MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Çam Pürleriyle Namrun — Nermin Saybaşılı

Çam Pürleriyle Namrun
165,01
DenemeKitapDenemeler

Çam Pürleriyle Namrun

Nermin Saybaşılı
20231. baskı136 sf.
Ciltsiz2. HamurTürkçe
İdefixEn ucuz

Çam Pürleriyle Namrun

Nermin Saybaşılı

küresel pandeminin başlangıcından sonra yıllardır yüzünü göremediğim yüzüne hasret kaldığım Namrun yaylasına gittim daha doğrusu çocukluğumun yaylasına ilk göz ağrıma geri döndüm Tarsus un yaylası Namrun deniz seviyesinden 1100 m yükseklikteki Çukurova nın alev topuna benzer havasından kaçacağınız Toroslar ın en yüksek bölümü olan Bolkar Dağları nın eteklerinde yeşil yemyeşil bir dünyadır yeni modern ismi Çamlıyayla ama ben bu isme hiç alışamadım yabancılaştırma efekti taşıyor bu sözcük resmi tarihin hoyratlığının simge ismi oluveriyor zihnimde Türkçeleştirmenin hafızayı silme gayretinin bu emareleriyse on altıncı yüzyıldan itibaren kullanılan ismiyle Namrun un yeşil doğasına uyuyor da uymuyor neyse ki oraya hiç yerleşemiyor

Şehadet Kitap
170,00

Metis Yayıncılık

2024136 sf.
Şehadet Kitap

Küresel pandeminin başlangıcından sonra yıllardır yüzünü göremediğim yüzüne hasret kaldığım Namrun yaylasına gittim daha doğrusu çocukluğumun yaylasına ilk göz ağrıma geri döndüm Tarsus un yaylası Namrun deniz seviyesinden 1100 m yükseklikteki Çukurova nın alev topuna benzer havasından kaçacağınız Toroslar ın en yüksek bölümü olan Bolkar Dağları nın eteklerinde yeşil yemyeşil bir dünyadır yeni modern ismi Çamlıyayla ama ben bu isme hiç alışamadım yabancılaştırma efekti taşıyor bu sözcük resmi tarihin hoyratlığının simge ismi oluveriyor zihnimde Türkçeleştirmenin hafızayı silme gayretinin bu emareleriyse on altıncı yüzyıldan itibaren kullanılan ismiyle Namrun un yeşil doğasına uyuyor da uymuyor neyse ki oraya hiç yerleşemiyor Namrun a son gidişim bir geri dönüş hikâyesi olacaktı daha yola çıkmamışken bunu biliyordum tıpkı eski çocukluk günlerindeki gibi üç ay kaldım Namrun da temmuzda gidip ekimde geri döndüm kısmet o güneymiş demek isterdim ama değil kültürel bir karabasanın dünyayı ev bellediği geniş bir zamanda aklıma Namrun un düşmesi yüzümü belli bir tarihsel zamanın ve o zamanın vadettiği doğaya çevirişim tesadüfi olamazdı yaylada düşünürdüm doğa da düşünür en iyi doğada düşünür insan anneannemlerin yayla evinin büyük odasında koyu ahşap çerçeveli bir ayna asılıydı televizyonlu odada duran sırları az biraz dökülmüş bu eski aynada kendime bakmaktan çok yüzeyindeki kat kat olmuş çizgileri tarihin çizelgesi gibi dikkatlice okumaya çalışırdım hayat su gibi mi akmıştı aksa bile geçip gitmemiş diye düşünürdüm harelenen aynanın yüzeyindeki çizgileri kaybetmemeye çalışan gözlerim aynadaki sırların kuyusuna düşüverirdi hayat bir sır mıydı Nermin Saybaşılı

Kitap Ambarı
175,00

Metis Yayınları

2023136 sf.
İnce Kapak13,5 x 19,5
Kitap Ambarı

küresel pandeminin başlangıcından sonra yıllardır yüzünü göremediğim yüzüne hasret kaldığım Namrun yaylasına gittim daha doğrusu çocukluğumun yaylasına ilk göz ağrıma geri döndüm Tarsus un yaylası Namrun deniz seviyesinden 1100 m yükseklikteki Çukurova nın alev topuna benzer havasından kaçacağınız Toroslar ın en yüksek bölümü olan Bolkar Dağları nın eteklerinde yeşil yemyeşil bir dünyadır yeni modern ismi Çamlıyayla ama ben bu isme hiç alışamadım yabancılaştırma efekti taşıyor bu sözcük resmi tarihin hoyratlığının simge ismi oluveriyor zihnimde Türkçeleştirmenin hafızayı silme gayretinin bu emareleriyse on altıncı yüzyıldan itibaren kullanılan ismiyle Namrun un yeşil doğasına uyuyor da uymuyor neyse ki oraya hiç yerleşemiyor Namrun a son gidişim bir geri dönüş hikâyesi olacaktı daha yola çıkmamışken bunu biliyordum tıpkı eski çocukluk günlerindeki gibi üç ay kaldım Namrun da temmuzda gidip ekimde geri döndüm kısmet o güneymiş demek isterdim ama değil kültürel bir karabasanın dünyayı ev bellediği geniş bir zamanda aklıma Namrun un düşmesi yüzümü belli bir tarihsel zamanın ve o zamanın vadettiği doğaya çevirişim tesadüfi olamazdı yaylada düşünürdüm doğa da düşünür en iyi doğada düşünür insan anneannemlerin yayla evinin büyük odasında koyu ahşap çerçeveli bir ayna asılıydı televizyonlu odada duran sırları az biraz dökülmüş bu eski aynada kendime bakmaktan çok yüzeyindeki kat kat olmuş çizgileri tarihin çizelgesi gibi dikkatlice okumaya çalışırdım hayat su gibi mi akmıştı aksa bile geçip gitmemiş diye düşünürdüm harelenen aynanın yüzeyindeki çizgileri kaybetmemeye çalışan gözlerim aynadaki sırların kuyusuna düşüverirdi hayat bir sır mıydı küresel pandeminin başlangıcından sonra yıllardır yüzünü göremediğim yüzüne hasret kaldığım Namrun yaylasına gittim daha doğrusu çocukluğumun yaylasına ilk göz ağrıma geri döndüm Tarsus un yaylası Namrun deniz seviyesinden 1100 m yükseklikteki Çukurova nın alev topuna benzer havasından kaçacağınız Toroslar ın en yüksek bölümü olan Bolkar Dağları nın eteklerinde yeşil yemyeşil bir dünyadır yeni modern ismi Çamlıyayla ama ben bu isme hiç alışamadım yabancılaştırma efekti taşıyor bu sözcük resmi tarihin hoyratlığının simge ismi oluveriyor zihnimde Türkçeleştirmenin hafızayı silme gayretinin bu emareleriyse on altıncı yüzyıldan itibaren kullanılan ismiyle Namrun un yeşil doğasına uyuyor da uymuyor neyse ki oraya hiç yerleşemiyor Namrun a son gidişim bir geri dönüş hikâyesi olacaktı daha yola çıkmamışken bunu biliyordum tıpkı eski çocukluk günlerindeki gibi üç ay kaldım Namrun da temmuzda gidip ekimde geri döndüm kısmet o güneymiş demek isterdim ama değil kültürel bir karabasanın dünyayı ev bellediği geniş bir zamanda aklıma Namrun un düşmesi yüzümü belli bir tarihsel zamanın ve o zamanın vadettiği doğaya çevirişim tesadüfi olamazdı yaylada düşünürdüm doğa da düşünür en iyi doğada düşünür insan anneannemlerin yayla evinin büyük odasında koyu ahşap çerçeveli bir ayna asılıydı televizyonlu odada duran sırları az biraz dökülmüş bu eski aynada kendime bakmaktan çok yüzeyindeki kat kat olmuş çizgileri tarihin çizelgesi gibi dikkatlice okumaya çalışırdım hayat su gibi mi akmıştı aksa bile geçip gitmemiş diye düşünürdüm harelenen aynanın yüzeyindeki çizgileri kaybetmemeye çalışan gözlerim aynadaki sırların kuyusuna düşüverirdi hayat bir sır mıydı Tanıtım Bülteninden

Kitap Yurdu
198,25

METİS YAYINLARI

02.12.2023136 sf.
Karton Kapak13 x 19.5 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Küresel pandeminin başlangıcından sonra yıllardır yüzünü göremediğim yüzüne hasret kaldığım Namrun yaylasına gittim daha doğrusu çocukluğumun yaylasına ilk göz ağrıma geri döndüm Tarsus un yaylası Namrun deniz seviyesinden 1100 m yükseklikteki Çukurova nın alev topuna benzer havasından kaçacağınız Toroslar ın en yüksek bölümü olan Bolkar Dağları nın eteklerinde yeşil yemyeşil bir dünyadır yeni modern ismi Çamlıyayla ama ben bu isme hiç alışamadım yabancılaştırma efekti taşıyor bu sözcük resmi tarihin hoyratlığının simge ismi oluveriyor zihnimde Türkçeleştirmenin hafızayı silme gayretinin bu emareleriyse on altıncı yüzyıldan itibaren kullanılan ismiyle Namrun un yeşil doğasına uyuyor da uymuyor neyse ki oraya hiç yerleşemiyor Namrun a son gidişim bir geri dönüş hikâyesi olacaktı daha yola çıkmamışken bunu biliyordum tıpkı eski çocukluk günlerindeki gibi üç ay kaldım Namrun da temmuzda gidip ekimde geri döndüm kısmet o güneymiş demek isterdim ama değil kültürel bir karabasanın dünyayı ev bellediği geniş bir zamanda aklıma Namrun un düşmesi yüzümü belli bir tarihsel zamanın ve o zamanın vadettiği doğaya çevirişim tesadüfi olamazdı yaylada düşünürdüm doğa da düşünür en iyi doğada düşünür insan anneannemlerin yayla evinin büyük odasında koyu ahşap çerçeveli bir ayna asılıydı televizyonlu odada duran sırları az biraz dökülmüş bu eski aynada kendime bakmaktan çok yüzeyindeki kat kat olmuş çizgileri tarihin çizelgesi gibi dikkatlice okumaya çalışırdım hayat su gibi mi akmıştı aksa bile geçip gitmemiş diye düşünürdüm harelenen aynanın yüzeyindeki çizgileri kaybetmemeye çalışan gözlerim aynadaki sırların kuyusuna düşüverirdi hayat bir sır mıydı Nermin Saybaşılı

Nobel Kitap
200,00

Metis Yayınları

2023136 sf.
Nobel Kitap

küresel pandeminin başlangıcından sonra yıllardır yüzünü göremediğim yüzüne hasret kaldığım Namrun yaylasına gittim daha doğrusu çocukluğumun yaylasına ilk göz ağrıma geri döndüm Tarsus un yaylası Namrun deniz seviyesinden 1100 m yükseklikteki Çukurova nın alev topuna benzer havasından kaçacağınız Toroslar ın en yüksek bölümü olan Bolkar Dağları nın eteklerinde yeşil yemyeşil bir dünyadır yeni modern ismi Çamlıyayla ama ben bu isme hiç alışamadım yabancılaştırma efekti taşıyor bu sözcük resmi tarihin hoyratlığının simge ismi oluveriyor zihnimde Türkçeleştirmenin hafızayı silme gayretinin bu emareleriyse on altıncı yüzyıldan itibaren kullanılan ismiyle Namrun un yeşil doğasına uyuyor da uymuyor neyse ki oraya hiç yerleşemiyor Namrun a son gidişim bir geri dönüş hikâyesi olacaktı daha yola çıkmamışken bunu biliyordum tıpkı eski çocukluk günlerindeki gibi üç ay kaldım Namrun da temmuzda gidip ekimde geri döndüm kısmet o güneymiş demek isterdim ama değil kültürel bir karabasanın dünyayı ev bellediği geniş bir zamanda aklıma Namrun un düşmesi yüzümü belli bir tarihsel zamanın ve o zamanın vadettiği doğaya çevirişim tesadüfi olamazdı yaylada düşünürdüm doğa da düşünür en iyi doğada düşünür insan anneannemlerin yayla evinin büyük odasında koyu ahşap çerçeveli bir ayna asılıydı televizyonlu odada duran sırları az biraz dökülmüş bu eski aynada kendime bakmaktan çok yüzeyindeki kat kat olmuş çizgileri tarihin çizelgesi gibi dikkatlice okumaya çalışırdım hayat su gibi mi akmıştı aksa bile geçip gitmemiş diye düşünürdüm harelenen aynanın yüzeyindeki çizgileri kaybetmemeye çalışan gözlerim aynadaki sırların kuyusuna düşüverirdi hayat bir sır mıydı Nermin Saybaşılı

Kitap Sepeti
200,00

Metis Yayınları

2023136 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

küresel pandeminin başlangıcından sonra yıllardır yüzünü göremediğim yüzüne hasret kaldığım Namrun yaylasına gittim daha doğrusu çocukluğumun yaylasına ilk göz ağrıma geri döndüm Tarsus un yaylası Namrun deniz seviyesinden 1100 m yükseklikteki Çukurova nın alev topuna benzer havasından kaçacağınız Toroslar ın en yüksek bölümü olan Bolkar Dağları nın eteklerinde yeşil yemyeşil bir dünyadır yeni modern ismi Çamlıyayla ama ben bu isme hiç alışamadım yabancılaştırma efekti taşıyor bu sözcük resmi tarihin hoyratlığının simge ismi oluveriyor zihnimde Türkçeleştirmenin hafızayı silme gayretinin bu emareleriyse on altıncı yüzyıldan itibaren kullanılan ismiyle Namrun un yeşil doğasına uyuyor da uymuyor neyse ki oraya hiç yerleşemiyor Namrun a son gidişim bir geri dönüş hikâyesi olacaktı daha yola çıkmamışken bunu biliyordum tıpkı eski çocukluk günlerindeki gibi üç ay kaldım Namrun da temmuzda gidip ekimde geri döndüm kısmet o güneymiş demek isterdim ama değil kültürel bir karabasanın dünyayı ev bellediği geniş bir zamanda aklıma Namrun un düşmesi yüzümü belli bir tarihsel zamanın ve o zamanın vadettiği doğaya çevirişim tesadüfi olamazdı yaylada düşünürdüm doğa da düşünür en iyi doğada düşünür insan anneannemlerin yayla evinin büyük odasında koyu ahşap çerçeveli bir ayna asılıydı televizyonlu odada duran sırları az biraz dökülmüş bu eski aynada kendime bakmaktan çok yüzeyindeki kat kat olmuş çizgileri tarihin çizelgesi gibi dikkatlice okumaya çalışırdım hayat su gibi mi akmıştı aksa bile geçip gitmemiş diye düşünürdüm harelenen aynanın yüzeyindeki çizgileri kaybetmemeye çalışan gözlerim aynadaki sırların kuyusuna düşüverirdi hayat bir sır mıydı Nermin Saybaşılı

BKM Kitap
200,00

Metis Yayınları

2023136 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

küresel pandeminin başlangıcından sonra yıllardır yüzünü göremediğim yüzüne hasret kaldığım Namrun yaylasına gittim daha doğrusu çocukluğumun yaylasına ilk göz ağrıma geri döndüm Tarsus un yaylası Namrun deniz seviyesinden 1100 m yükseklikteki Çukurova nın alev topuna benzer havasından kaçacağınız Toroslar ın en yüksek bölümü olan Bolkar Dağları nın eteklerinde yeşil yemyeşil bir dünyadır yeni modern ismi Çamlıyayla ama ben bu isme hiç alışamadım yabancılaştırma efekti taşıyor bu sözcük resmi tarihin hoyratlığının simge ismi oluveriyor zihnimde Türkçeleştirmenin hafızayı silme gayretinin bu emareleriyse on altıncı yüzyıldan itibaren kullanılan ismiyle Namrun un yeşil doğasına uyuyor da uymuyor neyse ki oraya hiç yerleşemiyor Namrun a son gidişim bir geri dönüş hikâyesi olacaktı daha yola çıkmamışken bunu biliyordum tıpkı eski çocukluk günlerindeki gibi üç ay kaldım Namrun da temmuzda gidip ekimde geri döndüm kısmet o güneymiş demek isterdim ama değil kültürel bir karabasanın dünyayı ev bellediği geniş bir zamanda aklıma Namrun un düşmesi yüzümü belli bir tarihsel zamanın ve o zamanın vadettiği doğaya çevirişim tesadüfi olamazdı yaylada düşünürdüm doğa da düşünür en iyi doğada düşünür insan anneannemlerin yayla evinin büyük odasında koyu ahşap çerçeveli bir ayna asılıydı televizyonlu odada duran sırları az biraz dökülmüş bu eski aynada kendime bakmaktan çok yüzeyindeki kat kat olmuş çizgileri tarihin çizelgesi gibi dikkatlice okumaya çalışırdım hayat su gibi mi akmıştı aksa bile geçip gitmemiş diye düşünürdüm harelenen aynanın yüzeyindeki çizgileri kaybetmemeye çalışan gözlerim aynadaki sırların kuyusuna düşüverirdi hayat bir sır mıydı Nermin Saybaşılı

Pandora
212,50

Metis

2023136 sf.
Pandora

küresel pandeminin başlangıcından sonra yıllardır yüzünü göremediğim yüzüne hasret kaldığım Namrun yaylasına gittim daha doğrusu çocukluğumun yaylasına ilk göz ağrıma geri döndüm Tarsus un yaylası Namrun deniz seviyesinden 1100 m yükseklikteki Çukurova nın alev topuna benzer havasından kaçacağınız Toroslar ın en yüksek bölümü olan Bolkar Dağları nın eteklerinde yeşil yemyeşil bir dünyadır yeni modern ismi Çamlıyayla ama ben bu isme hiç alışamadım yabancılaştırma efekti taşıyor bu sözcük resmi tarihin hoyratlığının simge ismi oluveriyor zihnimde Türkçeleştirmenin hafızayı silme gayretinin bu emareleriyse on altıncı yüzyıldan itibaren kullanılan ismiyle Namrun un yeşil doğasına uyuyor da uymuyor neyse ki oraya hiç yerleşemiyor Namrun a son gidişim bir geri dönüş hikâyesi olacaktı daha yola çıkmamışken bunu biliyordum tıpkı eski çocukluk günlerindeki gibi üç ay kaldım Namrun da temmuzda gidip ekimde geri döndüm kısmet o güneymiş demek isterdim ama değil kültürel bir karabasanın dünyayı ev bellediği geniş bir zamanda aklıma Namrun un düşmesi yüzümü belli bir tarihsel zamanın ve o zamanın vadettiği doğaya çevirişim tesadüfi olamazdı yaylada düşünürdüm doğa da düşünür en iyi doğada düşünür insan anneannemlerin yayla evinin büyük odasında koyu ahşap çerçeveli bir ayna asılıydı televizyonlu odada duran sırları az biraz dökülmüş bu eski aynada kendime bakmaktan çok yüzeyindeki kat kat olmuş çizgileri tarihin çizelgesi gibi dikkatlice okumaya çalışırdım hayat su gibi mi akmıştı aksa bile geçip gitmemiş diye düşünürdüm harelenen aynanın yüzeyindeki çizgileri kaybetmemeye çalışan gözlerim aynadaki sırların kuyusuna düşüverirdi hayat bir sır mıydı Nermin Saybaşılı

250,00

Çam Pürleriyle Namrun

Nermin Saybaşılı

Moda 216

Kitap Hakkında küresel pandeminin başlangıcından sonra yıllardır yüzünü göremediğim yüzüne hasret kaldığım Namrun yaylasına gittim daha doğrusu çocukluğumun yaylasına ilk göz ağrıma geri döndüm Tarsus un yaylası Namrun deniz seviyesinden 1100 m yükseklikteki Çukurova nın alev topuna benzer havasından kaçacağınız Toroslar ın en yüksek bölümü olan Bolkar Dağları nın eteklerinde yeşil yemyeşil bir dünyadır yeni modern ismi Çamlıyayla ama ben bu isme hiç alışamadım yabancılaştırma efekti taşıyor bu sözcük resmi tarihin hoyratlığının simge ismi oluveriyor zihnimde Türkçeleştirmenin hafızayı silme gayretinin bu emareleriyse on altıncı yüzyıldan itibaren kullanılan ismiyle Namrun un yeşil doğasına uyuyor da uymuyor neyse ki oraya hiç yerleşemiyor Namrun a son gidişim bir geri dönüş hikâyesi olacaktı daha yola çıkmamışken bunu biliyordum tıpkı eski çocukluk günlerindeki gibi üç ay kaldım Namrun da temmuzda gidip ekimde geri döndüm kısmet o güneymiş demek isterdim ama değil kültürel bir karabasanın dünyayı ev bellediği geniş bir zamanda aklıma Namrun un düşmesi yüzümü belli bir tarihsel zamanın ve o zamanın vadettiği doğaya çevirişim tesadüfi olamazdı yaylada düşünürdüm doğa da düşünür en iyi doğada düşünür insan anneannemlerin yayla evinin büyük odasında koyu ahşap çerçeveli bir ayna asılıydı televizyonlu odada duran sırları az biraz dökülmüş bu eski aynada kendime bakmaktan çok yüzeyindeki kat kat olmuş çizgileri tarihin çizelgesi gibi dikkatlice okumaya çalışırdım hayat su gibi mi akmıştı aksa bile geçip gitmemiş diye düşünürdüm harelenen aynanın yüzeyindeki çizgileri kaybetmemeye çalışan gözlerim aynadaki sırların kuyusuna düşüverirdi hayat bir sır mıydı Nermin Saybaşılı Ürün Özellikleri Yazar Nermin Saybaşılı Yayınevi Metis ISBN 9786053163022 Sayfa Sayısı 136 Boyut 13 x 19 5 cm Dil Türkçe Cilt Tipi Karton Kapak