Büyük Doğu nun Şafağında 2040
GÖY-GÖLGE YAYINLARI
İnsanlık tarihi boyunca iki büyük uçurumun arasında salınıp durdu Eşyayı kutsayan kaba materyalizm ile dünyayı yok sayan ham hayalcilik Ancak 21 yüzyılın şafağında bu iki uçurumun ortasında daha karanlık daha sinsi ve daha teknik bir tehdit belirdi İnsanı bir algoritma yığınına ruhu ise datalara indirgeyen onu biyolojik bir makine olarak kodlayan siber tiranlık Harari nin Homo Deus transhumanistlerin yarı tanrı ve siyonist Yahudilerin klonlanmış seçkin ırk kibriyle inşa etmeye çalıştığı o ruhsuz metalik şehirler insanı kendi ürettiği teknolojinin altında ezmeye hazırlarken biz tarihin en büyük cevabını vermekle mükellefiz Bu eser tamda bu sebepten bir teknoloji güzellemesi ya da sıradan bir 2040 hikâyesi değildir Aksine insan nedir sorusuna verilmiş sarsılmaz bir cevabın maddenin en uç noktasında robotik kolların kuantum devrelerin ve soğuk işlemcilerin arasında yankılanan o kadim fıtrat nidasının manifestosudur Bizim davamız teknolojiyi inkâr etmek değil onu ait olduğu yere yani ruhun emrine iade etmektir Bu eser İslâmiyet i eşya ve hadiselere tatbik etme işinin 2040 yılının o kestirilemez siber ufkuna düşen henüz tam şekillenmemiş bir gölgesi bir ön sezişidir 2040 sadece rakamlardan ibaret bir takvim yaprağı değil maddenin seyyalleştiği bilginin ışık hızıyla ruhun kıyılarına vurduğu hakikat ile illüzyon arasındaki sınırın bir tül gibi inceldiği o Büyük Eşik tir