Büyük Duvar 5 — Şevki Özbilen

Büyük Duvar 5
Şevki ÖzbilenErgenekon
Büyük Duvar 5
Şevki ÖzbilenHülagü Han komutan Alpagu ile yaptığı görüşmenin sonunda bir karara varmıştı Artık geri dönülmez bir yolda olduğunu biliyor ve bu yolu sonuna kadar gitmeyi hedefliyordu Ancak bir sorun vardı ve ne Hülagü han ne de Alpagu henüz bu bilgiye sahip değildi Başkentteki idari sistemde çok fazla değişiklik yaşanmıştı Özellikle de ordu yönetiminde neredeyse değişmeyen kimse kalmamıştı Komutan Alpagu çalışma odasında savaş planlarıyla ilgilenirken kapıdaki nöbetçi asker gelmiş ve kendisiyle görüşmek isteyen bir iki kişinin beklediğini haber vermişti Alpagu kimseyi beklemiyordu Canı sıkılmış olarak elindeki kağıdı kalemi bıraktı arkasına yaslandı Gelsinler bakalım dertleri neymiş diye söylendi Hiç bitmiyor yahu diye de ekledi sonra Biraz sonra odaya iki kişi girdi Sırtlarında başlıklı pelerinleri olduğu halde odaya girdiler Gelenler odaya girer girmez başlarındaki pelerin başlığını geriye ittiler İnceden iç gıcıklayıcı bir çıngırak sesi gezindi bir anda odanın içinde Komutan Paltardı bu Kımıldadıkça saçlarındaki ve sakallarındaki küçük çıngıraklar inceden sesler çıkarıyordu

Ergenekon
Adam orada öylece durmuş Maan Hatuna bakıyordu Güzelliğine hayran kaldığı gözlerindeki ışıltıdan anlaşılıyordu Nereye bakmaya çalışsa başını çevirip tekrar Maan hatuna bakıyordu Derinden bir iç geçirdi Zihninden kim bilir hangi imkansız hayaller geçiyordu ona bakarken Güzel güzel diye mırıldandı Adam ağzını şapırdatarak Çok güzel Kadın ocağın başında tencerenin altına odun atıyordu Ocaklığın içindeki üçayaklı bir çengele bağlanmış tencere ilk bakışta havada bağlantısız duruyormuş gibi görünüyordu Kocasının Maan Hatundan gözlerini ayıramaması kadını deli ediyordu Adam git oradan öte diye söylendi Ne o öyle gelip gidip durup bakıyon bir hatun kişi işte heç mi görmedin Gördüm gördüm de Heç böylesini görmemiştim Hatun Bir seni gördüm sen çok güzelsin bir de aha bunu gördüm Bak hele yah u bak şunun yüzüne Hatun Sen heç böylesini gördün mü yahu Görmedim Sen de görme derken doğruldu adamın karşısına geçti Sen de görme diye tekrarladı Hemi sen get de şuncağız için bir mezar kaz şooo aşağıya doğru Serin serin yatsın garibim toprağın altında Haydi gayri durma Adam Tamam Anladım Kazarım Yeter ki sen kızma hatunum Amma bu güzelliğe heç kıyılıp da toprağın altına konuluverir mi hatun yapma yahu Konulur Elin ölüsünü evimizde saklayacak halimiz yok ya Sonra muhtar falan da haber alır da başımız belaya girer Kim bilir kimin nesidir Öyle bilmediğin bir yabancı eve alınır mı heç Alınmaz amma şu güzelliğe nasıl kıyılır hatun ya Biraz daha dursa olmaz mı Olmaz De get haydi ona bir mezar hazırla da gecenin karanlığında gömelim de kurtulalım

Ergenekon
Adam orada öylece durmuş Maan Hatuna bakıyordu Güzelliğine hayran kaldığı gözlerindeki ışıltıdan anlaşılıyordu Nereye bakmaya çalışsa başını çevirip tekrar Maan hatuna bakıyordu Derinden bir iç geçirdi Zihninden kim bilir hangi imkansız hayaller geçiyordu ona bakarken Güzel güzel diye mırıldandı Adam ağzını şapırdatarak Çok güzel Kadın ocağın başında tencerenin altına odun atıyordu Ocaklığın içindeki üçayaklı bir çengele bağlanmış tencere ilk bakışta havada bağlantısız duruyormuş gibi görünüyordu Kocasının Maan Hatundan gözlerini ayıramaması kadını deli ediyordu Adam git oradan öte diye söylendi Ne o öyle gelip gidip durup bakıyon bir hatun kişi işte heç mi görmedin Gördüm gördüm de Heç böylesini görmemiştim Hatun Bir seni gördüm sen çok güzelsin bir de aha bunu gördüm Bak hele yah u bak şunun yüzüne Hatun Sen heç böylesini gördün mü yahu Görmedim Sen de görme derken doğruldu adamın karşısına geçti Sen de görme diye tekrarladı Hemi sen get de şuncağız için bir mezar kaz şooo aşağıya doğru Serin serin yatsın garibim toprağın altında Haydi gayri durma Adam Tamam Anladım Kazarım Yeter ki sen kızma hatunum Amma bu güzelliğe heç kıyılıp da toprağın altına konuluverir mi hatun yapma yahu Konulur Elin ölüsünü evimizde saklayacak halimiz yok ya Sonra muhtar falan da haber alır da başımız belaya girer Kim bilir kimin nesidir Öyle bilmediğin bir yabancı eve alınır mı heç Alınmaz amma şu güzelliğe nasıl kıyılır hatun ya Biraz daha dursa olmaz mı Olmaz De get haydi ona bir mezar hazırla da gecenin karanlığında gömelim de kurtulalım Tanıtım Bülteninden

Ergenekon
Hülagü Han komutan Alpagu ile yaptığı görüşmenin sonunda bir karara varmıştı Artık geri dönülmez bir yolda olduğunu biliyor ve bu yolu sonuna kadar gitmeyi hedefliyordu Ancak bir sorun vardı ve ne Hülagü han ne de Alpagu henüz bu bilgiye sahip değildi Başkentteki idari sistemde çok fazla değişiklik yaşanmıştı Özellikle de ordu yönetiminde neredeyse değişmeyen kimse kalmamıştı Komutan Alpagu çalışma odasında savaş planlarıyla ilgilenirken kapıdaki nöbetçi asker gelmiş ve kendisiyle görüşmek isteyen bir iki kişinin beklediğini haber vermişti Alpagu kimseyi beklemiyordu Canı sıkılmış olarak elindeki kağıdı kalemi bıraktı arkasına yaslandı Gelsinler bakalım dertleri neymiş diye söylendi Hiç bitmiyor yahu diye de ekledi sonra Biraz sonra odaya iki kişi girdi Sırtlarında başlıklı pelerinleri olduğu halde odaya girdiler Gelenler odaya girer girmez başlarındaki pelerin başlığını geriye ittiler İnceden iç gıcıklayıcı bir çıngırak sesi gezindi bir anda odanın içinde Komutan Paltardı bu Kımıldadıkça saçlarındaki ve sakallarındaki küçük çıngıraklar inceden sesler çıkarıyordu Tanıtım Bülteninden

Ergenekon
Adam orada öylece durmuş Maan Hatuna bakıyordu Güzelliğine hayran kaldığı gözlerindeki ışıltıdan anlaşılıyordu Nereye bakmaya çalışsa başını çevirip tekrar Maan hatuna bakıyordu Derinden bir iç geçirdi Zihninden kim bilir hangi imkansız hayaller geçiyordu ona bakarken Güzel güzel diye mırıldandı Adam ağzını şapırdatarak Çok güzel Kadın ocağın başında tencerenin altına odun atıyordu Ocaklığın içindeki üçayaklı bir çengele bağlanmış tencere ilk bakışta havada bağlantısız duruyormuş gibi görünüyordu Kocasının Maan Hatundan gözlerini ayıramaması kadını deli ediyordu Adam git oradan öte diye söylendi Ne o öyle gelip gidip durup bakıyon bir hatun kişi işte heç mi görmedin Gördüm gördüm de Heç böylesini görmemiştim Hatun Bir seni gördüm sen çok güzelsin bir de aha bunu gördüm Bak hele yah u bak şunun yüzüne Hatun Sen heç böylesini gördün mü yahu Görmedim Sen de görme derken doğruldu adamın karşısına geçti Sen de görme diye tekrarladı Hemi sen get de şuncağız için bir mezar kaz şooo aşağıya doğru Serin serin yatsın garibim toprağın altında Haydi gayri durma Adam Tamam Anladım Kazarım Yeter ki sen kızma hatunum Amma bu güzelliğe heç kıyılıp da toprağın altına konuluverir mi hatun yapma yahu Konulur Elin ölüsünü evimizde saklayacak halimiz yok ya Sonra muhtar falan da haber alır da başımız belaya girer Kim bilir kimin nesidir Öyle bilmediğin bir yabancı eve alınır mı heç Alınmaz amma şu güzelliğe nasıl kıyılır hatun ya Biraz daha dursa olmaz mı Olmaz De get haydi ona bir mezar hazırla da gecenin karanlığında gömelim de kurtulalım

Ergenekon
Hülagü Han komutan Alpagu ile yaptığı görüşmenin sonunda bir karara varmıştı Artık geri dönülmez bir yolda olduğunu biliyor ve bu yolu sonuna kadar gitmeyi hedefliyordu Ancak bir sorun vardı ve ne Hülagü han ne de Alpagu henüz bu bilgiye sahip değildi Başkentteki idari sistemde çok fazla değişiklik yaşanmıştı Özellikle de ordu yönetiminde neredeyse değişmeyen kimse kalmamıştı Komutan Alpagu çalışma odasında savaş planlarıyla ilgilenirken kapıdaki nöbetçi asker gelmiş ve kendisiyle görüşmek isteyen bir iki kişinin beklediğini haber vermişti Alpagu kimseyi beklemiyordu Canı sıkılmış olarak elindeki kağıdı kalemi bıraktı arkasına yaslandı Gelsinler bakalım dertleri neymiş diye söylendi Hiç bitmiyor yahu diye de ekledi sonra Biraz sonra odaya iki kişi girdi Sırtlarında başlıklı pelerinleri olduğu halde odaya girdiler Gelenler odaya girer girmez başlarındaki pelerin başlığını geriye ittiler İnceden iç gıcıklayıcı bir çıngırak sesi gezindi bir anda odanın içinde Komutan Paltardı bu Kımıldadıkça saçlarındaki ve sakallarındaki küçük çıngıraklar inceden sesler çıkarıyordu

Ergenekon
Şevki Özbilen tarafından kaleme alınan Büyük Duvar 5 Ergenekon eseri olarak okurlarla buluşuyor Büyük Duvar 5 Şevki Özbilen Kitap Özeti Adam orada öylece durmuş Maan Hatuna bakıyordu Güzelliğine hayran kaldığı gözlerindeki ışıltıdan anlaşılıyordu Nereye bakmaya çalışsa başını çevirip tekrar Maan hatuna bakıyordu Derinden bir iç geçirdi Zihninden kim bilir hangi imkansız hayaller geçiyordu ona bakarken Güzel güzel diye mırıldandı Adam ağzını şapırdatarak Çok güzel Kadın ocağın başında tencerenin altına odun atıyordu Ocaklığın içindeki üçayaklı bir çengele bağlanmış tencere ilk bakışta havada bağlantısız duruyormuş gibi görünüyordu Kocasının Maan Hatundan gözlerini ayıramaması kadını deli ediyordu Adam git oradan öte diye söylendi Ne o öyle gelip gidip durup bakıyon bir hatun kişi işte heç mi görmedin Gördüm gördüm de Heç böylesini görmemiştim Hatun Bir seni gördüm sen çok güzelsin bir de aha bunu gördüm Bak hele yah u bak şunun yüzüne Hatun Sen heç böylesini gördün mü yahu Görmedim Sen de görme derken doğruldu adamın karşısına geçti Sen de görme diye tekrarladı Hemi sen get de şuncağız için bir mezar kaz şooo aşağıya doğru Serin serin yatsın garibim toprağın altında Haydi gayri durma Adam Tamam Anladım Kazarım Yeter ki sen kızma hatunum Amma bu güzelliğe heç kıyılıp da toprağın altına konuluverir mi hatun yapma yahu Konulur Elin ölüsünü evimizde saklayacak halimiz yok ya Sonra muhtar falan da haber alır da başımız belaya girer Kim bilir kimin nesidir Öyle bilmediğin bir yabancı eve alınır mı heç Alınmaz amma şu güzelliğe nasıl kıyılır hatun ya Biraz daha dursa olmaz mı Olmaz De get haydi ona bir mezar hazırla da gecenin karanlığında gömelim de kurtulalım Yayınevi Ergenekon Yazar Şevki Özbilen Sayfa 696 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 14 00x21 00 cm Basım Yılı Temmuz 2020 Barkod 9786057687715 Kategori Edebiyat Kitapları Tarihsel Romanlar

Ergenekon
Şevki Özbilen tarafından kaleme alınan Büyük Duvar 4 Ergenekon eseri olarak okurlarla buluşuyor Büyük Duvar 4 Şevki Özbilen Kitap Özeti Hülagü Han komutan Alpagu ile yaptığı görüşmenin sonunda bir karara varmıştı Artık geri dönülmez bir yolda olduğunu biliyor ve bu yolu sonuna kadar gitmeyi hedefliyordu Ancak bir sorun vardı ve ne Hülagü han ne de Alpagu henüz bu bilgiye sahip değildi Başkentteki idari sistemde çok fazla değişiklik yaşanmıştı Özellikle de ordu yönetiminde neredeyse değişmeyen kimse kalmamıştı Komutan Alpagu çalışma odasında savaş planlarıyla ilgilenirken kapıdaki nöbetçi asker gelmiş ve kendisiyle görüşmek isteyen bir iki kişinin beklediğini haber vermişti Alpagu kimseyi beklemiyordu Canı sıkılmış olarak elindeki kağıdı kalemi bıraktı arkasına yaslandı Gelsinler bakalım dertleri neymiş diye söylendi Hiç bitmiyor yahu diye de ekledi sonra Biraz sonra odaya iki kişi girdi Sırtlarında başlıklı pelerinleri olduğu halde odaya girdiler Gelenler odaya girer girmez başlarındaki pelerin başlığını geriye ittiler İnceden iç gıcıklayıcı bir çıngırak sesi gezindi bir anda odanın içinde Komutan Paltardı bu Kımıldadıkça saçlarındaki ve sakallarındaki küçük çıngıraklar inceden sesler çıkarıyordu Yayınevi Ergenekon Yazar Şevki Özbilen Sayfa 700 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 14 00x21 00 cm Basım Yılı Temmuz 2020 Barkod 9786057687708 Kategori Edebiyat Kitapları Tarihsel Romanlar

Ergenekon
Hülagü Han komutan Alpagu ile yaptığı görüşmenin sonunda bir karara varmıştı Artık geri dönülmez bir yolda olduğunu biliyor ve bu yolu sonuna kadar gitmeyi hedefliyordu Ancak bir sorun vardı ve ne Hülagü han ne de Alpagu henüz bu bilgiye sahip değildi Başkentteki idari sistemde çok fazla değişiklik yaşanmıştı Özellikle de ordu yönetiminde neredeyse değişmeyen kimse kalmamıştı Komutan Alpagu çalışma odasında savaş planlarıyla ilgilenirken kapıdaki nöbetçi asker gelmiş ve kendisiyle görüşmek isteyen bir iki kişinin beklediğini haber vermişti Alpagu kimseyi beklemiyordu Canı sıkılmış olarak elindeki kağıdı kalemi bıraktı arkasına yaslandı Gelsinler bakalım dertleri neymiş diye söylendi Hiç bitmiyor yahu diye de ekledi sonra Biraz sonra odaya iki kişi girdi Sırtlarında başlıklı pelerinleri olduğu halde odaya girdiler Gelenler odaya girer girmez başlarındaki pelerin başlığını geriye ittiler İnceden iç gıcıklayıcı bir çıngırak sesi gezindi bir anda odanın içinde Komutan Paltardı bu Kımıldadıkça saçlarındaki ve sakallarındaki küçük çıngıraklar inceden sesler çıkarıyordu Tanıtım Bülteninden

Ergenekon Yayınları

Ergenekon Yayınları

Ergenekon Yayınevi
Hülagü Han komutan Alpagu ile yaptığı görüşmenin sonunda bir karara varmıştı Artık geri dönülmez bir yolda olduğunu biliyor ve bu yolu sonuna kadar gitmeyi hedefliyordu Ancak bir sorun vardı ve ne Hülagü han ne de Alpagu henüz bu bilgiye sahip değildi Başkentteki idari sistemde çok fazla değişiklik yaşanmıştı Özellikle de ordu yönetiminde neredeyse değişmeyen kimse kalmamıştı Komutan Alpagu çalışma odasında savaş planlarıyla ilgilenirken kapıdaki nöbetçi asker gelmiş ve kendisiyle görüşmek isteyen bir iki kişinin beklediğini haber vermişti Alpagu kimseyi beklemiyordu Canı sıkılmış olarak elindeki kağıdı kalemi bıraktı arkasına yaslandı Gelsinler bakalım dertleri neymiş diye söylendi Hiç bitmiyor yahu diye de ekledi sonra Biraz sonra odaya iki kişi girdi Sırtlarında başlıklı pelerinleri olduğu halde odaya girdiler Gelenler odaya girer girmez başlarındaki pelerin başlığını geriye ittiler İnceden iç gıcıklayıcı bir çıngırak sesi gezindi bir anda odanın içinde Komutan Paltardı bu Kımıldadıkça saçlarındaki ve sakallarındaki küçük çıngıraklar inceden sesler çıkarıyordu

Ergenekon Yayınevi
Adam orada öylece durmuş Maan Hatuna bakıyordu Güzelliğine hayran kaldığı gözlerindeki ışıltıdan anlaşılıyordu Nereye bakmaya çalışsa başını çevirip tekrar Maan hatuna bakıyordu Derinden bir iç geçirdi Zihninden kim bilir hangi imkansız hayaller geçiyordu ona bakarken Güzel güzel diye mırıldandı Adam ağzını şapırdatarak Çok güzel Kadın ocağın başında tencerenin altına odun atıyordu Ocaklığın içindeki üçayaklı bir çengele bağlanmış tencere ilk bakışta havada bağlantısız duruyormuş gibi görünüyordu Kocasının Maan Hatundan gözlerini ayıramaması kadını deli ediyordu Adam git oradan öte diye söylendi Ne o öyle gelip gidip durup bakıyon bir hatun kişi işte heç mi görmedin Gördüm gördüm de Heç böylesini görmemiştim Hatun Bir seni gördüm sen çok güzelsin bir de aha bunu gördüm Bak hele yah u bak şunun yüzüne Hatun Sen heç böylesini gördün mü yahu Görmedim Sen de görme derken doğruldu adamın karşısına geçti Sen de görme diye tekrarladı Hemi sen get de şuncağız için bir mezar kaz şooo aşağıya doğru Serin serin yatsın garibim toprağın altında Haydi gayri durma Adam Tamam Anladım Kazarım Yeter ki sen kızma hatunum Amma bu güzelliğe heç kıyılıp da toprağın altına konuluverir mi hatun yapma yahu Konulur Elin ölüsünü evimizde saklayacak halimiz yok ya Sonra muhtar falan da haber alır da başımız belaya girer Kim bilir kimin nesidir Öyle bilmediğin bir yabancı eve alınır mı heç Alınmaz amma şu güzelliğe nasıl kıyılır hatun ya Biraz daha dursa olmaz mı Olmaz De get haydi ona bir mezar hazırla da gecenin karanlığında gömelim de kurtulalım