Cevap Dilekçesi Verilmemesinin Sonuçları — Leyla Akyol Aslan

Cevap Dilekçesi Verilmemesinin Sonuçları
Leyla Akyol AslanYetkin Yayınları
Cevap Dilekçesi Verilmemesinin Sonuçları
Leyla Akyol AslanDavanın açılması üzerine mahkemece kendisine dava dilekçesi tebliğ edilen davalı dava dilekçesine karşı süresi içinde yazılı olarak cevap dilekçesi vererek anayasanın 36 ncı maddesinde güvence altına alınmış bulunan savunma hakkını kullanabilir Ancak davalı dava dilekçesine karşı mutlaka cevap dilekçesi vermek zorunda değildir Çünkü cevap dilekçesi vermek bir hak olup davalı için bir yük ya da yükümlülük teşkil etmemektedir Cevap dilekçesi verilmesi gibi verilmemesi de savunma hakkının kapsamına dâhil olan bir husustur Her ne kadar hukukta susma kural olarak ikrar sayılmamakta ise de davalının kendisine karşı açılmış bir davaya süresi içinde cevap dilekçesi vermeyerek susmasına medeni usul hukukunda bazı sonuçlar bağlanmıştır Bu sonuçlardan en önemlisi Hukuk Muhakemeleri Kanunu nun 128 inci maddesinde Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır şeklinde düzenlenmiştir Kanun koyucu süresinde cevap dilekçesi verilmemesine bağladığı bu özel sonuç dışında konu hakkında başka bir düzenleme yapmamıştır Her ne kadar m 128 de davayı inkâr dışında bir düzenleme yapılmamış ise de cevap dilekçesi verilmemesinin özellikle dilekçeler aşamasına etkisi ve davanın inkâr edilmiş sayılması nedeniyle inkâr kavramının anlamı inkâr savunmasının kapsamı değiştirilmesi ve genişletilmesi inkâr savunmasında ispat ve delil gösterme faaliyetinin nasıl gerçekleşeceği gibi konularda doktrinde farklı görüşler bulunduğu gibi uygulamada da çok farklı kararların verildiği görülmektedir İşte burada kısaca belirtilen teorik ve pratik önemi nedeniyle konunun doçentlik tezi olarak ele alınmasının uygun olacağını düşünerek bu kitabı hazırlamış bulunmaktayız Her ne kadar bu kitap aylarca süren yoğun bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkabilmiş ise de üzerimde emeği olan bana destek olan kişilere teşekkür etmemem vefasızlık anlamına gelirdi Bu vefasızlığı yapmamak için bana emek veren ve destek olan kişilere burada teşekkür etmek istiyorum Bu anlamda öncelikle akademik yaşantımda bana verdikleri emek yakın destek ve öğrettikleri için asistanlığını yaptığım kıymetli Hocalarım Prof Dr Ramazan ARSLAN a Prof Dr Ejder YILMAZ a Prof Dr Süha TANRIVER e şükranlarımı sunuyor ve çok teşekkür ediyorum Aramızdan ayrılarak ebediyete intikal eden ancak kendisini hiçbir zaman unutmadığım değerli Hocam Doç Dr Halûk KONURALP e bana kattıkları ve öğrettikleri için çok teşekkür ediyor kendisini özlem ve rahmetle anıyorum Hayatımın en zorlu günlerini geçirdiğim bir dönemde sorunlarımı paylaşarak bana destek olan yardımlarını esirgemeyen kıymetli hocalarım Prof Dr Enver BOZKURT a ve Prof Dr Köksal KOCAAĞA ya şükranlarımı sunuyor ve kendilerine çok teşekkür ediyorum Çocuklarını yetiştirmek için her türlü fedakârlığı gösteren onlardan hiçbir şeyi esirgemeyen sevgili Annem Zeynep AKYOL ve sevgili Babam Mustafa AKYOL a binlerce kez teşekkür ediyor şükranlarımı sunuyorum Ve belki de teşekkürü en çok hak eden sevgili eşim Doç Dr Kudret ASLAN Akademik yaşantım dâhil hayatımın her anında bana destek olan moral veren bana inanan ve beni cesaretlendiren tezimle ilgili konuları dakikalarca benimle tartışan birçok konuda farklı şekilde düşünsek de önerileriyle çalışmama katkı sunan ince esprileriyle beni dakikalarca güldürüp sıkıntılarımı dağıtan sevgili Eşim Sana teşekkür etmiyorum Çok teşekkür ediyorum Ve ben de sana iyi ki varsın diyorum Son olarak her zaman yakın ilgi ve desteğini benden esirgemeyen çalışmamın kısa süre içinde kitap halinde yayınlanmasını sağlayan Yetkin Yayınevi sahiplerinden Sayın Muharrem BAŞER ile Sayın Ziya GÜLKÖK e ve ayrıca başta Nilüfer AYDIN ERDOĞAN olmak üzere emeği geçen bütün Yayınevi Çalışanları na en içten teşekkürlerimi sunuyorum Önsözden

Yetkin Yayınları