Çanakkale Savaşı Kanlısırt Muharebesi 25 Nisan 1915 — Peter Williams

Çanakkale Savaşı Kanlısırt Muharebesi 25 Nisan 1915
Peter WilliamsKitap Yayınevi
Çanakkale Savaşı Kanlısırt Muharebesi 25 Nisan 1915
Peter WilliamsPeter Williams tarafından kaleme alınan Çanakkale Savaşı Kitap Yayınevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Çanakkale Savaşı Peter Williams Kitap Özeti Bundan tam doksan dört yil önce harika bir nisan sabahi Osmanli Imparatorlugu topraklarinda bir yarimadanin üzerindeki bir tepede iki davetsiz misafir vardi Karanin içlerine bakiyorlardi Bulunduklari yeri gecenin karanliginda denizden çikarma yaparak istila etmislerdi Arkalarindaki su kendileri gibi adamlari karaya çikaran küçük teknelerle doluydu Bu adamlar buraya dünyanin öte ucundaki memleketlerinden Avustralya ve Yeni Zelanda dan gelmislerdi Bu tepenin yani Kanlisirt in üstü düzdü ama tam da degil Kenarlari yavasça alçalip oradaki Osmanli topçusunun gözcülerine hedeflerini yani hayatlarinda ilk kez bir muharebe görecek olan birkaç bin delikanliyi görmeye yetecek kadar bir aralik biraktiktan sonra daha içteki öteki bayirla birlesiyordu Bu gençler çiplak karaya çok kisa bir süre önce alelacele çikarilmis Avustralya piyadeleriydi Sarp bir arazide çamurlara bata çika kumsaldan yukari dogru hizla tirmandiklarindan dolayi yorgun ama yine de neseliydiler çünkü daha savasin ne demek oldugunu bilmiyorlardi Yere uzanmis olan askerler subaylarinin dikkatini çeken seyin ne oldugunu göremiyorlardi Bu iki taburdan olusan ve gelenleri öldürmek üzere metodik bir yayilma hazirligi içinde olan iki bin kisilik bir Osmanli piyade alayiydi Artik bir kilometreden daha yakina gelmis olan düsman onlar ilerledikçe tepenin dogu ayaginin kimiltisiz derinliklerine gömülüp görünmez oluyordu Binbasi John Partridge ara sira bakiyor ve onlarin düzenli bir biçimde uygun araliklarla siraya girmis partiler halinde ilerlediklerini görüyordu Islerinin ehli adamlara benziyorlardi Yüzbasi John Dougall gelip hayranlikla ve sanki alelade bir konusma yaparcasina bu kadar iyi yayildiklarina göre gelen düsmanin muvazzaflar olmasi gerektigine isaret etti Binbasi Duncan Glasfurd söze karisip ötekilerin de aklindan geçeni dile getirdi acaba kendi adamlari da muvazzaflar gibi davranabilecek miydi Ancak sorusuna herhangi bir cevap gelmedi çünkü o sirada artik saldiri baslamis bulunuyordu ve hepsinin de öyle durup belirsiz bir konuda tahmin yürütmektense yapmalari gereken çok daha önemli isleri vardi Zaten cevap kisa süre sonra açik bir sekilde ortaya çikacakti Peter Williams Charles Darwin Üniversitesi nde ögretim üyesi Yayınevi Kitap Yayınevi Yazar Peter Williams Sayfa 251 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x20 00 cm Barkod 9786051050119 Kategori Tarihsel Romanlar

Kitap Yayınevi
Bundan tam doksan dört yıl önce harika bir nisan sabahı Osmanlı İmparatorluğu topraklarında bir yarımadanın üzerindeki bir tepede iki davetsiz misafir vardı Karanın içlerine bakıyorlardı Bulundukları yeri gecenin karanlığında denizden çıkarma yaparak istila etmişlerdi Arkalarındaki su kendileri gibi adamları karaya çıkaran küçük teknelerle doluydu Bu adamlar buraya dünyanın öte ucundaki memleketlerinden Avustralya ve Yeni Zelanda dan gelmişlerdi Bu tepenin yani Kanlısırt ın üstü düzdü ama tam da değil Kenarları yavaşça alçalıp oradaki Osmanlı topçusunun gözcülerine hedeflerini yani hayatlarında ilk kez bir muharebe görecek olan birkaç bin delikanlıyı görmeye yetecek kadar bir aralık bıraktıktan sonra daha içteki öteki bayırla birleşiyordu Bu gençler çıplak karaya çok kısa bir süre önce alelacele çıkarılmış Avustralya piyadeleriydi Sarp bir arazide çamurlara bata çıka kumsaldan yukarı doğru hızla tırmandıklarından dolayı yorgun ama yine de neşeliydiler çünkü daha savaşın ne demek olduğunu bilmiyorlardı Yere uzanmış olan askerler subaylarının dikkatini çeken şeyin ne olduğunu göremiyorlardı Bu iki taburdan oluşan ve gelenleri öldürmek üzere metodik bir yayılma hazırlığı içinde olan iki bin kişilik bir Osmanlı piyade alayıydı Artık bir kilometreden daha yakına gelmiş olan düşman onlar ilerledikçe tepenin doğu ayağının kımıltısız derinliklerine gömülüp görünmez oluyordu Binbaşı John Partridge ara sıra bakıyor ve onların düzenli bir biçimde uygun aralıklarla sıraya girmiş partiler halinde ilerlediklerini görüyordu İşlerinin ehli adamlara benziyorlardı Yüzbaşı John Dougall gelip hayranlıkla ve sanki alelade bir konuşma yaparcasına bu kadar iyi yayıldıklarına göre gelen düşmanın muvazzaflar olması gerektiğine işaret etti Binbaşı Duncan Glasfurd söze karışıp ötekilerin de aklından geçeni dile getirdi acaba kendi adamları da muvazzaflar gibi davranabilecek miydi Ancak sorusuna herhangi bir cevap gelmedi çünkü o sırada artık saldırı başlamış bulunuyordu ve hepsinin de öyle durup belirsiz bir konuda tahmin yürütmektense yapmaları gereken çok daha önemli işleri vardı Zaten cevap kısa süre sonra açık bir şekilde ortaya çıkacaktı Peter Williams Charles Darwin Üniversitesi nde öğretim üyesi

KİTAP YAYINEVİ
çev. Zuhal Bilgin
Bundan tam doksan dört yıl önce harika bir nisan sabahı Osmanlı İmparatorluğu topraklarında bir yarımadanın üzerindeki bir tepede iki davetsiz misafir vardı Karanın içerlerindeki bir görüntüyü seyre dalmışlardı Bulundukları yeri gecenin karanlığında denizden çıkarma yaparak istila etmişlerdi Arkalarındaki su kendileri gibi adamları karaya çıkaran küçük teknelerle doluydu Bu adamlar buraya dünyanın öte ucundaki memleketlerinden Avustralya ve Yeni Zelanda dan gelmişlerdi Bu tepenin yani Kanlısırt ın üstü düzdü ama tam da değil Kenarları yavaşça alçalıp oradaki Osmanlı topçusunun gözcülerine hedeflerini yani hayatlarında ilk kez bir muharebe görecek olan birkaç bin delikanlıyı görmeye yetecek kadar bir aralık bıraktıktan sonra daha içteki öteki bayırla birleşiyordu Bu delikanlılar çıplak karaya çok kısa bir süre önce alelacele çıkarılmış Avustralya piyadeleriydi Sarp bir arazide çamurlara bata çıka kumsaldan yukarı doğru hızla tırmandıklarından dolayı yorgun ama yine de neşeliydiler çünkü daha savaşın ne demek olduğunu bilmiyorlardı Yere uzanmış olan askerler subaylarının dikkatini çeken şeyin ne olduğunu göremiyorlardı Bu iki taburdan oluşan ve gelenleri öldürmek üzere metodik bir yayılma hazırlığı içinde olan iki bin kişilik bir Osmanlı piyade alayıydı Artık bir kilometreden daha yakına gelmiş olan düşman onlar ilerledikçe tepenin doğu ayağının kımıltısız derinliklerine gömülüp görünmez oluyordu Binbaşı John Partridge ara sıra bakıyor ve onların düzenli bir biçimde uygun aralıklarla sıraya girmiş partiler halinde ilerlediklerini görüyordu İşlerinin ehli adamlara benziyorlardı Yüzbaşı John Dougall gelip hayranlıkla ve sanki alelade bir konuşma yaparcasına bu kadar iyi yayıldıklarına göre gelen düşmanın muvazzaflar olması gerektiğine işaret etti Binbaşı Duncan Glasfurd söze karışıp ötekilerin de aklından geçeni dile getirdi acaba kendi adamları da muvazzaflar gibi davranabilecek miydi Ancak sorusuna herhangi bir cevap gelmedi çünkü o sırada artık saldırı başlamış bulunuyordu ve hepsinin de öyle durup belirsiz bir konuda tahmin yürütmektense yapmaları gereken çok daha önemli işleri vardı Zaten cevap kısa süre sonra açık bir şekilde ortaya çıkacaktı Peter Williams Charles Darwin Üniversitesi nde öğretim üyesi