Çal Çoban Çal
Ötüken Neşriyat
Çal çoban çal Bu yüksek dağlar bu geniş ovalar bu şarkılar söyleyen dereler bu öten ormanlar bu yer bu gök senin hep senin sonsuza dek senindir Çal Çoban Çal ülkesi işgal edilen bir milletin kalbinin derinliklerinden yükselen bir feryat Süleyman Nazif in baskı ve zorbalığa hiçbir zaman boyun eğmemiş kalemi bu feryada tercüman oluyor Mondros Ateşkesi sonrası Anadolu da dalga dalga yayılan işgaller karşısında kâh Ankara Savaşı nda Timur a esir düşen Yıldırım Bâyezid e uzanıp tarihten teselli arıyor kâh Yunan ordusuna ilk darbenin vurulduğu İnönü Muharebe Meydanı nda ümit Bu ümidin mimarı olan Türk ordusuna karşı minnetini ifade ederken satırlar yüreğinin coşkusuna eşlik ediyor İşgal güçlerini kızdıracak Kara Bir Gün adlı yazısını sansürlemeyi vatanseverliği ile bağdaştıramadığı için tutuklanan Yüzbaşı Aziz Hüdâyî Bey i takdir ederken bu kahramanca hareketin unutulup gitmesine mâni oluyor Türk dostluğunun menfaat değil düşman kazandırdığı bir dönemde bu dostluğu her fırsatta göstermekten çekinmeyen Pierre Loti ye ayırdığı sayfalar âdeta kadirşinaslığın ne demek olduğunu öğretiyor