalıverdi Kâbe nin duvarını bir kırlangıç kucaklamıştı oysa çığlık çığlığa Ardından bir şair kollarını açıp haykırmıştı Yaklaşıyor yaklaş makta olan Yaklaşıyor yaklaşmakta olan Yaklaşıyor yaklaş Avizesi cevzâ ışığı dolunay idi gecenin Yaklaşmakta olan bir gül olup açtı ve yeminler edildi ömrüne Gül açınca taşırdı insanlığın sevinç ırmaklarını ve dünya ilk kez dünya olduğunu hissetti Bir bülbül gülün aşkına yanmış yanmaktan kana boyanmıştı Anlatıyordu Zamân o gül gibi gül görmedi zamân olalı Gülün güzelliği dillerde dâsitân olalı Peygamber Efendimizin hayat hikâyesi İskender Pala nın güçlü kaleminden

Seher vakti öten bir bülbül ne demek ister neden öyle öter hiç düşündünüz mü Kadim Türk edebiyatı geleneğinde yer alan bülbül ile gül ilişkisinin destansı anlatımı günümüzde de hâlâ etkisini sürdürüyor Eski Türk edebiyatı araştırmacısı olan İskender Pala nın kaleme aldığı Bülbülün Kırk Şarkısı adlı kitabı bunun en güzel örneklerinden biri Siyer kitaplarına farklı bir bakış açısı getiren İskender Pala kitabında bir bülbülün dilinden Hz Muhammed in hayatını oldukça etkileyici biçimde anlatıyor Gelin İskender Pala nın eşsiz kaleminden çıkan Bülbül ün Kırk Şarkısı adlı eseri daha yakından inceleyelim