Çağlayan Yılmaz Seti 13 Kitap — Çağlayan Yılmaz

Çağlayan Yılmaz Seti 13 Kitap
Çağlayan YılmazPANAMA YAYINCILIK
Çağlayan Yılmaz Seti 13 Kitap
Çağlayan YılmazYAFES İN KILICI 328 sayfa Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı ATALAR CENGİ 376 sayfa Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler OZ UN KALBİ MU KITASI 384 sayfa Boğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu BÖRÜ 1 408 sayfa Bir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi Beklenen cevap Börü Han ın dudaklarından döküldü Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç sadece katliamla alınabilir Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin BÖRÜ 2 416 sayfa Ey benim demirden dağlarım Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize Ey Börüler Uluyun Parçalayın Haykırın Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya Ey Ulu Tengri güç ver gökte doğan oğullarına Ey Toprak Ana yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla Ey Çakay Han aydınlat önümüzü göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla Ey Kızagan Tengri ant içtik adına Salınsın kara atlar çıksın Erlik Han cenk meydanına Börü arasına başka savaşçı sokmaz Börü karşısındaki ordunun sayısına bakmaz Börü dağların efendisi karanlığın öfkesidir Börü her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer İmkânsızı başarır yağının kâbusu olur Börü olmak için hazır mısınız Ağzında kan tadı varsa bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır GÖKKURT 400 sayfa Aşinalar diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar Kağan Anakui yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi Kurtlar karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi Ulu Kara Dağ ın ulularından o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt işareti ufukta gördü Başlarını göğe kaldırıp kutlu bir kağanlık için kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler İki kardeş Bumin ve İstemi Kutlu bir kağanlık için Adalet için Türk için Göktürk olmak için ölüme yürüdüler Kutlu bir çağın kapıları altın başlı gök bayrağın dalgalanışıyla başladı Pusatı kanlı Börülerin acı kan ve kahramanlık dolu mücadelesi Hiçbir ihtilal bu kadar kanlı ve efsanevi olmadı Cesaret Şekilsiz sert bir demirdir Ruh ise ateştir Cesaret ve ruh sana kılıcı verir Damarlarında akan kan da onu kullanabilme yeteneğini

PANAMA YAYINCILIK
YAFES İN KILICI 328 sayfa Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı ATALAR CENGİ 376 sayfa Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler OZ UN KALBİ MU KITASI 384 sayfa Boğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu GÖKKURT 400 sayfa Aşinalar diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar Kağan Anakui yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi Kurtlar karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi Ulu Kara Dağ ın ulularından o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt işareti ufukta gördü Başlarını göğe kaldırıp kutlu bir kağanlık için kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler İki kardeş Bumin ve İstemi Kutlu bir kağanlık için Adalet için Türk için Göktürk olmak için ölüme yürüdüler Kutlu bir çağın kapıları altın başlı gök bayrağın dalgalanışıyla başladı Pusatı kanlı Börülerin acı kan ve kahramanlık dolu mücadelesi Hiçbir ihtilal bu kadar kanlı ve efsanevi olmadı Cesaret Şekilsiz sert bir demirdir Ruh ise ateştir Cesaret ve ruh sana kılıcı verir Damarlarında akan kan da onu kullanabilme yeteneğini BÖRÜ 1 408 sayfa Bir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi Beklenen cevap Börü Han ın dudaklarından döküldü Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç sadece katliamla alınabilir Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin BÖRÜ 2 416 sayfa Ey benim demirden dağlarım Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize Ey Börüler Uluyun Parçalayın Haykırın Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya Ey Ulu Tengri güç ver gökte doğan oğullarına Ey Toprak Ana yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla Ey Çakay Han aydınlat önümüzü göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla Ey Kızagan Tengri ant içtik adına Salınsın kara atlar çıksın Erlik Han cenk meydanına Börü arasına başka savaşçı sokmaz Börü karşısındaki ordunun sayısına bakmaz Börü dağların efendisi karanlığın öfkesidir Börü her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer İmkânsızı başarır yağının kâbusu olur Börü olmak için hazır mısınız Ağzında kan tadı varsa bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır BÖRÜ 3 Kurt Yangını 336 sayfa Ser üzerimize geceyi Uğultumuz titretsin yürekleri Çek pusatlarını Çoga Doldur kelleleri tamuya Vur baltanı Temir Tonka Taşsın cenk meydanı kanla Adımız göğe bir yükseldi Sonumuz toprağa bir üflendi Kırk budaklı ulu çamın dokuz kolundaki tepeyiz Kartalların kanadındaki altın tüyün sahibiyiz Kayalar bizi haykırır çağlayanlar adımızla coşar Toprak Ana bizi adalet için akıttığımız kanla sarar Zirvelerden gelen rüzgârlar bize atalarımızı fısıldar Ey Ulu Tengri yarılsın bastığımız toprak aç gazap çukurlarını Harlansın Tamu nun katran karası kazanları Ölümden hayat dilenmek ahmakların işidir BÖRÜ 4 Karanlığı Parçalayan 416 sayfa Öyle bir öleceğiz ki Canını aldığımız yağıların tinleri tamunun kızıl göğünü çatırdatacak Öyle bir öleceğiz ki Bizleri tanrının bahçelerine götüren tinler acunda kalan bedenlerimize bakıp gözyaşı dökecek Öyle bir öleceğiz ki Bırakın soyların bizi hatırlamasını gök bile unutmayacak Her çakında bir karanlığa adımızı haykıracak Her yaşında bir zalimin usunda korkular yaratacak Öyle bir ölümsüzleşeceğiz ki Adalet için çıkan her pusatta zalim kanıyla uyanıp her can alışta can bulacağız Öyle bir sevmiş olacağız ki Hatunlarımızın gözlerinde gökte parıldayan bir ışık Sevdiğimiz bozkır kızının ipek saçlarında bir rüzgâr Büyüttüğümüz balaların dudaklarında bir gülücük olarak kalacağız Gökte Doğanlar Hah Son kez Ur Ah Ur Ah Ur ah Ur Ah Küllerinden yeniden doğabiliyorsan yaşıyorsun demektir

PANAMA YAYINCILIK
YAFES İN KILICI 328 sayfa Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı ATALAR CENGİ 376 sayfa Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler OZ UN KALBİ MU KITASI 384 sayfa Boğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu GÖKKURT 400 sayfa Aşinalar diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar Kağan Anakui yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi Kurtlar karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi Ulu Kara Dağ ın ulularından o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt işareti ufukta gördü Başlarını göğe kaldırıp kutlu bir kağanlık için kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler İki kardeş Bumin ve İstemi Kutlu bir kağanlık için Adalet için Türk için Göktürk olmak için ölüme yürüdüler Kutlu bir çağın kapıları altın başlı gök bayrağın dalgalanışıyla başladı Pusatı kanlı Börülerin acı kan ve kahramanlık dolu mücadelesi Hiçbir ihtilal bu kadar kanlı ve efsanevi olmadı Cesaret Şekilsiz sert bir demirdir Ruh ise ateştir Cesaret ve ruh sana kılıcı verir Damarlarında akan kan da onu kullanabilme yeteneğini BÖRÜ 1 408 sayfa Bir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi Beklenen cevap Börü Han ın dudaklarından döküldü Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç sadece katliamla alınabilir Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin BÖRÜ 2 416 sayfa Ey benim demirden dağlarım Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize Ey Börüler Uluyun Parçalayın Haykırın Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya Ey Ulu Tengri güç ver gökte doğan oğullarına Ey Toprak Ana yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla Ey Çakay Han aydınlat önümüzü göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla Ey Kızagan Tengri ant içtik adına Salınsın kara atlar çıksın Erlik Han cenk meydanına Börü arasına başka savaşçı sokmaz Börü karşısındaki ordunun sayısına bakmaz Börü dağların efendisi karanlığın öfkesidir Börü her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer İmkânsızı başarır yağının kâbusu olur Börü olmak için hazır mısınız Ağzında kan tadı varsa bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır BÖRÜ 3 Kurt Yangını 336 sayfa Ser üzerimize geceyi Uğultumuz titretsin yürekleri Çek pusatlarını Çoga Doldur kelleleri tamuya Vur baltanı Temir Tonka Taşsın cenk meydanı kanla Adımız göğe bir yükseldi Sonumuz toprağa bir üflendi Kırk budaklı ulu çamın dokuz kolundaki tepeyiz Kartalların kanadındaki altın tüyün sahibiyiz Kayalar bizi haykırır çağlayanlar adımızla coşar Toprak Ana bizi adalet için akıttığımız kanla sarar Zirvelerden gelen rüzgârlar bize atalarımızı fısıldar Ey Ulu Tengri yarılsın bastığımız toprak aç gazap çukurlarını Harlansın Tamu nun katran karası kazanları Ölümden hayat dilenmek ahmakların işidir BÖRÜ 4 Karanlığı Parçalayan 416 sayfa Öyle bir öleceğiz ki Canını aldığımız yağıların tinleri tamunun kızıl göğünü çatırdatacak Öyle bir öleceğiz ki Bizleri tanrının bahçelerine götüren tinler acunda kalan bedenlerimize bakıp gözyaşı dökecek Öyle bir öleceğiz ki Bırakın soyların bizi hatırlamasını gök bile unutmayacak Her çakında bir karanlığa adımızı haykıracak Her yaşında bir zalimin usunda korkular yaratacak Öyle bir ölümsüzleşeceğiz ki Adalet için çıkan her pusatta zalim kanıyla uyanıp her can alışta can bulacağız Öyle bir sevmiş olacağız ki Hatunlarımızın gözlerinde gökte parıldayan bir ışık Sevdiğimiz bozkır kızının ipek saçlarında bir rüzgâr Büyüttüğümüz balaların dudaklarında bir gülücük olarak kalacağız Gökte Doğanlar Hah Son kez Ur Ah Ur Ah Ur ah Ur Ah Küllerinden yeniden doğabiliyorsan yaşıyorsun demektir İTBARAK Karanlık Dünya 1 318 sayfa Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzeybatı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki kara şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlaç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı BÖKE Alamut un Fethi 448 sayfa Gökler yıldızları birer ateş parçası gibi gecenin karanlığına saçtı İki asır boyunca dünyanın kanına bulanmış hançerler son kez havaya kalktı Demirden bir kasırga kör bir kâhinin rüyalarında kumları yaktı Türklerin kehaneti fethin kartalını göklere havalandırdı Batu Han ın Türk çocuklarından oluşturduğu özel birliğin görevi neydi Türklere ait Altın Kitap ta ne yazıyordu Moğolların ve Türklerin yaratılış satırlarında saklı olan büyük hesaplaşma neydi Hasan Sabbah ile gücünün zirvesine ulaşan iki asır boyunca dünyaya korku salan fedailer yuvası Alamut Kalesi ve fedailerinin yok oluş hikâyesidir Bu Sahte cennetin cehennem gecesidir CANAVAR Çoga nın Hikayesi 304 sayfa Zifir acunu örttüğünde Dişlerimde kalan intikam sızısını hiç unutmadım Kırılan kemiklerim yalnızlığımın çatırdayan kalkanıydı Karanlığın yalnızlığı en büyük canavarları doğurur Ve Ben doğdum Kaç ölüm gördün Çoga İçindeki yalnızlıkta kaç hâlini gömdün Durduğun korktuğun yetmedi mi Beni o canavara siz dönüştürdünüz İçindeki canavarı ortaya çıkar

Panama Yayıncılık
Yafes in Kıcılı 328 sayfa Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı Atalar Cengi 376 sayfa Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler Oz un Kalbi Mu Kıtası 384 sayfa Boğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu Börü 1 408 sayfa Bir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi Beklenen cevap Börü Han ın dudaklarından döküldü Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç sadece katliamla alınabilir

Panama Yayıncılık
Yafes in Kıcılı 328 sayfa Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan DestanıAtalar Cengi 376 sayfa Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler Oz un Kalbi Mu Kıtası 384 sayfa Boğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonundamilyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu Börü 1 408 sayfa Bir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi Beklenen cevap Börü Han ın dudaklarından döküldü Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç sadece katliamla alınabilir Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin Börü 2 416 sayfa Ey benim demirden dağlarım Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize Ey Börüler Uluyun Parçalayın Haykırın Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya Ey Ulu Tengri güç ver gökte doğan oğullarına Ey Toprak Ana yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla Ey Çakay Han aydınlat önümüzü göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla Ey Kızagan Tengri ant içtik adına Salınsın kara atlar çıksın Erlik Han cenk meydanına Börü arasına başka savaşçı sokmaz Börü karşısındaki ordunun sayısına bakmaz Börü dağların efendisi karanlığın öfkesidir Börü her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer İmkânsızı başarır yağının kâbusu olur Börü olmak için hazır mısınız Ağzında kan tadı varsa bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır Gökkurt 400 sayfa Aşinalar diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar Kağan Anakui yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi Kurtlar karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi Ulu Kara Dağ ın ulularından o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt işareti ufukta gördü Başlarını göğe kaldırıp kutlu bir kağanlık için kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler İki kardeş Bumin ve İstemi Kutlu bir kağanlık için Adalet için Türk için Göktürk olmak için ölüme yürüdüler Kutlu bir çağın kapıları altın başlı gök bayrağın dalgalanışıyla başladı Pusatı kanlı Börülerin acı kan ve kahramanlık dolu mücadelesi Hiçbir ihtilal bu kadar kanlı ve efsanevi olmadı Cesaret Şekilsiz sert bir demirdir Ruh ise ateştir Cesaret ve ruh sana kılıcı verir Damarlarında akan kan da onu kullanabilme yeteneğini

Panama Yayıncılık
ÇAĞLAYAN YILMAZ SETİ YAFES İN KILICI Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı ATALAR CENGİ Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler OZ UN KALBİ MU KITASI Boğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu BÖRÜ 1 Bir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine

Panama Yayıncılık
Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi

Panama Yayıncılık
Yafes in Kıcılı 328 sayfa Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı Atalar Cengi 376 sayfa Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler Oz un Kalbi Mu Kıtası 384 sayfa Boğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu Börü 1 408 sayfa Bir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi Beklenen cevap Börü Han ın dudaklarından döküldü Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç sadece katliamla alınabilir Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin Börü 2 416 sayfa Ey benim demirden dağlarım Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize Ey Börüler Uluyun Parçalayın Haykırın Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya Ey Ulu Tengri güç ver gökte doğan oğullarına Ey Toprak Ana yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla Ey Çakay Han aydınlat önümüzü göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla Ey Kızagan Tengri ant içtik adına Salınsın kara atlar çıksın Erlik Han cenk meydanına Börü arasına başka savaşçı sokmaz Börü karşısındaki ordunun sayısına bakmaz Börü dağların efendisi karanlığın öfkesidir Börü her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer İmkânsızı başarır yağının kâbusu olur Börü olmak için hazır mısınız Ağzında kan tadı varsa bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır Gökkurt 400 sayfa Aşinalar diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar Kağan Anakui yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi Kurtlar karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi Ulu Kara Dağ ın ulularından o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt işareti ufukta gördü Başlarını göğe kaldırıp kutlu bir kağanlık için kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler İki kardeş Bumin ve İstemi Kutlu bir kağanlık için Adalet için Türk için Göktürk olmak için ölüme yürüdüler Kutlu bir çağın kapıları altın başlı gök bayrağın dalgalanışıyla başladı Pusatı kanlı Börülerin acı kan ve kahramanlık dolu mücadelesi Hiçbir ihtilal bu kadar kanlı ve efsanevi olmadı Cesaret Şekilsiz sert bir demirdir Ruh ise ateştir Cesaret ve ruh sana kılıcı verir Damarlarında akan kan da onu kullanabilme yeteneğini

Panama Yayıncılık
Yasef in KılıcıTürkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Atalar CengiKutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler Oz un Kalbi Mu KıtasıBoğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu GökkurtAşinalar diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar Kağan Anakui yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi Kurtlar karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi Ulu Kara Dağ ın ulularından o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt işareti ufukta gördü Başlarını göğe kaldırıp kutlu bir kağanlık için kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler İki kardeş Bumin ve İstemi Kutlu bir kağanlık için Adalet için Türk için Göktürk olmak için ölüme yürüdüler Kutlu bir çağın kapıları altın başlı gök bayrağın dalgalanışıyla başladı Pusatı kanlı Börülerin acı kan ve kahramanlık dolu mücadelesi Hiçbir ihtilal bu kadar kanlıve efsanevi olmadı Cesaret Şekilsiz sert bir demirdir Ruh ise ateştir Cesaret ve ruh sana kılıcı verir Damarlarında akan kan da onu kullanabilme yeteneğini Börü 1Bir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi Beklenen cevap Börü Han ın dudaklarından döküldü Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç sadece katliamla alınabilir Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin Börü 2 Ey benim demirden dağlarım Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize Ey Börüler Uluyun Parçalayın Haykırın Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya Ey Ulu Tengri güç ver gökte doğan oğullarına Ey Toprak Ana yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla Ey Çakay Han aydınlat önümüzü göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla Ey Kızagan Tengri ant içtik adına Salınsın kara atlar çıksın Erlik Han cenk meydanına Börü arasına başka savaşçı sokmaz Börü karşısındaki ordunun sayısına bakmaz Börü dağların efendisi karanlığın öfkesidir Börü her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer İmkânsızı başarır yağının kâbusu olur Börü olmak için hazır mısınız Ağzında kan tadı varsa bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır Börü 3Kurt Yangını Ser üzerimize geceyi Uğultumuz titretsin yürekleri Çek pusatlarını Çoga Doldur kelleleri tamuya Vur baltanı Temir Tonka Taşsın cenk meydanı kanla Adımız göğe bir yükseldi Sonumuz toprağa bir üflendi Kırk budaklı ulu çamın dokuz kolundaki tepeyiz Kartalların kanadındaki altın tüyün sahibiyiz Kayalar bizi haykırır çağlayanlar adımızla coşar Toprak Ana bizi adalet için akıttığımız kanla sarar Zirvelerden gelen rüzgârlar bize atalarımızı fısıldar Ey Ulu Tengri yarılsın bastığımız toprak aç gazap çukurlarını Harlansın Tamu nun katran karası kazanları Ölümden hayat dilenmek ahmakların işidir Börü 4Karanlığı ParçalayanÖyle bir öleceğiz ki Canını aldığımız yağıların tinleri tamunun kızıl göğünü çatırdatacak Öyle bir öleceğiz ki Bizleri tanrının bahçelerine götüren tinler acunda kalan bedenlerimize bakıp gözyaşı dökecek Öyle bir öleceğiz ki Bırakın soyların bizi hatırlamasını gök bile unutmayacak Her çakında bir karanlığa adımızı haykıracak Her yaşında bir zalimin usunda korkular yaratacak Öyle bir ölümsüzleşeceğiz ki Adalet için çıkan her pusatta zalim kanıyla uyanıp her can alışta can bulacağız Öyle bir sevmiş olacağız ki Hatunlarımızın gözlerinde gökte parıldayan bir ışık Sevdiğimiz bozkır kızının ipek saçlarında bir rüzgâr Büyüttüğümüz balaların dudaklarında bir gülücük olarak kalacağız Gökte Doğanlar Hah Son kez Ur Ah Ur Ah Ur ah Ur Ah Küllerinden yeniden doğabiliyorsan yaşıyorsun demektir

Panama Yayıncılık
Yasef in Kılıcı Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Atalar Cengi Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler Oz un Kalbi Mu Kıtası Boğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu Gökkurt Aşinalar diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar Kağan Anakui yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi Kurtlar karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi Ulu Kara Dağ ın ulularından o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt işareti ufukta gördü Başlarını göğe kaldırıp kutlu bir kağanlık için kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler İki kardeş Bumin ve İstemi Kutlu bir kağanlık için Adalet için Türk için Göktürk olmak için ölüme yürüdüler Kutlu bir çağın kapıları altın başlı gök bayrağın dalgalanışıyla başladı Pusatı kanlı Börülerin acı kan ve kahramanlık dolu mücadelesi Hiçbir ihtilal bu kadar kanlıve efsanevi olmadı Cesaret Şekilsiz sert bir demirdir Ruh ise ateştir Cesaret ve ruh sana k

Panama Yayıncılık
Yasef in Kılıcı Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Atalar Cengi Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler Oz un Kalbi Mu Kıtası Boğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu Gökkurt Aşinalar diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar Kağan Anakui yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi Kurtlar karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi Ulu Kara Dağ ın ulularından o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt işareti ufukta gördü Başlarını göğe kaldırıp kutlu bir kağanlık için kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler İki kardeş Bumin ve İstemi Kutlu bir kağanlık için Adalet için Türk için Göktürk olmak için ölüme yürüdüler Kutlu bir çağın kapıları altın başlı gök bayrağın dalgalanışıyla başladı Pusatı kanlı Börülerin acı kan ve kahramanlık dolu mücadelesi Hiçbir ihtilal bu kadar kanlıve efsanevi olmadı Cesaret Şekilsiz sert bir demirdir Ruh ise ateştir Cesaret ve ruh sana kılıcı verir Damarlarında akan kan da onu kullanabilme yeteneğini Börü 1 Bir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi Beklenen cevap Börü Han ın dudaklarından döküldü Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç sadece katliamla alınabilir Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin Börü 2 Ey benim demirden dağlarım Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize Ey Börüler Uluyun Parçalayın Haykırın Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya Ey Ulu Tengri güç ver gökte doğan oğullarına Ey Toprak Ana yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla Ey Çakay Han aydınlat önümüzü göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla Ey Kızagan Tengri ant içtik adına Salınsın kara atlar çıksın Erlik Han cenk meydanına Börü arasına başka savaşçı sokmaz Börü karşısındaki ordunun sayısına bakmaz Börü dağların efendisi karanlığın öfkesidir Börü her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer İmkânsızı başarır yağının kâbusu olur Börü olmak için hazır mısınız Ağzında kan tadı varsa bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır Börü 3 Kurt Yangını Ser üzerimize geceyi Uğultumuz titretsin yürekleri Çek pusatlarını Çoga Doldur kelleleri tamuya Vur baltanı Temir Tonka Taşsın cenk meydanı kanla Adımız göğe bir yükseldi Sonumuz toprağa bir üflendi Kırk budaklı ulu çamın dokuz kolundaki tepeyiz Kartalların kanadındaki altın tüyün sahibiyiz Kayalar bizi haykırır çağlayanlar adımızla coşar Toprak Ana bizi adalet için akıttığımız kanla sarar Zirvelerden gelen rüzgârlar bize atalarımızı fısıldar Ey Ulu Tengri yarılsın bastığımız toprak aç gazap çukurlarını Harlansın Tamu nun katran karası kazanları Ölümden hayat dilenmek ahmakların işidir Börü 4 Karanlığı Parçalayan Öyle bir öleceğiz ki Canını aldığımız yağıların tinleri tamunun kızıl göğünü çatırdatacak Öyle bir öleceğiz ki Bizleri tanrının bahçelerine götüren tinler acunda kalan bedenlerimize bakıp gözyaşı dökecek Öyle bir öleceğiz ki Bırakın soyların bizi hatırlamasını gök bile unutmayacak Her çakında bir karanlığa adımızı haykıracak Her yaşında bir zalimin usunda korkular yaratacak Öyle bir ölümsüzleşeceğiz ki Adalet için çıkan her pusatta zalim kanıyla uyanıp her can alışta can bulacağız Öyle bir sevmiş olacağız ki Hatunlarımızın gözlerinde gökte parıldayan bir ışık Sevdiğimiz bozkır kızının ipek saçlarında bir rüzgâr Büyüttüğümüz balaların dudaklarında bir gülücük olarak kalacağız Gökte Doğanlar Hah Son kez Ur Ah Ur Ah Ur ah Ur Ah Küllerinden yeniden doğabiliyorsan yaşıyorsun demektir

Panama Yayıncılık
Yafes in Kıcılı 328 sayfa Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı Atalar Cengi 376 sayfa Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler Oz un Kalbi Mu Kıtası 384 sayfa Boğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu Börü 1 408 sayfa Bir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi Beklenen cevap Börü Han ın dudaklarından döküldü Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç sadece katliamla alınabilir Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin Börü 2 416 sayfa Ey benim demirden dağlarım Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize Ey Börüler Uluyun Parçalayın Haykırın Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya Ey Ulu Tengri güç ver gökte doğan oğullarına Ey Toprak Ana yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla Ey Çakay Han aydınlat önümüzü göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla Ey Kızagan Tengri ant içtik adına Salınsın kara atlar çıksın Erlik Han cenk meydanına Börü arasına başka savaşçı sokmaz Börü karşısındaki ordunun sayısına bakmaz Börü dağların efendisi karanlığın öfkesidir Börü her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer İmkânsızı başarır yağının kâbusu olur Börü olmak için hazır mısınız Ağzında kan tadı varsa bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır Gökkurt 400 sayfa Aşinalar diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar Kağan Anakui yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi Kurtlar karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi Ulu Kara Dağ ın ulularından o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt işareti ufukta gördü Başlarını göğe kaldırıp kutlu bir kağanlık için kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler İki kardeş Bumin ve İstemi Kutlu bir kağanlık için Adalet için Türk için Göktürk olmak için ölüme yürüdüler Kutlu bir çağın kapıları altın başlı gök bayrağın dalgalanışıyla başladı Pusatı kanlı Börülerin acı kan ve kahramanlık dolu mücadelesi Hiçbir ihtilal bu kadar kanlı ve efsanevi olmadı Cesaret Şekilsiz sert bir demirdir Ruh ise ateştir Cesaret ve ruh sana kılıcı verir Damarlarında akan kan da onu kullanabilme yeteneğini img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Panama Yayıncılık
Yasef in KılıcıTürkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Atalar CengiKutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler Oz un Kalbi Mu KıtasıBoğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletin

Panama Yayıncılık
Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı

Panama
Yasef in Kılıcı Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Atalar Cengi Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler Oz un Kalbi Mu Kıtası Boğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu Gökkurt Aşinalar diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar Kağan Anakui yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi Kurtlar karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi Ulu Kara Dağ ın ulularından o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt işareti ufukta gördü Başlarını göğe kaldırıp kutlu bir kağanlık için kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler İki kardeş Bumin ve İstemi Kutlu bir kağanlık için Adalet için Türk için Göktürk olmak için ölüme yürüdüler Kutlu bir çağın kapıları altın başlı gök bayrağın dalgalanışıyla başladı Pusatı kanlı Börülerin acı kan ve kahramanlık dolu mücadelesi Hiçbir ihtilal bu kadar kanlıve efsanevi olmadı Cesaret Şekilsiz sert bir demirdir Ruh ise ateştir Cesaret ve ruh sana kılıcı verir Damarlarında akan kan da onu kullanabilme yeteneğini Börü 1 Bir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi Beklenen cevap Börü Han ın dudaklarından döküldü Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç sadece katliamla alınabilir Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin Börü 2 Ey benim demirden dağlarım Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize Ey Börüler Uluyun Parçalayın Haykırın Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya Ey Ulu Tengri güç ver gökte doğan oğullarına Ey Toprak Ana yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla Ey Çakay Han aydınlat önümüzü göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla Ey Kızagan Tengri ant içtik adına Salınsın kara atlar çıksın Erlik Han cenk meydanına Börü arasına başka savaşçı sokmaz Börü karşısındaki ordunun sayısına bakmaz Börü dağların efendisi karanlığın öfkesidir Börü her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer İmkânsızı başarır yağının kâbusu olur Börü olmak için hazır mısınız Ağzında kan tadı varsa bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır Börü 3 Kurt Yangını Ser üzerimize geceyi Uğultumuz titretsin yürekleri Çek pusatlarını Çoga Doldur kelleleri tamuya Vur baltanı Temir Tonka Taşsın cenk meydanı kanla Adımız göğe bir yükseldi Sonumuz toprağa bir üflendi Kırk budaklı ulu çamın dokuz kolundaki tepeyiz Kartalların kanadındaki altın tüyün sahibiyiz Kayalar bizi haykırır çağlayanlar adımızla coşar Toprak Ana bizi adalet için akıttığımız kanla sarar Zirvelerden gelen rüzgârlar bize atalarımızı fısıldar Ey Ulu Tengri yarılsın bastığımız toprak aç gazap çukurlarını Harlansın Tamu nun katran karası kazanları Ölümden hayat dilenmek ahmakların işidir Börü 4 Karanlığı Parçalayan Öyle bir öleceğiz ki Canını aldığımız yağıların tinleri tamunun kızıl göğünü çatırdatacak Öyle bir öleceğiz ki Bizleri tanrının bahçelerine götüren tinler acunda kalan bedenlerimize bakıp gözyaşı dökecek Öyle bir öleceğiz ki Bırakın soyların bizi hatırlamasını gök bile unutmayacak Her çakında bir karanlığa adımızı haykıracak Her yaşında bir zalimin usunda korkular yaratacak Öyle bir ölümsüzleşeceğiz ki Adalet için çıkan her pusatta zalim kanıyla uyanıp her can alışta can bulacağız Öyle bir sevmiş olacağız ki Hatunlarımızın gözlerinde gökte parıldayan bir ışık Sevdiğimiz bozkır kızının ipek saçlarında bir rüzgâr Büyüttüğümüz balaların dudaklarında bir gülücük olarak kalacağız Gökte Doğanlar Hah Son kez Ur Ah Ur Ah Ur ah Ur Ah Küllerinden yeniden doğabiliyorsan yaşıyorsun demektir

Panama Yayıncılık
YAFES İN KILICI 328 sayfa Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı ATALAR CENGİ 376 sayfa Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler OZ UN KALBİ MU KITASI 384 sayfa Boğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu GÖKKURT 400 sayfa Aşinalar diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar Kağan Anakui yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi Kurtlar karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi Ulu Kara Dağ ın ulularından o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt işareti ufukta gördü Başlarını göğe kaldırıp kutlu bir kağanlık için kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler İki kardeş Bumin ve İstemi Kutlu bir kağanlık i

Panama Yayıncılık
BÖKE 448 sayfa Gökler yıldızları birer ateş parçası gibi gecenin karanlığına saçtı İki asır boyunca dünyanın kanına bulanmış hançerler son kez havaya kalktı Demirden bir kasırga kör bir kâhinin rüyalarında kumları yaktı Türklerin kehaneti fethin kartalını göklere havalandırdı Batu Han ın Türk çocuklarından oluşturduğu özel birliğin görevi neydi Türklere ait Altın Kitap ta ne yazıyordu Moğolların ve Türklerin yaratılış satırlarında saklı olan büyük hesaplaşma neydi Hasan Sabbah ile gücünün zirvesine ulaşan iki asır boyunca dünyaya korku salan fedailer yuvası Alamut Kalesi ve fedailerinin yok oluş hikâyesidir Bu Sahte cennetin cehennem gecesidir BÖRÜ 1 408 sayfa Bir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi Beklenen cevap Börü Han ın dudaklarından döküldü Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç sadece katliamla alınabilir Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin BÖRÜ 2 416 sayfa Ey benim demirden dağlarım Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize Ey Börüler Uluyun Parçalayın Haykırın Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya Ey Ulu Tengri güç ver gökte doğan oğullarına Ey Toprak Ana yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla Ey Çakay Han aydınlat önümüzü göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla Ey Kızagan Tengri ant içtik adına Salınsın kara atlar çıksın Erlik Han cenk meydanına Börü arasına başka savaşçı sokmaz Börü karşısındaki ordunun sayısına bakmaz Börü dağların efendisi karanlığın öfkesidir Börü her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer İmkânsızı başarır yağının kâbusu olur Börü olmak için hazır mısınız Ağzında kan tadı varsa bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır BÖRÜ 3 Kurt Yangını 336 sayfa Ser üzerimize geceyi Uğultumuz titretsin yürekleri Çek pusatlarını Çoga Doldur kelleleri tamuya Vur baltanı Temir Tonka Taşsın cenk meydanı kanla Adımız göğe bir yükseldi Sonumuz toprağa bir üflendi Kırk budaklı ulu çamın dokuz kolundaki tepeyiz Kartalların kanadındaki altın tüyün sahibiyiz Kayalar bizi haykırır çağlayanlar adımızla coşar Toprak Ana bizi adalet için akıttığımız kanla sarar Zirvelerden gelen rüzgârlar bize atalarımızı fısıldar Ey Ulu Tengri yarılsın bastığımız toprak aç gazap çukurlarını Harlansın Tamu nun katran karası kazanları Ölümden hayat dilenmek ahmakların işidir BÖRÜ 4 Karanlığı Parçalayan 416 sayfa Öyle bir öleceğiz ki Canını aldığımız yağıların tinleri tamunun kızıl göğünü çatırdatacak Öyle bir öleceğiz ki Bizleri tanrının bahçelerine götüren tinler acunda kalan bedenlerimize bakıp gözyaşı dökecek Öyle bir öleceğiz ki Bırakın soyların bizi hatırlamasını gök bile unutmayacak Her çakında bir karanlığa adımızı haykıracak Her yaşında bir zalimin usunda korkular yaratacak Öyle bir ölümsüzleşeceğiz ki Adalet için çıkan her pusatta zalim kanıyla uyanıp her can alışta can bulacağız Öyle bir sevmiş olacağız ki Hatunlarımızın gözlerinde gökte parıldayan bir ışık Sevdiğimiz bozkır kızının ipek saçlarında bir rüzgâr Büyüttüğümüz balaların dudaklarında bir gülücük olarak kalacağ

Panama Yayıncılık
YAFES İN KILICI 328 sayfa Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı ATALAR CENGİ 376 sayfa Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler OZ UN KALBİ MU KITASI 384 sayfa Boğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu GÖKKURT 400 sayfa Aşinalar diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar Kağan Anakui yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi Kurtlar karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi Ulu Kara Dağ ın ulularından o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt işareti ufukta gördü Başlarını göğe kaldırıp kutlu bir kağanlık için kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler İki kardeş Bumin ve İstemi Kutlu bir kağanlık için Adalet için Türk için Göktürk olmak için ölüme yürüdüler Kutlu bir çağın kapıları altın başlı gök bayrağın dalgalanışıyla başladı Pusatı kanlı Börülerin acı kan ve kahramanlık dolu mücadelesi Hiçbir ihtilal bu kadar kanlı ve efsanevi olmadı Cesaret Şekilsiz sert bir demirdir Ruh ise ateştir Cesaret ve ruh sana kılıcı verir Damarlarında akan kan da onu kullanabilme yeteneğini BÖRÜ 1 408 sayfa Bir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi Beklenen cevap Börü Han ın dudaklarından döküldü Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç sadece katliamla alınabilir Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin BÖRÜ 2 416 sayfa Ey benim demirden dağlarım Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize Ey Börüler Uluyun Parçalayın Haykırın Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya Ey Ulu Tengri güç ver gökte doğan oğullarına Ey Toprak Ana yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla Ey Çakay Han aydınlat önümüzü göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla Ey Kızagan Tengri ant içtik adına Salınsın kara atlar çıksın Erlik Han cenk meydanına Börü arasına başka savaşçı sokmaz Börü karşısındaki ordunun sayısına bakmaz Börü dağların efendisi karanlığın öfkesidir Börü her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer İmkânsızı başarır yağının kâbusu olur Börü olmak için hazır mısınız Ağzında kan tadı varsa bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır BÖRÜ 3 Kurt Yangını 336 sayfa Ser üzerimize geceyi Uğultumuz titretsin yürekleri Çek pusatlarını Çoga Doldur kelleleri tamuya Vur baltanı Temir Tonka Taşsın cenk meydanı kanla Adımız göğe bir yükseldi Sonumuz toprağa bir üflendi Kırk budaklı ulu çamın dokuz kolundaki tepeyiz Kartalların kanadındaki altın tüyün sahibiyiz Kayalar bizi haykırır çağlayanlar adımızla coşar Toprak Ana bizi adalet için akıttığımız kanla sarar Zirvelerden gelen rüzgârlar bize atalarımızı fısıldar Ey Ulu Tengri yarılsın bastığımız toprak aç gazap çukurlarını Harlansın Tamu nun katran karası kazanları Ölümden hayat dilenmek ahmakların işidir BÖRÜ 4 Karanlığı Parçalayan 416 sayfa Öyle bir öleceğiz ki Canını aldığımız yağıların tinleri tamunun kızıl göğünü çatırdatacak Öyle bir öleceğiz ki Bizleri tanrının bahçelerine götüren tinler acunda kalan bedenlerimize bakıp gözyaşı dökecek Öyle bir öleceğiz ki Bırakın soyların bizi hatırlamasını gök bile unutmayacak Her çakında bir karanlığa adımızı haykıracak Her yaşında bir zalimin usunda korkular yaratacak Öyle bir ölümsüzleşeceğiz ki Adalet için çıkan her pusatta zalim kanıyla uyanıp her can alışta can bulacağız Öyle bir sevmiş olacağız ki Hatunlarımızın gözlerinde gökte parıldayan bir ışık Sevdiğimiz bozkır kızının ipek saçlarında bir rüzgâr Büyüttüğümüz balaların dudaklarında bir gülücük olarak kalacağız Gökte Doğanlar Hah Son kez Ur Ah Ur Ah Ur ah Ur Ah Küllerinden yeniden doğabiliyorsan yaşıyorsun demektir İTBARAK Karanlık Dünya 1 318 sayfa Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzeybatı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki kara şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlaç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı BÖKE Alamut un Fethi 448 sayfa Gökler yıldızları birer ateş parçası gibi gecenin karanlığına saçtı İki asır boyunca dünyanın kanına bulanmış hançerler son kez havaya kalktı Demirden bir kasırga kör bir kâhinin rüyalarında kumları yaktı Türklerin kehaneti fethin kartalını göklere havalandırdı Batu Han ın Türk çocuklarından oluşturduğu özel birliğin görevi neydi Türklere ait Altın Kitap ta ne yazıyordu Moğolların ve Türklerin yaratılış satırlarında saklı olan büyük hesaplaşma neydi Hasan Sabbah ile gücünün zirvesine ulaşan iki asır boyunca dünyaya korku salan fedailer yuvası Alamut Kalesi ve fedailerinin yok oluş hikâyesidir Bu Sahte cennetin cehennem gecesidir CANAVAR Çoga nın Hikayesi 304 sayfa Zifir acunu örttüğünde Dişlerimde kalan intikam sızısını hiç unutmadım Kırılan kemiklerim yalnızlığımın çatırdayan kalkanıydı Karanlığın yalnızlığı en büyük canavarları doğurur Ve Ben doğdum Kaç ölüm gördün Çoga İçindeki yalnızlıkta kaç hâlini gömdün Durduğun korktuğun yetmedi mi Beni o canavara siz dönüştürdünüz İçindeki canavarı ortaya çıkar

Panama Yayıncılık
YAFES İN KILICI328 sayfaTürkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan DestanıATALAR CENGİ376 sayfaKutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler OZ UN KALBİ MU KITASI384 sayfaBoğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alır

Panama Yayıncılık
BÖKE 448 sayfa Gökler yıldızları birer ateş parçası gibi gecenin karanlığına saçtı İki asır boyunca dünyanın kanına bulanmış hançerler son kez havaya kalktı Demirden bir kasırga kör bir kâhinin rüyalarında kumları yaktı Türklerin kehaneti fethin kartalını göklere havalandırdı Batu Han ın Türk çocuklarından oluşturduğu özel birliğin görevi neydi Türklere ait Altın Kitap ta ne yazıyordu Moğolların ve Türklerin yaratılış satırlarında saklı olan büyük hesaplaşma neydi Hasan Sabbah ile gücünün zirvesine ulaşan iki asır boyunca dünyaya korku salan fedailer yuvası Alamut Kalesi ve fedailerinin yok oluş hikâyesidir Bu Sahte cennetin cehennem gecesidir BÖRÜ 1 408 sayfa Bir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi Beklenen cevap Börü Han ın dudaklarından döküldü Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç sadece katliamla alınabilir Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin BÖRÜ 2 416 sayfa Ey benim demirden dağlarım Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize Ey Börüler Uluyun Parçalayın Haykırın Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya Ey Ulu Tengri güç ver gökte doğan oğullarına Ey Toprak Ana yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla Ey Çakay Han aydınlat önümüzü göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla Ey Kızagan Tengri ant içtik adına Salınsın kara atlar çıksın Erlik Han cenk meydanına Börü arasına başka savaşçı sokmaz Börü karşısındaki ordunun sayısına bakmaz Börü dağların efendisi karanlığın öfkesidir Börü her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer İmkânsızı başarır yağının kâbusu olur Börü olmak için hazır mısınız Ağzında kan tadı varsa bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır BÖRÜ 3 Kurt Yangını 336 sayfa Ser üzerimize geceyi Uğultumuz titretsin yürekleri Çek pusatlarını Çoga Doldur kelleleri tamuya Vur baltanı Temir Tonka Taşsın cenk meydanı kanla Adımız göğe bir yükseldi Sonumuz toprağa bir üflendi Kırk budaklı ulu çamın dokuz kolundaki tepeyiz Kartalların kanadındaki altın tüyün sahibiyiz Kayalar bizi haykırır çağlayanlar adımızla coşar Toprak Ana bizi adalet için akıttığımız kanla sarar Zirvelerden gelen rüzgârlar bize atalarımızı fısıldar Ey Ulu Tengri yarılsın bastığımız toprak aç gazap çukurlarını Harlansın Tamu nun katran karası kazanları Ölümden hayat dilenmek ahmakların işidir BÖRÜ 4 Karanlığı Parçalayan 416 sayfa Öyle bir öleceğiz ki Canını aldığımız yağıların tinleri tamunun kızıl göğünü çatırdatacak Öyle bir öleceğiz ki Bizleri tanrının bahçelerine götüren tinler acunda kalan bedenlerimize bakıp gözyaşı dökecek Öyle bir öleceğiz ki Bırakın soyların bizi hatırlamasını gök bile unutmayacak Her çakında bir karanlığa adımızı haykıracak Her yaşında bir zalimin usunda korkular yaratacak Öyle bir ölümsüzleşeceğiz ki Adalet için çıkan her pusatta zalim kanıyla uyanıp her can alışta can bulacağız Öyle bir sevmiş olacağız ki Hatunlarımızın gözlerinde gökte parıldayan bir ışık Sevdiğimiz bozkır kızının ipek saçlarında bir rüzgâr Büyüttüğümüz balaların dudaklarında bir gülücük olarak kalacağız Gökte Doğanlar Hah Son kez Ur Ah Ur Ah Ur ah Ur Ah Küllerinden yeniden doğabiliyorsan yaşıyorsun demektir TENGRİ 392 sayfa Hiçbir şey yokken Sadece su vardı Saf karanlığın içinde yaratılışın sesi yankılandığında doksan dokuz orta acun yaratıldı Zamanın başladığı o gün Erlik her şeyin biteceği güne kadar sürecek olan isyanın ateşini yaktığının farkında bile değildi Küçük bir açgözlülük sonsuzluğa uzanan bir başkaldırıya dönüştü Yer gökler ve yerin altı yaratılırken insan hırslarına mağlup olup göklerden kovuldu Yüreklere karanlık damlatan Erlik in göklerdeki imparatorluğu buz parçaları gibi yeryüzüne yağdığında güneş ilk kez karanlığa büründü İşte o günden son güne kadar insanın ve karanlığın savaşı başladı Uslarda ve yüreklerde başlayan çekişme demirle ateşi buluşturup kılıçlara kan olarak döktü Ateşten kadın bir ısırığa sonsuzluğunu yakan topraktan erkeğe bulandığı günü hiç unutmadı Zamanını bekledi Kara Güneş tüm toprakları sardığında eğer insanlar Tengri nin yolundan çıktıysa Demir Kazık gök yer ve yeraltını tekrar tek hizaya getirecek ve kapılar kısa süreliğine tekrar aralanacaktı Zaman daraldığından göklerde ilerleyen ateş asil kandan üç kişiyi işaret etti Yıkımı getirecek olan kana bulayacak olan ve hükmedecek olan Yaratılışın ve başkaldırının hikâyesi Bu ilk kovulanların mücadelesi YAFES İN KILICI 328 sayfa Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı OZ UN KALBİ MU KITASI 384 sayfa Boğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu ATALAR CENGİ 376 sayfa Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler GÖKKURT 400 sayfa Aşinalar diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar Kağan Anakui yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi Kurtlar karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi Ulu Kara Dağ ın ulularından o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt işareti ufukta gördü Başlarını göğe kaldırıp kutlu bir kağanlık için kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler İki kardeş Bumin ve İstemi Kutlu bir kağanlık için Adalet için Türk için Göktürk olmak için ölüme yürüdüler Kutlu bir çağın kapıları altın başlı gök bayrağın dalgalanışıyla başladı Pusatı kanlı Börülerin acı kan ve kahramanlık dolu mücadelesi Hiçbir ihtilal bu kadar kanlı ve efsanevi olmadı Cesaret Şekilsiz sert bir demirdir Ruh ise ateştir Cesaret ve ruh sana kılıcı verir Damarlarında akan kan da onu kullanabilme yeteneğini CANAVAR 304 sayfa Zifir acunu örttüğünde Dişlerimde kalan intikam sızısını hiç unutmadım Kırılan kemiklerim yalnızlığımın çatırdayan kalkanıydı Karanlığın yalnızlığı en büyük canavarları doğurur Ve Ben doğdum Kaç ölüm gördün Çoga İçindeki yalnızlıkta kaç hâlini gömdün Durduğun korktuğun yetmedi mi Beni o canavara siz dönüştürdünüz İçindeki canavarı ortaya çıkar BAĞDAT I BEN YAKTIM 320 sayfa Ey zamane genci birkaç ülke aldın diye kendini Zülkarneyn mi sanırsın Halife Mustasım için kıyametin borusu bu sözünden sonra üflendi İki asırdır dünyaya korku saçan Alamut u yerle bir eden Hülagü Han demirden bir kasırga şeklinde Bağdat a yürüyordu Bağdat cihat çağrısı yapsa da kimse onlara yardım etmeye cesaret edemedi Sonra Tarihin durduğu gün geldi Türklerin Altın Kitap ındaki son kehanet kanla balçığa dönen Arap çöllerinde uyandı Bir Türk dünya sessizliğe gömüldüğünde tek başına meydan okudu O gün dünyanın şah damarının kesildiği gündü İTBARAK 318 sayfa Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzeybatı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki kara şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlaç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı

Panama Yayıncılık
BÖKE448 sayfaGökler yıldızları birer ateş parçası gibi gecenin karanlığına saçtı İki asır boyunca dünyanın kanına bulanmış hançerler son kez havaya kalktı Demirden bir kasırga kör bir kâhinin rüyalarında kumları yaktı Türklerin kehaneti fethin kartalını göklere havalandırdı Batu Han ın Türk çocuklarından oluşturduğu özel birliğin görevi neydi Türklere ait Altın Kitap ta ne yazıyordu Moğolların ve Türklerin yaratılış satırlarında saklı olan büyük hesaplaşma neydi Hasan Sabbah ile gücünün zirvesine ulaşan iki asır boyunca dünyaya korku salan fedailer yuvası Alamut Kalesi ve fedailerinin yok oluş hikâyesidir Bu Sahte cennetin cehennem gecesidir BÖRÜ 1408 sayfaBir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi Beklenen cevap Börü Han ın dudaklarından döküldü Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç sadece katliamla alınabilir Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin BÖRÜ 2416 sayfa Ey benim demirden dağlarım Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize Ey Börüler Uluyun Parçalayın Haykırın Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya Ey Ulu Tengri güç ver gökte doğan oğullarına Ey Toprak Ana yol göster bize

Panama Yayıncılık
BÖKE 448 sayfa Gökler yıldızları birer ateş parçası gibi gecenin karanlığına saçtı İki asır boyunca dünyanın kanına bulanmış hançerler son kez havaya kalktı Demirden bir kasırga kör bir kâhinin rüyalarında kumları yaktı Türklerin kehaneti fethin kartalını göklere havalandırdı Batu Han ın Türk çocuklarından oluşturduğu özel birliğin görevi neydi Türklere ait Altın Kitap ta ne yazıyordu Moğolların ve Türklerin yaratılış satırlarında saklı olan büyük hesaplaşma neydi Hasan Sabbah ile gücünün zirvesine ulaşan iki asır boyunca dünyaya korku salan fedailer yuvası Alamut Kalesi ve fedailerinin yok oluş hikâyesidir Bu Sahte cennetin cehennem gecesidir BÖRÜ 1 408 sayfa Bir intikama kaç taht sığabilir Acılı parmaklarla yapılmış kaç gösterişli taç burçlarından kan taşan sarayların pürüzsüz merdivenlerinden yuvarlanabilir Hayat Ağacının köklerinde filizlenen kötülük acunun direğindeki çatlağı zorluyor Sürek avı gibi insan avlayan canavarlaşmış kralların tahtları sallanıyor Kanının sesini dinleyen ve küllere gömülmüş iki hanedanlık öç ateşiyle yanıp tutuşanları ordularında birleştiriyor Büyük mabedin Göbeklitepe ve Agarta nın üstatları hep bir ağızdan şu soruyu sordular O gün geldi mi Gökyüzünün üç yılanın üzerine kan rengi uyanacağı zaman Bakir kar örtüsünün taze kanla ısınıp ırmaklara karışacağı an Rüzgârın şahit olacağı ateşten bir gazabın altından kumları darmadağın edip taştan tanrılarına sarılan zavallıların yalvaracağı öç ateşinin yakıldığı o gün geldi mi Beklenen cevap Börü Han ın dudaklarından döküldü Canavarlaşmış kralların yönettiği topraklarda öç sadece katliamla alınabilir Acun artık kurt ve aslanın pençeleri arasında Kandan ırmakların coşkulu sesine kulak verin BÖRÜ 2 416 sayfa Ey benim demirden dağlarım Yağı külleri savurduğum kadim ormanlarım Demirdağın tinleri geldi bu gece ateşimize Ey Börüler Uluyun Parçalayın Haykırın Börüler ant içtiler yağı kanı akıtmaya Ey Ulu Tengri güç ver gökte doğan oğullarına Ey Toprak Ana yol göster bize ulu kayın ağaçlarınla Ey Çakay Han aydınlat önümüzü göğü aydınlatan gazap kırbaçlarınla Ey Kızagan Tengri ant içtik adına Salınsın kara atlar çıksın Erlik Han cenk meydanına Börü arasına başka savaşçı sokmaz Börü karşısındaki ordunun sayısına bakmaz Börü dağların efendisi karanlığın öfkesidir Börü her cenge sağ çıkmayacağını bilerek girer İmkânsızı başarır yağının kâbusu olur Börü olmak için hazır mısınız Ağzında kan tadı varsa bakışlarında sadece ölümün parıltısı vardır BÖRÜ 3 Kurt Yangını 336 sayfa Ser üzerimize geceyi Uğultumuz titretsin yürekleri Çek pusatlarını Çoga Doldur kelleleri tamuya Vur baltanı Temir Tonka Taşsın cenk meydanı kanla Adımız göğe bir yükseldi Sonumuz toprağa bir üflendi Kırk budaklı ulu çamın dokuz kolundaki tepeyiz Kartalların kanadındaki altın tüyün sahibiyiz Kayalar bizi haykırır çağlayanlar adımızla coşar Toprak Ana bizi adalet için akıttığımız kanla sarar Zirvelerden gelen rüzgârlar bize atalarımızı fısıldar Ey Ulu Tengri yarılsın bastığımız toprak aç gazap çukurlarını Harlansın Tamu nun katran karası kazanları Ölümden hayat dilenmek ahmakların işidir BÖRÜ 4 Karanlığı Parçalayan 416 sayfa Öyle bir öleceğiz ki Canını aldığımız yağıların tinleri tamunun kızıl göğünü çatırdatacak Öyle bir öleceğiz ki Bizleri tanrının bahçelerine götüren tinler acunda kalan bedenlerimize bakıp gözyaşı dökecek Öyle bir öleceğiz ki Bırakın soyların bizi hatırlamasını gök bile unutmayacak Her çakında bir karanlığa adımızı haykıracak Her yaşında bir zalimin usunda korkular yaratacak Öyle bir ölümsüzleşeceğiz ki Adalet için çıkan her pusatta zalim kanıyla uyanıp her can alışta can bulacağız Öyle bir sevmiş olacağız ki Hatunlarımızın gözlerinde gökte parıldayan bir ışık Sevdiğimiz bozkır kızının ipek saçlarında bir rüzgâr Büyüttüğümüz balaların dudaklarında bir gülücük olarak kalacağız Gökte Doğanlar Hah Son kez Ur Ah Ur Ah Ur ah Ur Ah Küllerinden yeniden doğabiliyorsan yaşıyorsun demektir TENGRİ 392 sayfa Hiçbir şey yokken Sadece su vardı Saf karanlığın içinde yaratılışın sesi yankılandığında doksan dokuz orta acun yaratıldı Zamanın başladığı o gün Erlik her şeyin biteceği güne kadar sürecek olan isyanın ateşini yaktığının farkında bile değildi Küçük bir açgözlülük sonsuzluğa uzanan bir başkaldırıya dönüştü Yer gökler ve yerin altı yaratılırken insan hırslarına mağlup olup göklerden kovuldu Yüreklere karanlık damlatan Erlik in göklerdeki imparatorluğu buz parçaları gibi yeryüzüne yağdığında güneş ilk kez karanlığa büründü İşte o günden son güne kadar insanın ve karanlığın savaşı başladı Uslarda ve yüreklerde başlayan çekişme demirle ateşi buluşturup kılıçlara kan olarak döktü Ateşten kadın bir ısırığa sonsuzluğunu yakan topraktan erkeğe bulandığı günü hiç unutmadı Zamanını bekledi Kara Güneş tüm toprakları sardığında eğer insanlar Tengri nin yolundan çıktıysa Demir Kazık gök yer ve yeraltını tekrar tek hizaya getirecek ve kapılar kısa süreliğine tekrar aralanacaktı Zaman daraldığından göklerde ilerleyen ateş asil kandan üç kişiyi işaret etti Yıkımı getirecek olan kana bulayacak olan ve hükmedecek olan Yaratılışın ve başkaldırının hikâyesi Bu ilk kovulanların mücadelesi YAFES İN KILICI 328 sayfa Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzey batı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki Kara Şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlâç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı OZ UN KALBİ MU KITASI 384 sayfa Boğa olmasaydı Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi Börü olmasaydı Oz nasıl iz sürer kinini diri tutar ve intikamını alırdı Uçsuz bucaksız topraklarda kendi adaletini nasıl sağlardı Gök Geyik olmasaydı Oz bilgeliğe nasıl uzanırdı Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu Aslan olmasaydı Oz nasıl en büyük olur düşmanlarının yüreğine korku salardı Kalbini Ra Mu nun evi Krallar Kralı nın Şehri Şalmali yi nasıl korur yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı Gök Çocukları binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular Kutsal Dörtlü Oz Birliği medeniyetin sanatın ve refahın merkeziydi Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı Bir gün Mu nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği ni küllerinden Kuzey in vahşi krallarıyla yeniden diriltti Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı Mu ya da Atlantis Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı Tanrı nın yolunda ilerleyenler sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu Her şey kalın bir sis perdesinin arkasına gizlenmiş gibi yok oldu ATALAR CENGİ 376 sayfa Kutlu yolda ilerleyen korkusuz yiğitler toprağı adımlarıyla titretti Ay gecelerine yol gösteren oldu Tüm insanlık bu cengi bekledi Üç taraf vardı Gök Tanrı nın orduları Karanlık Ülke ve korkaklar Koca koca taşlardan yaptıkları saraylarına kalelerine sinen krallar ve hanlar kalabalık ordularına rağmen asla cesur olamadılar Karanlık Ülke ye karşı yürüyebilenler sadece tunç yürekli çelik bilekli Türklerdi Yeryüzünü karanlığa çevirmek toprakları kanla sulamak isteyenlere karşı geceyi pusatlarının ışıltılarıyla aydınlattılar Onlar içlerinde bozkırın vahşi kurdunu taşıyan Gökbörü nün yolunda ölüme yürüyenlerdi Her şeyi ulusları toprakları ve soyları için yaptılar Gelecek pusatlarının ucundaydı Toprağa düşen her damla lanetlenmiş kan acunun geleceğini aydınlatan bir meşale olacaktı Gök Tanrı nın orduları o gece Tamu nun pençelerine karşı cenk etti Acunu dize getirenler Karanlık ın ordularını yok ettiler GÖKKURT 400 sayfa Aşinalar diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar Kağan Anakui yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi Kurtlar karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi Ulu Kara Dağ ın ulularından o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt işareti ufukta gördü Başlarını göğe kaldırıp kutlu bir kağanlık için kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler İki kardeş Bumin ve İstemi Kutlu bir kağanlık için Adalet için Türk için Göktürk olmak için ölüme yürüdüler Kutlu bir çağın kapıları altın başlı gök bayrağın dalgalanışıyla başladı Pusatı kanlı Börülerin acı kan ve kahramanlık dolu mücadelesi Hiçbir ihtilal bu kadar kanlı ve efsanevi olmadı Cesaret Şekilsiz sert bir demirdir Ruh ise ateştir Cesaret ve ruh sana kılıcı verir Damarlarında akan kan da onu kullanabilme yeteneğini CANAVAR 304 sayfa Zifir acunu örttüğünde Dişlerimde kalan intikam sızısını hiç unutmadım Kırılan kemiklerim yalnızlığımın çatırdayan kalkanıydı Karanlığın yalnızlığı en büyük canavarları doğurur Ve Ben doğdum Kaç ölüm gördün Çoga İçindeki yalnızlıkta kaç hâlini gömdün Durduğun korktuğun yetmedi mi Beni o canavara siz dönüştürdünüz İçindeki canavarı ortaya çıkar BAĞDAT I BEN YAKTIM 320 sayfa Ey zamane genci birkaç ülke aldın diye kendini Zülkarneyn mi sanırsın Halife Mustasım için kıyametin borusu bu sözünden sonra üflendi İki asırdır dünyaya korku saçan Alamut u yerle bir eden Hülagü Han demirden bir kasırga şeklinde Bağdat a yürüyordu Bağdat cihat çağrısı yapsa da kimse onlara yardım etmeye cesaret edemedi Sonra Tarihin durduğu gün geldi Türklerin Altın Kitap ındaki son kehanet kanla balçığa dönen Arap çöllerinde uyandı Bir Türk dünya sessizliğe gömüldüğünde tek başına meydan okudu O gün dünyanın şah damarının kesildiği gündü İTBARAK 318 sayfa Türkler Barak derlerdi kara tüylü köpeğe Böyle ad verirlerdi büyük soylu köpeğe Aslında efsaneler bir köpek anarlardı Onu da köpeklerin atası sayarlardı Bu köpek soylu idi çok büyük boylu idi Av çoban köpekleri hep onun oğlu idi Kuzeybatı Asya da güya İt Barak vardı Türklerse İç Asya da onlara uzaklardı Başları köpek imiş vücutları insanmış Renkleriyse karaymış sanki kara şeytanmış Kadınları güzelmiş Türklerden kaçmaz imiş İlaç sürünürlermiş ok mızrak batmaz imiş Destanda denilmiş ki Oğuz Han yenilmişti Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti On yedi sene sonra Oğuz onları yendi Kadınlar yardım etti orada savaş dindi Oğuz bu bölgeleri Kıpçak Beğ e il verdi Bunun için Türkler de oraya Kıpçak derdi Oğuz Kağan Destanı img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img