Cerhu l Akâid 2 — Ahmet Işıklar

Cerhu l Akâid 2
Ahmet IşıklarAraştırma Yayınları
Cerhu l Akâid 2
Ahmet Işıklarİslam Dünyası nda bin yıldır mutlak hükümranlık kuran Ehl i Sünnet in insanın yaratıcılığını inkârı İslam Toplumları açısından pratikte çok kötü sonuçlar doğurmuştur Çünkü insanın irâdesinin ve buna bağlı olarak yaratıcılığının kısıtlanması İslam Toplumları nı tabiatıyla önce pasifliğe bunun bir sonucu olarak da başka milletlere bağımlı olmaya sürüklemiştir Zira yaratıcılık demek aynı zamanda üreticilik demek olduğundan insanın yaratıcılığının inkârı başta düşünce sanat bilim ve teknoloji olmak üzere her türlü üretimden geri kalınması ve dolayısıyla Müslümanlar ın üreten toplumlara bağımlı olmaları sonucunu doğurmuştur Günümüze de bakıldığında çok açıktır ki üreten toplumlar fikrî ilmî iktisâdî siyasî askerî ve diğer her alanda üretmeyen ya da az üreten toplumlardan çok daha güçlüdürler ve onlara tahakküm etmektedirler Çünkü başta düşünce ve bilgi üretmek ve tabiî ki bunları kullanmak son derece önemli bir güçtür ve bunları üretmeyen toplumlar her zaman üretenlerin boyunduruğu altında yaşamaya mahkûm olurlar Bu konuda sözü uzatmaya gerek olmayıp dünyanın hâlihazırdaki durumu ortadadır Şu bir hakîkattir ki bir toplumda ehliyet ve liyâkat ile adâlet ve hakkâniyet ilkeleri yok olmuşsa eğer bu o toplum için helâk anlamına gelmektedir Nitekim Kur an da helâk edildikleri haber verilen toplumların kıssaları incelendiğinde bunun en önemli sebebinin Hak ve adâletten ayrılmaları ve zulme gömülmeleri olduğu görülecektir Dolayısıyla bugün İslam Dünyası nın helâk sürecini yaşıyor olmasının sebeplerini dışarıda değil kesinlikle toplumun bizzat iç yapısında ve inanç kodlarında aramak gerekmektedir İşte bu kitabın yazılış amacı da haddizâtında kuru mezhep tartışmaları ve gereksiz itikâdî polemikler yapmak olmayıp İslam Toplumları nın içinde bulunduğu bu mel ûn ve meş ûm duruma dikkat çekmektir ki belki bir inzâr veya bir intizâr olur

Araştırma Yayınları
İslam Dünyası nda bin yıldır mutlak hükümranlık kuran Ehl i Sünnet in insanın yaratıcılığını inkârı İslam Toplumları açısından pratikte çok kötü sonuçlar doğurmuştur Çünkü insanın irâdesinin ve buna bağlı olarak yaratıcılığının kısıtlanması İslam Toplumları nı tabiatıyla önce pasifliğe bunun bir sonucu olarak da başka milletlere bağımlı olmaya sürüklemiştir Zira yaratıcılık demek aynı zamanda üreticilik demek olduğundan insanın yaratıcılığının inkârı başta düşünce sanat bilim ve teknoloji olmak üzere her türlü üretimden geri kalınması ve dolayısıyla Müslümanlar ın üreten toplumlara bağımlı olmaları sonucunu doğurmuştur Günümüze de bakıldığında çok açıktır ki üreten toplumlar fikrî ilmî iktisâdî siyasî askerî ve diğer her alanda üretmeyen ya da az üreten toplumlardan çok daha güçlüdürler ve onlara tahakküm etmektedirler Çünkü başta düşünce ve bilgi üretmek ve tabiî ki bunları kullanmak son derece önemli bir güçtür ve bunları üretmeyen toplumlar her zaman üretenlerin boyunduruğu altında yaşamaya mahkûm olurlar Bu konuda sözü uzatmaya gerek olmayıp dünyanın hâlihazırdaki durumu ortadadır Şu bir hakîkattir ki bir toplumda ehliyet ve liyâkat ile adâlet ve hakkâniyet ilkeleri yok olmuşsa eğer bu o toplum için helâk anlamına gelmektedir Nitekim Kur an da helâk edildikleri haber verilen toplumların kıssaları incelendiğinde bunun en önemli sebebinin Hak ve adâletten ayrılmaları ve zulme gömülmeleri olduğu görülecektir Dolayısıyla bugün İslam Dünyası nın helâk sürecini yaşıyor olmasının sebeplerini dışarıda değil kesinlikle toplumun bizzat iç yapısında ve inanç kodlarında aramak gerekmektedir İşte bu kitabın yazılış amacı da haddizâtında kuru mezhep tartışmaları ve gereksiz itikâdî polemikler yapmak olmayıp İslam Toplumları nın içinde bulunduğu bu mel ûn ve meş ûm duruma dikkat çekmektir ki belki bir inzâr veya bir intizâr olur

Araştırma Yayınları
Mu tezile genel olarak serbest düşünme yanlısı ve insanların kafasına takılan her konuya açıklık getirme eğiliminde olan bir düşünce okulu olarak tartışılan meseleler hakkında söz söyleme gereği duymuş ve söz kelimesinin Arapça sı kelâm olduğu için de bu düşünce müktesebâtının oluşturduğu ilme Kelâm İlmi denilmiştir Kelâm İlmi İslam ın ilk dönemlerinde karşılaşılan Yahudîlik ve Hristiyanlık dinleri ile ayrıca İran Yunan Çin ve Hint gibi çevre kültür ve medeniyetlerin etkisiyle Müslümanlar ın gündemine giren çeşitli meseleler hakkında İslam ın Sözü olarak ortaya çıkarak daha çok dış inanç ve felsefelere karşı İslam Düşüncesi nin yaklaşımını ortaya koymayı amaçlamıştır Hârici unsurlara karşı İslam ın sesi ve sözü olma görevini ilk üstlenenler daha çok Mu tezilî âlimler olmuş ve böylece Kelâm İlmi nin kurucuları da onlar olmuşlardır Nitekim Mu tezile nin bu serbest ve geniş düşünme eğiliminde olması neticesinde İslam Dünyası ilk asırlarda düşüncede ve bilimde çok büyük bir inkışâfa mazhar olmuş Büyük İslam Medeniyeti denilen çağ da Mu tezile nin etkin olduğu bu dönemlerde gerçekleşmiştir Ancak serbest düşünceden haz etmeyen zira akıllı ve bilinçli insanları diledikleri gibi yönetmenin zor olduğunu bilen siyasî iktidarlar bu serbest düşünme anlayışını ortadan kaldırıp yerine halkı koyun sürüsü hâline getirmeyi ve böylece onları kolay bir biçimde gütmeyi sağlamak üzere Akâid diye bir şey icad edip sâbit birtakım düşünceleri değişmez din kuralları itikâd olarak insanlara dayattılar Bu dogmatik anlayışın topluma yerleşmesi ile serbest düşünme yok olup sâbit düşünce egemen oldu böylece Kelâm İlmi de yerini Akâid İlmi ne bırakmış oldu İslam Dünyası nda serbest düşünmenin yok olması ile ilmî ve medenî tekâmül de ortadan kalktı inkışâfın açılım yerine inkisâr kırılma ve infisâd bozulma egemen oldu

Araştırma Yayınları
Mu tezile genel olarak serbest düşünme yanlısı ve insanların kafasına takılan her konuya açıklık getirme eğiliminde olan bir düşünce okulu olarak tartışılan meseleler hakkında söz söyleme gereği duymuş ve söz kelimesinin Arapça sı kelâm olduğu için de bu düşünce müktesebâtının oluşturduğu ilme Kelâm İlmi denilmiştir Kelâm İlmi İslam ın ilk dönemlerinde karşılaşılan Yahudîlik ve Hristiyanlık dinleri ile ayrıca İran Yunan Çin ve Hint gibi çevre kültür ve medeniyetlerin etkisiyle Müslümanlar ın gündemine giren çeşitli meseleler hakkında İslam ın Sözü olarak ortaya çıkarak daha çok dış inanç ve felsefelere karşı İslam Düşüncesi nin yaklaşımını ortaya koymayı amaçlamıştır Hârici unsurlara karşı İslam ın sesi ve sözü olma görevini ilk üstlenenler daha çok Mu tezilî âlimler olmuş ve böylece Kelâm İlmi nin kurucuları da onlar olmuşlardır Nitekim Mu tezile nin bu serbest ve geniş düşünme eğiliminde olması neticesinde İslam Dünyası ilk asırlarda düşüncede ve bilimde çok büyük bir inkışâfa mazhar olmuş Büyük İslam Medeniyeti denilen çağ da Mu tezile nin etkin olduğu bu dönemlerde gerçekleşmiştir Ancak serbest düşünceden haz etmeyen zira akıllı ve bilinçli insanları diledikleri gibi yönetmenin zor olduğunu bilen siyasî iktidarlar bu serbest düşünme anlayışını ortadan kaldırıp yerine halkı koyun sürüsü hâline getirmeyi ve böylece onları kolay bir biçimde gütmeyi sağlamak üzere Akâid diye bir şey icad edip sâbit birtakım düşünceleri değişmez din kuralları itikâd olarak insanlara dayattılar Bu dogmatik anlayışın topluma yerleşmesi ile serbest düşünme yok olup sâbit düşünce egemen oldu böylece Kelâm İlmi de yerini Akâid İlmi ne bırakmış oldu İslam Dünyası nda serbest düşünmenin yok olması ile ilmî ve medenî tekâmül de ortadan kalktı inkışâfın açılım yerine inkisâr kırılma ve infisâd bozulma egemen oldu

Araştırma Yayınları
İslam Dünyası nda bin yıldır mutlak hükümranlık kuran Ehl i Sünnet in insanın yaratıcılığını inkârı İslam Toplumları açısından pratikte çok kötü sonuçlar doğurmuştur Çünkü insanın irâdesinin ve buna bağlı olarak yaratıcılığının kısıtlanması İslam Toplumları nı tabiatıyla önce pasifliğe bunun bir sonucu olarak da başka milletlere bağımlı olmaya sürüklemiştir Zira yaratıcılık demek aynı zamanda üreticilik demek olduğundan insanın yaratıcılığının inkârı başta düşünce sanat bilim ve teknoloji olmak üzere her türlü üretimden geri kalınması ve dolayısıyla Müslümanlar ın üreten toplumlara bağımlı olmaları sonucunu doğurmuştur Günümüze de bakıldığında çok açıktır ki üreten toplumlar fikrî ilmî iktisâdî siyasî askerî ve diğer her alanda üretmeyen ya da az üreten toplumlardan çok daha güçlüdürler ve onlara tahakküm etmektedirler Çünkü başta düşünce ve bilgi üretmek ve tabiî ki bunları kullanmak son derece önemli bir güçtür ve bunları üretmeyen toplumlar her zaman üretenlerin boyunduruğu altında yaşamaya mahkûm olurlar Bu konuda sözü uzatmaya gerek olmayıp dünyanın hâlihazırdaki durumu ortadadır Şu bir hakîkattir ki bir toplumda ehliyet ve liyâkat ile adâlet ve hakkâniyet ilkeleri yok olmuşsa eğer bu o toplum için helâk anlamına gelmektedir Nitekim Kur an da helâk edildikleri haber verilen toplumların kıssaları incelendiğinde bunun en önemli sebebinin Hak ve adâletten ayrılmaları ve zulme gömülmeleri olduğu görülecektir Dolayısıyla bugün İslam Dünyası nın helâk sürecini yaşıyor olmasının sebeplerini dışarıda değil kesinlikle toplumun bizzat iç yapısında ve inanç kodlarında aramak gerekmektedir İşte bu kitabın yazılış amacı da haddizâtında kuru mezhep tartışmaları ve gereksiz itikâdî polemikler yapmak olmayıp İslam Toplumları nın içinde bulunduğu bu mel ûn ve meş ûm duruma dikkat çekmektir ki belki bir inzâr veya bir intizâr olur

Araştırma Yayınları
Mu tezile genel olarak serbest düşünme yanlısı ve insanların kafasına takılan her konuya açıklık getirme eğiliminde olan bir düşünce okulu olarak tartışılan meseleler hakkında söz söyleme gereği duymuş ve söz kelimesinin Arapça sı kelâm olduğu için de bu düşünce müktesebâtının oluşturduğu ilme Kelâm İlmi denilmiştir Kelâm İlmi İslam ın ilk dönemlerinde karşılaşılan Yahudîlik ve Hristiyanlık dinleri ile ayrıca İran Yunan Çin ve Hint gibi çevre kültür ve medeniyetlerin etkisiyle Müslümanlar ın gündemine giren çeşitli meseleler hakkında İslam ın Sözü olarak ortaya çıkarak daha çok dış inanç ve felsefelere karşı İslam Düşüncesi nin yaklaşımını ortaya koymayı amaçlamıştır Hârici unsurlara karşı İslam ın sesi ve sözü olma görevini ilk üstlenenler daha çok Mu tezilî âlimler olmuş ve böylece Kelâm İlmi nin kurucuları da onlar olmuşlardır Nitekim Mu tezile nin bu serbest ve geniş düşünme eğiliminde olması neticesinde İslam Dünyası ilk asırlarda düşüncede ve bilimde çok büyük bir inkışâfa mazhar olmuş Büyük İslam Medeniyeti denilen çağ da Mu tezile nin etkin olduğu bu dönemlerde gerçekleşmiştir Ancak serbest düşünceden haz etmeyen zira akıllı ve bilinçli insanları diledikleri gibi yönetmenin zor olduğunu bilen siyasî iktidarlar bu serbest düşünme anlayışını ortadan kaldırıp yerine halkı koyun sürüsü hâline getirmeyi ve böylece onları kolay bir biçimde gütmeyi sağlamak üzere Akâid diye bir şey icad edip sâbit birtakım düşünceleri değişmez din kuralları itikâd olarak insanlara dayattılar Bu dogmatik anlayışın topluma yerleşmesi ile serbest düşünme yok olup sâbit düşünce egemen oldu böylece Kelâm İlmi de yerini Akâid İlmi ne bırakmış oldu İslam Dünyası nda serbest düşünmenin yok olması ile ilmî ve medenî tekâmül de ortadan kalktı inkışâfın açılım yerine inkisâr kırılma ve infisâd bozulma egemen oldu

Araştırma Yayınları
Ahmet Işıklar tarafından kaleme alınan Cerhu l Akâid 1 Araştırma Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Cerhu l Akâid 1 Ahmet Işıklar Kitap Özeti İslam Dünyası nda bin yıldır mutlak hükümranlık kuran Ehl i Sünnet in insanın yaratıcılığını inkârı İslam Toplumları açısından pratikte çok kötü sonuçlar doğurmuştur Çünkü insanın irâdesinin ve buna bağlı olarak yaratıcılığının kısıtlanması İslam Toplumları nı tabiatıyla önce pasifliğe bunun bir sonucu olarak da başka milletlere bağımlı olmaya sürüklemiştir Zira yaratıcılık demek aynı zamanda üreticilik demek olduğundan insanın yaratıcılığının inkârı başta düşünce sanat bilim ve teknoloji olmak üzere her türlü üretimden geri kalınması ve dolayısıyla Müslümanlar ın üreten toplumlara bağımlı olmaları sonucunu doğurmuştur Günümüze de bakıldığında çok açıktır ki üreten toplumlar fikrî ilmî iktisâdî siyasî askerî ve diğer her alanda üretmeyen ya da az üreten toplumlardan çok daha güçlüdürler ve onlara tahakküm etmektedirler Çünkü başta düşünce ve bilgi üretmek ve tabiî ki bunları kullanmak son derece önemli bir güçtür ve bunları üretmeyen toplumlar her zaman üretenlerin boyunduruğu altında yaşamaya mahkûm olurlar Bu konuda sözü uzatmaya gerek olmayıp dünyanın hâlihazırdaki durumu ortadadır Şu bir hakîkattir ki bir toplumda ehliyet ve liyâkat ile adâlet ve hakkâniyet ilkeleri yok olmuşsa eğer bu o toplum için helâk anlamına gelmektedir Nitekim Kur an da helâk edildikleri haber verilen toplumların kıssaları incelendiğinde bunun en önemli sebebinin Hak ve adâletten ayrılmaları ve zulme gömülmeleri olduğu görülecektir Dolayısıyla bugün İslam Dünyası nın helâk sürecini yaşıyor olmasının sebeplerini dışarıda değil kesinlikle toplumun bizzat iç yapısında ve inanç kodlarında aramak gerekmektedir İşte bu kitabın yazılış amacı da haddizâtında kuru mezhep tartışmaları ve gereksiz itikâdî polemikler yapmak olmayıp İslam Toplumları nın içinde bulunduğu bu mel ûn ve meş ûm duruma dikkat çekmektir ki belki bir inzâr veya bir intizâr olur Yayınevi Araştırma Yayınları Yazar Ahmet Işıklar Sayfa 578 Sayfa Kağıt 2 Hamur Ciltli Boyut 14 00x23 00 cm Basım Yılı Kasım 2024 Barkod 9786257283878 Kategori Araştırma İnceleme İslam Eğitimi

Araştırma Yayınları
İslam Dünyası nda bin yıldır mutlak hükümranlık kuran Ehl i Sünnet in insanın yaratıcılığını inkârı İslam Toplumları açısından pratikte çok kötü sonuçlar doğurmuştur Çünkü insanın irâdesinin ve buna bağlı olarak yaratıcılığının kısıtlanması İslam Toplumları nı tabiatıyla önce pasifliğe bunun bir sonucu olarak da başka milletlere bağımlı olmaya sürüklemiştir Zira yaratıcılık demek aynı zamanda üreticilik demek olduğundan insanın yaratıcılığının inkârı başta düşünce sanat bilim ve teknoloji olmak üzere her türlü üretimden geri kalınması ve dolayısıyla Müslümanlar ın üreten toplumlara bağımlı olmaları sonucunu doğurmuştur Günümüze de bakıldığında çok açıktır ki üreten toplumlar fikrî ilmî iktisâdî siyasî askerî ve diğer her alanda üretmeyen ya da az üreten toplumlardan çok daha güçlüdürler ve onlara tahakküm etmektedirler Çünkü başta düşünce ve bilgi üretmek ve tabiî ki bunları kullanmak son derece önemli bir güçtür ve bunları üretmeyen toplumlar her zaman üretenlerin boyunduruğu altında yaşamaya mahkûm olurlar Bu konuda sözü uzatmaya gerek olmayıp dünyanın hâlihazırdaki durumu ortadadır Şu bir hakîkattir ki bir toplumda ehliyet ve liyâkat ile adâlet ve hakkâniyet ilkeleri yok olmuşsa eğer bu o toplum için helâk anlamına gelmektedir Nitekim Kur an da helâk edildikleri haber verilen toplumların kıssaları incelendiğinde bunun en önemli sebebinin Hak ve adâletten ayrılmaları ve zulme gömülmeleri olduğu görülecektir Dolayısıyla bugün İslam Dünyası nın helâk sürecini yaşıyor olmasının sebeplerini dışarıda değil kesinlikle toplumun bizzat iç yapısında ve inanç kodlarında aramak gerekmektedir İşte bu kitabın yazılış amacı da haddizâtında kuru mezhep tartışmaları ve gereksiz itikâdî polemikler yapmak olmayıp İslam Toplumları nın içinde bulunduğu bu mel ûn ve meş ûm duruma dikkat çekmektir ki belki bir inzâr veya bir intizâr olur

Araştırma Yayınları
Ahmet Işıklar tarafından kaleme alınan Cerhu l Akâid 2 Araştırma Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Cerhu l Akâid 2 Ahmet Işıklar Kitap Özeti Mu tezile genel olarak serbest düşünme yanlısı ve insanların kafasına takılan her konuya açıklık getirme eğiliminde olan bir düşünce okulu olarak tartışılan meseleler hakkında söz söyleme gereği duymuş ve söz kelimesinin Arapça sı kelâm olduğu için de bu düşünce müktesebâtının oluşturduğu ilme Kelâm İlmi denilmiştir Kelâm İlmi İslam ın ilk dönemlerinde karşılaşılan Yahudîlik ve Hristiyanlık dinleri ile ayrıca İran Yunan Çin ve Hint gibi çevre kültür ve medeniyetlerin etkisiyle Müslümanlar ın gündemine giren çeşitli meseleler hakkında İslam ın Sözü olarak ortaya çıkarak daha çok dış inanç ve felsefelere karşı İslam Düşüncesi nin yaklaşımını ortaya koymayı amaçlamıştır Hârici unsurlara karşı İslam ın sesi ve sözü olma görevini ilk üstlenenler daha çok Mu tezilî âlimler olmuş ve böylece Kelâm İlmi nin kurucuları da onlar olmuşlardır Nitekim Mu tezile nin bu serbest ve geniş düşünme eğiliminde olması neticesinde İslam Dünyası ilk asırlarda düşüncede ve bilimde çok büyük bir inkışâfa mazhar olmuş Büyük İslam Medeniyeti denilen çağ da Mu tezile nin etkin olduğu bu dönemlerde gerçekleşmiştir Ancak serbest düşünceden haz etmeyen zira akıllı ve bilinçli insanları diledikleri gibi yönetmenin zor olduğunu bilen siyasî iktidarlar bu serbest düşünme anlayışını ortadan kaldırıp yerine halkı koyun sürüsü hâline getirmeyi ve böylece onları kolay bir biçimde gütmeyi sağlamak üzere Akâid diye bir şey icad edip sâbit birtakım düşünceleri değişmez din kuralları itikâd olarak insanlara dayattılar Bu dogmatik anlayışın topluma yerleşmesi ile serbest düşünme yok olup sâbit düşünce egemen oldu böylece Kelâm İlmi de yerini Akâid İlmi ne bırakmış oldu İslam Dünyası nda serbest düşünmenin yok olması ile ilmî ve medenî tekâmül de ortadan kalktı inkışâfın açılım yerine inkisâr kırılma ve infisâd bozulma egemen oldu Yayınevi Araştırma Yayınları Yazar Ahmet Işıklar Sayfa 602 Sayfa Kağıt 2 Hamur Ciltli Boyut 14 00x23 00 cm Basım Yılı Kasım 2024 Barkod 9786257283885 Kategori Araştırma İnceleme İslam Eğitimi

Araştırma Yayınları
Mu tezile genel olarak serbest düşünme yanlısı ve insanların kafasına takılan her konuya açıklık getirme eğiliminde olan bir düşünce okulu olarak tartışılan meseleler hakkında söz söyleme gereği duymuş ve söz kelimesinin Arapça sı kelâm olduğu için de bu düşünce müktesebâtının oluşturduğu ilme Kelâm İlmi denilmiştir Kelâm İlmi İslam ın ilk dönemlerinde karşılaşılan Yahudîlik ve Hristiyanlık dinleri ile ayrıca İran Yunan Çin ve Hint gibi çevre kültür ve medeniyetlerin etkisiyle Müslümanlar ın gündemine giren çeşitli meseleler hakkında İslam ın Sözü olarak ortaya çıkarak daha çok dış inanç ve felsefelere karşı İslam Düşüncesi nin yaklaşımını ortaya koymayı amaçlamıştır Hârici unsurlara karşı İslam ın sesi ve sözü olma görevini ilk üstlenenler daha çok Mu tezilî âlimler olmuş ve böylece Kelâm İlmi nin kurucuları da onlar olmuşlardır Nitekim Mu tezile nin bu serbest ve geniş düşünme eğiliminde olması neticesinde İslam Dünyası ilk asırlarda düşüncede ve bilimde çok büyük bir inkışâfa mazhar olmuş Büyük İslam Medeniyeti denilen çağ da Mu tezile nin etkin olduğu bu dönemlerde gerçekleşmiştir Ancak serbest düşünceden haz etmeyen zira akıllı ve bilinçli insanları diledikleri gibi yönetmenin zor olduğunu bilen siyasî iktidarlar bu serbest düşünme anlayışını ortadan kaldırıp yerine halkı koyun sürüsü hâline getirmeyi ve böylece onları kolay bir biçimde gütmeyi sağlamak üzere Akâid diye bir şey icad edip sâbit birtakım düşünceleri değişmez din kuralları itikâd olarak insanlara dayattılar Bu dogmatik anlayışın topluma yerleşmesi ile serbest düşünme yok olup sâbit düşünce egemen oldu böylece Kelâm İlmi de yerini Akâid İlmi ne bırakmış oldu İslam Dünyası nda serbest düşünmenin yok olması ile ilmî ve medenî tekâmül de ortadan kalktı inkışâfın açılım yerine inkisâr kırılma ve infisâd bozulma egemen oldu

Araştırma
İslam Dünyası nda bin yıldır mutlak hükümranlık kuran Ehl i Sünnet in insanın yaratıcılığını inkârı İslam Toplumları açısından pratikte çok kötü sonuçlar doğurmuştur Çünkü insanın irâdesinin ve buna bağlı olarak yaratıcılığının kısıtlanması İslam Toplumları nı tabiatıyla önce pasifliğe bunun bir sonucu olarak da başka milletlere bağımlı olmaya sürüklemiştir Zira yaratıcılık demek aynı zamanda üreticilik demek olduğundan insanın yaratıcılığının inkârı başta düşünce sanat bilim ve teknoloji olmak üzere her türlü üretimden geri kalınması ve dolayısıyla Müslümanlar ın üreten toplumlara bağımlı olmaları sonucunu doğurmuştur Günümüze de bakıldığında çok açıktır ki üreten toplumlar fikrî ilmî iktisâdî siyasî askerî ve diğer her alanda üretmeyen ya da az üreten toplumlardan çok daha güçlüdürler ve onlara tahakküm etmektedirler Çünkü başta düşünce ve bilgi üretmek ve tabiî ki bunları kullanmak son derece önemli bir güçtür ve bunları üretmeyen toplumlar her zaman üretenlerin boyunduruğu altında yaşamaya mahkûm olurlar Bu konuda sözü uzatmaya gerek olmayıp dünyanın hâlihazırdaki durumu ortadadır Şu bir hakîkattir ki bir toplumda ehliyet ve liyâkat ile adâlet ve hakkâniyet ilkeleri yok olmuşsa eğer bu o toplum için helâk anlamına gelmektedir Nitekim Kur an da helâk edildikleri haber verilen toplumların kıssaları incelendiğinde bunun en önemli sebebinin Hak ve adâletten ayrılmaları ve zulme gömülmeleri olduğu görülecektir Dolayısıyla bugün İslam Dünyası nın helâk sürecini yaşıyor olmasının sebeplerini dışarıda değil kesinlikle toplumun bizzat iç yapısında ve inanç kodlarında aramak gerekmektedir İşte bu kitabın yazılış amacı da haddizâtında kuru mezhep tartışmaları ve gereksiz itikâdî polemikler yapmak olmayıp İslam Toplumları nın içinde bulunduğu bu mel ûn ve meş ûm duruma dikkat çekmektir ki belki bir inzâr veya bir intizâr olur

Araştırma
Mu tezile genel olarak serbest düşünme yanlısı ve insanların kafasına takılan her konuya açıklık getirme eğiliminde olan bir düşünce okulu olarak tartışılan meseleler hakkında söz söyleme gereği duymuş ve söz kelimesinin Arapça sı kelâm olduğu için de bu düşünce müktesebâtının oluşturduğu ilme Kelâm İlmi denilmiştir Kelâm İlmi İslam ın ilk dönemlerinde karşılaşılan Yahudîlik ve Hristiyanlık dinleri ile ayrıca İran Yunan Çin ve Hint gibi çevre kültür ve medeniyetlerin etkisiyle Müslümanlar ın gündemine giren çeşitli meseleler hakkında İslam ın Sözü olarak ortaya çıkarak daha çok dış inanç ve felsefelere karşı İslam Düşüncesi nin yaklaşımını ortaya koymayı amaçlamıştır Hârici unsurlara karşı İslam ın sesi ve sözü olma görevini ilk üstlenenler daha çok Mu tezilî âlimler olmuş ve böylece Kelâm İlmi nin kurucuları da onlar olmuşlardır Nitekim Mu tezile nin bu serbest ve geniş düşünme eğiliminde olması neticesinde İslam Dünyası ilk asırlarda düşüncede ve bilimde çok büyük bir inkışâfa mazhar olmuş Büyük İslam Medeniyeti denilen çağ da Mu tezile nin etkin olduğu bu dönemlerde gerçekleşmiştir Ancak serbest düşünceden haz etmeyen zira akıllı ve bilinçli insanları diledikleri gibi yönetmenin zor olduğunu bilen siyasî iktidarlar bu serbest düşünme anlayışını ortadan kaldırıp yerine halkı koyun sürüsü hâline getirmeyi ve böylece onları kolay bir biçimde gütmeyi sağlamak üzere Akâid diye bir şey icad edip sâbit birtakım düşünceleri değişmez din kuralları itikâd olarak insanlara dayattılar Bu dogmatik anlayışın topluma yerleşmesi ile serbest düşünme yok olup sâbit düşünce egemen oldu böylece Kelâm İlmi de yerini Akâid İlmi ne bırakmış oldu İslam Dünyası nda serbest düşünmenin yok olması ile ilmî ve medenî tekâmül de ortadan kalktı inkışâfın açılım yerine inkisâr kırılma ve infisâd bozulma egemen oldu