Çalınan Hayallerin Kırk Feryadı — Kolektif

Çalınan Hayallerin Kırk Feryadı
Kolektif
40lar Kulübü Yayınevi
Çalınan Hayallerin Kırk Feryadı
Kolektif
Millet ayırt etmeden Allah diye yanıp tutuşan kalplerin ezanı Muhammediye susturulmasın bayrak ayaklar altına alınmasın diyerek şehâdeti vatan uğrunda borcu bilen yiğitlerin canlarını Rabbe teslimi ettiği mukaddes cennet yurdudur Çanakkale Savaşın zorlu mücadelesinde göğüslerindeki iman ile aslanlar gibi düşmanın üzerine kükreyen kundaktaki bebeğini babasız bırakan dönüşü olmayan yoldur Çanakkale Allah tan başka kimseden korkmayanların direniş destanıdır Bu zorlu davada bir dilim kuru ekmeğe bir yudum suya muhtaçtılar Ama o kahramanlar soğuk kar demeden kurumuş elleriyle silahını düşmana doğru yönelten mermilerin menzilini düşmana püskürten ilahi bir güçtür Çanakkale Ben diyerek değil biz diyerek birlik oldular On beş on altı yaşındaki mücahitlerin savaşın sonunda cennet var diyen gülerek düşmana kafa tutan gençlerin zaferidir Savaşa gitmezsen sütümü helal etmem diyen anaların kabul olan dualarıdır Çanakkale Kefenleri toprak mezarları olmayan şehitlerimiz için El Fatiha

40'LAR KULÜBÜ
Bir dağ sessizliğini düşlerdim bazı geceler O dağın heybeti nasıl da güven verici değil mi öyle de bir sessizliği hak ederdi Bir gece olsun duymamak için o korkunç sesleri dağ sessizliğine bile razıydım belki Bak orada bir asker duruyor görsen dünyayı kurtarmış sanki Bir an olsun alamıyorum gözümü o korkusuz ve kendinden emin bakışlarından Bir yanda saklanmak için iki büklüm olmuş gövdem diğer yanda annemle planladığım hayaller aklımın bir köşesinde Oysaki umudun ucuna saklanmış bizim hayatlarımız Ki yıkılan her rüya için şimdi daha da yanıyor içim Bir yudum su diye feryat ediyorum İçim kan ağlıyor o başka Vücudum bir başka yanıyor aşkla Bir muştu arar gözlerim işitilmeyen sesim ve de hiç dillenemeyen nefesim Bir anne çığlığı duyulur belki uzaklarda benim gibi başka bir yürekten Her yürek kendi nağmesini haykırır yangınına göre Bir yangın önümde söndürülmeyi bekleyen Ve ben bu daracık kuytuda bir yudum su dileyen Gözlerim kapanmak üzere Anladım ki gelecek olan yok ve asker kıpırdayıp yerinden dönmeyecek bana biliyorum Sonsuz yolu vardı oysaki umutlarımın O asker forması Ben de giyecektim söz vermiştim ilk anneme gösterecektim giyince İlk onun sesini işitecektim kulaklarımda Onun sevinç gözyaşları umut olacaktı bana Hayallerin yalnızca hayal olarak kalacağını nereden bilebilirdim Ve askerin adının dahi anılmasına dayanamayacağımı Kim bilir kaç küçük yüreğin daha hayali böyle kaçılacak anılar hâline geldi Çünkü bizim ellerimiz zalimin avuçlarının arasında Hayallerimizi saklayan saklayıp kavuran bir avuç toprak ve bir avuç insan ateşin ucunda Şimdi kaç gözyaşı gerekir hangi yağmur yıkar bu karanlığı Toprak temizlenir de kararan hayatlarımızı verebilir mi geri Sahi kaç feryadın gücü yeterdi gerçekleştirmeye bu hayalleri Bu kırk yürek duyurabilir miydi kırık yüreklere sesini Belki bir yudum serinlik olsun yeterdi