Can Eğrisi — Eda Kartal

Can Eğrisi
Eda KartalŞule Yayınları
Can Eğrisi
Eda KartalNicedir sıkışıp duran göğsünü tuttu kadın Şöyle bir boşluk açılsa bedenimde diyordu Gidecek yer bulamayıp içinde mesken tutanları tutup çıkarırdı oradan Durdukça bir parçası zannedip bırakamamıştı hiçbirini Gecesi gündüzüne karışmış uykuya direnen başını taşıyamaz olmuştu artık Hayvanlar bir başına dönüyordu otlaktan bir köşede oturur hâlde buluyorlardı onu Sohbetlerin ortasında dalıp gidiyor sesleneni duymuyor küs zannedip gönül koyanlar oluyordu Bu sene çetin geçiyor kış derdi ağzından iki laf almaya çalışanlara Göğsüm ağrıyor üşütmüşüm deyiverirdi Cemreler düşüyor ağaçlar giyiniyor tenler kavruluyor derken bir rüzgâr esiyor kuruyordu dallar sular buz tutuyordu Kış çetin geçiyordu burada Canın ne olduğunu bilir misiniz İçerde sıkışmayagörsün Eğrilir kırılır kaçacak yer bulamaz bazen Bir cemreye aldanıp çıkmaya kalksa savrulur gider İronik dili iç monologları ve özgün benzetmeleriyle dikkat çekiyor Eda Kartal Onun kahramanları fırtına önünde savrulan ayrık otları gibi tutunacak bir dal arıyorlar Buzun üstünde balık mekânda boş sandalye otobüste ayakta kalan yolcu kayıp eşya bürosunda unutulan adam ordusu olmayan komutan Birbirinden farklı görünseler de yazar hepsini bir potada eritiyor Gelen fırtına kışın sert geçeceğinin habercisi

Şule Yayınları
Nicedir sıkışıp duran göğsünü tuttu kadın Şöyle bir boşluk açılsa bedenimde diyordu Gidecek yer bulamayıp içinde mesken tutanları tutup çıkarırdı oradan Durdukça bir parçası zannedip bırakamamıştı hiçbirini Gecesi gündüzüne karışmış uykuya direnen başını taşıyamaz olmuştu artık Hayvanlar bir başına dönüyordu otlaktan bir köşede oturur hâlde buluyorlardı onu Sohbetlerin ortasında dalıp gidiyor sesleneni duymuyor küs zannedip gönül koyanlar oluyordu Bu sene çetin geçiyor kış derdi ağzından iki laf almaya çalışanlara Göğsüm ağrıyor üşütmüşüm deyiverirdi Cemreler düşüyor ağaçlar giyiniyor tenler kavruluyor derken bir rüzgâr esiyor kuruyordu dallar sular buz tutuyordu Kış çetin geçiyordu burada Canın ne olduğunu bilir misiniz İçerde sıkışmayagörsün Eğrilir kırılır kaçacak yer bulamaz bazen Bir cemreye aldanıp çıkmaya kalksa savrulur gider İronik dili iç monologları ve özgün benzetmeleriyle dikkat çekiyor Eda Kartal Onun kahramanları fırtına önünde savrulan ayrık otları gibi tutunacak bir dal arıyorlar Buzun üstünde balık mekânda boş sandalye otobüste ayakta kalan yolcu kayıp eşya bürosunda unutulan adam ordusu olmayan komutan Birbirinden farklı görünseler de yazar hepsini bir potada eritiyor Gelen fırtına kışın sert geçeceğinin habercisi

Şule Yayınları

Şule Yayınları
Nicedir sıkışıp duran göğsünü tuttu kadın Şöyle bir boşluk açılsa bedenimde diyordu Gidecek yer bulamayıp içinde mesken tutanları tutup çıkarırdı oradan Durdukça bir parçası zannedip bırakamamıştı hiçbirini Gecesi gündüzüne karışmış uykuya direnen başını taşıyamaz olmuştu artık Hayvanlar bir başına dönüyordu otlaktan bir köşede oturur hâlde buluyorlardı onu Sohbetlerin ortasında dalıp gidiyor sesleneni duymuyor küs zannedip gönül koyanlar oluyordu Bu sene çetin geçiyor kış derdi ağzından iki laf almaya çalışanlara Göğsüm ağrıyor üşütmüşüm deyiverirdi Cemreler düşüyor ağaçlar giyiniyor tenler kavruluyor derken bir rüzgâr esiyor kuruyordu dallar sular buz tutuyordu Kış çetin geçiyordu burada Canın ne olduğunu bilir misiniz İçerde sıkışmayagörsün Eğrilir kırılır kaçacak yer bulamaz bazen Bir cemreye aldanıp çıkmaya kalksa savrulur gider İronik dili iç monologları ve özgün benzetmeleriyle dikkat çekiyor Eda Kartal Onun kahramanları fırtına önünde savrulan ayrık otları gibi tutunacak bir dal arıyorlar Buzun üstünde balık mekânda boş sandalye otobüste ayakta kalan yolcu kayıp eşya bürosunda unutulan adam ordusu olmayan komutan Birbirinden farklı görünseler de yazar hepsini bir potada eritiyor Gelen fırtına kışın sert geçeceğinin habercisi

Şule Yayınları
Nicedir sıkışıp duran göğsünü tuttu kadın Şöyle bir boşluk açılsa bedenimde diyordu Gidecek yer bulamayıp içinde mesken tutanları tutup çıkarırdı oradan Durdukça bir parçası zannedip bırakamamıştı hiçbirini Gecesi gündüzüne karışmış uykuya direnen başını taşıyamaz olmuştu artık Hayvanlar bir başına dönüyordu otlaktan bir köşede oturur hâlde buluyorlardı onu Sohbetlerin ortasında dalıp gidiyor sesleneni duymuyor küs zannedip gönül koyanlar oluyordu Bu sene çetin geçiyor kış derdi ağzından iki laf almaya çalışanlara Göğsüm ağrıyor üşütmüşüm deyiverirdi Cemreler düşüyor ağaçlar giyiniyor tenler kavruluyor derken bir rüzgâr esiyor kuruyordu dallar sular buz tutuyordu Kış çetin geçiyordu burada Canın ne olduğunu bilir misiniz İçerde sıkışmayagörsün Eğrilir kırılır kaçacak yer bulamaz bazen Bir cemreye aldanıp çıkmaya kalksa savrulur gider İronik dili iç monologları ve özgün benzetmeleriyle dikkat çekiyor Eda Kartal Onun kahramanları fırtına önünde savrulan ayrık otları gibi tutunacak bir dal arıyorlar Buzun üstünde balık mekânda boş sandalye otobüste ayakta kalan yolcu kayıp eşya bürosunda unutulan adam ordusu olmayan komutan Birbirinden farklı görünseler de yazar hepsini bir potada eritiyor Gelen fırtına kışın sert geçeceğinin habercisi

Şule
Nicedir sıkışıp duran göğsünü tuttu kadın Şöyle bir boşluk açılsa bedenimde diyordu Gidecek yer bulamayıp içinde mesken tutanları tutup çıkarırdı oradan Durdukça bir parçası zannedip bırakamamıştı hiçbirini Gecesi gündüzüne karışmış uykuya direnen başını taşıyamaz olmuştu artık Hayvanlar bir başına dönüyordu otlaktan bir köşede oturur hâlde buluyorlardı onu Sohbetlerin ortasında dalıp gidiyor sesleneni duymuyor küs zannedip gönül koyanlar oluyordu Bu sene çetin geçiyor kış derdi ağzından iki laf almaya çalışanlara Göğsüm ağrıyor üşütmüşüm deyiverirdi Cemreler düşüyor ağaçlar giyiniyor tenler kavruluyor derken bir rüzgâr esiyor kuruyordu dallar sular buz tutuyordu Kış çetin geçiyordu burada Canın ne olduğunu bilir misiniz İçerde sıkışmayagörsün Eğrilir kırılır kaçacak yer bulamaz bazen Bir cemreye aldanıp çıkmaya kalksa savrulur gider İronik dili iç monologları ve özgün benzetmeleriyle dikkat çekiyor Eda Kartal Onun kahramanları fırtına önünde savrulan ayrık otları gibi tutunacak bir dal arıyorlar Buzun üstünde balık mekânda boş sandalye otobüste ayakta kalan yolcu kayıp eşya bürosunda unutulan adam ordusu olmayan komutan Birbirinden farklı görünseler de yazar hepsini bir potada eritiyor Gelen fırtına kışın sert geçeceğinin habercisi