C Bulvarı — Mert Beran Dağ

C Bulvarı
Mert Beran Dağİzan Yayıncılık
C Bulvarı
Mert Beran DağBir ısırık sesi uyandırdı beni Büyük ve keskin bir ısırık sesiydi Sonra pıtır pıtır sesler geldi kulağıma Açınca gözlerimi doğruldum hemen Cemil abiye baktım Bıraktığım yerde oturuyordu hâlâ elma yiyordu Kalkınca bana baktı Çiğnerken Elma ister misin dedi Uyumuş kalmışım saat kaç oldu dedim Çıkardı saatini baktı Üç buçuğa geliyor dedi Daha çok vardı ama epey uyumuştum Camdan dışarı baktım Önceki manzaradan hiçbir farkı yoktu Kalbim ağrıyordu Rüyamda evdeydim çocuktum Soba başında yer sofrası kurmuştu annem yine Ekmek dilimlerini kızartıyordu sobanın üzerinde kapışıyorduk Güneş le ikimiz Güneş de çocuktu Sonra kıyamıyordum ben kaptığım ekmeği bırakıyordum ona Bölüp yarısını verene kadar Güneş o küçücük elleriyle annem diğer dilimi atıyordu önümüze Bir sigara yaktım Baldıran gibi çektim onu içime Sonra kaldırdım döşemesiz bozuk zeminin üzerinden gözlerimi bana baktığını hissedip baktım Cemil abiye Gözlerindeki anlamı çözemedim Çevirdim başımı öbür tarafa İşte o zaman gördüm onu Kocaman bir lağım faresi duvar kenarına sinmiş duruyordu karşımda Hop etti yüreğim Sanki o ufacık parmaklarının arasında bir şey tutmuş kemiriyordu Tıkır tıkır sesler geliyordu ondan durduğu yerde Kedi kadar vardı Kahverengi parlaktı tüyleri upuzundu ince kuyruğu Döndüm hızla Cemil abiye baktım tekrar O hâlâ bir şey söylemek istermiş ya da tepki vermemi beklermiş gibi bana bakıyordu elmasını yerken Dehşetle ellerimi kulaklarıma götürdüm Yokladım kulaklarımı İyice yokladım Sonra burnuma dokundum burnumun ucuna dudaklarıma Sonra bir kere daha Cemil abiye baktım Gülümsüyordu Ekmeklerin alüminyum folyo paketlerinden biri çıkarılmış tortop yapılıp çantanın yanına bırakılmıştı O yemişti demek ekmeğini Döndüm yeniden fareye Hayretle baktım ona bir kez daha Hareket etti ayrılmadan duvar kenarından İlerledi biraz pıtır pıtır durdu tekrar Tanıtım Bülteninden

İzan Yayıncılık
Bir ısırık sesi uyandırdı beni Büyük ve keskin bir ısırık sesiydi Sonra pıtır pıtır sesler geldi kulağıma Açınca gözlerimi doğruldum hemen Cemil abiye baktım Bıraktığım yerde oturuyordu hâlâ elma yiyordu Kalkınca bana baktı Çiğnerken Elma ister misin dedi Uyumuş kalmışım saat kaç oldu dedim Çıkardı saatini baktı Üç buçuğa geliyor dedi Daha çok vardı ama epey uyumuştum Camdan dışarı baktım Önceki manzaradan hiçbir farkı yoktu Kalbim ağrıyordu Rüyamda evdeydim çocuktum Soba başında yer sofrası kurmuştu annem yine Ekmek dilimlerini kızartıyordu sobanın üzerinde kapışıyorduk Güneş le ikimiz Güneş de çocuktu Sonra kıyamıyordum ben kaptığım ekmeği bırakıyordum ona Bölüp yarısını verene kadar Güneş o küçücük elleriyle annem diğer dilimi atıyordu önümüze Bir sigara yaktım Baldıran gibi çektim onu içime Sonra kaldırdım döşemesiz bozuk zeminin üzerinden gözlerimi bana baktığını hissedip baktım Cemil abiye Gözlerindeki anlamı çözemedim Çevirdim başımı öbür tarafa İşte o zaman gördüm onu Kocaman bir lağım faresi duvar kenarına sinmiş duruyordu karşımda Hop etti yüreğim Sanki o ufacık parmaklarının arasında bir şey tutmuş kemiriyordu Tıkır tıkır sesler geliyordu ondan durduğu yerde Kedi kadar vardı Kahverengi parlaktı tüyleri upuzundu ince kuyruğu Döndüm hızla Cemil abiye baktım tekrar O hâlâ bir şey söylemek istermiş ya da tepki vermemi beklermiş gibi bana bakıyordu elmasını yerken Dehşetle ellerimi kulaklarıma götürdüm Yokladım kulaklarımı İyice yokladım Sonra burnuma dokundum burnumun ucuna dudaklarıma Sonra bir kere daha Cemil abiye baktım Gülümsüyordu Ekmeklerin alüminyum folyo paketlerinden biri çıkarılmış tortop yapılıp çantanın yanına bırakılmıştı O yemişti demek ekmeğini Döndüm yeniden fareye Hayretle baktım ona bir kez daha Hareket etti ayrılmadan duvar kenarından İlerledi biraz pıtır pıtır durdu tekrar

İzan Yayıncılık
Bir ısırık sesi uyandırdı beni Büyük ve keskin bir ısırık sesiydi Sonra pıtır pıtır sesler geldi kulağıma Açınca gözlerimi doğruldum hemen Cemil abiye baktım Bıraktığım yerde oturuyordu hâlâ elma yiyordu Kalkınca bana baktı Çiğnerken Elma ister misin dedi Uyumuş kalmışım saat kaç oldu dedim Çıkardı saatini baktı Üç buçuğa geliyor dedi Daha çok vardı ama epey uyumuştum Camdan dışarı baktım Önceki manzaradan hiçbir farkı yoktu Kalbim ağrıyordu Rüyamda evdeydim çocuktum Soba başında yer sofrası kurmuştu annem yine Ekmek dilimlerini kızartıyordu sobanın üzerinde kapışıyorduk Güneş le ikimiz Güneş de çocuktu Sonra kıyamıyordum ben kaptığım ekmeği bırakıyordum ona Bölüp yarısını verene kadar Güneş o küçücük elleriyle annem diğer dilimi atıyordu önümüze Bir sigara yaktım Baldıran gibi çektim onu içime Sonra kaldırdım döşemesiz bozuk zeminin üzerinden gözlerimi bana baktığını hissedip baktım Cemil abiye Gözlerindeki anlamı çözemedim Çevirdim başımı öbür tarafa İşte o zaman gördüm onu Kocaman bir lağım faresi duvar kenarına sinmiş duruyordu karşımda Hop etti yüreğim Sanki o ufacık parmaklarının arasında bir şey tutmuş kemiriyordu Tıkır tıkır sesler geliyordu ondan durduğu yerde Kedi kadar vardı Kahverengi parlaktı tüyleri upuzundu ince kuyruğu Döndüm hızla Cemil abiye baktım tekrar O hâlâ bir şey söylemek istermiş ya da tepki vermemi beklermiş gibi bana bakıyordu elmasını yerken Dehşetle ellerimi kulaklarıma götürdüm Yokladım kulaklarımı İyice yokladım Sonra burnuma dokundum burnumun ucuna dudaklarıma Sonra bir kere daha Cemil abiye baktım Gülümsüyordu Ekmeklerin alüminyum folyo paketlerinden biri çıkarılmış tortop yapılıp çantanın yanına bırakılmıştı O yemişti demek ekmeğini Döndüm yeniden fareye Hayretle baktım ona bir kez daha Hareket etti ayrılmadan duvar kenarından İlerledi biraz pıtır pıtır durdu tekrar

İZAN YAYINCILIK
Bir ısırık sesi uyandırdı beni Büyük ve keskin bir ısırık sesiydi Sonra pıtır pıtır sesler geldi kulağıma Açınca gözlerimi doğruldum hemen Cemil abiye baktım Bıraktığım yerde oturuyordu hâlâ elma yiyordu Kalkınca bana baktı Çiğnerken Elma ister misin dedi Uyumuş kalmışım saat kaç oldu dedim Çıkardı saatini baktı Üç buçuğa geliyor dedi Daha çok vardı ama epey uyumuştum Camdan dışarı baktım Önceki manzaradan hiçbir farkı yoktu Kalbim ağrıyordu Rüyamda evdeydim çocuktum Soba başında yer sofrası kurmuştu annem yine Ekmek dilimlerini kızartıyordu sobanın üzerinde kapışıyorduk Güneş le ikimiz Güneş de çocuktu Sonra kıyamıyordum ben kaptığım ekmeği bırakıyordum ona Bölüp yarısını verene kadar Güneş o küçücük elleriyle annem diğer dilimi atıyordu önümüze Bir sigara yaktım Baldıran gibi çektim onu içime Sonra kaldırdım döşemesiz bozuk zeminin üzerinden gözlerimi bana baktığını hissedip baktım Cemil abiye Gözlerindeki anlamı çözemedim Çevirdim başımı öbür tarafa İşte o zaman gördüm onu Kocaman bir lağım faresi duvar kenarına sinmiş duruyordu karşımda Hop etti yüreğim Sanki o ufacık parmaklarının arasında bir şey tutmuş kemiriyordu Tıkır tıkır sesler geliyordu ondan durduğu yerde Kedi kadar vardı Kahverengi parlaktı tüyleri upuzundu ince kuyruğu Döndüm hızla Cemil abiye baktım tekrar O hâlâ bir şey söylemek istermiş ya da tepki vermemi beklermiş gibi bana bakıyordu elmasını yerken Dehşetle ellerimi kulaklarıma götürdüm Yokladım kulaklarımı İyice yokladım Sonra burnuma dokundum burnumun ucuna dudaklarıma Sonra bir kere daha Cemil abiye baktım Gülümsüyordu Ekmeklerin alüminyum folyo paketlerinden biri çıkarılmış tortop yapılıp çantanın yanına bırakılmıştı O yemişti demek ekmeğini Döndüm yeniden fareye Hayretle baktım ona bir kez daha Hareket etti ayrılmadan duvar kenarından İlerledi biraz pıtır pıtır durdu tekrar

İzan Yayıncılık
C Bulvarı Kitap Açıklaması Bir ısırık sesi uyandırdı beni Büyük ve keskin bir ısırık sesiydi Sonra pıtır pıtır sesler geldi kulağıma Açınca gözlerimi doğruldum hemen Cemil abiye baktım Bıraktığım yerde oturuyordu hâlâ elma yiyordu Kalkınca bana baktı Çiğnerken Elma ister misin dedi Uyumuş kalmışım saat kaç oldu dedim Çıkardı saatini baktı Üç buçuğa geliyor dedi Daha çok vardı ama epey uyumuştum Camdan dışarı baktım Önceki manzaradan hiçbir farkı yoktu Kalbim ağrıyordu Rüyamda evdeydim çocuktum Soba başında yer sofrası kurmuştu annem yine Ekmek dilimlerini kızartıyordu sobanın üzerinde kapışıyorduk Güneş le ikimiz Güneş de çocuktu Sonra kıyamıyordum ben kaptığım ekmeği bırakıyordum ona Bölüp yarısını verene kadar Güneş o küçücük elleriyle annem diğer dilimi atıyordu önümüze Bir sigara yaktım Baldıran gibi çektim onu içime Sonra kaldırdım döşemesiz bozuk zeminin üzerinden gözlerimi bana baktığını hissedip baktım Cemil abiye Gözlerindeki anlamı çözemedim Çevirdim başımı öbür tarafa İşte o zaman gördüm onu Kocaman bir lağım faresi duvar kenarına sinmiş duruyordu karşımda Hop etti yüreğim Sanki o ufacık parmaklarının arasında bir şey tutmuş kemiriyordu Tıkır tıkır sesler geliyordu ondan durduğu yerde Kedi kadar vardı Kahverengi parlaktı tüyleri upuzundu ince kuyruğu Döndüm hızla Cemil abiye baktım tekrar O hâlâ bir şey söylemek istermiş ya da tepki vermemi beklermiş gibi bana bakıyordu elmasını yerken Dehşetle ellerimi kulaklarıma götürdüm Yokladım kulaklarımı İyice yokladım Sonra burnuma dokundum burnumun ucuna dudaklarıma Sonra bir kere daha Cemil abiye baktım Gülümsüyordu Ekmeklerin alüminyum folyo paketlerinden biri çıkarılmış tortop yapılıp çantanın yanına bırakılmıştı O yemişti demek ekmeğini Döndüm yeniden fareye Hayretle baktım ona bir kez daha Hareket etti ayrılmadan duvar kenarından İlerledi biraz pıtır pıtır durdu tekrar Kitap Adı C Bulvarı Yazar Mert Beran Dağ Yayınevi İzan Yayıncılık Hamur Tipi 2 Hamur Sayfa Sayısı 352 Ebat 13 5 x 21 İlk Baskı Yılı 2025 Baskı Sayısı 1 Basım Dil Türkçe Barkod 9786255855459

İzan
Bir ısırık sesi uyandırdı beni Büyük ve keskin bir ısırık sesiydi Sonra pıtır pıtır sesler geldi kulağıma Açınca gözlerimi doğruldum hemen Cemil abiye baktım Bıraktığım yerde oturuyordu hâlâ elma yiyordu Kalkınca bana baktı Çiğnerken Elma ister misin dedi Uyumuş kalmışım saat kaç oldu dedim Çıkardı saatini baktı Üç buçuğa geliyor dedi Daha çok vardı ama epey uyumuştum Camdan dışarı baktım Önceki manzaradan hiçbir farkı yoktu Kalbim ağrıyordu Rüyamda evdeydim çocuktum Soba başında yer sofrası kurmuştu annem yine Ekmek dilimlerini kızartıyordu sobanın üzerinde kapışıyorduk Güneş le ikimiz Güneş de çocuktu Sonra kıyamıyordum ben kaptığım ekmeği bırakıyordum ona Bölüp yarısını verene kadar Güneş o küçücük elleriyle annem diğer dilimi atıyordu önümüze Bir sigara yaktım Baldıran gibi çektim onu içime Sonra kaldırdım döşemesiz bozuk zeminin üzerinden gözlerimi bana baktığını hissedip baktım Cemil abiye Gözlerindeki anlamı çözemedim Çevirdim başımı öbür tarafa İşte o zaman gördüm onu Kocaman bir lağım faresi duvar kenarına sinmiş duruyordu karşımda Hop etti yüreğim Sanki o ufacık parmaklarının arasında bir şey tutmuş kemiriyordu Tıkır tıkır sesler geliyordu ondan durduğu yerde Kedi kadar vardı Kahverengi parlaktı tüyleri upuzundu ince kuyruğu Döndüm hızla Cemil abiye baktım tekrar O hâlâ bir şey söylemek istermiş ya da tepki vermemi beklermiş gibi bana bakıyordu elmasını yerken Dehşetle ellerimi kulaklarıma götürdüm Yokladım kulaklarımı İyice yokladım Sonra burnuma dokundum burnumun ucuna dudaklarıma Sonra bir kere daha Cemil abiye baktım Gülümsüyordu Ekmeklerin alüminyum folyo paketlerinden biri çıkarılmış tortop yapılıp çantanın yanına bırakılmıştı O yemişti demek ekmeğini Döndüm yeniden fareye Hayretle baktım ona bir kez daha Hareket etti ayrılmadan duvar kenarından İlerledi biraz pıtır pıtır durdu tekrar

İzan Yayıncılık
Bir ısırık sesi uyandırdı beni Büyük ve keskin bir ısırık sesiydi Sonra pıtır pıtır sesler geldi kulağıma Açınca gözlerimi doğruldum hemen Cemil abiye baktım Bıraktığım yerde oturuyordu hâlâ elma yiyordu Kalkınca bana baktı Çiğnerken Elma ister misin dedi Uyumuş kalmışım saat kaç oldu dedim Çıkardı saatini baktı Üç buçuğa geliyor dedi Daha çok vardı ama epey uyumuştum Camdan dışarı baktım Önceki manzaradan hiçbir farkı yoktu Kalbim ağrıyordu Rüyamda evdeydim çocuktum Soba başında yer sofrası kurmuştu annem yine Ekmek dilimlerini kızartıyordu sobanın üzerinde kapışıyorduk Güneş le ikimiz Güneş de çocuktu Sonra kıyamıyordum ben kaptığım ekmeği bırakıyordum ona Bölüp yarısını verene kadar Güneş o küçücük elleriyle annem diğer dilimi atıyordu önümüze Bir sigara yaktım Baldıran gibi çektim onu içime Sonra kaldırdım döşemesiz bozuk zeminin üzerinden gözlerimi bana baktığını hissedip baktım Cemil abiye Gözlerindeki anlamı çözemedim Çevirdim başımı öbür tarafa İşte o zaman gördüm onu Kocaman bir lağım faresi duvar kenarına sinmiş duruyordu karşımda Hop etti yüreğim Sanki o ufacık parmaklarının arasında bir şey tutmuş kemiriyordu Tıkır tıkır sesler geliyordu ondan durduğu yerde Kedi kadar vardı Kahverengi parlaktı tüyleri upuzundu ince kuyruğu Döndüm hızla Cemil abiye baktım tekrar O hâlâ bir şey söylemek istermiş ya da tepki vermemi beklermiş gibi bana bakıyordu elmasını yerken Dehşetle ellerimi kulaklarıma götürdüm Yokladım kulaklarımı İyice yokladım Sonra burnuma dokundum burnumun ucuna dudaklarıma Sonra bir kere daha Cemil abiye baktım Gülümsüyordu Ekmeklerin alüminyum folyo paketlerinden biri çıkarılmış tortop yapılıp çantanın yanına bırakılmıştı O yemişti demek ekmeğini Döndüm yeniden fareye Hayretle baktım ona bir kez daha Hareket etti ayrılmadan duvar kenarından İlerledi biraz pıtır pıtır durdu tekrar