Cins Haziran 2026 Sayı 129 — Cins Dergisi

Cins Haziran 2026 Sayı 129
Cins DergisiCins Dergisi
Cins Haziran 2026 Sayı 129
Cins Dergisi111 Sayı Aralık 2024

Cins Dergisi
109 Sayı Ekim 2024

Cins Dergisi
108 Sayı Eylül 2024

Cins Dergisi
107 Sayı Ağustos 2024

Cins Dergisi
101 Sayı Şubat 2024

Cins Dergisi
123 Sayı Aralık 2025 HENÜZ GELEMEMİŞTİR HATASINDAN DÖNENLER Modern insanın en çok unuttuğu şeyin ne olduğuna dair herkes bir şey söylüyor teknoloji diyorlar hız diyorlar tüketim diyorlar Ama kimse söylemiyor Asıl unuttuğumuz şey özlemek Çünkü özlemenin kendisi rasyonel aklın tarif edemediği bir zaman kırılmasıdır Ne ölçülür ne denenir ne de ispatlanır Ama içimizde bir yerlerde kimsenin tarif etmeyi başaramadığı bir sancı gibi durur Bize dünyanın artık tamamen akılla çözülebilir bir yer olduğunu öğrettiler İnsan duygusunun kalbin hafızanın iç sese benzer o kırılgan alanların çağ dışı olduğunu söylediler Özlemek dedik onu bile nörolojik bir meseleye indirgediler Sanki çocukluğun kapısından içeri yeniden girmenin bir insanı beklemenin yıllarca dönmeyen bir sesin hayalini kurmanın fizikte kimyada bir karşılığı varmış gibi Modern insan zamanla birlikte unuttu bazı şeyler ancak hissedilerek bilinir Geçen zaman da aynı akıbete uğradı Takvimlere sıkıştırıldı grafiklere bölündü üretkenlik uygulamalarına zimmetlendi Ama kimse bir anın bir ömre nasıl sığabildiğini anlatamadı Kimse bir günün neden bazen ağır bir yüzyıl gibi çöktüğünü açıklayamadı Çünkü açıklanamaz olanı açıklamaya çalışan modern akıl insanın derin çatlaklarını hep görmezden geldi İşte bu yüzden özlemek modern insanın saklı isyanıdır Hiçbir veriye hiçbir rasyonel çabaya teslim olmaz kendi yasasını kendi içinde taşır Bir ses bir sokak lambası bir eski defter Hepsi zamanda bir gedik açar ve insanı bir anda geri çağırır Bugün özleyen insan aslında hâlâ direniyor Zamanı yalnızca saniyelerden ibaret saymayan bir duygunun ağırlığını da taşıyabileceğini bilen bir hatıranın peşinden gidiyor Belki de sorulması gereken şey şu Eğer insan özleyebiliyorsa hâlâ insan kalmak için bir şansı vardır Ve modern dünyanın bütün gürültüsüne rağmen kalbinde küçücük bir boşluk bırakmayı hâlâ göze alıyorsa o boşluk belki de en büyük hakikatimizdir Ve elbette Henüz gelememiştir hatasından dönenler

Cins Dergisi
122 Sayı Kasım 2025

Cins Dergisi
121 Sayı Ekim 2025 FİLİSTİN BİR İÇERİK DEĞİLDİR Dünyanın gözü bir kez daha ekranlara çevriliyken bir maç bir dizi algoritmanın seçtiği gündem biz bir başka yerde ve başka bir vakitte sözün nereye nasıl ve hangi bağlamda konacağını düşünmeyi seçiyoruz Çünkü önem de tıpkı dil gibi bağlamında kurulur doğru yerde doğru sözle Kendi gündemimizle meşgul olma hakkımızı ve mesuliyetimizi hatırlatıyoruz Çok yaşasın gündemin gürültüsünü yarıp asıl mesele ye dönen o dikkat Filistin bir içerik değildir hızla tüketilen bir akış da değil Haritanın kenar boşluğunda bırakılmış alt yazıya sığdırılmış bir veri hiç değil Orada henüz tamamlanmamış cümlelerin yarım kalmış oyuncakların evlerin hafızası var Ve dilin grameri bile çoğu kez gerçeği saklıyor yıkıldı öldü çatışma çıktı Kim yıktı kim öldürdü kim zulmetti Edilgen cümleler çoğaldıkça vicdanın kasları zayıflıyor Bu dile çekidüzen veriyoruz Faili görünür kılan mazlumu adıyla çağıran yasın estetiğini değil adaletin hesabını tutan bir dilin peşinde olmaya devam edeceğiz Çünkü Filistin bir taraflar denklemi değildir Denge nin konforuna sığınmayı reddediyoruz terazi hassasiyeti değil hakikatin ağırlığı ilgilendiriyor bizi İsimleri iade etmek tanıklığı teyit etmek ve biz tarifini Türkçede yeniden kurmak istiyoruz Biz dediğimiz incineni kollayan kavramları sisle bulanıklaştıran bütün perdeleri yırtmakta ısrar eden bir kararlılık Biliyoruz Unutmak zulmün en sadık müttefiki Okura çağrımız açık Bir şeyin adını koyun unutmayın itiraz edin Çünkü hakikat seyirlik olduğunda tüketilir tarafı olunduğunda korunur Bir ses başka bir sesi çağırır bir doğru cümle bir diğerini ayağa kaldırır Biz buradayız Kelimeleri yerinden kaldırmak ayrıntıyı yerine koymak ve adaleti çağırmak için Onların kapısında sadaka dilenmeyip onları kızdırmaya devam etmeliyiz Ve elbette her günün soruları bunlar Celladın arkasında kimler var Maaşını kaç kapıdan alır ve hangi para birimi Amerika da kursu kaçıncı bitirmiş Mark Twain in Kuzey Amerikalı emperyal birliklerin Filipinler ve başka yerlerde yaptıkları katliamları hedef alan acımasız ironilerini kimse yayımlamak istemiyordu 1901 de şöyle dedi Sadece ölülerin ifade özgürlüğü var Sadece ölülerin gerçeği söyleme hakkı var Ölmeden önce gerçeği söylemek gerçeğin yerini tutmak zorundayız

Cins Dergisi
120 Sayı Eylül 2025 FİLİSTİN BİR İÇERİK DEĞİLDİR Dünyanın gözü bir kez daha ekranlara çevriliyken bir maç bir dizi algoritmanın seçtiği gündem biz bir başka yerde ve başka bir vakitte sözün nereye nasıl ve hangi bağlamda konacağını düşünmeyi seçiyoruz Çünkü önem de tıpkı dil gibi bağlamında kurulur doğru yerde doğru sözle Kendi gündemimizle meşgul olma hakkımızı ve mesuliyetimizi hatırlatıyoruz Çok yaşasın gündemin gürültüsünü yarıp asıl mesele ye dönen o dikkat Filistin bir içerik değildir hızla tüketilen bir akış da değil Haritanın kenar boşluğunda bırakılmış alt yazıya sığdırılmış bir veri hiç değil Orada henüz tamamlanmamış cümlelerin yarım kalmış oyuncakların evlerin hafızası var Ve dilin grameri bile çoğu kez gerçeği saklıyor yıkıldı öldü çatışma çıktı Kim yıktı kim öldürdü kim zulmetti Edilgen cümleler çoğaldıkça vicdanın kasları zayıflıyor Bu dile çekidüzen veriyoruz Faili görünür kılan mazlumu adıyla çağıran yasın estetiğini değil adaletin hesabını tutan bir dilin peşinde olmaya devam edeceğiz Çünkü Filistin bir taraflar denklemi değildir Denge nin konforuna sığınmayı reddediyoruz terazi hassasiyeti değil hakikatin ağırlığı ilgilendiriyor bizi İsimleri iade etmek tanıklığı teyit etmek ve biz tarifini Türkçede yeniden kurmak istiyoruz Biz dediğimiz incineni kollayan kavramları sisle bulanıklaştıran bütün perdeleri yırtmakta ısrar eden bir kararlılık Biliyoruz Unutmak zulmün en sadık müttefiki Okura çağrımız açık Bir şeyin adını koyun unutmayın itiraz edin Çünkü hakikat seyirlik olduğunda tüketilir tarafı olunduğunda korunur Bir ses başka bir sesi çağırır bir doğru cümle bir diğerini ayağa kaldırır Biz buradayız Kelimeleri yerinden kaldırmak ayrıntıyı yerine koymak ve adaleti çağırmak için Onların kapısında sadaka dilenmeyip onları kızdırmaya devam etmeliyiz Ve elbette her günün soruları bunlar Celladın arkasında kimler var Maaşını kaç kapıdan alır ve hangi para birimi Amerika da kursu kaçıncı bitirmiş Mark Twain in Kuzey Amerikalı emperyal birliklerin Filipinler ve başka yerlerde yaptıkları katliamları hedef alan acımasız ironilerini kimse yayımlamak istemiyordu 1901 de şöyle dedi Sadece ölülerin ifade özgürlüğü var Sadece ölülerin gerçeği söyleme hakkı var Ölmeden önce gerçeği söylemek gerçeğin yerini tutmak zorundayız

Cins Dergisi
119 Sayı Ağustos 2025

Cins Dergisi
118 Sayı Temmuz 2025

Cins Dergisi
117 Sayı Haziran 2025

Cins Dergisi
116 Sayı Mayıs 2025

Cins Dergisi
115 Sayı Nisan 2025

Cins Dergisi
113 Sayı Şubat 2025

Cins Dergisi
112 Sayı Ocak 2025

Cins Dergisi
129 Sayı Haziran 2026

Cins Dergisi
128 Sayı Mayıs 2026

Cins Dergisi
126 Sayı Mart 2026 Mazuruz Haklı Değil Mazuruz Haklı değil Başımıza gelenler gündüzün başına gelse gece olurdu diyen bilge haklı Zaman gösteriyor ki geriye hiçbir şey kalmaması için yapılan her şey büyük oranda boşa çıktı Türk müziği yasaklanırken Türk düşüncesinin tabutuna çivi çakılmak isteniyordu Kısmen başardılar o yüzden mazuruz Öldürmek istediler ama öldüremediler o yüzden haklı değiliz Türk hayat tarzını ortadan kaldırmaya yönelik bir çabaydı Türk müziğinin yasaklanması Tüm uygulayıcıların yekpare bu niyeti taşımıyor oluşu durumu değiştirmiyor ne yazık ki Peyami Safa nın o günlerdeki anketinden bile anlaşılır bu Kabul Türkiye nin ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı günlerden geçtik Erken Cumhuriyet idaresi çözümü ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalan Türkiye nin salasını okumakta buldu Biz i bizzat biz öldürürsek düşmanın ölüm tehdidinden emin oluruz dediler Fikirler muhteremdir Eğer buldukları çözüm tüm yanlış taraflarına rağmen muvakkaten bir çözüm değil idiyse müsebbiplerini ihanetle itham etmek zorundayız Tarihe şefkatle yaklaşalım Onlar vartayı atlatmaya çalıştılar Bunu ciddiye alan ve bundan pozisyon devşiren kılıç artıkları vartayı atlatmamıza izin vermediler Yıllar geçti ve bugüne geldik Bu yıl Ramazan Ayı toplumun tamamını içine alan bir neşeye dönüştü Bundan daha doğal ne olabilir diyebileceğimiz bir normal bu Anormallik bunun hasretini çekiyor olmamızdı aslında Gündelik hayatın tam ortasında olduğu için doğal olarak okullara da uzanan bu neşeye bir de artık hepimizin yakından tanıdığı Celal Karatüre nin okuduğu Kabe de Hacılar Hu der ilahisi eklendi Çok kısa sürede on milyonlarca insanın dilinde okunur hâle geldi Türk müziğinin yasaklanmasından söz ederek başlamıştık söze Ramazan neşesi ve ona eşlik eden ilahinin bulduğu geniş yankı vartayı atlatmamızdan rahatsız olan ve Türkiye nin düşük bir pozisyonda kalmasından imkân devşiren yerli yabancılarımızı rahatsız etti Öğrendik ki köşe başlarında duran bu insanların ilahi nedir sorusunun cevabına dair hiçbir fikirleri yokmuş Hem onlara hem de Celal kardeşimizin okuduğu ilahiyi ezberleyen güzel insanlara neden mazur olduğumuzu ama haklı olmadığımızı anlatmaya vesile olabilir tüm bu olan biten Evet mazuruz Çünkü biz tanımına dair hiçbir şeyin kalmaması için her şeyin yapıldığı devasa bir 150 yıllık çölden geliyoruz Bildiğimiz öğrendiğimiz ve sevdiğimiz her şeyi unuttuk Güzel cumhuriyetimiz bu şarkı babamdan kaldı bana diyebilecek herkesi ve her şeyi ortadan kaldırmaya ant içmiş gibi kılıcıyla dolaştı aramızda Ama tüm olan bitene rağmen haklı değiliz Devasa bir mirasın eşiğinde duruyoruz İncelmiş bir medeniyetin ve adaletli bir imparatorluğun çocukları olarak yüksek bir kültür ve duyuş seviyesinin hafızası kirletilmiş sonuçlarıyız Yine de o yüksek duyuş seviyesine tırnaklarımızla kazıyarak da olsa geri dönmek zorundayız Gürül gürül akan Ramazan neşesini ve çokça tebrik ettiğimiz Celal kardeşimizi vesile kılarak açılan bu güzel kapıdan girip müziğimizle tanışabiliriz Bunun için 100 parçalık bir liste hazırladık bu sayımızda Süleymaniye yi sevmenin ve anlamanın ve elbette yeniden Süleymaniye yapabilecek bir duyuş seviyesine yükselmenin ilk adımı buradan geçiyor çünkü Çok oyalandık hızlıca geçmemiz gerekir bu günlerden Ramazan ayını vesile kılabiliriz Bayram o bayram ola

Cins Dergisi
125 Sayı Şubat 2026

Cins Dergisi
124 Sayı Ocak 2026 GERÇEK BİR MERHABA HER ŞEYİ DEĞİŞTİRİR İmajlar çağında yaşıyoruz diyen birine yeni bir şey yok mu diye sorulsa yeridir Biliyoruz eleştiriyoruz ve biz de tam olarak o çağın bir parçasıyız İçinde yaşıyor olmamız dolayısıyla değil Ona hizmet ediyor ve onu tahkim ediyor olmamız dolayısıyla İnsanı bir fotoğrafla tanıyor bir fotoğrafla yargılıyor ve bir fotoğrafla asıyoruz Altı çizili olan üç fiilin üçü de bir fotoğrafla yapılabilecek şeyler değil Mesele sadece olumsuz anlamıyla böyle değil Tersinden de böyle Fiilleri tanımak sevmek ve övmek şeklinde de kurabiliriz Sevmenin kendinde yüklü güzelliği ve bir nedenselliğe ihtiyaç duymaması örneğimizi zayıflatıyor elbette Ancak cümlenin şöyle kurulmasında sorun görmeyenlere de itiraz edebiliriz İnsanı bir fotoğrafla tanıyor bir fotoğrafla seviyor ve bir fotoğrafla övüyoruz Yine de itiraz ediyoruz Çünkü bu kolaylık ilk örnekteki kolaylığa da imkân tanıyor İyi niyetli yanılgı kötü niyetli yanılgıdan daha iyi bir yanılgı değildir Her ikisi de yanılgıdır Dünya kurulduğundan beri yeryüzünde yürüyen en büyük adamlardan biri olarak adaletin mücessem hâli Hz Ömer şöyle demiştir Bir kimseyle yolculuk etmedikçe onunla alışveriş yapmadıkça ve ona bir emanet vermedikçe onu tanıdığını söyleme Buradaki tanımak ı anlamamız gerekir elbette Dün ne anlama geliyordu bu kelime bugün ne anlama geliyor Efendimiz Ömer in kastı sürekli ve nihai kastımızdır İsmini bilmek yüzünü ayırt edebilmek ve giderek kalbini sezmek Tanımak modern anlamıyla yüzeysel bir temas değil karakterle kurulan sürekli bir ilişkidir diyebiliriz Ne kadar çabuk ve ne kadar çok kişiyi tanıyoruz Tanınmamak için şair öyle sansınlar bırak taki gibi bir tuhaflık var ama burada Bugünden geriye doğru birkaç yüzyıl gidince insan ve topluma ilişkin şöyle bir veriden söz ediyorlar Bir insanın hayatı boyunca tanıyabildiği kişi sayısı bugün içinde yaşadığımız modern dünyaya kıyasla oldukça kısıtlıydı Yüklemin menfi oluşu araştırmacıların ağıt yaktığını gösteriyor Çokluk matah bir şeymiş gibi yahut kıymetlendiriliyormuş gibi Köyleri görmezden gelelim köylüleri değil ancak beş yüz yıl önce ortalama bir şehirde bile herhangi bir insanın tanıyabileceği insan sayısı en iyi ihtimalle üç yüzü geçmiyordu İnsanı sayarak konuşmak doğru değil diyebilirsiniz Haklı da olursunuz ama biz modern insanlarız İnsan da dahil her şeyi sayarız Yanlış anlaşılmasın bu matematiğe olan sadakatimizden değil ciddiyetsizliğe olan meylimizden ileri geliyor Burada buna nefis diyebiliriz Bunun sebebi matematiğin aramızda hükümferma olmasından kaynaklanmıyor En ufak bir amacımız bile olmayışından kaynaklanıyor Ya da amacımızın kendimiz tarafından değil tıpkı bizim başkalarının amacını belirlediğimiz gibi başkaları tarafından belirleniyor olmasından Burada söz uzar Başkaları kim diye sorabiliriz Hepimizin yakından tanıdığı bir duygu ile açıklayabiliriz bunu hani yapman gereken asıl işi yapmamak için çok daha fazla ve zor başka işleri yaparken bulursun ya kendini Başkaları o işte Geri dönersek şu net iletişimin genişliği ulaşımın rahatlığı ve toplumsal kurumsallaşmanın doğurduğu rahatlık daha çok kişiyi tanımamıza imkân vermiyor Bilakis dünden daha az kişiyi tanıyoruz Daha az kişiyi daha az tanıyoruz Sosyal varlık olarak tanımlanan insan tanımın ilk kelimesini o kadar sevdi ki varlığını feda etme pahasına o kelimenin içinde yaşamayı kendisine kar saydı Yaptığı işle değil kurduğu ilişki ile var olma telaşıdır fark etmediğimiz şekilde bizi büyütürken kalbimizi küçülten şey Cins bu sayısında o gerçek merhaba nın peşine düşüyor Ekranların soğukluğunu değil yüz yüze bakmanın bereketini algoritmaların tahminlerini değil insanın hayretini arayanlara sesleniyor Birini tanımanın onunla yol yürümek birlikte hareket etmek ve gözlerinin içine bakmak demek olduğunu hatırlatmak için Bu sayıyı tanışmayı bir menfaat prosedüründen tanımayı bir dijital hafiyelikten kurtarıp insanı insanla yüzü yüzle kalbi kalple buluşturmak isteyenlere ithaf ediyoruz Yeniden gerçek bir merhaba