Çaylak ile Filozof 7 İyilik Problemi — Özkan Öze

Çaylak ile Filozof 7 İyilik Problemi
Özkan ÖzeUĞURBÖCEĞİ YAYINLARI
Çaylak ile Filozof 7 İyilik Problemi
Özkan ÖzeKalbim kırılmış falan değildi Aynaya baktığımda ne gördüğümün gayet farkındaydım ben Gözlüklerimi çıkardığımda hafif şaşı oluyordum Kulaklarım biraz kepçeydi Kollarım ve bacaklarım güçsüzdü Solucan kadar zayıftım ve boyum da bir türlü uzamıyordu Sesim ise belki bir süre sonra değişecekti ama bir saksağanınki kadar çirkindi Sivilcelerim vardı Ve her geçen gün sayıları artmaktaydı Saçım da iki tepeliydi Onları ne tarafa taramam gerektiğine bir türlü karar verebilmiş değildim Bütün bunlar yetmezmiş gibi terlediğimde fare ölüsü gibi kokuyordum Şükürler olsun gülerken ya da konuşurken içerisi görünen bir ağzım yok Dişlerim bir kunduzun dişlerine benziyordu çünkü Hem sarı hem de kazma gibi Onlara tel takacaklardı Filozof Dr Ortodontist ten randevu bile ayarlamıştı Yani bütün bunlar yetmezmiş gibi yıllarca ağzımda tellerle dolaşacaktım Sırf kendimi iyi hissedeyim diye bana Sen çok yakışıklısın Robert Redford seni görse depresyona girer oyunculuğu bırakır ve hayatını bir çiftlikte atlara fısıldayarak geçirirdi deseydi Filozof a inanacak mıydım sanki Elbette inanmayacaktım

UĞURBÖCEĞİ YAYINLARI
Hadi diyelim benim göremeyeceğim bir gelecekte insanoğlu ipleri bütün bütün yapay zekânın eline kaptırdı Sence ne olur Çaylak Ne yapabilir yapay zekâ bize Ben yapay zekânın insanlaşmasından korkmuyorum evlat Ben insanların yapaylaşmasından hissiz duygusuz üzülmeyen acı çekmeyen içinde bir yerlerde aha şurada göğsünün hemen altında bir acı bir boşluk bir vicdan azabı hissetmeyen kalbi kan pompasına dönmüş insanlardan korkuyorum Ama evet Belki de haklısın Korkmalı İnsanlık yapay zekânın başımıza açabileceği muhtemel tehlikelerden çok korkmalı Çünkü biz hepimiz o kadar insanlıktan çıktık ki o kadar yapaylaştık ki biz Helâkimiz de yapay bir helâk olacak Hiçbir gerçek felaket ellerini bizimle kirletmek istemeyecek

Uğurböceği Yayınları
Kalbim kırılmış falan değildi Aynaya baktığımda ne gördüğümün gayet farkındaydım ben Gözlüklerimi çıkardığımda hafif şaşı oluyordum Kulaklarım biraz kepçeydi Kollarım ve bacaklarım güçsüzdü Solucan kadar zayıftım ve boyum da bir türlü uzamıyordu Sesim ise belki bir süre sonra değişecekti ama bir saksağanınki kadar çirkindi Sivilcelerim vardı Ve her geçen gün sayıları artmaktaydı Saçım da iki tepeliydi Onları ne tarafa taramam gerektiğine bir türlü karar verebilmiş değildim Bütün bunlar yetmezmiş gibi terlediğimde fare ölüsü gibi kokuyordum Şükürler olsun gülerken ya da konuşurken içerisi görünen bir ağzım yok Dişlerim bir kunduzun dişlerine benziyordu çünkü Hem sarı hem de kazma gibi Onlara tel takacaklardı Filozof DR ORTODONTİST ten randevu bile ayarlamıştı Yani bütün bunlar yetmezmiş gibi yıllarca ağzımda tellerle dolaşacaktım Sırf kendimi iyi hissedeyim diye bana Sen çok yakışıklısın Robert Redford seni görse depresyona girer oyunculuğu bırakır ve hayatını bir çiftlikte atlara fısıldayarak geçirirdi deseydi Filozof a inanacak mıydım sanki Elbette inanmayacaktım

Uğurböceği
Hadi diyelim benim göremeyeceğim bir gelecekte insanoğlu ipleri bütün bütün yapay zekânın eline kaptırdı Sence ne olur Çaylak Ne yapabilir yapay zekâ bize Ben yapay zekânın insanlaşmasından korkmuyorum evlat Ben insanların yapaylaşmasından hissiz duygusuz üzülmeyen acı çekmeyen içinde bir yerlerde aha şurada göğsünün hemen altında bir acı bir boşluk bir vicdan azabı hissetmeyen kalbi kan pompasına dönmüş insanlardan korkuyorum Ama evet Belki de haklısın Korkmalı İnsanlık yapay zekânın başımıza açabileceği muhtemel tehlikelerden çok korkmalı Çünkü biz hepimiz o kadar insanlıktan çıktık ki o kadar yapaylaştık ki biz Helâkimiz de yapay bir helâk olacak Hiçbir gerçek felaket ellerini bizimle kirletmek istemeyecek Tanıtım Bülteninden

Uğurböceği
Kalbim kırılmış falan değildi Aynaya baktığımda ne gördüğümün gayet farkındaydım ben Gözlüklerimi çıkardığımda hafif şaşı oluyordum Kulaklarım biraz kepçeydi Kollarım ve bacaklarım güçsüzdü Solucan kadar zayıftım ve boyum da bir türlü uzamıyordu Sesim ise belki bir süre sonra değişecekti ama bir saksağanınki kadar çirkindi Sivilcelerim vardı Ve her geçen gün sayıları artmaktaydı Saçım da iki tepeliydi Onları ne tarafa taramam gerektiğine bir türlü karar verebilmiş değildim Bütün bunlar yetmezmiş gibi terlediğimde fare ölüsü gibi kokuyordum Şükürler olsun gülerken ya da konuşurken içerisi görünen bir ağzım yok Dişlerim bir kunduzun dişlerine benziyordu çünkü Hem sarı hem de kazma gibi Onlara tel takacaklardı Filozof Dr Ortodontist ten randevu bile ayarlamıştı Yani bütün bunlar yetmezmiş gibi yıllarca ağzımda tellerle dolaşacaktım Sırf kendimi iyi hissedeyim diye bana Sen çok yakışıklısın Robert Redford seni görse depresyona girer oyunculuğu bırakır ve hayatını bir çiftlikte atlara fısıldayarak geçirirdi deseydi Filozof a inanacak mıydım sanki Elbette inanmayacaktım Tanıtım Bülteninden

Uğurböceği Yayınları
Hadi diyelim benim göremeyeceğim bir gelecekte insanoğlu ipleri bütün bütün yapay zekânın eline kaptırdı Sence ne olur Çaylak Ne yapabilir yapay zekâ bize Ben yapay zekânın insanlaşmasından korkmuyorum evlat Ben insanların yapaylaşmasından hissiz duygusuz üzülmeyen acı çekmeyen içinde bir yerlerde aha şurada göğsünün hemen altında bir acı bir boşluk bir vicdan azabı hissetmeyen kalbi kan pompasına dönmüş insanlardan korkuyorum Ama evet Belki de haklısın Korkmalı İnsanlık yapay zekânın başımıza açabileceği muhtemel tehlikelerden çok korkmalı Çünkü biz hepimiz o kadar insanlıktan çıktık ki o kadar yapaylaştık ki biz Helâkimiz de yapay bir helâk olacak Hiçbir gerçek felaket ellerini bizimle kirletmek istemeyecek

Çaylak ile Filozof 4 Güzellik İyiliktir Kalbim kırılmış falan değildi Aynaya baktığımda ne gördüğümün gayet farkındaydım ben Gözlüklerimi çıkardığımda hafif şaşı oluyordum Kulaklarım biraz kepçeydi Kollarım ve bacaklarım güçsüzdü Solucan kadar zayıftım ve boyum da bir türlü uzamıyordu Sesim ise belki bir süre sonra değişecekti ama bir saksağanınki kadar çirkindi Sivilcelerim vardı Ve her geçen gün sayıları artmaktaydı Saçım da iki tepeliydi Onları ne tarafa taramam gerektiğine bir türlü karar verebilmiş değildim Bütün bunlar yetmezmiş gibi terlediğimde fare ölüsü gibi kokuyordum Şükürler olsun gülerken ya da konuşurken içerisi görünen bir ağzım yok Dişlerim bir kunduzun dişlerine benziyordu çünkü Hem sarı hem de kazma gibi Onlara tel takacaklardı Filozof DR ORTODONTİST ten randevu bile ayarlamıştı Yani bütün bunlar yetmezmiş gibi yıllarca ağzımda tellerle dolaşacaktım Sırf kendimi iyi hissedeyim diye bana Sen çok yakışıklısın Robert Redford seni görse depresyona girer oyunculuğu bırakır ve hayatını bir çiftlikte atlara fısıldayarak geçirirdi deseydi Filozof a inanacak mıydım sanki Elbette inanmayacaktım Yazar Özkan Öze Sayfa Sayısı 128 Çeviri Ebat 13X21 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Nisan 2021 Kağıt Cinsi 2 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

Çaylak ile Filozof 9 Yaşamak İçin Öğren Öğrenmek İçin Yaşa Hadi diyelim benim göremeyeceğim bir gelecekte insanoğlu ipleri bütün bütün yapay zekânın eline kaptırdı Sence ne olur Çaylak Ne yapabilir yapay zekâ bize Ben yapay zekânın insanlaşmasından korkmuyorum evlat Ben insanların yapaylaşmasından hissiz duygusuz üzülmeyen acı çekmeyen içinde bir yerlerde aha şurada göğsünün hemen altında bir acı bir boşluk bir vicdan azabı hissetmeyen kalbi kan pompasına dönmüş insanlardan korkuyorum Ama evet Belki de haklısın Korkmalı İnsanlık yapay zekânın başımıza açabileceği muhtemel tehlikelerden çok korkmalı Çünkü biz hepimiz o kadar insanlıktan çıktık ki o kadar yapaylaştık ki biz Helâkimiz de yapay bir helâk olacak Hiçbir gerçek felaket ellerini bizimle kirletmek istemeyecek Yazar Özkan Öze Sayfa Sayısı 128 Çeviri Ebat 13X21 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Eylül 2025 Kağıt Cinsi 2 Hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

UĞURBÖCEĞİ YAYINLARI
Gerek insanların kendi elleri ile birbirlerine yaptıkları kötülükler gerek dünyanın yaradılışı gereği maruz kaldığımız çeşitli sebeplerden zarar gördüğümüz deprem vs gibi olumsuz durumlar karşısında nasıl bir bakışa sahip olmalıyız ki gözümüzün önündeki kötülükleri Yaratıcı ile aramıza değil de durmaları gereken yere koyabilelim Hepimizin gözleri önünde Gazze de yaşanan dehşetli hadiselere Nerede bir mazlum varsa orası vicdanım için öz vatan gibidir diyen Filozof un verdiği tepkiler ve Çaylak ın şiddetli öfke nöbetleri ile açılan kitap Çaylak ın cesurca sorduğu sorular eşliğinde ilerlerken Filozof kötülük problemini bir problem olarak görüp ona bir cevap vermek ve teodiseleri arka arkaya sıralamak yerine Çaylak a bir bakış açısı sunmayı tercih ediyor Çünkü o cevabın doğru bir bakış açısı ile bakmayı başarabilen herkesin görebileceği bir yerde durduğuna inanmaktadır Dokuz bölümden oluşan kitabın bölüm isimleri ise şöyle I Ne çok acı var II Sapere Aude III Gerçeği incitmeden IV İyilik problemi V Ya sen Sen ne yaptın VI Kötülüğün sınırları VII Kötülük bir nedir VIII Simone Weil in hayali IX Ve yer sarsıldığında Sokratik diyaloglar sayfalar boyu sürüp giderken satırlar arasından okurun karşısına Çaylak ın cömertçe paylaştığı duygu dünyasına dair izler eski bir şarkı antik bir şiir ve Simone Weil gibi şaşırtıcı bir Felsefî karakterin de çıkıverdiği bu yedinci kitap her zaman olduğu gibi Çaylak ile Filozof un gerçek yaşamlarına dair tuhaf sırlar sürprizler ve ipuçları ile bitiyor

Uğurböceği Yayınları
Hadi diyelim benim göremeyeceğim bir gelecekte insanoğlu ipleri bütün bütün yapay zekânın eline kaptırdı Sence ne olur Çaylak Ne yapabilir yapay zekâ bize Ben yapay zekânın insanlaşmasından korkmuyorum evlat Ben insanların yapaylaşmasından hissiz duygusuz üzülmeyen acı çekmeyen içinde bir yerlerde aha şurada göğsünün hemen altında bir acı bir boşluk bir vicdan azabı hissetmeyen kalbi kan pompasına dönmüş insanlardan korkuyorum Ama evet Belki de haklısın Korkmalı İnsanlık yapay zekânın başımıza açabileceği muhtemel tehlikelerden çok korkmalı Çünkü biz hepimiz o kadar insanlıktan çıktık ki o kadar yapaylaştık ki biz Helâkimiz de yapay bir helâk olacak Hiçbir gerçek felaket ellerini bizimle kirletmek istemeyecek

Uğurböceği Yayınları
Kalbim kırılmış falan değildi Aynaya baktığımda ne gördüğümün gayet farkındaydım ben Gözlüklerimi çıkardığımda hafif şaşı oluyordum Kulaklarım biraz kepçeydi Kollarım ve bacaklarım güçsüzdü Solucan kadar zayıftım ve boyum da bir türlü uzamıyordu Sesim ise belki bir süre sonra değişecekti ama bir saksağanınki kadar çirkindi Sivilcelerim vardı Ve her geçen gün sayıları artmaktaydı Saçım da iki tepeliydi Onları ne tarafa taramam gerektiğine bir türlü karar verebilmiş değildim Bütün bunlar yetmezmiş gibi terlediğimde fare ölüsü gibi kokuyordum Şükürler olsun gülerken ya da konuşurken içerisi görünen bir ağzım yok Dişlerim bir kunduzun dişlerine benziyordu çünkü Hem sarı hem de kazma gibi Onlara tel takacaklardı Filozof DR ORTODONTİST ten randevu bile ayarlamıştı Yani bütün bunlar yetmezmiş gibi yıllarca ağzımda tellerle dolaşacaktım Sırf kendimi iyi hissedeyim diye bana Sen çok yakışıklısın Robert Redford seni görse depresyona girer oyunculuğu bırakır ve hayatını bir çiftlikte atlara fısıldayarak geçirirdi deseydi Filozof a inanacak mıydım sanki Elbette inanmayacaktım

Uğurböceği Yayınları
Gerek insanların kendi elleri ile birbirlerine yaptıkları kötülükler gerek dünyanın yaradılışı gereği maruz kaldığımız çeşitli sebeplerden zarar gördüğümüz deprem vs gibi olumsuz durumlar karşısında nasıl bir bakışa sahip olmalıyız ki gözümüzün önündeki kötülükleri Yaratıcı ile aramıza değil de durmaları gereken yere koyabilelim Hepimizin gözleri önünde Gazze de yaşanan dehşetli hadiselere Nerede bir mazlum varsa orası vicdanım için öz vatan gibidir diyen Filozof un verdiği tepkiler ve Çaylak ın şiddetli öfke nöbetleri ile açılan kitap Çaylak ın cesurca sorduğu sorular eşliğinde ilerlerken Filozof kötülük problemini bir problem olarak görüp ona bir cevap vermek ve teodiseleri arka arkaya sıralamak yerine Çaylak a bir bakış açısı sunmayı tercih ediyor Çünkü o cevabın doğru bir bakış açısı ile bakmayı başarabilen herkesin görebileceği bir yerde durduğuna inanmaktadır

Uğurböceği
Gerek insanların kendi elleri ile birbirlerine yaptıkları kötülükler gerek dünyanın yaradılışı gereği maruz kaldığımız çeşitli sebeplerden zarar gördüğümüz deprem vs gibi olumsuz durumlar karşısında nasıl bir bakışa sahip olmalıyız ki gözümüzün önündeki kötülükleri Yaratıcı ile aramıza değil de durmaları gereken yere koyabilelim Hepimizin gözleri önünde Gazze de yaşanan dehşetli hadiselere Nerede bir mazlum varsa orası vicdanım için öz vatan gibidir diyen Filozof un verdiği tepkiler ve Çaylak ın şiddetli öfke nöbetleri ile açılan kitap Çaylak ın cesurca sorduğu sorular eşliğinde ilerlerken Filozof kötülük problemini bir problem olarak görüp ona bir cevap vermek ve teodiseleri arka arkaya sıralamak yerine Çaylak a bir bakış açısı sunmayı tercih ediyor Çünkü o cevabın doğru bir bakış açısı ile bakmayı başarabilen herkesin görebileceği bir yerde durduğuna inanmaktadır Dokuz bölümden oluşan kitabın bölüm isimleri ise şöyle I Ne çok acı var II Sapere Aude III Gerçeği incitmeden IV İyilik problemi V Ya sen Sen ne yaptın VI Kötülüğün sınırları VII Kötülük bir nedir VIII Simone Weil in hayali IX Ve yer sarsıldığında Sokratik diyaloglar sayfalar boyu sürüp giderken satırlar arasından okurun karşısına Çaylak ın cömertçe paylaştığı duygu dünyasına dair izler eski bir şarkı antik bir şiir ve Simone Weil gibi şaşırtıcı bir Felsefî karakterin de çıkıverdiği bu yedinci kitap her zaman olduğu gibi Çaylak ile Filozof un gerçek yaşamlarına dair tuhaf sırlar sürprizler ve ipuçları ile bitiyor Tanıtım Bülteninden

Uğurböceği Yayınları
Kalbim kırılmış falan değildi Aynaya baktığımda ne gördüğümün gayet farkındaydım ben Gözlüklerimi çıkardığımda hafif şaşı oluyordum Kulaklarım biraz kepçeydi Kollarım ve bacaklarım güçsüzdü Solucan kadar zayıftım ve boyum da bir türlü uzamıyordu Sesim ise belki bir süre sonra değişecekti ama bir saksağanınki kadar çirkindi Sivilcelerim vardı Ve her geçen gün sayıları artmaktaydı Saçım da iki tepeliydi Onları ne tarafa taramam gerektiğine bir türlü karar verebilmiş değildim Bütün bunlar yetmezmiş gibi terlediğimde fare ölüsü gibi kokuyordum Şükürler olsun gülerken ya da konuşurken içerisi görünen bir ağzım yok Dişlerim bir kunduzun dişlerine benziyordu çünkü Hem sarı hem de kazma gibi Onlara tel takacaklardı Filozof Dr Ortodontist ten randevu bile ayarlamıştı Yani bütün bunlar yetmezmiş gibi yıllarca ağzımda tellerle dolaşacaktım Sırf kendimi iyi hissedeyim diye bana Sen çok yakışıklısın Robert Redford seni görse depresyona girer oyunculuğu bırakır ve hayatını bir çiftlikte atlara fısıldayarak geçirirdi deseydi Filozof a inanacak mıydım sanki Elbette inanmayacaktım

Uğurböceği Yayınları
Hadi diyelim benim göremeyeceğim bir gelecekte insanoğlu ipleri bütün bütün yapay zekânın eline kaptırdı Sence ne olur Çaylak Ne yapabilir yapay zekâ bize Ben yapay zekânın insanlaşmasından korkmuyorum evlat Ben insanların yapaylaşmasından hissiz duygusuz üzülmeyen acı çekmeyen içinde bir yerlerde aha şurada göğsünün hemen altında bir acı bir boşluk bir vicdan azabı hissetmeyen kalbi kan pompasına dönmüş insanlardan korkuyorum Ama evet Belki de haklısın Korkmalı İnsanlık yapay zekânın başımıza açabileceği muhtemel tehlikelerden çok korkmalı Çünkü biz hepimiz o kadar insanlıktan çıktık ki o kadar yapaylaştık ki biz Helâkimiz de yapay bir helâk olacak Hiçbir gerçek felaket ellerini bizimle kirletmek istemeyecek

Gerek insanların kendi elleri ile birbirlerine yaptıkları kötülükler gerek dünyanın yaradılışı gereği maruz kaldığımız çeşitli sebeplerden zarar gördüğümüz deprem vs gibi olumsuz durumlar karşısında nasıl bir bakışa sahip olmalıyız ki gözümüzün önündeki kötülükleri Yaratıcı ile aramıza değil de durmaları gereken yere koyabilelim Hepimizin gözleri önünde Gazze de yaşanan dehşetli hadiselere Nerede bir mazlum varsa orası vicdanım için öz vatan gibidir diyen Filozof un verdiği tepkiler ve Çaylak ın şiddetli öfke nöbetleri ile açılan kitap Çaylak ın cesurca sorduğu sorular eşliğinde ilerlerken Filozof kötülük problemini bir problem olarak görüp ona bir cevap vermek ve teodiseleri arka arkaya sıralamak yerine Çaylak a bir bakış açısı sunmayı tercih ediyor Çünkü o cevabın doğru bir bakış açısı ile bakmayı başarabilen herkesin görebileceği bir yerde durduğuna inanmaktadır Dokuz bölümden oluşan kitabın bölüm isimleri ise şöyle I Ne çok acı var II Sapere Aude III Gerçeği incitmeden IV İyilik problemi V Ya sen Sen ne yaptın VI Kötülüğün sınırları VII Kötülük bir nedir VIII Simone Weil in hayali IX Ve yer sarsıldığında Sokratik diyaloglar sayfalar boyu sürüp giderken satırlar arasından okurun karşısına Çaylak ın cömertçe paylaştığı duygu dünyasına dair izler eski bir şarkı antik bir şiir ve Simone Weil gibi şaşırtıcı bir Felsefî karakterin de çıkıverdiği bu yedinci kitap her zaman olduğu gibi Çaylak ile Filozof un gerçek yaşamlarına dair tuhaf sırlar sürprizler ve ipuçları ile bitiyor Yazar Özkan Öze Sayfa Sayısı 152 Çeviri Ebat 13X21 Basım Dili Türkçe Basım Tarihi Mart 2024 Kağıt Cinsi 2 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 143 00

Uğurböceği Yayınları
Hadi diyelim benim göremeyeceğim bir gelecekte insanoğlu ipleri bütün bütün yapay zekânın eline kaptırdı Sence ne olur Çaylak Ne yapabilir yapay zekâ bize Ben yapay zekânın insanlaşmasından korkmuyorum evlat Ben insanların yapaylaşmasından hissiz duygusuz üzülmeyen acı çekmeyen içinde bir yerlerde aha şurada göğsünün hemen altında bir acı bir boşluk bir vicdan azabı hissetmeyen kalbi kan pompasına dönmüş insanlardan korkuyorum Ama evet Belki de haklısın Korkmalı İnsanlık yapay zekânın başımıza açabileceği muhtemel tehlikelerden çok korkmalı Çünkü biz hepimiz o kadar insanlıktan çıktık ki o kadar yapaylaştık ki biz Helâkimiz de yapay bir helâk olacak Hiçbir gerçek felaket ellerini bizimle kirletmek istemeyecek

Uğurböceği Yayınları
Gerek insanların kendi elleri ile birbirlerine yaptıkları kötülükler gerek dünyanın yaradılışı gereği maruz kaldığımız çeşitli sebeplerden zarar gördüğümüz deprem vs gibi olumsuz durumlar karşısında nasıl bir bakışa sahip olmalıyız ki gözümüzün önündeki kötülükleri Yaratıcı ile aramıza değil de durmaları gereken yere koyabilelim Hepimizin gözleri önünde Gazze de yaşanan dehşetli hadiselere Nerede bir mazlum varsa orası vicdanım için öz vatan gibidir diyen Filozof un verdiği tepkiler ve Çaylak ın şiddetli öfke nöbetleri ile açılan kitap Çaylak ın cesurca sorduğu sorular eşliğinde ilerlerken Filozof kötülük problemini bir problem olarak görüp ona bir cevap vermek ve teodiseleri arka arkaya sıralamak yerine Çaylak a bir bakış açısı sunmayı tercih ediyor Çünkü o cevabın doğru bir bakış açısı ile bakmayı başarabilen herkesin görebileceği bir yerde durduğuna inanmaktadır Dokuz bölümden oluşan kitabın bölüm isimleri ise şöyle I Ne çok acı var II Sapere Aude III Gerçeği incitmeden IV İyilik problemiV Ya sen Sen ne yaptın VI Kötülüğün sınırlarıVII Kötülük bir nedir VIII Simone Weil in hayaliIX Ve yer sarsıldığındaSokratik diyaloglar sayfalar boyu sürüp giderken satırlar arasından okurun karşısına Çaylak ın cömertçe paylaştığı duygu dünyasına dair izler eski bir şarkı antik bir şiir ve Simone Weil gibi şaşırtıcı bir Felsefî karakterin de çıkıverdiği bu yedinci kitap her zaman olduğu gibi Çaylak ile Filozof un gerçek yaşamlarına dair tuhaf sırlar sürprizler ve ipuçları ile bitiyor

Uğurböceği Yayınları
Gerek insanların kendi elleri ile birbirlerine yaptıkları kötülükler gerek dünyanın yaradılışı gereği maruz kaldığımız çeşitli sebeplerden zarar gördüğümüz deprem vs gibi olumsuz durumlar karşısında nasıl bir bakışa sahip olmalıyız ki gözümüzün önündeki kötülükleri Yaratıcı ile aramıza değil de durmaları gereken yere koyabilelim Hepimizin gözleri önünde Gazze de yaşanan dehşetli hadiselere Nerede bir mazlum varsa orası vicdanım için öz vatan gibidir diyen Filozof un verdiği tepkiler ve Çaylak ın şiddetli öfke nöbetleri ile açılan kitap Çaylak ın cesurca sorduğu sorular eşliğinde ilerlerken Filozof kötülük problemini bir problem olarak görüp ona bir cevap vermek ve teodiseleri arka arkaya sıralamak yerine Çaylak a bir bakış açısı sunmayı tercih ediyor Çünkü o cevabın doğru bir bakış açısı ile bakmayı başarabilen herkesin görebileceği bir yerde durduğuna inanmaktadır Dokuz bölümden oluşan kitabın bölüm isimleri ise şöyle I Ne çok acı var II Sapere Aude III Gerçeği incitmeden IV İyilik problemi V Ya sen Sen ne yaptın VI Kötülüğün sınırları VII Kötülük bir nedir VIII Simone Weil in hayali IX Ve yer sarsıldığında Sokratik diyaloglar sayfalar boyu sürüp giderken satırlar arasından okurun karşısına Çaylak ın cömertçe paylaştığı duygu dünyasına dair izler eski bir şarkı antik bir şiir ve Simone Weil gibi şaşırtıcı bir Felsefî karakterin de çıkıverdiği bu yedinci kitap her zaman olduğu gibi Çaylak ile Filozof un gerçek yaşamlarına dair tuhaf sırlar sürprizler ve ipuçları ile bitiyor Yayınevi Uğurböceği Yayınları Yazar Özkan Öze Sayfa 152 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Mart 2024 Barkod 9786258355963 Kategori Diğer Çocuk Kitapları

Uğurböceği Yayınları
Hadi diyelim benim göremeyeceğim bir gelecekte insanoğlu ipleri bütün bütün yapay zekânın eline kaptırdı Sence ne olur Çaylak Ne yapabilir yapay zekâ bize Ben yapay zekânın insanlaşmasından korkmuyorum evlat Ben insanların yapaylaşmasından hissiz duygusuz üzülmeyen acı çekmeyen içinde bir yerlerde aha şurada göğsünün hemen altında bir acı bir boşluk bir vicdan azabı hissetmeyen kalbi kan pompasına dönmüş insanlardan korkuyorum Ama evet Belki de haklısın Korkmalı İnsanlık yapay zekânın başımıza açabileceği muhtemel tehlikelerden çok korkmalı Çünkü biz hepimiz o kadar insanlıktan çıktık ki o kadar yapaylaştık ki biz Helâkimiz de yapay bir helâk olacak Hiçbir gerçek felaket ellerini bizimle kirletmek istemeyecek

Uğurböceği Yayınları
Kalbim kırılmış falan değildi Aynaya baktığımda ne gördüğümün gayet farkındaydım ben Gözlüklerimi çıkardığımda hafif şaşı oluyordum Kulaklarım biraz kepçeydi Kollarım ve bacaklarım güçsüzdü Solucan kadar zayıftım ve boyum da bir türlü uzamıyordu Sesim ise belki bir süre sonra değişecekti ama bir saksağanınki kadar çirkindi Sivilcelerim vardı Ve her geçen gün sayıları artmaktaydı Saçım da iki tepeliydi Onları ne tarafa taramam gerektiğine bir türlü karar verebilmiş değildim Bütün bunlar yetmezmiş gibi terlediğimde fare ölüsü gibi kokuyordum Şükürler olsun gülerken ya da konuşurken içerisi görünen bir ağzım yok Dişlerim bir kunduzun dişlerine benziyordu çünkü Hem sarı hem de kazma gibi Onlara tel takacaklardı Filozof Dr Ortodontist ten randevu bile ayarlamıştı Yani bütün bunlar yetmezmiş gibi yıllarca ağzımda tellerle dolaşacaktım Sırf kendimi iyi hissedeyim diye bana Sen çok yakışıklısın Robert Redford seni görse depresyona girer oyunculuğu bırakır ve hayatını bir çiftlikte atlara fısıldayarak geçirirdi deseydi Filozof a inanacak mıydım sanki Elbette inanmayacaktım

Uğurböceği
Kalbim kırılmış falan değildi Aynaya baktığımda ne gördüğümün gayet farkındaydım ben Gözlüklerimi çıkardığımda hafif şaşı oluyordum Kulaklarım biraz kepçeydi Kollarım ve bacaklarım güçsüzdü Solucan kadar zayıftım ve boyum da bir türlü uzamıyordu Sesim ise belki bir süre sonra değişecekti ama bir saksağanınki kadar çirkindi Sivilcelerim vardı Ve her geçen gün sayıları artmaktaydı Saçım da iki tepeliydi Onları ne tarafa taramam gerektiğine bir türlü karar verebilmiş değildim Bütün bunlar yetmezmiş gibi terlediğimde fare ölüsü gibi kokuyordum Şükürler olsun gülerken ya da konuşurken içerisi görünen bir ağzım yok Dişlerim bir kunduzun dişlerine benziyordu çünkü Hem sarı hem de kazma gibi Onlara tel takacaklardı Filozof Dr Ortodontist ten randevu bile ayarlamıştı Yani bütün bunlar yetmezmiş gibi yıllarca ağzımda tellerle dolaşacaktım Sırf kendimi iyi hissedeyim diye bana Sen çok yakışıklısın Robert Redford seni görse depresyona girer oyunculuğu bırakır ve hayatını bir çiftlikte atlara fısıldayarak geçirirdi deseydi Filozof a inanacak mıydım sanki Elbette inanmayacaktım Tanıtım Bülteninden

Uğurböceği Yayınları
Gerek insanların kendi elleri ile birbirlerine yaptıkları kötülükler gerek dünyanın yaradılışı gereği maruz kaldığımız çeşitli sebeplerden zarar gördüğümüz deprem vs gibi olumsuz durumlar karşısında nasıl bir bakışa sahip olmalıyız ki gözümüzün önündeki kötülükleri Yaratıcı ile aramıza değil de durmaları gereken yere koyabilelim Hepimizin gözleri önünde Gazze de yaşanan dehşetli hadiselere Nerede bir mazlum varsa orası vicdanım için öz vatan gibidir diyen Filozof un verdiği tepkiler ve Çaylak ın şiddetli öfke nöbetleri ile açılan kitap Çaylak ın cesurca sorduğu sorular eşliğinde ilerlerken Filozof kötülük problemini bir problem olarak görüp ona bir cevap vermek ve teodiseleri arka arkaya sıralamak yerine Çaylak a bir bakış açısı sunmayı tercih ediyor Çünkü o cevabın doğru bir bakış açısı ile bakmayı başarabilen herkesin görebileceği bir yerde durduğuna inanmaktadır Dokuz bölümden oluşan kitabın bölüm isimleri ise şöyle I Ne çok acı var II Sapere Aude III Gerçeği incitmeden IV İyilik problemiV Ya sen Sen ne yaptın VI Kötülüğün sınırlarıVII Kötülük bir nedir VIII Simone Weil in hayaliIX Ve yer sarsıldığındaSokratik diyaloglar sayfalar boyu sürüp giderken satırlar arasından okurun karşısına Çaylak ın cömertçe paylaştığı duygu dünyasına dair izler eski bir şarkı antik bir şiir ve Simone Weil gibi şaşırtıcı bir Felsefî karakterin de çıkıverdiği bu yedinci kitap her zaman olduğu gibi Çaylak ile Filozof un gerçek yaşamlarına dair tuhaf sırlar sürprizler ve ipuçları ile bitiyor

Uğurböceği
Gerek insanların kendi elleri ile birbirlerine yaptıkları kötülükler gerek dünyanın yaradılışı gereği maruz kaldığımız çeşitli sebeplerden zarar gördüğümüz deprem vs gibi olumsuz durumlar karşısında nasıl bir bakışa sahip olmalıyız ki gözümüzün önündeki kötülükleri Yaratıcı ile aramıza değil de durmaları gereken yere koyabilelim Hepimizin gözleri önünde Gazze de yaşanan dehşetli hadiselere Nerede bir mazlum varsa orası vicdanım için öz vatan gibidir diyen Filozof un verdiği tepkiler ve Çaylak ın şiddetli öfke nöbetleri ile açılan kitap Çaylak ın cesurca sorduğu sorular eşliğinde ilerlerken Filozof kötülük problemini bir problem olarak görüp ona bir cevap vermek ve teodiseleri arka arkaya sıralamak yerine Çaylak a bir bakış açısı sunmayı tercih ediyor Çünkü o cevabın doğru bir bakış açısı ile bakmayı başarabilen herkesin görebileceği bir yerde durduğuna inanmaktadır Dokuz bölümden oluşan kitabın bölüm isimleri ise şöyle I Ne çok acı var II Sapere Aude III Gerçeği incitmeden IV İyilik problemiV Ya sen Sen ne yaptın VI Kötülüğün sınırlarıVII Kötülük bir nedir VIII Simone Weil in hayaliIX Ve yer sarsıldığındaSokratik diyaloglar sayfalar boyu sürüp giderken satırlar arasından okurun karşısına Çaylak ın cömertçe paylaştığı duygu dünyasına dair izler eski bir şarkı antik bir şiir ve Simone Weil gibi şaşırtıcı bir Felsefî karakterin de çıkıverdiği bu yedinci kitap her zaman olduğu gibi Çaylak ile Filozof un gerçek yaşamlarına dair tuhaf sırlar sürprizler ve ipuçları ile bitiyor Tanıtım Bülteninden

Uğurböceği Yayınları
Kalbim kırılmış falan değildi Aynaya baktığımda ne gördüğümün gayet farkındaydım ben Gözlüklerimi çıkardığımda hafif şaşı oluyordum Kulaklarım biraz kepçeydi Kollarım ve bacaklarım güçsüzdü Solucan kadar zayıftım ve boyum da bir türlü uzamıyordu Sesim ise belki bir süre sonra değişecekti ama bir saksağanınki kadar çirkindi Sivilcelerim vardı Ve her geçen gün sayıları artmaktaydı Saçım da iki tepeliydi Onları ne tarafa taramam gerektiğine bir türlü karar verebilmiş değildim Bütün bunlar yetmezmiş gibi terlediğimde fare ölüsü gibi kokuyordum Şükürler olsun gülerken ya da konuşurken içerisi görünen bir ağzım yok Dişlerim bir kunduzun dişlerine benziyordu çünkü Hem sarı hem de kazma gibi Onlara tel takacaklardı Filozof Dr Ortodontist ten randevu bile ayarlamıştı Yani bütün bunlar yetmezmiş gibi yıllarca ağzımda tellerle dolaşacaktım Sırf kendimi iyi hissedeyim diye bana Sen çok yakışıklısın Robert Redford seni görse depresyona girer oyunculuğu bırakır ve hayatını bir çiftlikte atlara fısıldayarak geçirirdi deseydi Filozof a inanacak mıydım sanki Elbette inanmayacaktım img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Uğurböceği
Hadi diyelim benim göremeyeceğim bir gelecekte insanoğlu ipleri bütün bütün yapay zekânın eline kaptırdı Sence ne olur Çaylak Ne yapabilir yapay zekâ bize Ben yapay zekânın insanlaşmasından korkmuyorum evlat Ben insanların yapaylaşmasından hissiz duygusuz üzülmeyen acı çekmeyen içinde bir yerlerde aha şurada göğsünün hemen altında bir acı bir boşluk bir vicdan azabı hissetmeyen kalbi kan pompasına dönmüş insanlardan korkuyorum Ama evet Belki de haklısın Korkmalı İnsanlık yapay zekânın başımıza açabileceği muhtemel tehlikelerden çok korkmalı Çünkü biz hepimiz o kadar insanlıktan çıktık ki o kadar yapaylaştık ki biz Helâkimiz de yapay bir helâk olacak Hiçbir gerçek felaket ellerini bizimle kirletmek istemeyecek

Uğurböceği Yayınları
Hadi diyelim benim göremeyeceğim bir gelecekte insanoğlu ipleri bütün bütün yapay zekânın eline kaptırdı Sence ne olur Çaylak Ne yapabilir yapay zekâ bize Ben yapay zekânın insanlaşmasından korkmuyorum evlat Ben insanların yapaylaşmasından hissiz duygusuz üzülmeyen acı çekmeyen içinde bir yerlerde aha şurada göğsünün hemen altında bir acı bir boşluk bir vicdan azabı hissetmeyen kalbi kan pompasına dönmüş insanlardan korkuyorum Ama evet Belki de haklısın Korkmalı İnsanlık yapay zekânın başımıza açabileceği muhtemel tehlikelerden çok korkmalı Çünkü biz hepimiz o kadar insanlıktan çıktık ki o kadar yapaylaştık ki biz Helâkimiz de yapay bir helâk olacak Hiçbir gerçek felaket ellerini bizimle kirletmek istemeyecek img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Uğurböceği Yayınları
Gerek insanların kendi elleri ile birbirlerine yaptıkları kötülükler gerek dünyanın yaradılışı gereği maruz kaldığımız çeşitli sebeplerden zarar gördüğümüz deprem vs gibi olumsuz durumlar karşısında nasıl bir bakışa sahip olmalıyız ki gözümüzün önündeki kötülükleri Yaratıcı ile aramıza değil de durmaları gereken yere koyabilelim Hepimizin gözleri önünde Gazze de yaşanan dehşetli hadiselere Nerede bir mazlum varsa orası vicdanım için öz vatan gibidir diyen Filozof un verdiği tepkiler ve Çaylak ın şiddetli öfke nöbetleri ile açılan kitap Çaylak ın cesurca sorduğu sorular eşliğinde ilerlerken Filozof kötülük problemini bir problem olarak görüp ona bir cevap vermek ve teodiseleri arka arkaya sıralamak yerine Çaylak a bir bakış açısı sunmayı tercih ediyor Çünkü o cevabın doğru bir bakış açısı ile bakmayı başarabilen herkesin görebileceği bir yerde durduğuna inanmaktadır Dokuz bölümden oluşan kitabın bölüm isimleri ise şöyle I Ne çok acı var II Sapere Aude III Gerçeği incitmeden IV İyilik problemi V Ya sen Sen ne yaptın VI Kötülüğün sınırları VII Kötülük bir nedir VIII Simone Weil in hayali IX Ve yer sarsıldığında Sokratik diyaloglar sayfalar boyu sürüp giderken satırlar arasından okurun karşısına Çaylak ın cömertçe paylaştığı duygu dünyasına dair izler eski bir şarkı antik bir şiir ve Simone Weil gibi şaşırtıcı bir Felsefî karakterin de çıkıverdiği bu yedinci kitap her zaman olduğu gibi Çaylak ile Filozof un gerçek yaşamlarına dair tuhaf sırlar sürprizler ve ipuçları ile bitiyor img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img