MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Cinsel Farkın Felsefesi — Yasemin Yeşiltaş

Cinsel Farkın Felsefesi
208,80
DüşünceGenelAnasayfa

Cinsel Farkın Felsefesi

Yasemin Yeşiltaş

Eski Yeni Yayınları

Nisan 2026226 sf.
Ekin KitapEn ucuz

Cinsel Farkın Felsefesi

Yasemin Yeşiltaş

Cinsiyeti biyolojik dilsel ve kültürel yönüyle kapsayan cinsel fark kavramı Batı düşüncesinde töz özne ve temsil anlayışlarının cinsiyetli temellerini görünür kılmanın bir aracıdır Bu eserde modern Batı felsefesinin özne beden ve cinsiyet kavrayışını temelden sorgulayan ayrı fakat birbirini tamamlayan iki yönelimi temsil etmelerinden ötürü Simone de Beauvoir ve Luce Irigaray ın düşünceleri birlikte ele alınmaktadır Her iki düşünür de farklı yöntem ve kavramsal araçlar kullanmalarına rağmen felsefe tarihinde evrensel özne nin aslında eril bir imge etrafında biçimlendiğini göstermeleri bakımından dönüştürücü bir konumda durmaktadır Çalışmanın birinci bölümü eşitlik ve farklılık vurgusunu öne çıkaran feminist yaklaşımlara giriş niteliğindedir İkinci bölümde Beauvoir ın özgürlük ve öznellik anlayışı aracılığıyla hegel ve Sartre ile kurduğu düşünsel ilişki analiz edilmiştir Beauvoir a göre tarih boyunca öteki olarak konumlandırılmış kadınların durumu erkeklerin aşkın öznesine karşı içkinliğe mahkûm edilmeleriyle belirlenmektedir Üçüncü bölümde ise Irigaray ın Freud ve Lacan dan devraldığı psikanalitik miras dişil farkın temsil edilemezliği bağlamında değerlendirilmiştir Irigaray Batı metafiziğinin bir aynılık ve töz metafiziği olduğu eleştirisinden hareketle fallogosantrik imleme düzeninin hem özneyi hem de ötekiyi tekil bir anlam ekonomisi içinde sabitleyip dişil olanın dilsel ve düşünsel imkânını dışladığını savunmuştur Sonuç olarak asimetrik bir diyalektik içinde karşılıklılığın aranması ve bu diyalektiğin bizzat monolojik bir imleme yapısına dayandığı iddiası açısından bu iki düşünürün karşılaştırılması cinsel farkın yalnızca toplumsal bir eşitsizlik göstergesi olarak değil ontolojik bir açıklık olarak değerlendirilmesi yönüyle felsefi bir eleştiri noktası sunmaktadır

Kitap Ambarı
217,50

Eskiyeni Yayınları

2026226 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap Ambarı

Cinsiyeti biyolojik dilsel ve kültürel yönüyle kapsayan cinsel fark kavramı Batı düşüncesinde töz özne ve temsil anlayışlarının cinsiyetli temellerini görünür kılmanın bir aracıdır Bu eserde modern Batı felsefesinin özne beden ve cinsiyet kavrayışını temelden sorgulayan ayrı fakat birbirini tamamlayan iki yönelimi temsil etmelerinden ötürü Simone de Beauvoir ve Luce Irigaray ın düşünceleri birlikte ele alınmaktadır Her iki düşünür de farklı yöntem ve kavramsal araçlar kullanmalarına rağmen felsefe tarihinde evrensel özne nin aslında eril bir imge etrafında biçimlendiğini göstermeleri bakımından dönüştürücü bir konumda durmaktadır Çalışmanın birinci bölümü eşitlik ve farklılık vurgusunu öne çıkaran feminist yaklaşımlara giriş niteliğindedir İkinci bölümde Beauvoir ın özgürlük ve öznellik anlayışı aracılığıyla hegel ve Sartre ile kurduğu düşünsel ilişki analiz edilmiştir Beauvoir a göre tarih boyunca öteki olarak konumlandırılmış kadınların durumu erkeklerin aşkın öznesine karşı içkinliğe mahkûm edilmeleriyle belirlenmektedir Üçüncü bölümde ise Irigaray ın Freud ve Lacan dan devraldığı psikanalitik miras dişil farkın temsil edilemezliği bağlamında değerlendirilmiştir Irigaray Batı metafiziğinin bir aynılık ve töz metafiziği olduğu eleştirisinden hareketle fallogosantrik imleme düzeninin hem özneyi hem de ötekiyi tekil bir anlam ekonomisi içinde sabitleyip dişil olanın dilsel ve düşünsel imkânını dışladığını savunmuştur Sonuç olarak asimetrik bir diyalektik içinde karşılıklılığın aranması ve bu diyalektiğin bizzat monolojik bir imleme yapısına dayandığı iddiası açısından bu iki düşünürün karşılaştırılması cinsel farkın yalnızca toplumsal bir eşitsizlik göstergesi olarak değil ontolojik bir açıklık olarak değerlendirilmesi yönüyle felsefi bir eleştiri noktası sunmaktadır Tanıtım Bülteninden

Benli Kitap
217,50

Eski Yeni Yayınları

2026-04-221. baskı226 sf.
Karton135-210-Kitap KağıdıTürkçe
Benli Kitap

Cinsiyeti biyolojik dilsel ve kültürel yönüyle kapsayan cinsel fark kavramı Batı düşüncesinde töz özne ve temsil anlayışlarının cinsiyetli temellerini görünür kılmanın bir aracıdır Bu eserde modern Batı felsefesinin özne beden ve cinsiyet kavrayışını temelden sorgulayan ayrı fakat birbirini tamamlayan iki yönelimi temsil etmelerinden ötürü Simone de Beauvoir ve Luce Irigaray ın düşünceleri birlikte ele alınmaktadır Her iki düşünür de farklı yöntem ve kavramsal araçlar kullanmalarına rağmen felsefe tarihinde evrensel özne nin aslında eril bir imge etrafında biçimlendiğini göstermeleri bakımından dönüştürücü bir konumda durmaktadır Çalışmanın birinci bölümü eşitlik ve farklılık vurgusunu öne çıkaran feminist yaklaşımlara giriş niteliğindedir İkinci bölümde Beauvoir ın özgürlük ve öznellik anlayışı aracılığıyla hegel ve Sartre ile kurduğu düşünsel ilişki analiz edilmiştir Beauvoir a göre tarih boyunca öteki olarak konumlandırılmış kadınların durumu erkeklerin aşkın öznesine karşı içkinliğe mahkûm edilmeleriyle belirlenmektedir Üçüncü bölümde ise Irigaray ın Freud ve Lacan dan devraldığı psikanalitik miras dişil farkın temsil edilemezliği bağlamında değerlendirilmiştir Irigaray Batı metafiziğinin bir aynılık ve töz metafiziği olduğu eleştirisinden hareketle fallogosantrik imleme düzeninin hem özneyi hem de ötekiyi tekil bir anlam ekonomisi içinde sabitleyip dişil olanın dilsel ve düşünsel imkânını dışladığını savunmuştur Sonuç olarak asimetrik bir diyalektik içinde karşılıklılığın aranması ve bu diyalektiğin bizzat monolojik bir imleme yapısına dayandığı iddiası açısından bu iki düşünürün karşılaştırılması cinsel farkın yalnızca toplumsal bir eşitsizlik göstergesi olarak değil ontolojik bir açıklık olarak değerlendirilmesi yönüyle felsefi bir eleştiri noktası sunmaktadır

Kitap Sepeti
217,50

Eski Yeni Yayınları

2026226 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Cinsiyeti biyolojik dilsel ve kültürel yönüyle kapsayan cinsel fark kavramı Batı düşüncesinde töz özne ve temsil anlayışlarının cinsiyetli temellerini görünür kılmanın bir aracıdır Bu eserde modern Batı felsefesinin özne beden ve cinsiyet kavrayışını temelden sorgulayan ayrı fakat birbirini tamamlayan iki yönelimi temsil etmelerinden ötürü Simone de Beauvoir ve Luce Irigaray ın düşünceleri birlikte ele alınmaktadır Her iki düşünür de farklı yöntem ve kavramsal araçlar kullanmalarına rağmen felsefe tarihinde evrensel özne nin aslında eril bir imge etrafında biçimlendiğini göstermeleri bakımından dönüştürücü bir konumda durmaktadır Çalışmanın birinci bölümü eşitlik ve farklılık vurgusunu öne çıkaran feminist yaklaşımlara giriş niteliğindedir İkinci bölümde Beauvoir ın özgürlük ve öznellik anlayışı aracılığıyla hegel ve Sartre ile kurduğu düşünsel ilişki analiz edilmiştir Beauvoir a göre tarih boyunca öteki olarak konumlandırılmış kadınların durumu erkeklerin aşkın öznesine karşı içkinliğe mahkûm edilmeleriyle belirlenmektedir Üçüncü bölümde ise Irigaray ın Freud ve Lacan dan devraldığı psikanalitik miras dişil farkın temsil edilemezliği bağlamında değerlendirilmiştir Irigaray Batı metafiziğinin bir aynılık ve töz metafiziği olduğu eleştirisinden hareketle fallogosantrik imleme düzeninin hem özneyi hem de ötekiyi tekil bir anlam ekonomisi içinde sabitleyip dişil olanın dilsel ve düşünsel imkânını dışladığını savunmuştur Sonuç olarak asimetrik bir diyalektik içinde karşılıklılığın aranması ve bu diyalektiğin bizzat monolojik bir imleme yapısına dayandığı iddiası açısından bu iki düşünürün karşılaştırılması cinsel farkın yalnızca toplumsal bir eşitsizlik göstergesi olarak değil ontolojik bir açıklık olarak değerlendirilmesi yönüyle felsefi bir eleştiri noktası sunmaktadır

Şehadet Kitap
217,50

Eski Yeni Yayınları

2026226 sf.
Şehadet Kitap

Cinsiyeti biyolojik dilsel ve kültürel yönüyle kapsayan cinsel fark kavramı Batı düşüncesinde töz özne ve temsil anlayışlarının cinsiyetli temellerini görünür kılmanın bir aracıdır Bu eserde modern Batı felsefesinin özne beden ve cinsiyet kavrayışını temelden sorgulayan ayrı fakat birbirini tamamlayan iki yönelimi temsil etmelerinden ötürü Simone de Beauvoir ve Luce Irigaray ın düşünceleri birlikte ele alınmaktadır Her iki düşünür de farklı yöntem ve kavramsal araçlar kullanmalarına rağmen felsefe tarihinde evrensel özne nin aslında eril bir imge etrafında biçimlendiğini göstermeleri bakımından dönüştürücü bir konumda durmaktadır Çalışmanın birinci bölümü eşitlik ve farklılık vurgusunu öne çıkaran feminist yaklaşımlara giriş niteliğindedir İkinci bölümde Beauvoir ın özgürlük ve öznellik anlayışı aracılığıyla hegel ve Sartre ile kurduğu düşünsel ilişki analiz edilmiştir Beauvoir a göre tarih boyunca öteki olarak konumlandırılmış kadınların durumu erkeklerin aşkın öznesine karşı içkinliğe mahkûm edilmeleriyle belirlenmektedir Üçüncü bölümde ise Irigaray ın Freud ve Lacan dan devraldığı psikanalitik miras dişil farkın temsil edilemezliği bağlamında değerlendirilmiştir Irigaray Batı metafiziğinin bir aynılık ve töz metafiziği olduğu eleştirisinden hareketle fallogosantrik imleme düzeninin hem özneyi hem de ötekiyi tekil bir anlam ekonomisi içinde sabitleyip dişil olanın dilsel ve düşünsel imkânını dışladığını savunmuştur Sonuç olarak asimetrik bir diyalektik içinde karşılıklılığın aranması ve bu diyalektiğin bizzat monolojik bir imleme yapısına dayandığı iddiası açısından bu iki düşünürün karşılaştırılması cinsel farkın yalnızca toplumsal bir eşitsizlik göstergesi olarak değil ontolojik bir açıklık olarak değerlendirilmesi yönüyle felsefi bir eleştiri noktası sunmaktadır

Kitap Yurdu
226,20

ESKİYENİ YAYINLARI

22.04.2026226 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Cinsiyeti biyolojik dilsel ve kültürel yönüyle kapsayan cinsel fark kavramı Batı düşüncesinde töz özne ve temsil anlayışlarının cinsiyetli temellerini görünür kılmanın bir aracıdır Bu eserde modern Batı felsefesinin özne beden ve cinsiyet kavrayışını temelden sorgulayan ayrı fakat birbirini tamamlayan iki yönelimi temsil etmelerinden ötürü Simone de Beauvoir ve Luce Irigaray ın düşünceleri birlikte ele alınmaktadır Her iki düşünür de farklı yöntem ve kavramsal araçlar kullanmalarına rağmen felsefe tarihinde evrensel özne nin aslında eril bir imge etrafında biçimlendiğini göstermeleri bakımından dönüştürücü bir konumda durmaktadır Çalışmanın birinci bölümü eşitlik ve farklılık vurgusunu öne çıkaran feminist yaklaşımlara giriş niteliğindedir İkinci bölümde Beauvoir ın özgürlük ve öznellik anlayışı aracılığıyla hegel ve Sartre ile kurduğu düşünsel ilişki analiz edilmiştir Beauvoir a göre tarih boyunca öteki olarak konumlandırılmış kadınların durumu erkeklerin aşkın öznesine karşı içkinliğe mahkûm edilmeleriyle belirlenmektedir Üçüncü bölümde ise Irigaray ın Freud ve Lacan dan devraldığı psikanalitik miras dişil farkın temsil edilemezliği bağlamında değerlendirilmiştir Irigaray Batı metafiziğinin bir aynılık ve töz metafiziği olduğu eleştirisinden hareketle fallogosantrik imleme düzeninin hem özneyi hem de ötekiyi tekil bir anlam ekonomisi içinde sabitleyip dişil olanın dilsel ve düşünsel imkânını dışladığını savunmuştur Sonuç olarak asimetrik bir diyalektik içinde karşılıklılığın aranması ve bu diyalektiğin bizzat monolojik bir imleme yapısına dayandığı iddiası açısından bu iki düşünürün karşılaştırılması cinsel farkın yalnızca toplumsal bir eşitsizlik göstergesi olarak değil ontolojik bir açıklık olarak değerlendirilmesi yönüyle felsefi bir eleştiri noktası sunmaktadır

Nobel Kitap
255,20

Eski Yeni Yayınları

2026226 sf.
Ciltsiz13x21 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Cinsiyeti biyolojik dilsel ve kültürel yönüyle kapsayan cinsel fark kavramı Batı düşüncesinde töz özne ve temsil anlayışlarının cinsiyetli temellerini görünür kılmanın bir aracıdır Bu eserde modern Batı felsefesinin özne beden ve cinsiyet kavrayışını temelden sorgulayan ayrı fakat birbirini tamamlayan iki yönelimi temsil etmelerinden ötürü Simone de Beauvoir ve Luce Irigaray ın düşünceleri birlikte ele alınmaktadır Her iki düşünür de farklı yöntem ve kavramsal araçlar kullanmalarına rağmen felsefe tarihinde evrensel özne nin aslında eril bir imge etrafında biçimlendiğini göstermeleri bakımından dönüştürücü bir konumda durmaktadır Çalışmanın birinci bölümü eşitlik ve farklılık vurgusunu öne çıkaran feminist yaklaşımlara giriş niteliğindedir İkinci bölümde Beauvoir ın özgürlük ve öznellik anlayışı aracılığıyla hegel ve Sartre ile kurduğu düşünsel ilişki analiz edilmiştir Beauvoir a göre tarih boyunca öteki olarak konumlandırılmış kadınların durumu erkeklerin aşkın öznesine karşı içkinliğe mahkûm edilmeleriyle belirlenmektedir Üçüncü bölümde ise Irigaray ın Freud ve Lacan dan devraldığı psikanalitik miras dişil farkın temsil edilemezliği bağlamında değerlendirilmiştir Irigaray Batı metafiziğinin bir aynılık ve töz metafiziği olduğu eleştirisinden hareketle fallogosantrik imleme düzeninin hem özneyi hem de ötekiyi tekil bir anlam ekonomisi içinde sabitleyip dişil olanın dilsel ve düşünsel imkânını dışladığını savunmuştur Sonuç olarak asimetrik bir diyalektik içinde karşılıklılığın aranması ve bu diyalektiğin bizzat monolojik bir imleme yapısına dayandığı iddiası açısından bu iki düşünürün karşılaştırılması cinsel farkın yalnızca toplumsal bir eşitsizlik göstergesi olarak değil ontolojik bir açıklık olarak değerlendirilmesi yönüyle felsefi bir eleştiri noktası sunmaktadır

Pandora

Eski Yeni Yayınları

2026225 sf.
Pandora

Cinsiyeti biyolojik dilsel ve kültürel yönüyle kapsayan cinsel fark kavramı Batı düşüncesinde töz özne ve temsil anlayışlarının cinsiyetli temellerini görünür kılmanın bir aracıdır Bu eserde modern Batı felsefesinin özne beden ve cinsiyet kavrayışını temelden sorgulayan ayrı fakat birbirini tamamlayan iki yönelimi temsil etmelerinden ötürü Simone de Beauvoir ve Luce Irigaray ın düşünceleri birlikte ele alınmaktadır Her iki düşünür de farklı yöntem ve kavramsal araçlar kullanmalarına rağmen felsefe tarihinde evrensel özne nin aslında eril bir imge etrafında biçimlendiğini göstermeleri bakımından dönüştürücü bir konumda durmaktadır Çalışmanın birinci bölümü eşitlik ve farklılık vurgusunu öne çıkaran feminist yaklaşımlara giriş niteliğindedir İkinci bölümde Beauvoir ın özgürlük ve öznellik anlayışı aracılığıyla hegel ve Sartre ile kurduğu düşünsel ilişki analiz edilmiştir Beauvoir a göre tarih boyunca öteki olarak konumlandırılmış kadınların durumu erkeklerin aşkın öznesine karşı içkinliğe mahkûm edilmeleriyle belirlenmektedir Üçüncü bölümde ise Irigaray ın Freud ve Lacan dan devraldığı psikanalitik miras dişil farkın temsil edilemezliği bağlamında değerlendirilmiştir Irigaray Batı metafiziğinin bir aynılık ve töz metafiziği olduğu eleştirisinden hareketle fallogosantrik imleme düzeninin hem özneyi hem de ötekiyi tekil bir anlam ekonomisi içinde sabitleyip dişil olanın dilsel ve düşünsel imkânını dışladığını savunmuştur Sonuç olarak asimetrik bir diyalektik içinde karşılıklılığın aranması ve bu diyalektiğin bizzat monolojik bir imleme yapısına dayandığı iddiası açısından bu iki düşünürün karşılaştırılması cinsel farkın yalnızca toplumsal bir eşitsizlik göstergesi olarak değil ontolojik bir açıklık olarak değerlendirilmesi yönüyle felsefi bir eleştiri noktası sunmaktadır