Çetin Ce — Metin Kaya

Çetin Ce
Metin KayaSancı Yayınları
Çetin Ce
Metin KayaCoğrafyasının bütün seslerini ve renklerini de bohçasına alarak gitti dilini geleneğini bilmediği bir yere Uzun bir yolculuktan sonra dilini ve yerini bilmediği memleketin kınasız gelinlerinden oldu Akşam karanlığında bir köy evine vardılar Korkuyla çarpan bir yürek yol yorgunluğu mide bulantısı uykusuzluk Ölgün ışıklar altından geçirilerek bir odada iskemleye oturtuldu Yüzlerini seçemediği insanlar odaya girip çıktılar Şaşkındı Anlamadığı bir dilden sesler duyuyordu Yüreği bir tarla kuşu yüreği gibi yerinden çıkacakmışçasına çarpıyordu Horoz sesiyle ayrıldığı yurdundan horoz sesiyle uyandı kül rengi şafağa Sabahın ışımasıyla birlikte kekik kokulu bedenini babası yaşlarında birinin yatağında bulmuştu Soğuk duvarlar arasında Şimdi çok üşüyorum anne diye mırıldandı

Sancı Yayınları
Coğrafyasının bütün seslerini ve renklerini de bohçasına alarak gitti dilini geleneğini bilmediği bir yere Uzun bir yolculuktan sonra dilini ve yerini bilmediği memleketin kınasız gelinlerinden oldu Akşam karanlığında bir köy evine vardılar Korkuyla çarpan bir yürek yol yorgunluğu mide bulantısı uykusuzluk Ölgün ışıklar altından geçirilerek bir odada iskemleye oturtuldu Yüzlerini seçemediği insanlar odaya girip çıktılar Şaşkındı Anlamadığı bir dilden sesler duyuyordu Yüreği bir tarla kuşu yüreği gibi yerinden çıkacakmışçasına çarpıyordu Horoz sesiyle ayrıldığı yurdundan horoz sesiyle uyandı kül rengi şafağa Sabahın ışımasıyla birlikte kekik kokulu bedenini babası yaşlarında birinin yatağında bulmuştu Soğuk duvarlar arasında Şimdi çok üşüyorum anne diye mırıldandı

Sancı Yayınları
Coğrafyasının bütün seslerini ve renklerini de bohçasına alarak gitti dilini geleneğini bilmediği bir yere Uzun bir yolculuktan sonra dilini ve yerini bilmediği memleketin kınasız gelinlerinden oldu Akşam karanlığında bir köy evine vardılar Korkuyla çarpan bir yürek yol yorgunluğu mide bulantısı uykusuzluk Ölgün ışıklar altından geçirilerek bir odada iskemleye oturtuldu Yüzlerini seçemediği insanlar odaya girip çıktılar Şaşkındı Anlamadığı bir dilden sesler duyuyordu Yüreği bir tarla kuşu yüreği gibi yerinden çıkacakmışçasına çarpıyordu Horoz sesiyle ayrıldığı yurdundan horoz sesiyle uyandı kül rengi şafağa Sabahın ışımasıyla birlikte kekik kokulu bedenini babası yaşlarında birinin yatağında bulmuştu Soğuk duvarlar arasında Şimdi çok üşüyorum anne diye mırıldandı

Sancı Yayınları
Coğrafyasının bütün seslerini ve renklerini de bohçasına alarak gitti dilini geleneğini bilmediği bir yere Uzun bir yolculuktan sonra dilini ve yerini bilmediği memleketin kınasız gelinlerinden oldu Akşam karanlığında bir köy evine vardılar Korkuyla çarpan bir yürek yol yorgunluğu mide bulantısı uykusuzluk Ölgün ışıklar altından geçirilerek bir odada iskemleye oturtuldu Yüzlerini seçemediği insanlar odaya girip çıktılar Şaşkındı Anlamadığı bir dilden sesler duyuyordu Yüreği bir tarla kuşu yüreği gibi yerinden çıkacakmışçasına çarpıyordu Horoz sesiyle ayrıldığı yurdundan horoz sesiyle uyandı kül rengi şafağa Sabahın ışımasıyla birlikte kekik kokulu bedenini babası yaşlarında birinin yatağında bulmuştu Soğuk duvarlar arasında Şimdi çok üşüyorum anne diye mırıldandı

SANCI YAYINLARI
Coğrafyasının bütün seslerini ve renklerini de bohçasına alarak gitti dilini geleneğini bilmediği bir yere Uzun bir yolculuktan sonra dilini ve yerini bilmediği memleketin kınasız gelinlerinden oldu Akşam karanlığında bir köy evine vardılar Korkuyla çarpan bir yürek yol yorgunluğu mide bulantısı uykusuzluk Ölgün ışıklar altından geçirilerek bir odada iskemleye oturtuldu Yüzlerini seçemediği insanlar odaya girip çıktılar Şaşkındı Anlamadığı bir dilden sesler duyuyordu Yüreği bir tarla kuşu yüreği gibi yerinden çıkacakmışçasına çarpıyordu Horoz sesiyle ayrıldığı yurdundan horoz sesiyle uyandı kül rengi şafağa Sabahın ışımasıyla birlikte kekik kokulu bedenini babası yaşlarında birinin yatağında bulmuştu Soğuk duvarlar arasında Şimdi çok üşüyorum anne diye mırıldandı

Sancı Yayınları
Coğrafyasının bütün seslerini ve renklerini de bohçasına alarak gitti dilini geleneğini bilmediği bir yere Uzun bir yolculuktan sonra dilini ve yerini bilmediği memleketin kınasız gelinlerinden oldu Akşam karanlığında bir köy evine vardılar Korkuyla çarpan bir yürek yol yorgunluğu mide bulantısı uykusuzluk Ölgün ışıklar altından geçirilerek bir odada iskemleye oturtuldu Yüzlerini seçemediği insanlar odaya girip çıktılar Şaşkındı Anlamadığı bir dilden sesler duyuyordu Yüreği bir tarla kuşu yüreği gibi yerinden çıkacakmışçasına çarpıyordu Horoz sesiyle ayrıldığı yurdundan horoz sesiyle uyandı kül rengi şafağa Sabahın ışımasıyla birlikte kekik kokulu bedenini babası yaşlarında birinin yatağında bulmuştu Soğuk duvarlar arasında Şimdi çok üşüyorum anne diye mırıldandı