Çaydanlık Gibi Olun
Gözlem Gazetecilik
Elena Kovaçi Uygan ailesinin Selanik köylerinden İstanbul a uzanan yolculuğunu anlatırken okuru da 1800 lerden günümüze uzanan çok katmanlı bir zaman yolculuğuna davet ediyor Bu yolculuk yalnızca bir ailenin masalsı hikâyesi değil eski İstanbul un çok kültürlü dokusuna azınlıkların gündelik yaşamına ve kaybolmaya yüz tutmuş bir sosyal hayata açılan bir pencere Farklı dillerin kokuların ve geleneklerin iç içe geçtiği bu şehirde mahalleler birer küçük dünyaya dönüşürken anlatı adeta bir film şeridi gibi akıp gidiyor Kitabın ikinci bölümünde Burgazada anılarına da yer veren Elena bir zamanlar kapıların gece gündüz kapanmadığı evlere neredeyse sadece yatmak için girilen eşsiz dostlukların yaşandığı o yaz dönemlerini adaya duyduğu sevgiyi mizahı elden bırakmadan içten ve sıcak bir dille paylaşıyor Samimi ve akıcı bir üslupla kaleme alınmış bu anı kitabı için bir başarı öyküsü demek de mümkün Ağırlıklı olarak Bulgar Yunan ve Türk asıllılardan oluşan 155 haneli bir köyden gelip İstanbul gibi tarihî bir o kadar da modern ve kozmopolit bir şehrin zorlu şartlarına uyum sağlayabilmek çocuklarını en iyi okullarda okutup hayata hazırlayabilmek bu anlatıyı ilham veren bir yaşam mücadelesine dönüştürüyor