Bütün Şiirleri 3 — Şükrü Erbaş

Bütün Şiirleri 3
Şükrü ErbaşBütün Şiirleri 3
Şükrü ErbaşO çocuk oturmuş çarşılar ortasına Bir güz kederiyle iplik iplik ağlıyor Babam olsaydı babam olsaydı babam olsaydı Işıklı vitrinler önünde simsiyah bir leke Çocuk ağlamıyor Almış kanatlarına bütün özlemlerini Bir turna sürüsü gözlerinin burcunda Akşamı parçalaya parçalaya uçuyor

Babam gelirdi ve akşam olurdu Bahçedeki akasya ağacı gu n boyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam Kamyonlar hep geceleri hep uzaklara giderdi Ben o zamanlar bu tu n babaları susar sanırdım Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam Kapılar titreyerek açılır titreyerek kapanırdı Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç Babamdan yapılmış bir korkuydu du nya

Güneş tanrım Yağmur annem Toprak ömrüm Bir su damlasından sonsuzluk veren hayat bir su damlasına kur mezarımı Yalnızlık Heceleri Köknar ağacının dibine oturdum Akdenizdi İkiz güneşti Ayaklanan bir kadın yüzüydü Yaramı sever gibi sevdim gelincikleri Taslara sesini veriyordu rüzgâr Eğildim telası önünde kertenkelenin Dağlar mavi bir zamandı Otlarda soluk alıyordu tanrı Sevdiğim kadınlardan bir mucize Bütün acılarımın dışına çıktım Elinden tuttum çocuk babamın Annem yeni doğuruyordu beni Sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan Babam gelirdi ve akşam olurdu Bahçedeki akasya ağacı gün boyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam Kamyonlar hep geceleri hep uzaklara giderdi Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam Kapılar titreyerek açılır titreyerek kapanırdı Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya

Kırmızı Kedi Yayınevi
Seni yalnız bıraktım diyeMezarından bile koşarak geliyorum eve Islık çalan odalarda Konuşuyorum konuşuyorum konuşuyorum Uzaktan gelmişim ağzımda sabahın çiy taneleriÇocuklaşma diyerek çekiyorsun ağzını Sonra kaldırıyorum başımı pencere değilSıralı kirpikler gibi çocuk ölüleri İnsan acısından utanır mıDöktüğüm yaşlarla zehirleniyorum Bizden geçti de demiştin hepsi ölümün rahmindeBu çocuklar nasıl yaşayacaklar bu ülkede Antakya dayız Vakıflı Köyü nde kalbimizi seviyoruzBu iyilik içinde kimin aklına gelir ölüm Deniz kıyısına gidelim haydiMavi göğsünde uyutur biraz korkumuzu İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önündeBirisi alıp götürdüğün öteki bırakıp gittiğin

Kırmızı Kedi Yayınevi
Babam gelirdi ve akşam olurdu Bahçedeki akasya ağacı gün boyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam Kamyonlar hep geceleri hep uzaklara giderdi Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam Kapılar titreyerek açılır titreyerek kapanırdı Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya

Kırmızı Kedi Yayınevi
LekeO çocuk oturmuş çarşılar ortasınaBir güz kederiyle iplik iplik ağlıyorBabam olsaydıbabam olsaydıbabam olsaydı Işıklı vitrinler önünde simsiyah bir lekeÇocuk ağlamıyorAlmış kanatlarına bütün özlemleriniBir turna sürüsü gözlerinin burcundaAkşamı parçalaya parçalaya uçuyor

Kırmızı Kedi Yayınevi
Yalnızlık HeceleriKöknar ağacının dibine oturdumAkdenizdi İkiz gu neştiAyaklanan bir kadın yüzüydüYaramı sever gibi sevdim gelincikleriTaslara sesini veriyordu ru zgarEğildim telası önünde kertenkeleninDağlar mavi bir zamandıOtlarda soluk alıyordu tanrıSevdiğim kadınlardan bir mucizeBu tu n acılarımın dışına çıktımElinden tuttum çocuk babamınAnnem yeni doğuruyordu beni Sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan

Kırmızıkedi Yayınevi
BÜTÜN ŞİİRLERİ 3 Güneş tanrım Yağmur annem Toprak ömrüm Bir su damlasından sonsuzluk veren hayat bir su damlasına kur mezarımı YALNIZLIK HECELERİ Köknar ağacının dibine oturdum Akdenizdi İkiz guneşti Ayaklanan bir kadın yüzüydü Yaramı sever gibi sevdim gelincikleri Taslara sesini veriyordu ruzgâr Eğildim telası önünde kertenkelenin Dağlar mavi bir zamandı Otlarda soluk alıyordu tanrı Sevdiğim kadınlardan bir mucize Butun acılarımın dışına çıktım Elinden tuttum çocuk babamın Annem yeni doğuruyordu beni Sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan

Kırmızıkedi Yayınevi
Babam gelirdi ve akşam olurdu Bahçedeki akasya ağacı gun boyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam Kamyonlar hep geceleri hep uzaklara giderdi Ben o zamanlar butun babaları susar sanırdım Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam Kapılar titreyerek açılır titreyerek kapanırdı Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç Babamdan yapılmış bir korkuydu dunya

Kırmızıkedi Yayınevi
O çocuk oturmuş çarşılar ortasına Bir güz kederiyle iplik iplik ağlıyor Babam olsaydı babam olsaydı babam olsaydı Işıklı vitrinler önünde simsiyah bir leke Çocuk ağlamıyor Almış kanatlarına bütün özlemlerini Bir turna sürüsü gözlerinin burcunda Akşamı parçalaya parçalaya uçuyor

Kırmızı Kedi
Seni yalnız bıraktım diye Mezarından bile koşarak geliyorum eve Islık çalan odalarda Konuşuyorum konuşuyorum konuşuyorum Uzaktan gelmişim ağzımda sabahın çiy taneleri Çocuklaşma diyerek çekiyorsun ağzını Sonra kaldırıyorum başımı pencere değil Sıralı kirpikler gibi çocuk ölüleri İnsan acısından utanır mı Döktüğüm yaşlarla zehirleniyorum Bizden geçti de demiştin hepsi ölümün rahminde Bu çocuklar nasıl yaşayacaklar bu ülkede Antakya dayız Vakıflı Köyü nde kalbimizi seviyoruz Bu iyilik içinde kimin aklına gelir ölüm Deniz kıyısına gidelim haydi Mavi göğsünde uyutur biraz korkumuzu İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde Birisi alıp götürdüğün öteki bırakıp gittiğin Tanıtım Bülteninden

Kırmızı Kedi
Güneş tanrım Yağmur annem Toprak ömrüm Bir su damlasından sonsuzluk veren hayat bir su damlasına kur mezarımı Yalnızlık Heceleri Köknar ağacının dibine oturdum Akdenizdi İkiz gu neşti Ayaklanan bir kadın yüzüydü Yaramı sever gibi sevdim gelincikleri Taslara sesini veriyordu ru zgâr Eğildim telası önünde kertenkelenin Dağlar mavi bir zamandı Otlarda soluk alıyordu tanrı Sevdiğim kadınlardan bir mucize Bu tu n acılarımın dışına çıktım Elinden tuttum çocuk babamın Annem yeni doğuruyordu beni Sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan Sayfa Sayısı 208 Baskı Yılı 2016 Dili Türkçe Yayınevi Kırmızı Kedi

Kırmızı Kedi
Babam gelirdi ve akşam olurdu Bahçedeki akasya ağacı gün boyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam Kamyonlar hep geceleri hep uzaklara giderdi Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam Kapılar titreyerek açılır titreyerek kapanırdı Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya

Kırmızı Kedi
O çocuk oturmuş çarşılar ortasına bir güz kederiyle iplik iplik ağlıyor Babam olsaydı babam olsaydı babam olsaydı Işıklı vitrinler önünde simsiyah bir leke Çocuk ağlamıyor Almış kanatlarına bütün özlemlerini Bir turna sürüsü gözlerinin burcunda akşamı parçalaya parçalaya uçuyor

Kırmızı Kedi Yayınevi
Yalnızlık HeceleriKöknar ağacının dibine oturdumAkdenizdi İkiz gu neştiAyaklanan bir kadın yüzüydüYaramı sever gibi sevdim gelincikleriTaslara sesini veriyordu ru zgarEğildim telası önünde kertenkeleninDağlar mavi bir zamandıOtlarda soluk alıyordu tanrıSevdiğim kadınlardan bir mucizeBu tu n acılarımın dışına çıktımElinden tuttum çocuk babamınAnnem yeni doğuruyordu beni Sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan

Kırmızı Kedi Yayınevi
LekeO çocuk oturmuş çarşılar ortasınaBir güz kederiyle iplik iplik ağlıyorBabam olsaydıbabam olsaydıbabam olsaydı Işıklı vitrinler önünde simsiyah bir lekeÇocuk ağlamıyorAlmış kanatlarına bütün özlemleriniBir turna sürüsü gözlerinin burcundaAkşamı parçalaya parçalaya uçuyor

Kırmızı Kedi Yayınevi
Seni yalnız bıraktım diyeMezarından bile koşarak geliyorum eve Islık çalan odalarda Konuşuyorum konuşuyorum konuşuyorum Uzaktan gelmişim ağzımda sabahın çiy taneleriÇocuklaşma diyerek çekiyorsun ağzını Sonra kaldırıyorum başımı pencere değilSıralı kirpikler gibi çocuk ölüleri İnsan acısından utanır mıDöktüğüm yaşlarla zehirleniyorum Bizden geçti de demiştin hepsi ölümün rahmindeBu çocuklar nasıl yaşayacaklar bu ülkede Antakya dayız Vakıflı Köyü nde kalbimizi seviyoruzBu iyilik içinde kimin aklına gelir ölüm Deniz kıyısına gidelim haydiMavi göğsünde uyutur biraz korkumuzu İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önündeBirisi alıp götürdüğün öteki bırakıp gittiğin

Kırmızı Kedi
Leke O çocuk oturmuş çarşılar ortasına Bir güz kederiyle iplik iplik ağlıyor Babam olsaydı babam olsaydı babam olsaydı Işıklı vitrinler önünde simsiyah bir leke Çocuk ağlamıyor Almış kanatlarına bütün özlemlerini Bir turna sürüsü gözlerinin burcunda Akşamı parçalaya parçalaya uçuyor

Kırmızı Kedi
Babam gelirdi ve akşam olurdu Bahçedeki akasya ağacı gün boyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam Kamyonlar hep geceleri hep uzaklara giderdi Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam Kapılar titreyerek açılır titreyerek kapanırdı Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya

Kırmızı Kedi
Yalnızlık Heceleri Köknar ağacının dibine oturdum Akdenizdi İkiz gu neşti Ayaklanan bir kadın yüzüydü Yaramı sever gibi sevdim gelincikleri Taslara sesini veriyordu ru zgar Eğildim telası önünde kertenkelenin Dağlar mavi bir zamandı Otlarda soluk alıyordu tanrı Sevdiğim kadınlardan bir mucize Bu tu n acılarımın dışına çıktım Elinden tuttum çocuk babamın Annem yeni doğuruyordu beni Sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan

Kırmızı Kedi Yayınevi
Babam gelirdi ve akşam olurdu Bahçedeki akasya ağacı gün boyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam Kamyonlar hep geceleri hep uzaklara giderdi Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam Kapılar titreyerek açılır titreyerek kapanırdı Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya

Kırmızı Kedi Yayınevi
Leke O çocuk oturmuş çarşılar ortasına Bir güz kederiyle iplik iplik ağlıyor Babam olsaydı babam olsaydı babam olsaydı Işıklı vitrinler önünde simsiyah bir leke Çocuk ağlamıyor Almış kanatlarına bütün özlemlerini Bir turna sürüsü gözlerinin burcunda Akşamı parçalaya parçalaya uçuyor

Kırmızı Kedi Yayınevi
Yalnızlık Heceleri Köknar ağacının dibine oturdum Akdenizdi İkiz gu neşti Ayaklanan bir kadın yüzüydü Yaramı sever gibi sevdim gelincikleri Taslara sesini veriyordu ru zgar Eğildim telası önünde kertenkelenin Dağlar mavi bir zamandı Otlarda soluk alıyordu tanrı Sevdiğim kadınlardan bir mucize Bu tu n acılarımın dışına çıktım Elinden tuttum çocuk babamın Annem yeni doğuruyordu beni Sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan

Bütün Şiirleri 4 Seni yalnız bıraktım diye Mezarından bile koşarak geliyorum eve Islık çalan odalarda Konuşuyorum konuşuyorum konuşuyorum Uzaktan gelmişim ağzımda sabahın çiy taneleri Çocuklaşma diyerek çekiyorsun ağzını Sonra kaldırıyorum başımı pencere değil Sıralı kirpikler gibi çocuk ölüleri İnsan acısından utanır mı Döktüğüm yaşlarla zehirleniyorum Bizden geçti de demiştin hepsi ölümün rahminde Bu çocuklar nasıl yaşayacaklar bu ülkede Antakya dayız Vakıflı Köyü nde kalbimizi seviyoruz Bu iyilik içinde kimin aklına gelir ölüm Deniz kıyısına gidelim haydi Mavi göğsünde uyutur biraz korkumuzu İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde Birisi alıp götürdüğün öteki bırakıp gittiğin Yazar Şükrü Erbaş Sayfa Sayısı 216 Çeviri Ebat 13X19 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Şubat 2023 Kağıt Cinsi 1 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

Bütün Şiirleri 3 Yalnızlık Heceleri Köknar ağacının dibine oturdum Akdenizdi İkiz gu neşti Ayaklanan bir kadın yüzüydü Yaramı sever gibi sevdim gelincikleri Taslara sesini veriyordu ru zgar Eğildim telası önünde kertenkelenin Dağlar mavi bir zamandı Otlarda soluk alıyordu tanrı Sevdiğim kadınlardan bir mucize Bu tu n acılarımın dışına çıktım Elinden tuttum çocuk babamın Annem yeni doğuruyordu beni Sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan Yazar Şükrü Erbaş Sayfa Sayısı 208 Çeviri Ebat 13X19 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Haziran 2022 Kağıt Cinsi 1 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

çev. Enis Tombul
Bütün Şiirleri 2 Babam gelirdi ve akşam olurdu Bahçedeki akasya ağacı gün boyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam Kamyonlar hep geceleri hep uzaklara giderdi Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam Kapılar titreyerek açılır titreyerek kapanırdı Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya Yazar Şükrü Erbaş Sayfa Sayısı 176 Çeviri Enis Tombul Ebat 13X19 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Ekim 2023 Kağıt Cinsi 1 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

çev. Enis Tombul
Bütün Şiirleri 1 Leke O çocuk oturmuş çarşılar ortasına Bir güz kederiyle iplik iplik ağlıyor Babam olsaydı babam olsaydı babam olsaydı Işıklı vitrinler önünde simsiyah bir leke Çocuk ağlamıyor Almış kanatlarına bütün özlemlerini Bir turna sürüsü gözlerinin burcunda Akşamı parçalaya parçalaya uçuyor Yazar Şükrü Erbaş Sayfa Sayısı 200 Çeviri Enis Tombul Ebat 13X19 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Eylül 2023 Kağıt Cinsi 2 Hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

KIRMIZI KEDİ
Bütün Şiirleri 4 Kitap Açıklaması Seni yalnız bıraktım diye Mezarından bile koşarak geliyorum eve Islık çalan odalarda Konuşuyorum konuşuyorum konuşuyorum Uzaktan gelmişim ağzımda sabahın çiy taneleri Çocuklaşma diyerek çekiyorsun ağzını Sonra kaldırıyorum başımı pencere değil Sıralı kirpikler gibi çocuk ölüleri İnsan acısından utanır mı Döktüğüm yaşlarla zehirleniyorum Bizden geçti de demiştin hepsi ölümün rahminde Bu çocuklar nasıl yaşayacaklar bu ülkede Antakya dayız Vakıflı Köyü nde kalbimizi seviyoruz Bu iyilik içinde kimin aklına gelir ölüm Deniz kıyısına gidelim haydi Mavi göğsünde uyutur biraz korkumuzu İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde Birisi alıp götürdüğün öteki bırakıp gittiğin Yayınevi KIRMIZI KEDİ Yazar ŞÜKRÜ ERBAŞ Sayfa Sayısı 206 SAYFA Yıl 2013

Kırmızı Kedi Yayınları
Yalnızlık Heceleri Köknar ağacının dibine oturdum Akdenizdi İkiz gu neşti Ayaklanan bir kadın yüzüydü Yaramı sever gibi sevdim gelincikleri Taslara sesini veriyordu ru zgar Eğildim telası önünde kertenkelenin Dağlar mavi bir zamandı Otlarda soluk alıyordu tanrı Sevdiğim kadınlardan bir mucize Bu tu n acılarımın dışına çıktım Elinden tuttum çocuk babamın Annem yeni doğuruyordu beni Sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan

Kırmızı Kedi Yayınları
Seni yalnız bıraktım diye Mezarından bile koşarak geliyorum eve Islık çalan odalarda Konuşuyorum konuşuyorum konuşuyorum Uzaktan gelmişim ağzımda sabahın çiy taneleri Çocuklaşma diyerek çekiyorsun ağzını Sonra kaldırıyorum başımı pencere değil Sıralı kirpikler gibi çocuk ölüleri İnsan acısından utanır mı Döktüğüm yaşlarla zehirleniyorum Bizden geçti de demiştin hepsi ölümün rahminde Bu çocuklar nasıl yaşayacaklar bu ülkede Antakya dayız Vakıflı Köyü nde kalbimizi seviyoruz Bu iyilik içinde kimin aklına gelir ölüm Deniz kıyısına gidelim haydi Mavi göğsünde uyutur biraz korkumuzu İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde Birisi alıp götürdüğün öteki bırakıp gittiğin

Kırmızı Kedi Yayınları
Babam gelirdi ve akşam olurdu Bahçedeki akasya ağacı gün boyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam Kamyonlar hep geceleri hep uzaklara giderdi Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam Kapılar titreyerek açılır titreyerek kapanırdı Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya

Kırmızı Kedi Yayınları
Leke O çocuk oturmuş çarşılar ortasına Bir güz kederiyle iplik iplik ağlıyor Babam olsaydı babam olsaydı babam olsaydı Işıklı vitrinler önünde simsiyah bir leke Çocuk ağlamıyor Almış kanatlarına bütün özlemlerini Bir turna sürüsü gözlerinin burcunda Akşamı parçalaya parçalaya uçuyor

KIRMIZI KEDİ
Yalnızlık Heceleri Köknar ağacının dibine oturdum Akdenizdi İkiz gu neşti Ayaklanan bir kadın yüzüydü Yaramı sever gibi sevdim gelincikleri Taslara sesini veriyordu ru zgar Eğildim telası önünde kertenkelenin Dağlar mavi bir zamandı Otlarda soluk alıyordu tanrı Sevdiğim kadınlardan bir mucize Bu tu n acılarımın dışına çıktım Elinden tuttum çocuk babamın Annem yeni doğuruyordu beni Sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan Yayınevi KIRMIZI KEDİ Yazar ŞÜKRÜ ERBAŞ Sayfa Sayısı 206 SAYFA Yıl 2013

KIRMIZI KEDİ
Babam gelirdi ve akşam olurdu Bahçedeki akasya ağacı gün boyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam Kamyonlar hep geceleri hep uzaklara giderdi Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam Kapılar titreyerek açılır titreyerek kapanırdı Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya Yayınevi KIRMIZI KEDİ Yazar ŞÜKRÜ ERBAŞ Sayfa Sayısı 176 SAYFA Yıl 2013

KIRMIZI KEDİ
Leke O çocuk oturmuş çarşılar ortasına Bir güz kederiyle iplik iplik ağlıyor Babam olsaydı babam olsaydı babam olsaydı Işıklı vitrinler önünde simsiyah bir leke Çocuk ağlamıyor Almış kanatlarına bütün özlemlerini Bir turna sürüsü gözlerinin burcunda Akşamı parçalaya parçalaya uçuyor Yayınevi KIRMIZI KEDİ Yazar ŞÜKRÜ ERBAŞ Sayfa Sayısı 194 SAYFA Yıl 2012

Kırmızı Kedi Yayınevi
Yalnızlık Heceleri Köknar ağacının dibine oturdum Akdenizdi İkiz gu neşti Ayaklanan bir kadın yüzüydü Yaramı sever gibi sevdim gelincikleri Taslara sesini veriyordu ru zgar Eğildim telası önünde kertenkelenin Dağlar mavi bir zamandı Otlarda soluk alıyordu tanrı Sevdiğim kadınlardan bir mucize Bu tu n acılarımın dışına çıktım Elinden tuttum çocuk babamın Annem yeni doğuruyordu beni Sildim pişmanlığı payıma düşen hayattan Yayınevi Kırmızı Kedi Yayınevi Yazar Şükrü Erbaş Sayfa 208 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Şubat 2024 Barkod 9786054764297 Kategori Şiir Türk Edebiyatı

Kırmızı Kedi Yayınevi
Şükrü Erbaş tarafından kaleme alınan Bütün Şiirleri 4 Kırmızı Kedi Yayınevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Bütün Şiirleri 4 Şükrü Erbaş Kitap Özeti Seni yalnız bıraktım diye Mezarından bile koşarak geliyorum eve Islık çalan odalarda Konuşuyorum konuşuyorum konuşuyorum Uzaktan gelmişim ağzımda sabahın çiy taneleri Çocuklaşma diyerek çekiyorsun ağzını Sonra kaldırıyorum başımı pencere değil Sıralı kirpikler gibi çocuk ölüleri İnsan acısından utanır mı Döktüğüm yaşlarla zehirleniyorum Bizden geçti de demiştin hepsi ölümün rahminde Bu çocuklar nasıl yaşayacaklar bu ülkede Antakya dayız Vakıflı Köyü nde kalbimizi seviyoruz Bu iyilik içinde kimin aklına gelir ölüm Deniz kıyısına gidelim haydi Mavi göğsünde uyutur biraz korkumuzu İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde Birisi alıp götürdüğün öteki bırakıp gittiğin Yayınevi Kırmızı Kedi Yayınevi Yazar Şükrü Erbaş Sayfa 216 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Ekim 2023 Barkod 9786052987872 Kategori Şiir

Kırmızı Kedi Yayınevi
Şükrü Erbaş tarafından kaleme alınan Bütün Şiirleri 2 Kırmızı Kedi Yayınevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Bütün Şiirleri 2 Şükrü Erbaş Kitap Özeti Babam gelirdi ve akşam olurdu Bahçedeki akasya ağacı gün boyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam Kamyonlar hep geceleri hep uzaklara giderdi Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam Kapılar titreyerek açılır titreyerek kapanırdı Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya Yayınevi Kırmızı Kedi Yayınevi Yazar Şükrü Erbaş Sayfa 176 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Ekim 2023 Barkod 9786055340926 Kategori Şiir

Kırmızı Kedi Yayınevi
Şükrü Erbaş tarafından kaleme alınan Bütün Şiirleri 1 Kırmızı Kedi Yayınevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Bütün Şiirleri 1 Şükrü Erbaş Kitap Özeti Leke O çocuk oturmuş çarşılar ortasına Bir güz kederiyle iplik iplik ağlıyor Babam olsaydı babam olsaydı babam olsaydı Işıklı vitrinler önünde simsiyah bir leke Çocuk ağlamıyor Almış kanatlarına bütün özlemlerini Bir turna sürüsü gözlerinin burcunda Akşamı parçalaya parçalaya uçuyor Yayınevi Kırmızı Kedi Yayınevi Yazar Şükrü Erbaş Sayfa 200 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Mart 2024 Barkod 9786055340773 Kategori Şiir

Kırmızıkedi Yayınevi
Seni yalnız bıraktım diye Mezarından bile koşarak geliyorum eve Islık çalan odalarda Konuşuyorum konuşuyorum konuşuyorum Uzaktan gelmişim ağzımda sabahın çiy taneleri Çocuklaşma diyerek çekiyorsun ağzını Sonra kaldırıyorum başımı pencere değil Sıralı kirpikler gibi çocuk ölüleri İnsan acısından utanır mı Döktüğüm yaşlarla zehirleniyorum Bizden geçti de demiştin hepsi ölümün rahminde Bu çocuklar nasıl yaşayacaklar bu ülkede Antakya dayız Vakıflı Köyü nde kalbimizi seviyoruz Bu iyilik içinde kimin aklına gelir ölüm Deniz kıyısına gidelim haydi Mavi göğsünde uyutur biraz korkumuzu İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde Birisi alıp götürdüğün öteki bırakıp gittiğin

Kırmızı Kedi
O çocuk oturmuş çarşılar ortasına Bir güz kederiyle iplik iplik ağlıyor Babam olsaydı babam olsaydı babam olsaydı Işıklı vitrinler önünde simsiyah bir leke Çocuk ağlamıyor Almış kanatlarına bütün özlemlerini Bir turna sürüsü gözlerinin burcunda Akşamı parçalaya parçalaya uçuyor

Kırmızı Kedi
Babam gelirdi ve akşam olurdu Bahçedeki akasya ağacı gu n boyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam Kamyonlar hep geceleri hep uzaklara giderdi Ben o zamanlar bu tu n babaları susar sanırdım Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam Kapılar titreyerek açılır titreyerek kapanırdı Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç Babamdan yapılmış bir korkuydu du nya

Kırmızı Kedi
Güneş tanrım Yağmur annem Toprak ömrüm Bir su damlasından sonsuzluk veren hayat bir su damlasına kur mezarımı

Kırmızı Kedi
Seni yalnız bıraktım diye Mezarından bile koşarak geliyorum eve Islık çalan odalarda Konuşuyorum konuşuyorum konuşuyorum Uzaktan gelmişim ağzımda sabahın çiy taneleri Çocuklaşma diyerek çekiyorsun ağzını Sonra kaldırıyorum başımı pencere değil Sıralı kirpikler gibi çocuk ölüleri İnsan acısından utanır mı Döktüğüm yaşlarla zehirleniyorum Bizden geçti de demiştin hepsi ölümün rahminde Bu çocuklar nasıl yaşayacaklar bu ülkede Antakya dayız Vakıflı Köyü nde kalbimizi seviyoruz Bu iyilik içinde kimin aklına gelir ölüm Deniz kıyısına gidelim haydi Mavi göğsünde uyutur biraz korkumuzu İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde Birisi alıp götürdüğün öteki bırakıp gittiğin

Kitap Hakkında Babam gelirdi ve akşam olurdu Bahçedeki akasya ağacı gün boyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza Siyah beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam Kamyonlar hep geceleri hep uzaklara giderdi Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam Kapılar titreyerek açılır titreyerek kapanırdı Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya Ürün Özellikleri Yazar Şükrü Erbaş Yayınevi Kırmızı Kedi ISBN 9786055340926 Dil Türkçe Cilt Tipi e Kitap

Kırmızı Kedi Yayınevi
Seni yalnız bıraktım diye Mezarından bile koşarak geliyorum eve Islık çalan odalarda Konuşuyorum konuşuyorum konuşuyorum Uzaktan gelmişim ağzımda sabahın çiy taneleri Çocuklaşma diyerek çekiyorsun ağzını Sonra kaldırıyorum başımı pencere değil Sıralı kirpikler gibi çocuk ölüleri İnsan acısından utanır mı Döktüğüm yaşlarla zehirleniyorum Bizden geçti de demiştin hepsi ölümün rahminde Bu çocuklar nasıl yaşayacaklar bu ülkede Antakya dayız Vakıflı Köyü nde kalbimizi seviyoruz Bu iyilik içinde kimin aklına gelir ölüm Deniz kıyısına gidelim haydi Mavi göğsünde uyutur biraz korkumuzu İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde Birisi alıp götürdüğün öteki bırakıp gittiğin img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img