Çapraz Güneş — Ergül Çetin

Çapraz Güneş
Ergül ÇetinKurgu Kültür Merkezi
Çapraz Güneş
Ergül ÇetinBenim değil bu dizeler bir kadının yarı loş yarı aydınlık bir odada demişti ilk sevişmemizde fısıldamıştı altın bir küpe gibi kulağımadefne dallarından bir taç kondurup başımaromalı krallar gibi çıplak kalın boyunluelimde zavallı bir imparatorluk asası sınırlarını bilmediğim başında çiçeklerden yapraklardan bir demetbakıp uzaklara dalgın anlatmıştı işte o dalphne nin acıklı öyküsünü Alev soluyup yüzüme yeşil bir ejder gibikeskin parlak pullarını göğsüme bastırıpaltımda altın bir böcek gibi kıvrılıp bükülen kollarımda ağlamıştı kıvranmıştı inlemiştiaklımda metal sesleri sabaha kadar demişti işte o altın bir küpe gibi kulağımafısıldamıştı tutkuyla sevişirken bilmediğin zamandan beri sevgilinim senin Tutkuyla sevişirken söylenen sözlereinanmamam gerektiğini öğrenmek içinçok zaman geçmesi gerektiğinibilmiyordum o zaman Benim bayıldığım bir şiir tadını çıkarmak için şiirin bitmemesi için sindire sindire okuduğum her dizedeki küçük sürprizlerin pırıltılarıyla kalbimde biriken sonundaki büyük sürprizin sarsıntısına doyarak ulaşmak için okuduğum bir şiir Ahmet YıldızErgül Çetin in Selçuklu duvarına incir ağaçlarına zakkuma deniz mağaralarına güneyin kırmızı topraklı üzüm bağlarına katran ve kekik kokularına tutkun olduğunu biliyorum Nereden mi biliyorum Şiire bir su gibi akan sesinden biliyorum Ruşen Hakkı

Kurgu Kültür Merkezi
Benim değil bu dizeler bir kadının yarı loş yarı aydınlık bir odada demişti ilk sevişmemizde fısıldamıştı altın bir küpe gibi kulağıma defne dallarından bir taç kondurup başıma romalı krallar gibi çıplak kalın boyunlu elimde zavallı bir imparatorluk asası sınırlarını bilmediğim başında çiçeklerden yapraklardan bir demet bakıp uzaklara dalgın anlatmıştı işte o dalphnenin acıklı öyküsünü Alev soluyup yüzüme yeşil bir ejder gibi keskin parlak pullarını göğsüme bastırıp altımda altın bir böcek gibi kıvrılıp bükülen kollarımda ağlamıştı kıvranmıştı inlemişti aklımda metal sesleri sabaha kadar demişti işte o altın bir küpe gibi kulağıma fısıldamıştı tutkuyla sevişirken bilmediğin zamandan beri sevgilinim senin Tutkuyla sevişirken söylenen sözlere inanmamam gerektiğini öğrenmek için çok zaman geçmesi gerektiğini bilmiyordum o zaman Benim bayıldığım bir şiir tadını çıkarmak için şiirin bitmemesi için sindire sindire okuduğum her dizedeki küçük sürprizlerin pırıltılarıyla kalbimde biriken sonundaki büyük sürprizin sarsıntısına doyarak ulaşmak için okuduğum bir şiir Ahmet Yıldız Ergül Çetinin Selçuklu duvarına incir ağaçlarına zakkuma deniz mağaralarına güneyin kırmızı topraklı üzüm bağlarına katran ve kekik kokularına tutkun olduğunu biliyorum Nereden mi biliyorum Şiire bir su gibi akan sesinden biliyorum Ruşen Hakkı

Kurgu Kültür Merkezi
Benim değil bu dizeler bir kadının yarı loş yarı aydınlık bir odada demişti ilk sevişmemizde fısıldamıştı altın bir küpe gibi kulağımadefne dallarından bir taç kondurup başımaromalı krallar gibi çıplak kalın boyunluelimde zavallı bir imparatorluk asası sınırlarını bilmediğim başında çiçeklerden yapraklardan bir demetbakıp uzaklara dalgın anlatmıştı işte o dalphne nin acıklı öyküsünü Alev soluyup yüzüme yeşil bir ejder gibikeskin parlak pullarını göğsüme bastırıpaltımda altın bir böcek gibi kıvrılıp bükülen kollarımda ağlamıştı kıvranmıştı inlemiştiaklımda metal sesleri sabaha kadar demişti işte o altın bir küpe gibi kulağımafısıldamıştı tutkuyla sevişirken bilmediğin zamandan beri sevgilinim senin Tutkuyla sevişirken söylenen sözlereinanmamam gerektiğini öğrenmek içinçok zaman geçmesi gerektiğinibilmiyordum o zaman Benim bayıldığım bir şiir tadını çıkarmak için şiirin bitmemesi için sindire sindire okuduğum her dizedeki küçük sürprizlerin pırıltılarıyla kalbimde biriken sonundaki büyük sürprizin sarsıntısına doyarak ulaşmak için okuduğum bir şiir Ahmet YıldızErgül Çetin in Selçuklu duvarına incir ağaçlarına zakkuma deniz mağaralarına güneyin kırmızı topraklı üzüm bağlarına katran ve kekik kokularına tutkun olduğunu biliyorum Nereden mi biliyorum Şiire bir su gibi akan sesinden biliyorum Ruşen Hakkı

KURGU KÜLTÜR MERKEZİ
Benim değil bu dizeler bir kadının yarı loş yarı aydınlık bir odada demişti ilk sevişmemizde fısıldamıştı altın bir küpe gibi kulağıma defne dallarından bir taç kondurup başıma romalı krallar gibi çıplak kalın boyunlu elimde zavallı bir imparatorluk asası sınırlarını bilmediğim başında çiçeklerden yapraklardan bir demet bakıp uzaklara dalgın anlatmıştı işte o dalphne nin acıklı öyküsünü Alev soluyup yüzüme yeşil bir ejder gibi keskin parlak pullarını göğsüme bastırıp altımda altın bir böcek gibi kıvrılıp bükülen kollarımda ağlamıştı kıvranmıştı inlemişti aklımda metal sesleri sabaha kadar demişti işte o altın bir küpe gibi kulağıma fısıldamıştı tutkuyla sevişirken bilmediğin zamandan beri sevgilinim senin Tutkuyla sevişirken söylenen sözlere inanmamam gerektiğini öğrenmek için çok zaman geçmesi gerektiğini bilmiyordum o zaman Benim bayıldığım bir şiir tadını çıkarmak için şiirin bitmemesi için sindire sindire okuduğum her dizedeki küçük sürprizlerin pırıltılarıyla kalbimde biriken sonundaki büyük sürprizin sarsıntısına doyarak ulaşmak için okuduğum bir şiir Ahmet Yıldız Ergül Çetin in Selçuklu duvarına incir ağaçlarına zakkuma deniz mağaralarına güneyin kırmızı topraklı üzüm bağlarına katran ve kekik kokularına tutkun olduğunu biliyorum Nereden mi biliyorum Şiire bir su gibi akan sesinden biliyorum Ruşen Hakkı