Çağdaş Tarım Sorunu
İmge Kitabevi
Türkiye de istihdamın yüzde 21 i tarımda gerçekleşiyor ve köylülük ülke emekçilerinin en kalabalık iki sınıfından birini oluşturuyor Ne var ki bu sektör milli gelirin sadece yüzde 7 sini üretmektedir Bu azgelişmiş yapı ve ona bağlı göreli yoksulluk niçin nasıl kronikleşmiştir Tarım ve köylülüğün kaderi üzerinde Türkiye de araştırmayı sürdüren bir avuç iktisatçıdan biri olan Zülküf Aydın bu soruya ışık tutuyor Kitap bu sorunu küreselleşmenin finansallaşmanın dünya tarımına yansımalarına bakarak incelemeye başlıyor bulgularını Türkiye ye taşıyor Gösteriyor ki bu dönüşüm tarımın uluslararasılaşması ile sonuçlanmıştır Türkiye de de çok uluslu şirketlerin öncelikleri devletin korumacı destekleyici politikalarının yerine geçmiştir Bu çalkantılı sürecin Anadolu köylerindeki ekonomik ve toplumsal sonuçları Çağdaş Tarım Sorunu nda güncel örneklerle betimleniyor Türkiye de tarım ve köylülüğün kaderi İç içe girmiş giderek unutulan bu konu öyle umuyorum ki Zülküf Aydın ın kitabı ile yeniden hatırlanacak gündeme gelecektir Korkut Boratav 1980 sonrasında IMF Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumların denetimi altında gelişen ülkelerde ve bu arada Türkiye de tarım hızlı bir dönüşüm geçiriyor Çok uluslu şirketler tarımın hemen her alanına girip etkinliklerini artırıyorlar Türkiye de son dönemde çıkarılan tütün şeker tohum ve diğer tarım yasaları bu sürecin en belirgin örneklerini oluşturuyor Türkiye tarımı üzerine yaptığı önemli incelemelerle tanınan değerli araştırmacı Zülküf Aydın bu kitapta günümüz Türkiye sinde ve dünya ölçeğinde köylülükle daha doğrusu tarımsal üreticilerle ilgili inceleme ve tartışmaları sağlam bir temele oturtabilmek için kökenleri 19 yüzyılın sonlarına kadar giden ve 1970 li ve 1980 li yıllarda Türkiye de de bir hayli yankı bulan Tarım Sorunu tartışmalarını tekrar gündeme getiriyor Zülküf Aydın günümüzde artık küresel ekonomiden uzak hiçbir köşe kalmadığı ve meta üretimi genelleşmiş olduğu için Türkiye de ve gelişen ülkelerdeki Tarım Sorununu da küresel düzeyde emek ve sermaye arasındaki ilişkilerin bir parçası olarak ele almak gerektiğini savunuyor