MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Ceviz Yaprakları — Mehmet Emin Hacıköylü

Ceviz Yaprakları
192,00
RomanROMAN ÖYKÜRoman Yerli

Ceviz Yaprakları

Mehmet Emin Hacıköylü

Panama Yayıncılık

2024304 sf.
Ciltsiz
Kitap SepetiEn ucuz

Ceviz Yaprakları

Mehmet Emin Hacıköylü

İnsan mutluyken kötü bir olayı konduramaz hayatına unutur sevincin ve acının dengesini oysa hareket etmiştir kapı kapanmaya doğru ne göz görür ne de kalp anlar ve kapanır kapı Kapanan sadece kapı değildir ışık söner renk uçar ne dilde tat kalır ne de kulakta ses Geri dönülecek ne yol kalır ne insan bir boşluk kalır dolmayacak doldurulamayacak büyük bir boşluk Eray o büyük boşluğu hiç dolduramadı Artık ne açılacak ne de çalınacak bir kapısı vardı Eray bembeyaz bir çölde yürümeye çalışıyordu Gökyüzünde onlarca güneş vardı Sanki devasa bir film platosundaydı Gözlerini açamıyor açtığında kumun gökyüzünün beyazlığı gözlerine hücum ediyordu En ufak bir esinti dahi yoktu Eray hangi zamanda günün hangi saatinde olduğunu bilmiyordu Akşamın olmadığı günün batmadığı zamanın önemsizleştiği bir yerdeydi Kaleminden dökülen kelimeler mısralar hasretini daha da artırıyor çaresizliğin yalnızlık duygusunun tüm benliğini sardığını hissediyordu Mucize beklentisine giriyor bir telefon bir anons ile acılarının özleminin biteceğini Sedef e kavuşacağını hayal ediyordu Mısralarında bazen bir ağaca bir yaprağa bir martıya esen rüzgâra yağan yağmura geçip giden buluta İstanbul a Boğaz a gemilere yakamoza maviye yeşile Sedef e aşkını aktarmasını diliyor bazen gül kokusunda parlayan güneşte tan kızıllığında sabah serinliğinde bahar tazeliğinde Sedef i arıyordu

Kitap Ambarı
201,60

Panama Yayıncılık

2024304 sf.
İnce Kapak13,5 x 19,5
Kitap Ambarı

İnsan mutluyken kötü bir olayı konduramaz hayatına unutur sevincin ve acının dengesini oysa hareket etmiştir kapı kapanmaya doğru ne göz görür ne de kalp anlar ve kapanır kapı Kapanan sadece kapı değildir ışık söner renk uçar ne dilde tat kalır ne de kulakta ses Geri dönülecek ne yol kalır ne insan bir boşluk kalır dolmayacak doldurulamayacak büyük bir boşluk Eray o büyük boşluğu hiç dolduramadı Artık ne açılacak ne de çalınacak bir kapısı vardı Eray bembeyaz bir çölde yürümeye çalışıyordu Gökyüzünde onlarca güneş vardı Sanki devasa bir film platosundaydı Gözlerini açamıyor açtığında kumun gökyüzünün beyazlığı gözlerine hücum ediyordu En ufak bir esinti dahi yoktu Eray hangi zamanda günün hangi saatinde olduğunu bilmiyordu Akşamın olmadığı günün batmadığı zamanın önemsizleştiği bir yerdeydi Kaleminden dökülen kelimeler mısralar hasretini daha da artırıyor çaresizliğin yalnızlık duygusunun tüm benliğini sardığını hissediyordu Mucize beklentisine giriyor bir telefon bir anons ile acılarının özleminin biteceğini Sedef e kavuşacağını hayal ediyordu Mısralarında bazen bir ağaca bir yaprağa bir martıya esen rüzgâra yağan yağmura geçip giden buluta İstanbul a Boğaz a gemilere yakamoza maviye yeşile Sedef e aşkını aktarmasını diliyor bazen gül kokusunda parlayan güneşte tan kızıllığında sabah serinliğinde bahar tazeliğinde Sedef i arıyordu Tanıtım Bülteninden

Kitap Yurdu
208,00

PANAMA YAYINCILIK

23.02.2024304 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

İnsan mutluyken kötü bir olayı konduramaz hayatına unutur sevincin ve acının dengesini oysa hareket etmiştir kapı kapanmaya doğru ne göz görür ne de kalp anlar ve kapanır kapı Kapanan sadece kapı değildir ışık söner renk uçar ne dilde tat kalır ne de kulakta ses Geri dönülecek ne yol kalır ne insan bir boşluk kalır dolmayacak doldurulamayacak büyük bir boşluk Eray o büyük boşluğu hiç dolduramadı Artık ne açılacak ne de çalınacak bir kapısı vardı Eray bembeyaz bir çölde yürümeye çalışıyordu Gökyüzünde onlarca güneş vardı Sanki devasa bir film platosundaydı Gözlerini açamıyor açtığında kumun gökyüzünün beyazlığı gözlerine hücum ediyordu En ufak bir esinti dahi yoktu Eray hangi zamanda günün hangi saatinde olduğunu bilmiyordu Akşamın olmadığı günün batmadığı zamanın önemsizleştiği bir yerdeydi Kaleminden dökülen kelimeler mısralar hasretini daha da artırıyor çaresizliğin yalnızlık duygusunun tüm benliğini sardığını hissediyordu Mucize beklentisine giriyor bir telefon bir anons ile acılarının özleminin biteceğini Sedef e kavuşacağını hayal ediyordu Mısralarında bazen bir ağaca bir yaprağa bir martıya esen rüzgâra yağan yağmura geçip giden buluta İstanbul a Boğaz a gemilere yakamoza maviye yeşile Sedef e aşkını aktarmasını diliyor bazen gül kokusunda parlayan güneşte tan kızıllığında sabah serinliğinde bahar tazeliğinde Sedef i arıyordu

Ucuz Kitap Al
224,00

Panama Yayıncılık

Şubat 2024304 sf.
13.50x21.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Mehmet Emin Hacıköylü tarafından kaleme alınan Ceviz Yaprakları Panama Yayıncılık eseri olarak okurlarla buluşuyor Ceviz Yaprakları Mehmet Emin Hacıköylü Kitap Özeti İnsan mutluyken kötü bir olayı konduramaz hayatına unutur sevincin ve acının dengesini oysa hareket etmiştir kapı kapanmaya doğru ne göz görür ne de kalp anlar ve kapanır kapı Kapanan sadece kapı değildir ışık söner renk uçar ne dilde tat kalır ne de kulakta ses Geri dönülecek ne yol kalır ne insan bir boşluk kalır dolmayacak doldurulamayacak büyük bir boşluk Eray o büyük boşluğu hiç dolduramadı Artık ne açılacak ne de çalınacak bir kapısı vardı Eray bembeyaz bir çölde yürümeye çalışıyordu Gökyüzünde onlarca güneş vardı Sanki devasa bir film platosundaydı Gözlerini açamıyor açtığında kumun gökyüzünün beyazlığı gözlerine hücum ediyordu En ufak bir esinti dahi yoktu Eray hangi zamanda günün hangi saatinde olduğunu bilmiyordu Akşamın olmadığı günün batmadığı zamanın önemsizleştiği bir yerdeydi Kaleminden dökülen kelimeler mısralar hasretini daha da artırıyor çaresizliğin yalnızlık duygusunun tüm benliğini sardığını hissediyordu Mucize beklentisine giriyor bir telefon bir anons ile acılarının özleminin biteceğini Sedef e kavuşacağını hayal ediyordu Mısralarında bazen bir ağaca bir yaprağa bir martıya esen rüzgâra yağan yağmura geçip giden buluta İstanbul a Boğaz a gemilere yakamoza maviye yeşile Sedef e aşkını aktarmasını diliyor bazen gül kokusunda parlayan güneşte tan kızıllığında sabah serinliğinde bahar tazeliğinde Sedef i arıyordu Yayınevi Panama Yayıncılık Yazar Mehmet Emin Hacıköylü Sayfa 304 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Şubat 2024 Barkod 9786256546240 Kategori Roman

Nobel Kitap
246,40

Panama Yayıncılık

2024304 sf.
Nobel Kitap

İnsan mutluyken kötü bir olayı konduramaz hayatına unutur sevincin ve acının dengesini oysa hareket etmiştir kapı kapanmaya doğru ne göz görür ne de kalp anlar ve kapanır kapı Kapanan sadece kapı değildir ışık söner renk uçar ne dilde tat kalır ne de kulakta ses Geri dönülecek ne yol kalır ne insan bir boşluk kalır dolmayacak doldurulamayacak büyük bir boşluk Eray o büyük boşluğu hiç dolduramadı Artık ne açılacak ne de çalınacak bir kapısı vardı Eray bembeyaz bir çölde yürümeye çalışıyordu Gökyüzünde onlarca güneş vardı Sanki devasa bir film platosundaydı Gözlerini açamıyor açtığında kumun gökyüzünün beyazlığı gözlerine hücum ediyordu En ufak bir esinti dahi yoktu Eray hangi zamanda günün hangi saatinde olduğunu bilmiyordu Akşamın olmadığı günün batmadığı zamanın önemsizleştiği bir yerdeydi Kaleminden dökülen kelimeler mısralar hasretini daha da artırıyor çaresizliğin yalnızlık duygusunun tüm benliğini sardığını hissediyordu Mucize beklentisine giriyor bir telefon bir anons ile acılarının özleminin biteceğini Sedef e kavuşacağını hayal ediyordu Mısralarında bazen bir ağaca bir yaprağa bir martıya esen rüzgâra yağan yağmura geçip giden buluta İstanbul a Boğaz a gemilere yakamoza maviye yeşile Sedef e aşkını aktarmasını diliyor bazen gül kokusunda parlayan güneşte tan kızıllığında sabah serinliğinde bahar tazeliğinde Sedef i arıyordu

Pandora
256,00

Panama

2024304 sf.
Pandora

İnsan mutluyken kötü bir olayı konduramaz hayatına unutur sevincin ve acının dengesini oysa hareket etmiştir kapı kapanmaya doğru ne göz görür ne de kalp anlar ve kapanır kapı Kapanan sadece kapı değildir ışık söner renk uçar ne dilde tat kalır ne de kulakta ses Geri dönülecek ne yol kalır ne insan bir boşluk kalır dolmayacak doldurulamayacak büyük bir boşluk Eray o büyük boşluğu hiç dolduramadı Artık ne açılacak ne de çalınacak bir kapısı vardı Eray bembeyaz bir çölde yürümeye çalışıyordu Gökyüzünde onlarca güneş vardı Sanki devasa bir film platosundaydı Gözlerini açamıyor açtığında kumun gökyüzünün beyazlığı gözlerine hücum ediyordu En ufak bir esinti dahi yoktu Eray hangi zamanda günün hangi saatinde olduğunu bilmiyordu Akşamın olmadığı günün batmadığı zamanın önemsizleştiği bir yerdeydi Kaleminden dökülen kelimeler mısralar hasretini daha da artırıyor çaresizliğin yalnızlık duygusunun tüm benliğini sardığını hissediyordu Mucize beklentisine giriyor bir telefon bir anons ile acılarının özleminin biteceğini Sedef e kavuşacağını hayal ediyordu Mısralarında bazen bir ağaca bir yaprağa bir martıya esen rüzgâra yağan yağmura geçip giden buluta İstanbul a Boğaz a gemilere yakamoza maviye yeşile Sedef e aşkını aktarmasını diliyor bazen gül kokusunda parlayan güneşte tan kızıllığında sabah serinliğinde bahar tazeliğinde Sedef i arıyordu

Şehadet Kitap
256,00

Panama Yayıncılık

2024304 sf.
Şehadet Kitap

İnsan mutluyken kötü bir olayı konduramaz hayatına unutur sevincin ve acının dengesini oysa hareket etmiştir kapı kapanmaya doğru ne göz görür ne de kalp anlar ve kapanır kapı Kapanan sadece kapı değildir ışık söner renk uçar ne dilde tat kalır ne de kulakta ses Geri dönülecek ne yol kalır ne insan bir boşluk kalır dolmayacak doldurulamayacak büyük bir boşluk Eray o büyük boşluğu hiç dolduramadı Artık ne açılacak ne de çalınacak bir kapısı vardı Eray bembeyaz bir çölde yürümeye çalışıyordu Gökyüzünde onlarca güneş vardı Sanki devasa bir film platosundaydı Gözlerini açamıyor açtığında kumun gökyüzünün beyazlığı gözlerine hücum ediyordu En ufak bir esinti dahi yoktu Eray hangi zamanda günün hangi saatinde olduğunu bilmiyordu Akşamın olmadığı günün batmadığı zamanın önemsizleştiği bir yerdeydi Kaleminden dökülen kelimeler mısralar hasretini daha da artırıyor çaresizliğin yalnızlık duygusunun tüm benliğini sardığını hissediyordu Mucize beklentisine giriyor bir telefon bir anons ile acılarının özleminin biteceğini Sedef e kavuşacağını hayal ediyordu Mısralarında bazen bir ağaca bir yaprağa bir martıya esen rüzgâra yağan yağmura geçip giden buluta İstanbul a Boğaz a gemilere yakamoza maviye yeşile Sedef e aşkını aktarmasını diliyor bazen gül kokusunda parlayan güneşte tan kızıllığında sabah serinliğinde bahar tazeliğinde Sedef i arıyordu