Çağlayanlar
Panama Yayıncılık
Bu kitabı sizi düşünerek sizin için yazdım Bela gecelerinde yaşım sızarak yüreğim sızlayarak yazdım Ey Türk Bu satırlarda geçmişin destanlarını şimdinin ayrılık acılarını söylemek ve inlemek istedim Bir keman gibi Bu kemanı ana vatanın bağrından yonttum Tellerini kalbinin damarlarından çıkardım İstedim ki bu sazın uyumunu yalnız sen duyasın Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun Dünya tarihi yurdu uğrunda senin kadar uğraşan kanını döken bir ulus daha gösteremez Senin kadar kimse kendi yurduna sahip olmayı hak etmemiştir Bu yurt ya senindir ya da hiç kimsenin Dünyanın her tarafındaki taşsız mezarları ululuğunun görkemli yapılarıdır Göğsünde tutuşan gönül gönül değil cephane oldu Bu uğurda parçalandıkça kinin ve ilmin çoğaldı Ey zeybek Bu kitabın yapraklarını hançerinle yırt Ve hançeri onun kalbinin üzerinde bırak Bundan sonra silahının siperi bir kitap olsun Bu satırları yazarken masalları süslemedim Senin ruhun gibi yalın olmasını istedim Ötesinde berisinde eğer varsa göreceğin özentiler sana beğendirmek gururunu okşamak içindir Gurur O her Türk ün yaradılışındadır Biz birbirimizi bundan tanırız değil mi Bu masallar ile arzu ettim ki senin firuze ruhuna tatlı bir renk altın kalbine parlak bir cila vereyim Görüyorum o renk siyah oldu o cila donuk Yas günlerinin alın yazısı Ahmet Hikmet Müftüoğlu 20 Mart 1338 1922 Şişli